Anahtar kelimeler: Noadresindeki Tepebaşı Gişesinin Şehirlerarası Terminalin Bilet Caddesi Onüçüncü İstekli Eskişehir

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No
:█████████Karar No
:█████████TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...VEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI)
: ...Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Davalı idarece 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca açık teklif usulü ile █████/2024 tarihinde gerçekleştirilen Eskişehir ili, Tepebaşı ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:...adresindeki şehirlerarası terminalin içerisinde bulunan bürolu bilet gişesinin kiralanmasına ilişkin ihalenin iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; dava konusu ihalenin █████/2024 tarihinde gerçekleştirildiği, davacının ihaleye istekli olarak katıldığı, ihalenin en yüksek teklifi veren ... Turizm Nakliyat Ticaret Ltd. Şti. isimli şirketin üzerinde kaldığı, akabinde davacı tarafından, ihale üzerinde kalan şirketin daha önce aynı büroya teklif veren ve ihale üzerinde kalan ancak ihale bedelini yatırmayarak 2886 sayılı Kanun'un 83/c maddesinde belirtilen yasak fiil ve davranışlarda bulunduğu tespit edilen şirketlerle bağlantılı olduğu, bu şirketlerin fahiş teklifler vermek ve ihale bedelini yatırmamak suretiyle ihalenin gerçekleşmesine engel olduğu iddialarıyla █████/2024 tarihinde Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Satın Alma Dairesi Başkanlığı'na başvuru yapıldığı, davacının başvurusunun reddine ilişkin olarak ... tarih ve ... sayılı işlemin tesis edildiği, bunun üzerine de UYAP üzerinden █████/2024 tarihinde kayda giren dilekçe ile bakılan davanın açıldığı; Mahkemelerince yapılan ara kararı uyarınca gönderilen belgelerden, davacıya ihale komisyonu kararının yazılı olarak bildirilmediğinin görüldüğü, uyuşmazlık konusu ihalenin 4734 sayılı Kanun'a değil 2886 sayılı Kanun'a tabi olduğu, dolayısıyla söz konusu şikayet başvurusunun zorunlu başvuru yolu olarak kabul edilemeyeceği, ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıkta 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında idareye yapılan başvuru üzerine idarece verilen cevabın işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı dikkate alındığında, davacının en geç idareye başvuru yaptığı tarihte ihaleye konu taşınmazın kiralanmasına ilişkin ihale sonucundan ve ileri sürdüğü iddialardan haberdar olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda, dava konusu ihale işlemine karşı 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde belirtilen 30 günlük dava açma süresinin █████/2024 tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı anlaşıldığından, █████/2024 tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra █████/2024 tarihinde açılan davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenemeyeceği sonucuna varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle 2577 sayılı Kanun'un 15/1-b maddesi uyarınca davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden itibaren başlaması gerektiği, Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ivedi yargılama usulüne tabi bir idari işlem söz konusu olduğunda ilgilinin yanılgıya düşmemesi açısından özel dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açılmasının zorunlu olduğunun ve işleme karşı idari başvuruda bulunularak itiraz edilmesinin dava açma süresini durdurmayacağının bildirilmesinin gerektiği, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tabi olduğu ve dava açma süresinin otuz gün olduğu yolunda kendisine yazılı bildirim yapılmadığından ihalenin iptali istemiyle hangi tarihten itibaren dava açması gerektiği hususunda tereddüt yaşayarak yanılgıya düştüğü, mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın özel dava açma süresi içerisinde dava açılmasını zorlaştırdığı, bu nedenle olayda genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ
: Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye, işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Anayasa'nın 125. maddesinde de idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin "yazılı bildirim" tarihinden başlayacağı belirtilmiştir.█████/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda idari yargıda uygulanan “genel yargılama usulü” ve 7. maddesi ile devamı maddelerde de “genel dava açma süreleri” düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan 7. maddesinde, özel süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde idari işlemlere karşı dava açma süresinin "altmış gün" olduğu ve bu sürenin yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır.Buna karşılık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na, █████/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 20/A maddesiyle, bir kısım işlemlere karşı açılan davalarda, genel yargılama usulünden farklı olarak, gerek dava, gerekse temyiz aşamasında uygulanacak “ivedi yargılama usulü” getirilmiş; ayrıca, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin "otuz gün" olduğu ve bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Anılan maddede, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kuralı yer almıştır.Genel yargılama usulünün uygulandığı uyuşmazlıklarda, ilgililere dava açmadan önce, 2577 sayılı Kanun’un 10, 11, 12 ve 13. maddeleriyle “idari başvuru” seçeneği getirilmişken, ivedi yargılama usulünün uygulandığı işlemlere karşı doğrudan dava açma zorunluluğu getirilmiş ve 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca yapılacak idari başvurunun dava açma süresini durdurmayacağı kurala bağlanmıştır.Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca idarenin yükümlülüğünün, ivedi yargılama usûlüne tâbi bir idarî işlem söz konusu olduğunda, ilgilinin yanılgıya düşmemesi açısından özel dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açmak zorunda olduğunun, işleme karşı idarî başvuruda bulunularak itiraz edilmesinin dava açma süresini durdurmayacağının bildirilmesini de kapsadığı kuşkusuzdur. Ancak kendisine herhangi bir yazılı bildirim yapılmayan ya da yapılan yazılı bildirimde işleme karşı başvuru yolu ve süresi belirtilmeyen ilgililerin hangi sürede dava açacakları konusunda karışıklık yaşamaları ve yanılgıya düşmeleri mümkün bulunmaktadır. Mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan mahkemeye erişim hakkını ihlâl eden sonuçlara ulaşmasını engellemek yargı yerine düşen bir görevdir.Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ████████ başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında, usul kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tâbi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makûl bir orantı olması hâlinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine hâlel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir.Bu durumda, ilgililere herhangi bir yazılı bildirimin yapılmadığı ve idari işlemin bir şekilde öğrenilmesi üzerine dava açıldığı durumda, bu kişilerin mevzuattan kaynaklanan bu karışıklık nedeniyle kaç gün içinde hangi merciye başvuracaklarını bilmeleri beklenemeyeceğinden, dava açma süresi hesaplanırken öğrenme tarihinin başlangıç alınması ve aynı şekilde özel dava açma süresinin değil açık, anlaşılabilir ve ulaşılabilir olan genel dava açma süresinin işletilmesi gerekir.Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun █████/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla da; yazılı olarak bildirilen ve özel dava açma süresine tâbi olan bir işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda genel dava açma süresinin işletilmesi gerektiği yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir.Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ihalenin █████/2024 tarihinde yapıldığı, █████/2024 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun idarece █████/2024 tarihli işlemle reddedildiği, █████/2024 tarihinde ise bakılan davanın açıldığı görülmektedir.Bu itibarla, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olduğu ve dava açma süresinin otuz gün olduğu yolunda kendisine yazılı bildirim yapılmayan davacının ihalenin iptali istemiyle hangi tarihten itibaren dava açması gerektiği hususunda tereddüt yaşadığı ve yanılgıya düştüğü, mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın davacının özel süresi içerisinde dava açmasını zorlaştırdığı anlaşıldığından, mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmemesi açısından uyuşmazlıkta özel yargılama süresi değil genel yargılama süresi uygulanarak ve davanın süresinde açıldığı kabul edilerek, davanın süre yönünden reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki .... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,5. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), █████/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.