Anahtar kelimeler: İye Sakarya Esaskarar İhaleleri Akdedilmiş Yazildiği Rücu Katip Alım İşçilik

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 20.....Esas - 20.....
T.C.SAKARYAASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARARESAS NO
: 20....KARAR NO
: 20....HAKİM
:KATİP
:DAVACI
:VEKİLİ
:DAVALI
:VEKİLLERİ
:DAVALILAR
:DAVA
: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya ....İş Mahkemesini 20....Esas 20...karar sayılı ilamı kapsamında işçi ....i'ye ödenen tazminat ve işçilik alacaklarının işbu rücu davasına konu olduğunu, müvekkili idare ile davalı şirketler arasında değişik tarihlere ilişkin hizmet alım sözleşmeleri akdedilmiş olduğunu, dava dışı işçi ise davada yer alan ....A.Ş. Ve dosyada ihbar edilen bu hizmet alım ihaleleri kapsamında davalı şirket tarafından istihdam edilmiş olduğunu, işçinin iş akdi sona erdirilmiş olmakla davalı sıfatıyla yer alan ticari şirketler bünyesinde yapılan çalışmalara ilişkin kıdem, fazla çalışma, Ubgt, hafta tatili, yıllık izin ücretleri müvekkili idare tarafından ödenmiş olduğundan bu ödemenin davalı şirkete rücu amacıyla işbu dava açılmakta olduğunu, müvekkili idare ve ..... Şti. karşı Sakarya ... İş Mahkemesi 20...Esas sayılı dosya da ....ücret alacakları talep etmiş dosyaya diğer çalıştığı firmalar ihbar edilmiş olduğunu, 17.04.2024 tarihinde ████████ Karar ile sonuçlandığını, ilgili karar Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesi 20.....Esas 20...Karar sayılı ilamıyla 10.12.2024 tarihinde kesinleşmiş olduğunu, davalı sıfatıyla müvekkili idareye karşı ....İcra Müdürlüğü'nün 20....icra numaralı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, belirtilen icra takibi dosyasına müvekkili idare tarafından 20.09.2024 tarihinde 62.489,47 TL ödeme yapıldığını, müvekkili idare ilama dayanılarak yapılan icra takibi sonucunda işçi alacaklarını ödemek zorunda kalmış olduğunu, davalı alt işverenlerde çeşitli tarihlerde yüklenici şirket kapsamında dava dışı .....'yi işçi olarak çalıştırmış olduklarını, dolayısıyla 4857 sayılı İş Kanunu'na ilgili yasal mevzuata ve alt işverenler davalı şirketler arasında akdedilen ihale sözleşmesi ve eki niteliğindeki ihale dokümanlarına göre işçi alacaklarından davalı şirketlerin sorumluluğunun bulunmakta olduğunu, Sakarya ....İş Mahkemesi 20....Esas 20...Karar sayılı dosyada da ihbar edilen dava dışı ..... A.Ş. ve ..... Ltd. Şti. den icra dosyasına yapmış olduğumuz ödemeye İlişkin şirketlerin payına düşen miktarın rücu edilmiş olduğunu, fakat rücu işlemi yapılamayan kıdem, fazla çalışma, Ubgt, hafta tatili, yıllık izin ücretleri ve feriler ...... Şti. ve .... Ltd. aleyhine işbu davayı açma zaruriyeti doğduğunu iddia ederek 19.793,96 TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiştir.Davalı .....AŞ vekili cevap dilekçesinde; dava dışı davalı şirketi bünyesinde █████/2014 -█████/20214 tarihleri arasında bilgisayar operatörü olarak çalıştığını işin sona ermesi sebebine dayanılarak iş akdinin sona erdiğini, dava dışı işçinin çalıştırılması ve işten çıkarılması konusunda tek yetkinin davacı kuruma ait olduğunu, taşeronların değişmiş olmasına rağmen değişmeyen tek şeyin işçinin kurum bünyesinde aynı işte devam etmesi olduğun , bu sebeple ödemelerden davacını tek başına sorumlu olduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Diğer davalıların süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı ve münkir sayıldığı tespit edilmiştir.Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde davalının çalıştırdığı işçilerden sorumluluğa ilişkin bir düzenleme olup olmadığı, varsa Sakarya .... İş Mahkemesinin 20....Esas sayılı dosyası ile görülen davada verilen karar nedeniyle dava dışı işçiye ödenen tazminattan kimin hangi oranda sorumlu olduğu, davacının davalılara ödenen tazminat nedeniyle rücu edip edemeyeceği hususlarındadır.Taraflar arasında imzalanan Hizmet Alımına ilişkin sözleşme ibraz edilmiştir.4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir.Dava konusu olayda da davacı idare ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenle işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işveren, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7 ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarihli █████████ E. █████████ K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi’nin █████/2022 tarih, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı: "…Genel olarak; "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar...İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla ve iş davasında taraf olmaları halinde gecikmeden doğan zarardan ayrı bir temerrüt ihtarına gerek olmadan ve ödeme tarihinden itibaren davalılar tacir olduğundan ticari faiz işletilerek yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir(Yargıtay 23.HD ████████ E-████████ K,█████████ E-█████████ K). Bu durumda, yukarıda ayrıntısı ile belirtilen ilkeler uyarınca davalıların davaya konu işçilik alacağının tamamından ve ödeme tarihinden işleyen faizi ile sorumlu olduğu, dosyaya aldırılan bilirkişi raporunun tam rucü yönünden görüş içerdiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin ██████████ E. ve ██████████ K. sayılı önceki ilamında da, "...Hizmet işleri genel şartnamesi öncelikle uygulanması gereken ihale dökümanı olarak sayılmıştır. Bu açıklamalara göre işçinin işçilik alacakları için iş mahkemesinde açtığı davada davacı kurumun sorumlu tutulması iş kanunundan kaynaklanan bir zorunluluktur. Davacı tarafından ödenen kısmın rücuna ilişkin davada ise taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakmak gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 22. ve 36/4 maddesi hizmet işleri genel şartnamesine atıf yapmakta olup şartnamenin 6. Bölüm 38. maddesi hükmüne göre çalıştırılan işçilerin ücret ve yan ödemelerinden davalı yüklenici sorumludur." şeklindeki izaha göre de, dava dışı işçinin diğerleri yanında davalının da işçisi olup sözleşmenin muvazaalı sayılamayacağı, İş Kanunun 112. maddesi değişikliğinin tahsilat kolaylığı sağlamak için konulduğu, aynı kanunun 2/6 maddesi 6. maddelerinin açık hükmüne ve sözleşme eki genel şartname hükümlerine göre, işçiye ödenen bedelin çalıştırılan süre ile sorumlu olduğu kabul edilerek kurulan hüküm isabetlidir.” şeklindedir.Mevcut dosyada taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmelerine bakıldığında davacının asıl işveren ve davalının alt işveren olduğu tespit edilmiştir. Anılan sözleşme hükümleri ve uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarihli █████████ E. █████████ K sayılı kararıyla birlikte değerlendirildiğinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren davalı) lehine herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu durumda yüklenicinin (alt işveren davalı) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işverenin (davacı) işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır.Dosya kapsamı bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi Hakan Üstün raporunda özetle; "Toplam Sorumluluk tutarının, ....Şti 34.636,97-TL, Alp Sosyal Hizmetler İnşaat Dayanıklı ....Ltd. Şti 894,03-TL ....A.Ş. 962,80-TL olduğu," belirtilmiştir.Somut olayda;Sakarya ... İş Mahkemesinin 20....Esas sayılı ve 20....Karar sayılı dosyasında kıdem tazminatı, yıllık izin alacağı, fark fazla çalışma ücreti, fark hafta tatili ücreti, fark ulusal bayram ve genel tatil ücreti talepleri yönünden mevcut dava davacısı ve yine mevcut dava davalısı ...... Şti aleyhine hüküm tesis edildiği, verilen kararın kesinleştiği, davacının ...İcra Dairesi'nin 20....esas sayılı dosyası kapsamında kıdem tazminatı, yıllık izin alacağı, fark fazla çalışma ücreti, fark hafta tatili ücreti, fark ulusal bayram ve genel tatil ücreti, vekalet ücreti, yargılama gideri, bunların işlemiş faiz miktarları, icra masraf ve vekalet ücreti olarak 20.09.2024 tarihinde toplamda 62.489,47 TL ödeme yaptığı tespit edilmiştir.Kıdem tazminatı dava dışı işçinin fesih tarihindeki son giydirilmiş brüt ücret üzerinden hesaplanır. Davalılar, hesaplanan tutardan dava dışı işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak sorumludurlar. Yıllık izin ücretinden sorumluluk ise son işverenin (...) sorumluluğundadır. fark fazla çalışma ücreti, fark hafta tatili ücreti, fark ulusal bayram ve genel tatil ücreti ise oluştuğu dönemdeki işvereni sorumludur. Sakarya ... İş Mahkemesinin 20....Esas sayılı ve 20...Karar sayılı dosyasında yer alan ve hükme elverişli görülen bilirkişi raporunu da dikkate alarak davacının yaptığı ödemeyi buna göre hesaplayan mevcut dosyada alınan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Buna göre davalıların yapılan ödemeden sorumlu olduğu kanaatiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.Sakarya ... İş Mahkemesinin 20....Esas sayılı ve 20...Karar sayılı dosyasında ihbar talepleri de olduğu gözetilerek ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1-Açılan davanın KABULÜ İLE,Toplamda 19.793,96 TL'nin;-894,03 TL'sinin davalı ..... Şti'den, 962,80 TL'sinin ....A.Ş.'den ve bakiyesinin davalı ..... Şti'den ödeme tarihi olan 20.09.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi birlikte alınarak davacıya verilmesine,2-Alınması icap eden 1.352,13 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 736,73 TL harcın 37,95 TL'sinin davalı .....Şti 'den, 35,80 TL'sinin davalı ....AŞ 'den ve bakiyesinin davalı ....Şti 'den alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı vekille temsil edildiğinden AAÜT uyarınca 19.793,96 TL vekalet ücretinin 983,75 TL'sinin davalı ....Şti 'den, 961,98 TL'sinin davalı .....AŞ 'den ve bakiyesinin davalı ....Şti 'den alınarak davacıya verilmesine4-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 615,40-TL Peşin/nisbi Harcı, 7.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.021,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 9.251,80TL'nin, 459,81 TL sinin davalı ....Şti 'den, 449,64 TL'sinin davalı ....AŞ 'den ve bakiyesinin davalı ....Şti 'de alınarak davacıya verilmesine,5-Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 4.700,00 TL giderin 233,97 TL'sinin davalı ....Şti 'den, 228,42 TL'sinin davalı ....Şti 'den alınarak hazineye irat kaydına,6-Arta kalan yargılama giderinin kararın kesinleşmesi beklendikten sonra talep halinde yatırana iadesine,Dair davacı vekili yüzünde, davalılar yokluğunda miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip¸E-İmzalıdırHakim¸E-İmzalıdır