Anahtar kelimeler: Mukavvadan Tanınırlığı Kutu Koli İddiadavacı Sektörde Web Kağıt İmalatı Kolunda

T.C.

İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Markanın hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin ...Şti. unvanı ile “Kağıt veya mukavvadan koli, kutu ve benzeri muhafazaların imalatı” iş kolunda faaliyet göstermek üzere 2007 tarihli ticaret sicil gazetesinde kuruluş ilanı yapılarak tescil edildiği ve faaliyetine başladığı, kutu ve ambalaj imalatı alanında faaliyet gösterdiği, sektöründe ulusal düzeyde tanınan ve bilinen bir firma olup, bu tanınırlığı uzun yıllardır aynı sektörde istikrarlı bir şekilde ticari faaliyetine dayandığı, davacıya ait olan www.avrasyakutu.com web sitesinin 2015 tarihinden bu yana ve halen aktif olarak kullanıldığı, davacının ticari unvanının ...Tic. Ltd. Şti. olup, bu unvanın ayırt edici unsurunun “...” olduğu, davacı şirkete ait ... markasının uzun yıllardır, internet sitesi, görsel, dijital, basılı evrak olmak üzere tüm materyallerde kullanıldığı ve sektörel olarak bilinen bir marka konumunda olduğu, ticari unvanda olduğu gibi davacı markasında da “...” isminin ayırt edici unsur olarak, renk ve yazım şekli ile ön plana çıktığı, davacıya gelen şikayet ve ihbarlar sonucu yaptıkları araştırmada davacı şirketle aynı konularda iştigal eden davalı firmanın, davacı şirketle iltibasa yol açacak şekilde aynı unvanı kullandığı, davacı şirket unvanında yer alan ve ayırt edici unsur olan ... isminin, davalı tarafından ... şeklinde kullanıldığı, davacı markasının şekil, yazım ve tasarım olarak bire bir benzerinin muhatap firma tarafından marka olarak, internet sitesinde, basılı reklamlarında, tanıtım, broşür, tabela vs. tüm alanlarda kullanıldığının tespit edildiği, bunun yanında davalının ... web sitesi adresini aktif olarak kullandığı, muhatap firma unvanında “...” ibaresi olmamasına rağmen, hem web sitesi isminde, hem markasında “...” ibaresini kullanarak ve öne çıkararak davacıya ait unvan ve marka ile iltibasa yol açtığı, “...” markasının davalı adına ... başvuru ve sicil numarası ile Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edildiği, davacının 2015 yılından itibaren “...” markasını ticari faaliyetinde etkin bir şekilde kullandığı, davalıya göre önceye dayalı hak sahibi olduğu, davalı şirkete dava konusu markanın kullanılmaması, internet sitesi adresinin değiştirilmesi talepleri içeren ... 32. Noterliği ...tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiği, davalının ... 21 Noterliği... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile verdiği cevap ile talepleri reddettiği, davalı şirketin kötü niyetli olduğu, davacı markasında bulunan şekil unsurunun bire bir aynısını kullandığı, yine davalının, davacı tarafından uzun yıllardır kullanılan ... internet adresini taklit ederek ... internet adresini kullandığı, davalı şirket adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı .... Ltd. Şti. unvanı ile 2008 yılından itibaren Plastik poşet, çanta, torba, çuval, sandık, kutu, kasa ve benzeri paketleme malzemelerinin imalatı iş kolunda faaliyet gösterdiği, kutu ambalaj ve benzeri paketleme malzemelerinin imalatı alanında uzun yıllar faaliyet gösteren, sektöründe ve diğer bağlı sektörler de tanınan, bilinen bir firma olduğu, davalı şirketin üretim yaptığı sektöründe ve bağlı sektörlerdeki bilinirliğini ve oluşacak haksız marka müdahalelerinin önüne geçmek üzere “...” markasını Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... tarih ve... sayı ile tescil ettirdiği, davacının dava dilekçesinde belirtiği “...” markasının davacıya değil, davalıya ait tescilli bir marka olduğu, davalı şirketin marka tescilinden sonra "..." adresini marka tescili ile kullanmaya başladığı, davalı şirket ile davacının farklı faaliyet konularında üretim yaptığı, davacı şirketin faaliyet konusunun “kâğıt veya mukavvadan koli, kutu ve benzeri muhafazaların imalatı” olduğu, davalı şirketin faaliyet konusunun ise “Plastik malzemeden üretilen poşet, çanta, torba, çuval, sandık, kutu, kasa ve benzeri paketleme malzemelerinin imalatı” olduğu, her iki şirketin faaliyet konularının farklı olduğu, bu nedenle davacı şirketin ürünlerinin 3. kişilerce karıştırıldığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğu, davacı şirketin markasının logosunun kırmızı renkli olup, mavi renkli ve küçük harf karakterli "..." kelimesi ile bu kelimenin altına çok küçük puntolarla yazılan "..." kelimelerinden ibaret olduğu, davalı şirket markasının ise tamamen siyah renkli ve büyük harfli karakterlerden oluşan ... kelimesi ile siyah renkli sembolden ibaret olduğu, markalar arasında iltibasın mümkün olmadığı, davalı firma ile davacı firmanın faaliyet sektörleri farklı olduğundan, firmaların internet sitelerinde sergileyecekleri ürünlerin de tamamen farklı olduğu, ayrıca ".com" uzantısı ile ".com.tr" uzantısı farklı alan adları olup, farklı mülkiyet haklarına konu olduklarını, davanın reddine karar verilmesini’ talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Dava konusu uyuşmazlık; ... no' lu " ..." şekil ibareli markanın hükümsüzlüğüne ilişkindir.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirketin davaya konu markayı öncelikle kullanıma ilişkin ilk faturalı satışının ...tarihli ... nolu faturayla başladığı, davacı şirketin ticari defterlerinin incelendiği dönemlerde davaya konu markayı kullanıma ilişkin satışlarının devam ettiği ve işbu faturaların davacı şirket ticari defterlerine kaydedildiğinin tespit edildiğini, davalı şirketin incelemeye sunduğu faturalarda davalı şirketin ilk ambalaj kutusu alışının ...tarihli - ... nolu faturayla başladığı, davalı şirketin ilk faturalı satışının 2016 yılında yapıldığının görüldüğü, davalı şirkete ait ticari defterleri 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 253 ve 254 maddeleri gereğince imha edildiği gerekçesiyle karar defteri dışında başkaca davalı şirket ticari defteri inceleme için ibraz edilmediğinden, davalı şirketin incelemeye sunmuş olduğu faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı tespit edilemediğini, Davacının ''... '' ibareli markası üzerinde SMK 6/3 kapsamında gerçek hak sahibi olduğu, önceki kullanıma ve gerçek hak sahipliğine dayalı hükümsüzlük koşullarının ... sayılı markanın tescilli olduğu ... sınıftaki “Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular” açısından oluştuğu, ... sayılı markanın kötü niyetli bir tescil olduğu yönünde kanaat oluştuğu ancak kötüniyetli tescilin hukuki bir niteleme olmasından hareket ile bu husustaki takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ..., ...'ın █████/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle ; Davacı şirketin davaya konu markayı öncelikle kullanıma ilişkin ilk faturalı satışının ...tarihli ... nolu faturayla başladığı, davacı şirketin ticari defterlerinin incelendiği dönemlerde davaya konu markayı kullanıma ilişkin satışlarının devam ettiği ve işbu faturaların davacı şirket ticari defterlerine kaydedildiğinin tespit edildiği, Davalı şirketin incelemeye sunduğu faturalarda davalı şirketin ilk ambalaj kutusu satışının ... tarihli, ... nolu faturayla başladığı, davalı şirketçe yalnızca 2008 yılı Karar defteri ve 2014 yılı ticari defterlerinin incelemeye ibraz edildiği, diğer ticari defterlerin 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 253 ve 254 maddeleri gereğince imha edildiği gerekçesiyle inceleme için ibraz edilmediğinden, davalı vekilince dava dosyasına sunulan ek rapor içerisinde dökümü bulunan faturaların davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı tespit edilemediği, Dava dosyasında yer alan davalı tarafından incelemeye sunulan ek rapor içerisinde tabloda dökümü bulunan faturalarla ilgili davalı şirketin bazı dönemlere ilişkin kdv beyannameleri incelemeye sunduğu, ancak işbu kdv beyannamelerinin neleri kapsadığına ilişkin davalı şirket kayıtları sunulmadığından incelemeye sunulan kdv beyannamelerinin işbu faturaları kapsayıp kapsamadığının tespit edilemediği, Davacının markası üzerinde SMK 6/3 kapsamında gerçek hak sahibi olduğu, önceki kullanıma ve gerçek hak sahipliğine dayalı hükümsüzlük koşullarının ... sayılı markanın tescilli olduğu .... sınıftaki “Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular” ve .... Sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri açısından oluştuğu,... sayılı markanın kötü niyetli bir tescil olduğu yönünde oluşan kanaatin ek rapor ile de muhafaza edildiğini bildirmişlerdir.
Toplanan deliller, marka tescil belgesi,ticari sicil kayıtları, alan adı tahsis ve kullanıma dair kayıtlar, HMK 266 madde kapsamında dosyadaki deliller ile uyumlu denetim ve Hüküm kurmaya elverişli bilirkişilerin kök ve ek raporları bir arada incelendiğinde:
Türk Patent ve Marka kurumundan celp edilen marka tescil belgesine göre;
Davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın....sınıf için ... ibaresi ile 23.2.2022 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.
Ticari sicil kayıtları celp edilmiş ve davacıya ait ticari sicil kaydına göre; ...ŞTİ’ nin 21.1.2007 tarihinde kurulduğu ve alan adının www.avrasyakutu.com olduğu, ana sözleşme 6/███████ tarihinde tescil ettirdiği, daha sonra 06.11.2020 tarihinde unvanını “...” olarak değiştirdiği, “...” adresinde bulunduğu, şirket sermayesinin 21.000.000,00 TL. olduğu, çalışma konusunun“Her türlü matbaacılık neşriyat ve baskı işleri yapmak matbaa kutu bıçakları üretmek almak satmak pazarlamak konusu ile ilgili her türlü grafik ve tasarım hizmetleri yapmak ve ana sözleşmesinde olan diğer işler için kurulduğu, davalıya ait ...’nin 11.6.2008 tarihinde kurulduğu ve alan adının ... olarak ticari sicil kayıtlarında yer aldığı , “... adresinde bulunduğu, şirket sermayesinin 2.0000.000,00 TL. olduğu, çalışma konusunun “Ambalaj sektöründe kullanılan her türlü malzemeler ile bunların üretiminde kullanılan hammadde malzemelerin alım satımı ve imalatı işlerini yapmak ve ana sözleşmesinde yazılı olan diğer işler” işleri olduğu, şirketin son tescilini şirketin son tescilini █████/2023 tarihinde yaptırdığı anlaşılmıştır.
GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ YÖNÜNDEN HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ;
Marka hakkı tescil ya da kullanım yoluyla olmak üzere iki şekilde iktisap edilebilir. İkinci iktisap şekli gerçek hak sahipliği ilkesi olarak adlandırılır. Marka üzerinde öncelik hakkının o markayı ihdas ve istimal eden ve piyasaya maruf hale getiren kişiye ait olduğu kabul edilir. Bu kişiye gerçek hak sahibi denilmektedir. Bu kişinin daha sonra adına yapılan tescil açıklayıcı niteliktedir. Hakkın tescilden önce doğduğu kabul edilir.
Eskiye dayalı kullanım yoluyla gerçek hak sahipliğinin söz konusu olabilmesi için;
- Tescilli markanın başvuru veya rüçhan tarihinden önce bir hak elde edilmiş olması,
- Tescilli markanın, tescilsiz marka ile aynı ya da iltibas derecesinde benzer olması
- Tescilsiz markanın veya ticaret sırasında kullanılan işaretin, marka etkisi doğuracak ve marka fonksiyonlarını yerine getirecek şekilde kullanılması,
- Tescilsiz markanın, tescilli markanın başvuru tarihi itibariyle hitap ettiği alıcı kitlesi tarafından tanınmaya başlamış ve ayırt edici nitelik kazanmış olması gerekmektedir.
Eskiye dayalı kullanım nedeniyle, üstün ve öncelikli hak hangi mal ve hizmetler için elde edildiyse, sadece bunlar ve benzer sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlük kararı verilebilir, diğer sınıflar yönünden ise hükümsüzlük talebi reddedilmelidir.
Buna göre somut olayda, davalı adına tescilli markanın başvuru tarihinden önce söz konusu ibare üzerinde davacının bir hak elde edip etmediği, tescilsiz kullandığı işaretin marka fonksiyonlarını yerine getirip getirmediği ve hitap ettiği alıcı kitlesi nezdinde ayırt edici nitelik kazanıp kazanmadığı hususlarının incelenmesi gerekmektedir.
Davacı marka üzerindeki hak sahipliğinin kanıtı olarak ... alan adlı internet sitesindeki kullanımlarına, ticari defter ve belgelerine, faturalarına ve ticari kayıtlarına dayanmıştır. Davalı ise kullanımlarının 2008 yılında tescil edilen ticaret unvanına dayandığını, davacı ile farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini ve ... alan adlı internet sitesinin bulunduğunu savunmaktadır.
Sunulan mali kayıtyan,faturalar, alan adları üzerinde bilirkişilerce ayrıntılı olarak incelema yapılmış, fatura görselleri de rapora işlenmiştir.
Dosyaya sunulan deliller incelendiğinde; davacının “... ”şekil markasıyla “kağıt ve kartondan mamul kutu, kese kağıdı, zarf (gıda için)” ürünleri üzerinde gerçekleşen kullanımının 16. Sınıfta yer alan “Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular” emtiaları kapsamında kaldığı ve işbu sınıf kapsamındaki emtialar açısından ... şekil markasının gerçek hak sahibi olduğu, davalının ... sayılı ... şekil markasının, SMK md 25/1 atfıyla SMK md 6/3. fıkrası kapsamında 16. sınıfta yer alan “Kağıt,karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular” emtiaları açısından hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Zira davacı yanca sunulan faturalar üzerinde ... ibaresiyle birlikte bir şekil unsuru bulunmaktadır. Bu şekil karekteristik bir logodur. Logoda bir kutu görüntüsü kaligrafik unsurla adete “a”harfinin kare olarak oluşturulmuş halinin üstünde yan trafı açık bir kutu görüntüsü bulunmaktadır. Davalı ise marka başvurusunda birebir bu logoyu kullanarak ... ibaresi ile başvuru yapmıştır. Dolayısıyla sunulu faturalarda bu logoyu davacıdan önce kullandığı ve yarattığını ispatlayamamıştır. Davalının faturalardaki logo kullanımı büyük ... harfi ve ... harfinin kırmızı ve... ile ...şeklinde karakterize edildiği ancak buna rağmen davacının logosu ile başvuru yaparak tescil aldığı anlaşılmıştır. Kök Raporun █████.sayfalarında markasal kullanıma ilişkin faturalardaki logoların renkli hali de bilirkişilerce rapor içeriğine eklendiğinden rapor hüküm vermeye ve denetime elverişli olup, markasal olarak logonun ve ... İbaresinin gerçek hak sahibinin davacı olduğu anlaşılmıştır.
KÖTÜNİYETLİ TESCİLE DAYALI HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ
SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.amir hükmünü düzenlemiştir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Çünkü bu düzenlemeler, esasen, TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir.
HGK’nın 29.06.2022 tarih,... E., ... K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir.
TMK 2. Maddesinde düzenlenen "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü ile TTK 18/2 maddesinde düzenlenen "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir" hükmü kötü niyetin tespitinde dayanılan yasa maddeleridir.
Asıl olan iyi niyet olduğu için tescilin kötü niyetli olduğunu iddia edenin bunu ispatlaması gerekmektedir. Ancak bu olgu spesifik bir tespit olduğundan her somut olayda mahkemece takdir edilmesi gereklidir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri ve hükümsüzlüğü istenen markanın tescil başvurusunun yapıldığı tarihteki hukuki durumu dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmelidir. Buna göre somut olayda davalı marka başvuru tarihi olan 23.02.2022 tarihi dikkate alınarak değerlendirme yapılacaktır.
Somut olayda, tarafların aynı sektörde ve aynı il sınırları içerisinde faaliyet gösterdiği, 2014 yılından beri davacı tarafından kullanıldığı tespit edilen ... ibaresinin ve şekil unsurunun birebir aynı şekil ve tertip tarzını içerir şekilde tescil ettirdiğinden ve bu logonun davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmiş olmasının sunulu delillere göre hayatın olağan akışına ve ticaretin işleyişine uygun olmadığı, dolayısıyla davalının tescil anında iyiniyetli hareket etmediği keza Bilimsel tanımlarda marka çağrışımlarının tüketici zihninde farkındalık yaratmak ve sadakat geliştirmek yönünde çok etkili olduğu ifade edilmiştir. Özellikle işletmeler özgün ve benzersiz/eşsiz çağrışımlar yaratarak farklı olmak isterler. Bazen de markalar bir grup çağrışım akla getirebilir. Çeşitli yazarlara göre marka değeri yaratmada marka çağrışımlarının büyük katkısı, tüketici temelli olmasından kaynaklanmaktadır. (Krishnan,Characteristics of memory associations:Aconsumer-Based Brand Equity Perspective”International Journal of Research in Marketing,13, 1996:390). Tarafların faaliyet gösterdikleri alan sıradan tüketicinin aldanacağı bir alan olup, davalı markasını ve logosunu gören tüketicinin aldanmaması mümkün değildir. Zira davalının oluşturduğu markasal logo ve ibare birebir davacı tarafın tescilsiz olarak yıllardır kullandığı logo ve markadır. Toplanan deliller ve hükme dayanak olarak alınan kök ve ek rapor içerikleri bir arada incelendiğinde, somut olayda SMK 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olduğu gözetilerek tüm sınıflar yönünden davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmiştir.
Zira davalının marka tescil başvurusu sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği, bu itibarla davalının hukuki anlamda kötü niyetli olduğu kanaatine varılmıştır. Esasen kötü niyetli başvuru durumu mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötü niyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötü niyet tescilin tamamını kapsar ve bölünemez (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953). Bu nedenle davalının kötü niyetli tescilinin bütün sınıflar yönünden geçerli olacağı kanaatine varılarak markanın tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
:
1-Davanın kabulü ile davalı adına ... no ile tescilli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Kararın kesinleşmesini müteakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine
2-732 TL ilam harcının yatırılan 269.85 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 462,15 TL harcın davalıdan tahsiline,
3-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 269,85 TL başvuru harcı 269,85 TL peşin harç 504,25 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 13.043,95 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 14.087,9 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı yanın yapmış olduğu yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı , gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İstanbul bölge adliye mahkemesi nezdinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. █████/2026
Katip ...
¸
Hakim ...
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!