Anahtar kelimeler: Jing Cevhere Boksit Güllük Cevherleri Cevheri Cevher Cevherine Konşimento Alıcıya

T.C.

İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2026
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmüş olan "Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)" davasının dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesi ile; Davacı satıcı ile davalı alıcı arasında ...cevheri satışına ilişkin sözleşme akdedildiği, satılan cevhere ilişkin olarak davalı alıcıya 685.795,72-$ bedelli 07.10.2025 tarih ve ...nolu fatura kesildiği, davacı tarafından davalıya satışı yapılan başka cevherleri de içerecek şekilde Gümrük Beyannamesi ve emre yazılı konşimento düzenlenerek satım konusu ... cevheri Bodrum Güllük Limanı’ndan davalı alıcıya ihraç edildiği, alıcıya ihraç edilen cevher Çin Halk Cumhuriyeti'nin Jing Tang limanına indirildiği, davalı, satın aldığı boksit cevherine ilişkin 685.795,72-$ bedelli faturayı ödemediği, davalı şirketin sahiplerinin, ABD/İsrail ile İran arasında çıkan savaş vesilesiyle BAE-Dubai'nin de bombalandığını, bankacılık sistemine çeşitli kısıtlamalar getirildiğini, bu nedenle ödeme yapamayacağını beyan ettikleri, davacının alacağı hiçbir teminata bağlı olmadığı, alacağın ödenmemesi halinde davacı taraf iflasla karşı karşıya kalacağı, davalı şirket yurt dışında faaliyet göstermekte olup Türkiye dahilinde tebligat yapılabilecek bir personeli, Türkiye’de her hangi bir mal varlığı, şubesi veya irtibat bürosunun olmadığı, davacının arabuluculuk müracaatı yapılmasında hukuki bir menfaat olmadığı, zira arabuluculuk yapılması imkânı da olmadığı, arabulucunun yurt dışına tebligat yapabilmesi imkanı da olmadığı, bu nedenle arabuluculuk müracaatı yapamadıkları, sayın Mahkeme aksi kanaatte ise tensiple birlikte dava içi arabuluculuk müracaatı yapılması için tarafımıza süre ve imkan verilmesini arz ettikleri, dava dilekçesinin tebliği prosedürü tamamlandığında arabuluculuk yapılması imkanının da doğacağı, yeni ve karşı delil sunma hakkımızı saklı kalmak kaydıyla; tarafların ticari defter ve kayıtları ile banka hesap hareketleri, Türkiye, Çin ve Dubai’deki gümrük, liman, vergi, ticaret sicil, ihracat ve sair resmi kayıtlar, bilirkişi incelemesi, keşif, yemin, isticvap, tanık ve yapıldıktan sonra arabuluculuk tutanaklarına dayanarak izah edilen nedenlerle dava konusu 685.795,72-$ bedelli 07.10.2025 tarih ve... numaralı fatura alacağının şimdilik 1.000-$'nın dava tarihindeki TCMB efektif satış kuruyla Türk Lirası karşılığı olan 44.266,50-TL'sinin dava tarihinden itibaren 3095 sy. K. md.4/a uyarınca devlet bankalarının USD cinsinden mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden işletilecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini -davacının davalıdan olan bakiye 684.795,27-$ alacağını takip ve dava hakkı olmak kaydıyla- dava ve talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:
İşbu dava konusu uyuşmazlık; faturaya dayalı alacak davası mahiyetinde ve her iki tarafın da ticari şirket olması sebebiyle ticari dava olup, TTK'nın 5/A maddesi gereğince dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na, 7155 sayılı Kanunun 23. maddesi ile eklenen "dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18/A maddesinin ilk iki fıkrasına göre; "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."
Arabuluculuk dava şartı eksikliğinin tamamlanabilir dava şartı eksikliği olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira arabuluculuk tarafların mahkeme yoluna başvurmadan uyuşmazlıkları bir araya gelerek çözmeleri, bu şekilde daha hızlı ve barışçıl yöntemler ile sonuca ulaşmaları ile mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacı ile getirilmiş alternatif bir çözüm yoludur. (Aynı yönde, İzmir BAM 11. HD'nin █████████ E. █████████ K., Ankara BAM 23. HD'nin █████████ E. █████████ K.sayılı ilamları )
Dava şartı arabuluculuk sürecinin, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediği görülmektedir. Bir başka ifadeyle, dava şartı noksanlığının giderilmesi ve arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmeyecektir. (İstanbul 13 BAM Hukuk Dairesi █████/2020 tarih, █████████ E.-█████████ K. sayılı kararı)
Bu bilgiler ışığında dava dilekçesi içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde somut olayda; davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça, davalı şirketin yurt dışında faaliyet gösterdiği, Türkiye dahilinde tebligat yapılabilecek bir personeli veya Türkiye’de her hangi bir mal varlığı, şubesi veya irtibat bürosunun olmadığı gerekçeleriyle arabuluculuk yoluna başvurulmadığının beyan edildiği anlaşılmıştır.
Dava şartı olarak öngörülen arabuluculuğa başvuru yükümlülüğü, davacının sürecin sonucuna veya davalı karşı tarafa ulaşılamayacağına ilişkin öngörüsüne bağlı olarak ortadan kaldırılamaz. Nitekim, davacının “arabuluculuk sürecinde davalıya ulaşılamayacağı” yönündeki varsayımı, dava şartı olarak düzenlenen arabuluculuğa başvuru zorunluluğunu bertaraf etmez. Aksi kabul, kanun koyucunun açık iradesine aykırı olarak dava şartının işlevsiz hale getirilmesi sonucunu doğurur. Kaldı ki, arabuluculuk sürecinde davalının vekil aracılığıyla hukuki sürece katılım sağlayabilmesi, farklı iletişim ve tebligat yöntemlerinin kullanılabilmesi ihtimalleri de mevcut olup, davacının bu ihtimalleri peşinen ortadan kaldıracak şekilde hukuki menfaat olmadığından bahisle arabuluculuk yoluna başvurmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, somut olayda fiili imkânsızlıktan söz edilmesi de mümkün değildir. Davalı karşı tarafa ulaşılamayacağı yönündeki fiili imkânsızlık iddiasının ancak arabuluculuk yoluna başvurulması ve sürecin işletilmesi sonrasında değerlendirilebileceği açıktır.
Bu itibarla, işbu ticari dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadığı, dava şartının yerine getirilmediği ve yargılama sırasında dava şartına dair bu eksikliğin tamamlanabilir nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş olup tüm dosya kapsamına dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere;
1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, TTK'nın 5/A-1, HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,
2-Peşin harcın mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Kararın mahiyeti gereği davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen davacı tarafa iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize sunulacak bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!