Anahtar kelimeler: Modemleri Bayiiliği Minvalde Bayii Platform Platformunun Kurulumunu Kurulumunun Uydu Unvanlı

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ait .... markası, ..... Platform İşletmeciliği A.Ş. Unvanı altında hizmet vermekte olduğunu, .... platformunun bir uydu yayın sistemi olduğunu, müvekkili ile davalı arasında .... bayiiliği için anlaşma sağlandığını, davalının, kendisine ait olan ..... unvanlı bayii işletmesinde müvekkili şirkete ait olan .... ın kurulumunu yapmakta olduğunu, bu minvalde müvekkili şirketin, ..... kurulumunun yapılması için davalıya müvekkili şirkete ait modemleri teslim ettiğini, ancak taraflar arasındaki ticari ilişkinin son bulunduğunda davalı tarafın müvekkili şirkete iade etmesi gereken modemleri iade etmediğini, müvekkili şirkete ait modemlerin bedellerinin davalıya fatura etmek zorunda kaldıklarını, davalı tarafın hak etmemesine rağmen düzenlenen ve carisine alacak olarak girilen primlerin de yine iptal müşteri prim bedeli adı altından bayiye fatura edildiğini, bu surette davalının açık cari hesap ilişkisinden ödenmeyen 54.699,92 TL borcu kaldığını, davalı tarafa e-arşiv faturalar tanzim edildiğini, tanzim edilen faturaların karşı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, ancak davalı tarafın faturaları ödemediğini, faturayı alan davalının süresi içerisinde faturaya itiraz etmediğinden fatura içeriğinin doğru olmadığının iddiasını ancak yazılı delillerle kanıtlayabileceğini, beyanla, yargılama neticesinde davalı-borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, likit alacağa itiraz eden davalı-borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûmiyetine, vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davalı taraf davaya cevap vermemiştir.DELİLLERİN DEĞELENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, itirazın iptali davası olup, davalının icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş olduğu ve yetkili icra dairesinin Şanlıurfa İcra Daireleri olduğu belirttiği anlaşılmıştır. Yetkili icra dairesinde takip yapılması itirazın iptali davasının ön koşullarından biri olduğundan öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerekmektedir.HMK’nin 17. maddesinde tarafları tacir veya kamu tüzel kişisi olanlar bakımından yetki sözleşmesi yapılmasına cevaz verilmiştir. Yetki sözleşmesi ile taraflar aslında yetkisiz bir mahkemeyi yetkili hale getirebilirler. Tarafların serbestçe üzerinde tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hallerinde yetki sözleşmesi yapılması mümkün değildir. HMK'nin "yetki sözleşmesi" başlıklı 17. maddesi; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." şeklinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda HMK’nin 17. maddesi ile münhasır yetki sözleşmesi yapabilme imkanı getirilmiş olup, münhasır yetki sözleşmesinden tarafların yetki sözleşmesi ile belirlenen mahkemenin dışında başka bir mahkemede dava açmama konusunda anlaşmış olmaları hali anlaşılmalıdır. Başka bir deyişle, yetki sözleşmesinde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça sözleşme ile belirlenen mahkeme veya mahkemelerin münhasır yetkili olduğu kabul edilmiştir. Taraflar şayet kanunla yetkili kılınan genel ve özel mahkemelerin yetkisinin de devam etmesini istiyorlarsa bu hususu ayrıca sözleşmede kararlaştırmaları gerekir. Eğer yetki sözleşmesinin tarafları, münhasır yetkili kıldıkları mahkeme dışında başka bir yer mahkemesinde dava açmışlarsa bu durum resen dikkate alınamayacağı gibi, ancak davalı tarafın ilk itirazı üzerine inceleme yapılması gerekir.Borçlu tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğinde itirazın iptali davasında esasa girilmeden önce İİK 50. maddesi uyarınca icra müdürlüğünün yetkili olup olmadığı ve icra takibinin yetkili icra müdürlüğünde yapılıp yapılmadığı hususunun bir dava şartı ve ön sorun olarak incelenmesi gerekmektedir.Yapılan açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, Davalı/ borçlu tarafından ödeme emrine itiraz dilekçesinde, takibin yetkisiz İcra Dairesinde yapıldığı, yetkili İcra Dairesinin Şanlıurfa İcra Dairesi olduğu bildirilerek yetki itirazında bulunulmuştur.6100 sayılı HMK 114/1. maddesinde dava şartları tek tek düzenlenmiş olup, 114. maddenin 2. fıkrası "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." şeklinde düzenlenmiştir. İtirazın iptali davaları da HMK 114/1 maddesinde belirtilen genel dava şartları yanında; Geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, borçlunun geçerli bir itirazının bulunması, davanın süresinde açılmış olması, hukuki yarar bulunması, takibi geçersiz kılacak diğer sebeplerin bulunmaması şeklinde özel dava şartlarına tabidir. Bu nedenle, İİK'nın 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davalarında mahkemenin yetkisine itiraz edilsin ya da edilmesin, mahkemenin öncelikle icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın incelenmesi gerekmektedir.Yukarıda yetkiye ilişkin yapılan açıklamalar kapsamında taraflar arasında akdedildiği anlaşılan ve dava ve takip konusu alacağın/uyuşmazlığın dayanağını oluşturan dosyaya sunulan D-smart bayilik sözleşmesinde yer alan 21. Maddede uyuşmazlık hali adı altında sözleşmeden doğan her türlü ihtilafta İstanbul(Merkez-Çağlayan) mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğuna dair yetki anlaşması yapılmış olduğu, yetkili mahkeme ve icra dairesi olarak ise İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı anlaşılmaktadır. Davacı takip alacaklısı ise icra takibini Bakırköy İcra Dairesinde yapmış, davalı/borçlu tarafından takibe yetki yönünden de itiraz edilmiş ve yetkili İcra Dairesi olarak kendi yerleşim yeri olan Şanlıurfa İcra Dairesini yetkili olarak göstermiştir. Her iki taraf tacir olup yaptıkları sözleşmede yetkili kılınan İcra Dairesinin yetkisi münhasır yetki olduğundan taraflar arasında yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan yer icra dairesinde takip yapılması gerekmektedir.Ancak takibin yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan yer icra dairesinde yapılmaması durumunda artık yetki itirazında seçim hakkı borçluya geçtiğinin kabulü ile sözkonusu takip bakımından genel ya da özel yetkili yerlerden birinin yetkili gösterilmesi halinde geçerli bir yetki itirazının varlığının kabulü gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle davalı/borçlu tarafından İcra Dairesinin yetkisine yapılan yetki itirazının geçerli ve usulüne uygun olduğunun kabulü gerektiği, icra takibine karşı davalı/ borçlu tarafından da süresinde ve usulünce yetki itirazında bulunulması karşısında geçerli bir icra takibinden bahsedilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmış, yetkili icra müdürlüğünde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması itirazın iptali davası bakımından özel dava şartı olduğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM;Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Davanın USULDEN REDDİNE;2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 660,64-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 71,36-TL karar harcının davacıdan alınması ile hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,5-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınması ile hazineye gelir kaydına,6-Kullanılmayan yargılama gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakiben yatırana iadesine,Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip .....e-imzalıdırHakim ....e-imzalıdır