Anahtar kelimeler: İiddialar Ytarihi Şubesi Esaskarar Muris Vadeli Yapmaya Vefat Paraya Bankacılık

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ███████

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
HAKİM
: ......
KATİP
: ......
DAVACI
: ......
VEKİLİ
: Av. ......
DAVALI
: ...
VEKİLİ
: Av. ......
DAVA
: Tazminat
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR Y.TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Tazminat) davanın yapılan açık yargılaması sonucunda aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
I-İDDİALAR
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın müşterisi muris ..., 17.11.2018 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin, Muris ...’ın yasal ve tek mirasçısı olduğunu, müvekkiline muris ...’dan intikal eden ... Şubesi nezdindeki vadeli mevduat hesabında bulunan 354.987,24 TL ana paraya; banka tarafından murisin vefat tarihi olan 17.11.2018 ile hesap kapama tarihi olan 20.01.2025 arasında, toplam 2256 günlük süre boyunca yalnızca 82.008,61 TL faiz işletildiğin, müvekkilinin söz konusu hesaba, murisin vefatından sonra aleyhine açılan haksız vasiyetnamenin iptali davası nedeniyle yıllarca erişimi ve müdahale imkanından mahrum kaldığını, bu süre zarfında bankanın hesapta biriken ana paraya mevduat piyasası ortalamalarının çok altında, hakkaniyete aykırı oranlarda faiz tahakkuk ettirdiğini, davalı bankanın bu uygulamaları nedeniyle, müvekkilin mevduatı reel değerini koruyamamış, paranın alım gücünde ciddi bir düşüş yaşadığını, davalı bankanın , sebepsiz zenginleşmiş ve mevduat sözleşmesinden doğan “paranın değerini koruma” yükümlülüğünü yerine getirmediğini, zararın giderilmesi için davalı bankaya başvuru yapıldığını ancak olumsuz sonuç alındığını, müvekkilinin zarar kalemleri, yalnızca nominal faiz kaybıyla sınırlı olmayıp; anılan döneme ilişkin enflasyon oranları ve paranın reel alım gücündeki düşüş gibi ekonomik unsurların birlikte değerlendirilmesini gerektiğini, davalı bankanın eksik faiz uygulaması nedeniyle müvekkil, her vade döneminde faiz getirisinden mahrum bırakıldığını, müvekkilinden zararlarından davalı bankanın sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkilin, davalı banka nezdindeki vadeli mevduat hesabına, murisin vefat tarihinden itibaren piyasa rayicine uygun şekilde faiz işletilmemesi nedeniyle uğramış olduğu eksik faiz kaynaklı zararın tespitine ve şimdilik 100,00 TL tazminatın, bankaya başvuru tarihi olan 15.01.2025 tarihinden itibaren ticari reeskont faiz oranı üzerinden işleyecek temerrüt faizi ile birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-SAVUNMALAR
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davada aktif ve pasif dava ehliyetinin bulunmadığını bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkili banka tarafından gerçekleştirilen işlemlerin yasal mevzuata ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, davacının zarar iddialarının gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile vadeli mevduat hesabında vade sonunda oluşan mevduat tutarı, müşterinin başka yönde bir talimatı olmaması halinde aynı vade ve yenileme tarihinde geçerli olan faiz oranı üzerinden yenilenmiş sayılacağının belirlendiğini, davaya konu vadeli mevduat hesabı için de, davacının murisinin vefatından sonra vade bitim tarihlerinde beklenen makul süre sonunda müteveffa müşteri mirasçıları tarafından hak sahibi olarak başvurulmadığı ve müvekkili bankaca ilan edilen faiz oranından yüksek faiz uygulanması talebinin de bulunmadığı gibi, müvekkili banka tarafından da bu yönde bir taahhütte bulunulmadığını ve bunun doğal sonucu olarak da yenileme tarihindeki güncel ilan edilen faiz oranları üzerinden aynı vade süresi için işlem yapıldığını, müvekkili bankanın davacının murisi ile mutabık kaldığı gibi şube nezdinde açılan vadeli mevduat hesabına dair ...... ilan etmiş olduğu oranlar üzerinden faiz işletildiğini, eksik işletilen bir faiz tutarının bulunmadığını, davacı talebinin müvekkili bankaya bu ilanı faiz oranına ilave olarak ek bir faiz işletilmesi yönünde bir talep iletilmeksizin, müvekkili bankaca resen ve mevzuat kapsamındaki hükümlerine aykırı hareket ederek ek faiz işletilmesinin talep edildiğini, müvekkili bankanın yükümlülük ve sorumluluklarına aykırı bir işlem yapamayacağının açık olduğunu, davacının murisin hesabına uygulanan faiz oranın eksik olmadığı gibi, davacının murisi ile müvekkili banka arasında imzalanan sözleşme ile kararlaştırılan ve müvekkili bankaca ... tarafından ilan edilen faiz oranı olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunmuş haksız ve hukuka aykırı açılan davanın tüm talepleri açısından gerek usul gerekse esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.
III-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
1.Tarafların arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığına dair arabuluculuk son tutanağı.
2.... A.Ş. 'den gelen müzekkere cevapları ve ekleri.
3. ......sayılı karar örneği.
IV- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
█████/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı yasanın 73/1. maddesinde "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir" şeklinde düzenlenmiştir. Aynı yasanın 3. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde,"Tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olak üzere her türlü sözlşme ve hukuki işlemi ifade eder" şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Tüketici işlemi kavramının sözleşme kapsamındaki her türlü hukuki ilişki kıstasına göre mi yoksa sözleşme ilişkisi olmasa bile tüketiciye yönelik her türlü hukuki işlem ve uygulamanın tüketici işlemi sayılıp sayılmamasına göre mi belirleneceği hususu tartışılmalıdır.
6502 sayılı yasanın 3. maddesinde "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" olarak tanımlanan hukuki işlem madde gerekçesinde; "Buna göre tüketici işlemi; eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere kurulan her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" şeklinde yeniden tanımlanmıştır.
█████/2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir.
Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev konusu dava şartı olup, mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında, talep halinde veya resen incelenebilir. Mahkememizde açılan bu davada öncelikle taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığı ve ticaret mahkemesinin bu davada görevli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur.
Somut olayda, davacının murisi ...'ın davacı banka nezdinde bulunan vadeli mevduat hesabına, murisin vefat tarihinden itibaren piyasa rayicine uygun faiz oranları yerine düşük faiz oranı uygulandığını, bu nedenle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, hesap sahibinin gerçek kişi tüketici olduğu dikkate alındığında artık davacı tüketici ile banka arasında kurulan ilişkinin bir sözleşme ilişkisi olduğu, eldeki davada da davacının murisi olan tüketicinin davalı bankada bulunan murisin hesaplarına eksik faiz işletildiğine ilişkin mirastan gelen hakka dayalı olarak eldeki davanın açıldığı, davanın açıldığı █████/2025 tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu bankacılık işlemlerinin de tüketici işlemi sayıldığı, uyuşmazlığın çözümünde tüketici mahkemeleri görevli olduğu bu nedenle, davanın, mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine, süresinde ve istek halinde dosyanın HMK 1 ve 20 maddeleri uyarınca, görevli ......Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
V-HÜKÜM
1) Mahkememizin görevli olmadığı ve bu doğrultuda dava şartı noksanlığı bulunduğu anlaşıldığından, davanın USULDEN REDDİNE;
2) Görevli Mahkemenin, Tüketici Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE;
3) Mahkememiz kararına yönelik, "süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması" nedeniyle, kararın kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten; "süresi içinde kanun yoluna başvurulmakla birlikte, kanun yoluna başvurunun reddi kararı verilmesi" halinde, işbu kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulması halinde dosyanın, görevli olan ...... Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE;
4) İşbu hükmün (3) no'lu bendi kapsamında belirtilen süreler içinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulmaması halinde; Mahkememizce re'sen "davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği" hususunun, taraflara (Mahkememizce verilen gerekçeli kararın tebliği suretiyle) İHTARINA;
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ...... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ...... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.. █████/2026
Katip ......
E-İmzalı
Hakim ......
E-İmzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!