Anahtar kelimeler: Murisi Kazasından Bursa Şartı Eksiklikleri Sayisi Esastan Adliye Hazırlanan Derece
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ███████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile davacıların murisi ...'ın işveren ...İnşaat'ın sahibi ...'in şantiyesinde demirci ustası olarak çalışırken, 30.07.2018 tarihinde inşaattan düşmesi neticesinde vefat ettiğini, olay ile ilgili ... CBS'nin █████████ Soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma yapıldığını, soruşturma kapsamında aldırılan rapor ile olayda işverenin asli kusurlu olduğunun belirlendiğini, davacı eş ...'ın 58 yaşında olduğunu, yeniden evlilik olasılığının zayıf olduğunu, evlatlarının ise bekar ve henüz işsiz olduklarını, ...'ın ailesini geçindirmekte büyük zorluk yaşadığını, davacı destekten yoksun kalan çocukların en küçüğünün 15 en büyüğünün ise 26 yaşında olduğunu, eş ve babalarını kaybetmelerinden ötürü davacıların büyük çöküntü ve maddi kayıp içinde olduklarını beyan ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, her bir davacı için 10.000 TL olmak üzere maddi tazminatı ve tüm davacılar için toplamda 500.000 TL manevi tazminat toplamı 560.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesini, davalının taşınır ve taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili beyanlarında özetle; davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sundukları ATK raporu ile müteveffanın geçirdiği kazanın tedavisini gördüğü vertigo hastalığına bağlı olabileceği yönünde görüş bildirdiğini, davalının cevap dilekçesi ibrazına rağmen mahkemece karar içeriğinde davalının cevap dilekçesi vermediğinin belirtildiğini, kusur oranlarına ilişkin eksiklikler ve çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, müteveffanın kusuruna bilirkişi raporunda hiç yer verilmediğini, hüküm altına alınan tazminat miktarlarının fahiş olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355. maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekili tarafından yapılan istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi.
3. Değerlendirme
A)Davalı vekilinin davacı ... lehine hükmolunan maddi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre Mahkemece davacı lehine 152.027,67 TL maddi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B)Davalı vekilinin davacı ... lehine hükmolunan maddi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden ;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; davacıların davaya konu iş kazası nedeniyle uğradığı maddi zararın tespiti amacıyla aldırılan 20.09.2021 tarihli kök hesap raporunda davacılar murisi kazalının geliri asgari ücret kabul edilmek suretiyle ve Kurumca bağlanan gelirin mahsubu yapılmaksızın davacı eş ... yönünden zararın 269.583,76 TL, davacı çocuk... yönünden 36.051,86 TL maddi zararının bulunduğu devamla da diğer davacıların ise kaza tarihinde destek yaşının üzerinde olmaları nedeniyle maddi zarar hesabı yapılmadığı yönünde kanaat bildirildiği, davacılar vekilince anılan rapora itiraz edilmediği, celse arasında 13.10.2021 tarihli beyan ve mazeret dilekçesi sunulduğu, ilgili dilekçe içeriğinde davalı vekilinin hesap raporuna itirazlarının raporun hükme elverişli olması nedeniyle reddi gerektiğinin belirtilerek talep arttırım dilekçesi sunmak üzere tarafına süre verilmesinin talep edildiği, Mahkemece kurumca bağlanan gelirin sorulması ve akabinde dosyanın ek rapora tevdi için ara karar kurulduğu, 24.01.2022 tarihli ek hesap raporunda yine kazalının ücreti asgari ücret esas alınması suretiyle bu kez gelirin mahsubu sonucu davacı eş ... yönünden zararın 374.268,17 TL, davacı çocuk... için 32.707,61 TL hesaplandığı, davacı vekilince bu kez rapora kazalının ücretinin asgari ücretin üzerinde olduğu sebepleriyle itiraz edildiği, Mahkemece emsal ücret araştırması yapılması suretiyle ve taraf vekillerinin itirazlar değerlendirilmek üzere yeniden hesap raporu aldırıldığı, 11.05.2022 tarihli hesap raporunda kazalının ücreti asgari ücretin 2.62 katı olduğu tespiti ile hesaplama yapılmak suretiyle zararın belirlendiği, davacılar vekilince rapora itiraz edilmediği, davalı vekilince itiraz edildiği, celse talikleri üzerine Mahkemece Ocak 2023 asgari ücret değişikliğinin uygulanması ve davalı itirazlarının irdelenmesi amacıyla dosyanın yeniden hesap bilirkişisine tevdi olunduğu, 03.03.2023 tarihli hesap raporunda kazalının ücreti asgari ücretin 2.62.katı olduğu tespiti ve 2023 asgari ücret değişikliklerinin uygulanması suretiyle davacı eş yönünden zararın 916.601,04 TL, davacı çocuk... yönünden 152.027,67 TL olarak hesaplandığı, davacılar vekilince anılan miktarlar üzerinden talebini arttırdığı ve Mahkemece 03.03.2023 tarihli raporun hükme esas alınması suretiyle karar verildiği anlaşılmıştır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, ████████ K, 03.12.2008 T., ███████-730 E., ████████ K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda Mahkemece 20.09.2021 tarihli kök hesap raporuna davacı vekilince itiraz edilmediğinin gözden kaçırılması suretiyle davalı itirazları ile aldırılan ve maddi tazminatın daha fazla hesaplandığı 03.03.2023 tarihli rapora itibarla tesis edilen karar davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali neticesine yol açmakla hatalı olmuştur.
O halde Mahkemece yapılacak iş; davacılar vekilince 20.09.2021 tarihli kök hesap raporuna göre davacı kazalının maddi zararını kurumca bağlanan gelirin usulünce mahsubunun yapılması suretiyle belirlemek ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözetmek suretiyle bir karar vermekten ibarettir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin davacı ... lehine hükmolunan maddi tazminata yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davalı vekilinin davacı ... lehine hükmolunan maddi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!