Anahtar kelimeler: Davacıbirleşen Gününün Dahili Davalıbirleşen Davetiye Günde Sözlü Dinlenildikten Birleşen Avukat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı/birleşen davada davalı ... vekili ile dahili davalılar/birleşen davada dahili davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş ve incelemenin duruşmalı yapılması dahili davalılar vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.01.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde gelen davacı/birleşen davada davalı ... vekili Avukat ..., davalı/birleşen davada davacı ... mirasçıları vekili Avukat ... ile birleşen davada davalılar ..., ... vekili Avukat ..., asıl ve birleşen davada davalı asil ...'un sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin 2008 yıllarında kendisine ait olan taşınmazı öz kardeşi olan davalının borçları nedeniyle satarak, satış bedelini davalıya verdiğini, karşılığında ise davalıya ait aynı binada bulunan ve üzerinde borçları nedeniyle ipotek bulunan dava konusu taşınmazın ipoteklerinden arındırılarak müvekkiline devredileceğinin kararlaştırıldığını, davalı tarafça uzun süre borcun yerine getirilmemesi üzerine tüm kardeşlerin bir araya gelerek dava konusu 17.03.2013 tarihli sözleşmeyi imzaladıklarını, ancak tüm girişimlere rağmen tapu devir borcunun yerine getirilmediğini ileri sürerek; dava konusu 11 nolu bağımsız bölümün davalı adına kayıtlı olan tapusunun iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında taşınmazın 3. kişiye devredilmesi üzerine davayı tazminat davasına dönüştürerek, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın 2008 yılından itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 24.10.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 6.000.000,00 TL olarak artırmıştır.2. Bozma ilamından sonra birleşen davada davacı vekili; davalılar ile müvekkili arasında yapılan 17.03.2013 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu, zira taraflardan davalı ...'ın bahsi geçen sözleşmeyi imzalamadığını, geçersiz sözleşmede davalı ...'in davalı ... vekili olarak sözleşmeyi imzaladığını ancak buna ilişkin geçerli vekaleti bulunmadığını, ayrıca taraflardan ...'nin okuryazar olmadığını, bu nedenle sözleşmenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 1 99... . maddeleri gereği uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli bir belge olmadığını, söz konusu belgenin Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında delil olarak sunulduğunu, ancak belgenin geçersiz olması nedeniyle tarafları bağlamayacağını, taşınmaz mülkiyetini devir borcunu doğuran sözleşmelerin biçim koşullarına uygun olarak resmi şekilde yapılması gerektiğini, bu sebeple adi olarak düzenlenen bu belgenin geçersiz bir sözleşme olduğunu ileri sürerek; sözleşmenin geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Asıl davada davalı vekili; davacı ile müvekkil arasında bugüne kadar inanç sözleşmesi yapılmadığını, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu 17.03.2013 tarihli sözleşmenin tapulu bir taşınmazın bedeli karşılığında devrine ilişkin olup, resmi şekilde düzenlenmediğinden geçersiz olduğunu, ayrıca yetkisiz kişilerce imzalandığını, sözleşmeyle bağlı olunmadığı hususunun davacı tarafa ihtar edildiğini, dava konusu daire üzerinde müvekkilin icra dosya borcu sebebiyle haciz şerhi bulunduğunu, dairenin icra kanalıyla düşük fiyata satılmasını önlemek için taşınmazı bir başkasına satarak icra dairesine olan borcunu ödediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.2.Birleşen davada bir kısım davalılar vekili; davalı ... yerine dava konusu sözleşmeyi imzalayan oğlunun da davada taraf olması gerektiğini, sözleşmeye konu dairenin gerçek malikinin ... olduğunu, ...’nin bu sözleşmeye dayanarak daireyi kiraya verdiğini, kiraları da emlakçı olan ... aracılığı ile tahsil ettiğini, davacının buna ses çıkarmadığını, Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı davasında verilen ara karar nedeni ile zorunlu olarak bu davanın açıldığını, davacının 2007-2008 yıllarında dava dışı bankadan kredi çektiğini, bu krediye karşılık dava konusu daireyi bankaya ipotek verdiğini, daha sonra da satılığa çıkardığını, davalı ...’in bir müşterisinin karşı karşıya iki daire almak istemesi üzerine ...’ye ait dairenin o müşteriye satılması, davacıya ait dairenin de ...’ye devredilmesi konusunda anlaşıldığını, ...’ye ait dairenin satıldığını, satış bedelini davacının aldığını, ancak kendi dairesini ...’ye vermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.3. Birleşen davada davalı ...; dava konusu sözleşmenin usulune uygun yapılmadığını savunarak, davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.4. Birleşen davada davalı ... vekili; dava konusu sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını, sözleşme ile de hiç bir ilgisinin bulunmadığını, sözleşmenin hukuken geçersiz olduğunu, açılan davayı kabul ettiklerini beyan etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIBirleşme öncesi Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.05.2018 tarihli kararıyla; sözleşmenin konusunun bir taşınmaza ilişkin olup söz konusu taşınmazın ... tarafından ...'ye devrine ilişkin yapıldığının belirtildiği ve bu devre karşılık sözleşmenin diğer taraflarının, ...'ın satış bedeli olarak bankaya olan kredi borçlarından bir kısmının kapatılmasını üstlendikleri, bu durumda söz konusu sözleşmenin bir taşınmazın satışının vaadi olduğu ve bu tür sözleşmelerin noter önünde ya da tapuda resmi memur önünde yapılması gerektiği, sözleşmenin adi yazılı şekilde yapılmış olması nedeniyle geçersiz olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, dava konusu 17.03.2013 tarihli sözleşmenin geçersizliğinin tespitine karar verilmiş, karara karşı davalılardan ..., ..., ... ve ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin 28.02.2019 tarihli kararıyla; İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı ..., ... ve ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1.Dairece verilen 04.03.2020 tarihli ilamla; tarafların adi yazılı sözleşme ile tapulu bir taşınmazın devri konusunda anlaşmış olmalarının, taşınmazın mülkiyetinin sözleşmenin karşı tarafına geçmesini sağlamayacağı ancak bu durumda tarafların verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebileceği, öte yandan tarafların uyguladıkları şekil şartı, yapılmak istenilen sözleşme için kanunda öngörülen resmi şekil koşulunu içermemekle birlikte aynı sonuca yönelik başka bir işlem için öngörülen adi veya nitelikli yazılı şekil koşulunu içeriyorsa, bu işlemin geçerli olması gerektiği, hâkimin tarafların muhtemel iradelerinin istenilen işlemin şekil noksanı nedeniyle sonuç doğurmaması halinde, diğer işlemin yapılmak istendiğine kanaat getirirse, dönüşmeye (tahvile) karar vermesi gerektiği, bu nedenle yapılan hukuki işlemin takas olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği de tartışılmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.2. Bozma sonrası birleşen Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyularak yapılan değerlendirmede, ...'in beyanı, sözleşmenin içeriği ve 4 nolu bağımsız bölüm ile 11 nolu bağımsız bölüm hakkında yapılan devir işlemleri nazara alındığında, bu sözleşmeye göre tarafların gerçek iradesinin takas niteliğinde olduğu ve birleşen davada sözleşmenin geçersizliği iddia edilmiş ise de; şekle tabi olmayan takas niteliğindeki sözleşmenin geçerli olduğu ve bu nedenle birleşen davanın reddedilmesi gerektiği, asıl dava yönünden ise, sözleşmenin geçerli olmasından bahisle davalı ...'ın sözleşme ile taahhüt ettiği 11 nolu bağımsız bölümün devrini davacıya yapmayarak taşınmazı dava dışı üçüncü kişiye devretmiş olduğu nazara alındığında, ferağ ümidini kesen davacının taşınmazın dava tarihindeki değerinin tahsilini istemede haklı olduğu ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen değer üzerinden davanın kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüne, davacı tarafın tapu iptali tescil talebini alacağa dönüştürmüş olduğu dikkate alınarak alacak talebinin kabulü ile 250.000,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı/ birleşen davada davalı ... vekili ile dahili davalılar/birleşen davada dahili davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZ1. Davacı/birleşen davada davalı ... vekili; tapu iptal ve tescil davası iken belirsiz alacak davası niteliğinde tazminat davasına dönüştürülen uyuşmazlıkta, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporuyla gerçek (rayiç) değerinin 6.000.000,00 TL olarak belirlendiği, bu bedel üzerinden harç yatırılarak açıkça talepte bulunulmasına rağmen, davanın dava tarihindeki 250.000,00 TL’lik değer üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesinin usul, yasa, hakkaniyet ve dosya kapsamına aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.2. Dahili davalılar/birleşen davada dahili davacılar vekili; 17.03.2013 tarihli sözleşmenin geçersizliğine ilişkin olarak farklı taraf, konu ve hukuki niteliklere sahip davaların, daha önce usulüne uygun biçimde ayrı yürütülmesine karar verilmiş olmasına rağmen, bozma sonrası davaların hukuka aykırı şekilde birleştirilmesinin hatalı olduğunu, birleşen dava ve asıl dava yönünden taraf sıfatlarının hatalı belirlendiğini, takas ve tahvil iradesi bulunmayan ve resmi şekil şartını taşımayan sözleşmenin hukuka aykırı biçimde farklı nitelikte değerlendirilmesinin doğru olmadığını, yemin dahil delilleri toplanmadan ve usule aykırı keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak karar verildiğini, gerekçeli karar, adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeAsıl ve birleşen davada uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklı alacak talebi ile aynı sözleşmenin geçersiz olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Temyiz edilen kararın bozmaya uygun olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişki ve bu ilişki nedeniyle uygulanan yasa hükümlerinin doğru belirlendiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun açık, anlaşılır ve denetime elverişli bulunduğu, birleşen davada dahili davacı ...'in mirasçı olarak davaya dahil olduğu anlaşılmakla, davacı/birleşen davada davalı ... vekili ile dahili davalılar/birleşen davada dahili davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle,Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin dahili davalılar/birleşen davada dahili davacılardan alınıp davacı/birleşen davada davalı ...'ye verilmesine,Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden davalılar/birleşen davada davacılara yükletilmesine, fazla alınan temyiz karar harcının istek halinde davacı/birleşen davada davalı ...'ye iadesine,13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.