Anahtar kelimeler: Muzların Muz Ülkeden Soğutucu İnsanı Konteynerın Gemilerle İthalatı İthal Birçok

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 19. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; iş insanı olan müvekkilinin birçok farklı ülkeden Türkiye Cumhuriyeti'ne gemilerle muz ithalatı yaptığını, ithal edilen muzların bulunduğu konteynerın muzlarla ilgisi olmayan soğutucu bölümünde 06.10.2014 tarihinde uyuşturucu madde bulunması nedeniyle müvekkili hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan yürütülen ceza yargılamasında verilen beraat kararının 31.12.2015 tarihinde kesinleştiğini, bu iddianın üzerinden yaklaşık 5 yıl geçmesine rağmen davalının imtiyaz sahibi olduğu ...'de 22.06.2015 tarihinde yapılan haberin halen yayında olduğunu, davalıya ihtarname tebliğ edilmesine rağmen haberin yayından kaldırılmadığını, unutulma hakkının ihlal edildiğini, habere halen ulaşılabilir olmasının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu belirterek haberin yayından kaldırılması, saldırının önlenmesi ve durdurulması, hukuka aykırılığın tespiti ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili talep edilmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; adli soruşturmaya konu olan bir olayla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek için dava konusu haberin yapıldığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu haberin yapıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 7 yıllık bir sürenin geçtiği gözetildiğinde haberin güncelliğini yitirdiği, habere konu olayın haberin verildiği tarihte görünür gerçeğe uygun olduğu anlaşılmış olsa da, yapılan yargılama sonucu davacının beraat ettiği ve hükmün kesinleştiği, toplumun halen habere ulaşmasının kişi hakkında yanlış algılamaya neden olabileceği, davacının siyasetçi veya sanatçı gibi kamunun ilgisine haiz kişilerden olmadığı, haberin yayında kalmasının topluma sağlayacağı bir katkının da bulunmadığı, haberin kolayca ulaşılabilen internet ortamında yayınlanmaya devam edilmesinin davacının şeref ve itibarını zedeleyici nitelikte olduğu, davacının “unutulma hakkı”na dayalı talebinin yerinde olduğu, erişimin engellenmesi talebinin davalıya ihtaren tebliğ edilmesine rağmen davalının yayını kaldırmadığı, davalı yayın kuruluşunun ihtarname içeriği ve erişimin engellenmesi talebiyle içeriğin gerçeğe aykırı olduğunu öğrendiği andan itibaren içeriği kaldırmış olsaydı söz konusu haberin "görünür gerçeklik" olarak değerlendirilebilecekken davalı bundan kaçındığından artık davacının kişilik haklarının ihlal edildiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile haberin yayında kalmasında herhangi bir kamu yararının bulunmadığı, davacının unutulma hakkının ihlal edildiği, bu hususa ilişkin davalı vekilinin istinaf sebebinin yerinde görülmediği; yayının içeriği, haberin davacı üzerindeki etkisi, haber tarihi, paranın olay tarihindeki alım gücü ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu gerekçesi ile tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; haberin yapıldığı tarihten bu yana geçen zaman dikkate alındığında davalı tarafından müvekkilinin unutulma hakkının ihlal edildiğini, kişilik haklarına saldırı nedeniyle hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu, tam kabul kararı verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu haber linklerinin kaldırılması yetkisinin sulh ceza hakimliğine ait olduğunu, haberin hukuka ve görünür gerçeğe uygun olduğunu, yayınlanmasında kamu yararı bulunduğunu, kanunlarda unutulma hakkı şeklinde bir düzenleme olmadığını, haberin gazete arşivinde yer almasının basın özgürlüğü kapsamında olduğunu, kişilik haklarına saldırı olmadığını, davanın reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; ...'de 22.06.2015 tarihinde yapılan haberin dava tarihi itibari ile halen yayında olmasının unutulma hakkına aykırı olduğu, davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, haberin yayından kaldırılması, hukuka aykırılığın tespiti ile saldırının durdurulması talebine ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; www.....com isimli internet sitesinde 22.06.2015 tarihinde davacı hakkında haber yayınlandığının, habere konu iddia kapsamında yapılan yargılama neticesinde davacının beraat ettiği ancak haberin halen arşivde yayınlanmaya devam ettiğinin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/6/2015 tarihli ve E.2014/4-56, K.█████████ sayılı kararında "...Unutulma hakkına gelince; unutulma hakkı ve bununla ilişkili olan gerektiği ölçüde ve en kısa süreliğine kişisel verilerin depolanması veya tutulması konuları, aslında kişisel verilerin korunması hakkının çatısını oluşturmaktadır. Her iki hakkın temelinde bireyin kişisel verileri üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesini, geçmişin engeline takılmaksızın geleceğe yönelik plan yapabilmesini, kişisel verilerin kişi aleyhine kullanılmasının engellenmesini sağlamak yatmaktadır. Unutulma hakkı ile geçmişinde kendi iradesi ile veya üçüncü kişinin neden olduğu bir olay nedeni ile kişinin geleceğinin olumsuz bir şekilde etkilenmesinin engellenmesi sağlanmaktadır. Bireyin geçmişinde yaşadığı olumsuz etkilerden kurtularak geleceğini şekillendirebilmesi bireyin yararına olduğu gibi toplumun kalitesinin gelişmişlik seviyesinin yükselmesine etkisi de tartışılmazdır. Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir." şeklinde unutulma hakkının ifade edildiği, dava konusu haberin unutulma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken bir yayın olduğunun, bu nedenle mahkemenin internet haberinin yayından kaldırılmasına dair kabul kararının ve ihtarname tebliğine rağmen haberin kaldırılmadığı gerekçesi ile manevi tazminata hükmedilmesinin ve miktarının yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.