Anahtar kelimeler: Arar Süregelen Süredir Sinden Bununla Çeşitli İlişkiler Durdurulduğunu Olmamak Kapsamda

T.C.

İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA VE İSTEM
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı taraf ile satış sözleşmesi gerçekleştirdiğini, ancak müvekkile herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine ... 27. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle; itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına arar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf ile müvekkil şirket arasında bir süredir süregelen ticari ilişkiler bulunduğunu ve bu kapsamda çeşitli ürünlerin teslim edildiğini, bununla birlikte kayıtlarda bazı tutarsızlık ve uyuşmazlıklar bulunduğunu bu nedenle borcun miktarı yönünden bir belirsizlik mevcut olduğunu, ödeme sürecinin askıya alındığını, diğer yandan fatura ve sipariş formlarının bazılarının kendilerine ulaşmadığını bu belgelerin eksiksiz teslim edildiğini de kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri, ... 27. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı sayılı dosyası Uyap mündericatı, arabuluculuk tutanağı, ticari defter kayıtları, faturalar, yazışmalara dair evraklar, bilirkişi incelemesi ve tüm dosya kapsamı...
... 27. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra dosyası incelenmekle; Alacaklının davamızın davacısı, borçlunun davamızın davalısı olduğu, davacı/ alacaklının, davalı / borçlu hakkında faturadan kaynaklanan 87.744,00 TL asıl alacağın tahsili için ilamsız icra takibi yaptığı ve davalı/borçlunun süresi içerisinde, borca, faize ve ferilerine itiraz ederek takibi durduğu görülmüştür.
Taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler ile getirtilen kayıtlar incelenmiş, iddia, savunma, toplanan tüm deliller ile tarafların ilişki dönemini kapsayan ticari defter, dayanağı belge ve kayıtlar üzerinde davacı yönünden talimat mahkemesi aracılığı ile davalı yönünden de Mahkememiz nezdinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Talimat mahkemesi aracılığıyla davacı yan ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak bilirkişi SMM ... tarafından tanzim edilen █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"... Davacının İşletme usulüne tabi olduğu ve Gelir İdaresi Başkanlığı Defter Beyan Sistemi üzerinde defterlerini tuttuğu, bu sistem doğrudan kayıtların Gelir İdaresi Başkanlığının ya da yetkilendirdiği şirketlerin bilgisayarları üzerinde yapılması nedeni ile bir berat yükleme ya da noter tasdiki söz konusu olmadığı, İşletme defterinde sadece gelirlerin ve giderlerin belgelerinin kaydedildiği (fatuta ya da fiş), tediye ya da tahsilat ile ilgili bir kayıt olmadığı, Davacının davalıya kestiği 11.11.2024 tarihli ve ... sayılı fatura kestiği, bunu defterlerine 11.11.2024 tarihinde kaydettiği, Davalının 16.12.2024 tarihinde davacıya 87.744,00 TL havale gönderdiği, Davacı tarafında başkaca belge bulunmadığı, ...'dan gönderilen bu havale sonrasında davalının 87.744 TL daha borçlu olduğu defter kayıtları ve ödeme belgelerinden görüldüğü..." şeklinde tespitler yapılmıştır.
Davalı yan kayıtları üzerinde inceleme yapılarak bilirkişi SMM ... tarafından █████/2025 tarihinde Mahkememize ibraz edilen raporunda özetle; "...Davalı ticari defterli davalının davacıya 87.744,00 TL borçlu gözüktüğü, İcra takibine konu fatura içeriği KV hariç 146.240,00 TL tutarındaki emtia bedelinin 153 nolu Ticari Mallar stok hesabına girişinin (borç kaydının) yapıldığı, ilgili stok hesap hareketlerinin tetkikinde, stok giriş tarihi sonrasında icra takibine konu fatura içeriği emtia bedelinin başka bir hesaba devri veya iadesine ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı, davalı ticari defterlerinde kayıt altına alınan icra takibine konu “e-arşiv” faturaya olarak davalının e-arşiv portal veya diğer kanallar (kep veya noter) üzerinden herhangi bir iptal/itiraz talebinin dosyada yer almadığı belirlenmekle, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 87.744,00 TL alacaklı olduğu... şeklinde raporun ibraz edildiği anlaşılmıştır.
GEREKÇE
:
Dava; 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi uyarınca fatura alacağından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takiplerine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Davacının ilgili icra dosyasındaki alacak iddiasının, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturadan kaynaklandığı ileri sürülen alacak yönünde olduğu,
Davalının savunmasının ise, söz konusu takip miktarı kadar alacağının bulunmadığı, borcun belirsiz olduğu ve ticari ilişkiye konu bir kısım malların teslim edilmediği şeklinde olmakla;
Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; Davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, ticari defterlerin taraflar lehine delil oluşturup oluşturmayacağı, teslime ilişkin iddianın yerinde olup olmadığı, davacının alacaklı olması halinde ne kadar alacaklı olduğu ve icra inkar tazminatı şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından cari hesap ekstresi, ticari defter ve kayıtları ile arabuluculuk tutanağı, davalı tarafından da ticari defter ve kayıtları ibraz olunmuş; dava konusu takip dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
... 27.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası incelendiğinde alacaklının davamızın davacısı, borçlunun davamızın davalısı olduğu, takibin 87.744,00 TL olduğu, ödeme emrinin davalı - borçluya █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı -borçlu tarafından aynı tarihte borca, faize ve ferilerine itiraz edildiği ve █████/2025 tarihinde takibin durduğu anlaşılmıştır.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/1 hükmü "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı tarafından █████/2025 tarihinde itirazın iptali davası açılmıştır.
Davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz neticesinde takibin durduğuna ilişkin kararın davacıya tebliğ edilmemesi nedeni ile hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı anlaşılmış olup davacı tarafından açılan davanın anılan düzenleme karşısında yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır.
Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Somut Olayda; Davacının iddiaları ve davalının savunmaları kapsamında tarafların ticari defterleri üzerinde gerekli incelemenin yapılması için taraflara ticari defterlerini sunmak üzere kesin sürenin verildiği, taraflarca ticari defterlerinin yerinin bildirildiği, bu kapsamda davacının ticari defterlerinin ... ilinde bulunması nedeni ile talimat yazılarak İzmir yargı çevresinde bulunan ve alanında uzman SMMM bilirkişi tarafından incelendiği ve davalının defterlerinin ise Mahkememiz sınırlarında bulunması nedeni ile Mahkememiz yargı çevresinde bulunan ve alanında uzman SMMM bilirkişi tarafından incelenerek raporların dosyamıza sunulduğu anlaşılmıştır.
Yapılan inceleme uyarınca taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2024 yılı Kasım ayında başladığı, davacının davalı adına 11.11.2024 tarihinde 1 adet KDV dahil 175.488,00 TL tutarında fatura düzenlediği, söz konusu faturanın davacının ticari defterlerine alacak olarak, davalının ticari defterlerine ise borç olarak kaydedildiği, davalı tarafından söz konusu faturada yazılı bedelin yarısı olan 87.744,00 TL'sini █████/2024 tarihinde banka havalesi yolu ile ödediği, yine bu durumun her iki tarafında ticari defterlerine işlendiği, kalan miktara ilişkin ise ödemede bulunmadığı anlaşılmakla davacının ticari defterler uyarınca davalıdan 87.744,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafından her ne kadar söz konusu malların teslim edilmediğine dair itirazda bulunmuş ise de, davacı tarafından kesilen faturaya itiraz edildiğine veya iade faturası düzenlendiğine dair evrakın davalı tarafından sunulmadığı, yine teslime konu itirazı bakımından davalı tarafından davacıya gönderilen herhangi bir ihtarın bulunmadığı anlaşılmakla yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınarak davalının itirazlarının borçtan kurtulmaya yönelik soyut beyanda kaldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişilerden alınan rapordaki hukuki yorum ve nitelendirilmeler Mahkememize ait olmakla; mali yönden yapılan tespit ve değerlendirmeler bakımından ayrıntılı ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmış ve hukuki yorum ve nitelendirmeleri Mahkememize ait olmak üzere yapılan tespit ve değerlendirmeler bakımından hükme esas alınmasına karar verilmiştir.
Davacının davalıdan icra takibinde sadece faturadan kaynaklı asıl alacak talebinde bulunduğu ve yapılan bilirkişi incelemeleri uyarınca davacının alacağını ispat ettiği, davalı tarafından borcun ödendiğine dair bilgi ve belgenin sunulmadığı ve buna ilişkin delil ibraz etmediği anlaşıldığından davacının icra takibinde yaptığı alacak bakımından davalı tarafından yapılan haksız itirazın iptaline karar verilmiştir.
İcra İnkar Tazminatı Bakımından Yapılan Değerlendirmede; Yargıtay HGK,...E....K.,13.6.2001 T. Sayılı ilamında ise icra inkar tazminatı şu şekilde tanımlanmaktadır :
"...İİK.nun 67. maddesi ile konulmuş olan icra inkâr ödencesi, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan ödencedir..."
Bu minvalde söz konusu tazminatın getirilme amacı borçlunun borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olması halinde, icra takibine konu olan alacağa haksız itiraz etmesini önlemek olarak tarif edilmiştir.
İcra inkar tazminatının oluşabilmesi için alacağın likit ve muayyen olması gerekli ve yeterli olup ayrıca kusur ve zarar araştırılması yapılmamaktadır. Bu kapsamda somut olay bakımından davalının ilgili icra takibi yapılan alacağının likit ve muayyen olduğu, davalının itirazı ile icra takibinin durduğu ve davacı tarafından ayrıca ve açıkça icra inkar tazminatı talebinde bulunulduğu anlaşılmakla İİK'nun 67. Maddesi uyarınca asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
Davanın KABULÜNE,
... 27. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibine davalının yaptığı İTİRAZIN İPTALİ İLE,
Takibin 87.744,00 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA,
Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca, hükmedilen alacak miktarları olan 87.744,00 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.993,79 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.059,73 TL harçtan mahsubu ile bakiye eksik kalan 4.934,06 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye Gelir Kaydına,
Davacı tarafından ilk dava açılırken yatırılan 1.059,73 TL harç parasının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Davacı tarafından yapılan başvurma harcı, 615,40 TL, posta masrafı ve bilirkişi ücreti gideri 14.136,00 TL olmak üzere toplam 14.751,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE ,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak Hazineye Gelir Kaydına,
6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına İADESİNE,
HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20.02.2026
KATİP
e-imzalıdır
HAKİM
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!