Anahtar kelimeler: Torunu Bakması Şubat Bakıcı Haftada Annesi Evde İstihdam İşten Akdinin

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... ... 29. İş MahkemesiSAYISI
: █████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının Şubat 2001’den 28.02.2017 tarihine kadar davalıya ait işyeri niteliğindeki evde haftada 5 gün olmak üzere bakıcı olarak çalıştığını, çalıştığı sürenin ilk 11 yılında davalının annesi olan ...’e bakması için, sonraki 5 yıl ise davalının torunu ... ...’e bakması için istihdam edildiğini, 28.02.2017 tarihinde iş akdinin feshedildiğini, işten ayrıldığı tarihte aldığı aylık net maaşın 2.000,00 TL olduğunu, davacının çalıştığı tüm bu yıllar boyunca davalı tarafından sigorta girişi yapılmadığını ve sigorta primlerinin de ödenmediğini beyanla Şubat-20 01... .02.2017 tarihleri arasındaki sigortalılık hizmetinin tespitini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı ... arasında bir akit bulunmadığını, anne ...’in işlerinde gündelikçi olarak çalıştığını ve ücretinin gündelik olarak ödendiğini, davacının çocuk bakıcısı olmadığını, 5 yıllık hak düşürücü sürenin dikkate alınması gerektiğini beyanla haksız davanın husumet, esastan ve zamanaşımı nedeniyle reddini istemiştir.Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın tüm yönleri ve delilleri ile incelenmesi, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği dikkate alınarak ücret konusu titizlikle araştırılması, iddia edilen çalışmaların Kurum tarafından tespit edilip edilmediğinin araştırılması, sadece tanık beyanlarının dikkate alınmaması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ileDavacının davalılar murisi ... nezdinde;04.10.20 12... .01.2013 arasında günlük 31,35 TL ücretle 88... .01.20 13... .05.2013 arasında günlük 32,62 TL ücretle 1 35... .09.20 13... .12.2013 arasında günlük 34,05 TL ücretle 1 06... .01.20 14... .05.2014 arasında günlük 37,70 TL ücretle 1 35... .09.20 14... .12.2014 arasında günlük 37,80 TL ücretle 1 06... .01.20 15... .05.2015 arasında günlük 40,05 TL ücretle 1 35... .09.20 15... .12.2015 arasında günlük 42,45 TL ücretle 1 06... .01.20 16... .05.2016 arasında günlük 54,90 TL ücretle 1 35... .09.20 16... .12.2016 arasında günlük 54,90 TL ücretle 1 06... .01.2017 - 28.02.2017 arasında günlük 59,25 TL ücret ile 59 gün üzerinden çalıştığının tespitine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... ... 29. İş Mahkemesi'nin 28.09.2022 tarihli, █████████ E- ████████ K. sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin, davalı vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Yasa 353/1-b-1 mad. gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1- Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece, ...'in vefatına kadarki süreçte davacı çalışmalarının davalı murisi nezdinde gezmediği gerekçesiyle 03.10.2012 tarihinden önceki hizmet tespiti talebinin reddi kararının yerinde olmadığını, tanık ... komşu iş yeri tanığı olup, uyuşmazlık konusu dönem içinde beyanda bulunduğunu, reddedilen dönemde de davacının işvereninin yine ... olduğunu, ayrıca davacının yaz aylarında da çalışmaya devam ettiğini belirterek davacının davalının annesi yanında davalı talimatıyla çalıştığı sürelerin ve yaz aylarında çalıştığı sürelerin de hizmet süresine eklenmesi gerektiğini beyan etmektedir.2- Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, muris ...'nın ev işlerini yapan Cemile Perkdaş olduğunu, davalının ise müvekkilin annesi ...'in gündelik işleri için gündelikçi olarak çalıştığını, ücretinin de gündelik olarak ödendiğini, davanın salt tanık anlatımlarıyla kanıtlanmasının mümkün olmadığını, dinlenen tanıkların bordro tanığı olması gerektiğini, asgari ücretten fazla ücret iddiasının yazılı delille ispatı gerektiğini beyan etmektedir.3- Feri müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, davanın resmi yazılı ve sağlıklı delillerle ispatı gerektiğini, davalı işverene bağlı olarak fiilen çalışıldığının ispatlanması gerektiğini, sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının Şubat-20 01... .02.2017 tarihleri arasında en son net 2.000,00-TL ücretle davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.1) Dava, 506 sayılı Kanun'un █████. ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.2) Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.3) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde:“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. HMK’nın “Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi;“(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.(3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.(4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.”Mahkeme kararı kanunda açıkça belirtilmiş unsurları ihtiva etmeli ve belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararda bulunması gereken hususlar HMK 297. maddede ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Bunun sebebi, kararın açık ve gerekçeli olması, infazı kabil olması ve hukuki dinlenilme hakkının yerine getirilmesidir. 298 inci maddeye göre de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacaktır.Kararda yazılması gereken en önemli unsurlardan birisi de hüküm sonucudur. Zira hüküm sonucu, davacının somut talepleri hakkında infaz edilebilecek ve kesin hükme konu olabilecek şekilde kaleme alınmalıdır. Madde 297/2 “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”.Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince, hükümde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde, infaza elverişli olarak gösterilmesi zorunludur.4) Eldeki dava, davacının Şubat-20 01... .02.2017 tarihleri arasında olmak üzere ilk 11 yıl boyunca davalı muris ...'nın annesi olan ...'e baktığı, sonraki 5 yıllık dönemde ise davalı murisinin torunu, davalı mirasçının ise kızı olan ... ...'e bakmak suretiyle anılan dönemde tam zamanlı çalıştığının tespiti istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davanın davalı ...'ya karşı açıldığı, davalı ...'nın ...'in kızı olduğu ve dava dışı ...'in davalıdan başka ... ve ... ... isimli başka mirasçılarının da bulunduğunun anlaşıldığı, buna karşılık mahkemece dinlenen davalı tanıklarının ifadeleri de gözetilerek davacının davalı murisin annesi ...'in vefatına kadar düzenli ve sürekli olarak bakımını yaptığı, ücretinin ise ... tarafından günlük olarak ödendiği yönündeki beyanları dikkate alınarak ...'in vefatına kadar geçen çalışmalarının davalı murisi ... nezdinde geçmediği gerekçesiyle 03.10.2012 yılından önceki hizmet talebinin reddine karar verilmişse de; davacının dava dışı ... yanında geçtiğini iddia ettiği dönem de açıkça dava konusu edilip, davalı olarak sadece ... gösterildiği gözetilerek ...'in diğer mirasçıları da davaya dahil edilmeli, davaya dahil edilen diğer mirasçıların delilleri sorulup toplanılmalı ve yapılacak araştırma neticesinde tüm deliller dikkate alınarak varılacak sonuç uyarınca davacının çalışma olgusu tereddütsüz şekilde ortaya konularak karar verilmelidir.Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.