Anahtar kelimeler: Eylemden Borçlusu Durduğunu Karıştığı Poliçe Poliçesi Karayolları Borçlunun Anadolu Borcu

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2026KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜDAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Borçlunun müvekkili şirkete olan borcu sebebiyle aleyhinde başlatılan ----. İcra Dairesi-----. Sayılı dosyasında, borçlu takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, borçlunun itirazı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, Takip borçlusu ile müvekkil şirket arasında ----- plakalı araç için 22.09.2021- 22.09.2022 tarihleri arasında, ------ no’lu poliçe numarası ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi düzenlendiğini, sigortalı aracın 27.11.2021 tarihinde karıştığı kaza sonucu düzenlenen kaza tespit tutanağına göre sigortalı aracın kusurlu olduğu sabit olduğunu, beyanla borçlu tarafından ----. İcra Dairesi ------. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, borçlu tarafından haksız ve dayanaksız olarak yapılmış bulunan itiraz sebebiyle takip bedelinin %20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, █████/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle davacının ZMMS sigortacısı olarak dava dışı üçüncü kişilere yapmış olduğu ödemelerin ZMSS Genel Şartları B.4. maddesi gereğince davalı sigortalısından rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir.Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, dava şartı olması sebebiyle davanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Mahkememizce görev husus öncelikli olarak incelenmiştir.Öncelikle Asliye Ticaret mahkemelerinin görevi hakkında bilgi vermekte fayda bulunmaktadır. Ticari dava ve ticari iş birbirinden farklı iki ayrı kavramdır. Her ticari dava ticari iş olmakla birlikte, her ticari iş ticari dava olmamaktadır. TTK' nun 5(1) maddesi uyarınca ticari davalara bakma görevi Asliye ticaret mahkemesine aittir. Dolayısıyla ticari iş kapsamında olmakla birlikte ticari dava sayılamayan durumlarda ticaret mahkemeleri görevli olmayacak, uyuşmazlığın niteliğine göre diğer mahkemelerin görev hususu değerlendirilecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılması için; uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden tacir ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, TTK da veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde bir düzenleme bulunması, diğer bir deyişle mutlak ticari dava olması gerekmektedir.Tüketici Mahkemelerin görevi ise TKHK belirlenmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 2. maddesinde Kanunun kapsamı "Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" şeklinde açıklanmıştır. Kanunun 3/l maddesinde tüketici işlemi, "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder" denilmektedir.Aynı Kanunun 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.Somut olayda; davacı ile davalı arasında ZMMS poliçesi bulunmakta olup, temel ilişki sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davalı gerçek kişi olup tacir olduğuna ilişkin bir delil olmadığı gibi bu yönde bir iddia dahi bulunmamaktadır. Ayrıca dava konusu ------ plakalı aracın UYAP üzerinden alınan tescil kayıtlarında da kullanım amacının hususi olduğu belirtilmiştir. Bu hususlar nazara alındığında davacı ile davalı arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisi ve davalının da tüketici olduğu değerlendirilmiş eldeki davanın mutlak ya da nispi ticari dava olmaması sebebiyle mahkememizin davaya bakmakla görevli olmadığı ve uyuşmazlığın çözüm yerinin Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, olumsuz görev uyuşmazlığının ortaya çıkmış olması sebebiyle dosyanın ilgili istinaf dairesine gönderilmesine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ------Karar sayılı ilamıHÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Somut uyuşmazlığı çözmeye görevli mahkemenin ------ Tüketici Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK 'nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE,2-Mahkememizce verilen kararın yasal yollara gidilmeksizin kesinleşmesi halinde mahkemeler arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilerek yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın HMK 'nun 21-(1) c. Maddesi uyarınca ----- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesine,Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi