Anahtar kelimeler: Dgkç İletimde Ambarlı Büyümesinde Oynadığı Minimum Çökmesinde Bölgesel Frekansında Frekans
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No
:█████████
Karar No
:█████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... Üretim A.Ş.
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
:... Kurumu
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: İstanbul ilinde işletilen Ambarlı DGKÇ santralinin █████/2015 tarihinde 48,80 Hz frekansında iletim şebekesine bağlı kalarak çalışmaması ve servis harici olması nedeniyle iletimde oluşan arızanın büyümesinde ve bölgesel olarak iletim sisteminin çökmesinde önemli rol oynadığı gerekçesiyle, ilgili frekans aralıklarında mevzuatta belirtilen minimum süre kadar iletim şebekesine bağlı kalmadan servis dışı kalındığından bahisle davacıya 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca 572.186,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ...-... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Elektrik Şebeke Yönetmeliği'nin "Üretim Tesislerinin Tasarım ve Performans Esasları" başılıklı 20. maddesi uyarınca, iletim sistemlerine doğrudan bağlı üretim tesislerinin maddede yer alan tablodaki belirtilen frekans aralıklarında belirtilen süreler kadar iletim şebekesine bağlı kalarak çalışmakla yükümlü oldukları, iletim şebekesinin güvenli bir şekilde işletilmesi ve kullanıcılara kesintisiz ve kaliteli elektrik enerjisi arz edilmesi için iletim sistemine bağlanan üretim tesislerinin söz konusu çalışma şeklini sağlayacak şekilde tasarlanması ve performans göstermesi bir zorunluluk olduğu, normal şartlar altında 50 Hz mertebesinde işletilmesi gereken sistem frekansının 49,8 Hz ile 50,2 Hz değerleri arasında kontrol edilmesi gerektiği, aksi takdirde ilietim sistemi frekans değerinin kararlı halden çıkarak şebekede arızalara yol açabileceği, ihlâlin gerçekleştiği tarihte sistem frekansının 48,8 Hz değerinde kritik işletme koşullarında olduğu, sistem güvenliği açısından bir acil duruma işaret ettiği, bu gibi durumlarda iletim sistemine bağlanan üretim tesislerinin sistem performansının kararılı bir şekilde çalışmalarını sağlamakla yükümlü olduğu;
Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) tarafından hazırlanan █████/2015 tarihli "Türkiye █████/2015 Sistem Çökmesi Raporu'nda özetle, Bütün elektrik santrallerinden, Ulusal Elektrik Şebeke Yönetmeliğinde belirtilen frekans aralıklarında şebekeye bağlı kalmalarının istendiği, ünitelerin devre dışı kalması ve frekans kararlılığı kaybının, yaklaşık 4700 MW'lık oluşan üretim açığıyla (Doğu bölgesinden alınan enerjinin kesilmesiyle), düşük frekansın 49,0 Hz'den 48,4 Hz'ye düşene kadar, düşük frekans yük atma rölelerinin yaklaşık olarak 4800 MW'lık yük atarak durdurması beklendiği, düşük frekans yük atma rölelerinin Hamitabat TM'deki Özel Koruma Sistemi tarafından 377 MW'lık düşmesini karşılayacak şekilde tamamlandığı, frekansın her nasılsa 47,5 Hz'nin üzerindeki frekanslarda, bu frekans seviyesi ünitelerin en azından 10 dakika boyunca serviste kalması için Türkiye Elektrik Şebeke Yönetmeliği tarafından öngörülen frekans düzeyi olduğu, bazı jeneratörleri açması sebebiyle frekansın düşmeye devam ettiği, bu durumun yaklaşık 10 saniye sonra tüm sistemin tamamen çökmesine neden olduğu, Batı kısmındaki karşı sorun, geçici düşük frekansın olduğu yerlerin yük atma röleleri tarafından yönetilebilir olması olduğu, bu durumda anahtar rolün, olaylara yol açan hususun üretim santrallerinin devre dışı kalmasının rol oynadığı ve yük atmasıyla oluşan dengesizliğin arttığı, reaktif güç kontrolünün kaybı ve aşırı voltaj ve makinelerde "görünür" alan kaybı nedeniyle ilave jeneratörlerin kaskad olarak açmasının arttığı, sanayileşmiş ülkelerde yaşanan daha önceki büyük çaplı benzer elektrik sistemi kesintileri gibi genel sistem çöküşlerine, iletim, üretim, koruma-kontrol ve işletim-denetim alt sistemlerini değişik düzeylerde içeren hızlı olay ardışıklığının neden olduğu, şeklinde görüş ve kanaat belirtildiği;
Davacı şirket tarafından dava konusu olaya ilişkin olarak, "santraldeki bazı ünitelerin çift yakıtlı (motorin-doğalgaz) kombine çevrim santraline dönüştürülmesi ve rehabilitasyon işi ile ilgili olarak yüklenici firma ile █████/2008 tarihinde sözleşme imzalandığı, █████/2013 tarihinde ise Geçici Kabulünün yapıldığı, bahsi geçen arızaların Geçici Kabul sonrası dönemde meydana geldiği, Geçici Kabul sonrası yüklenici firma sevk ve idaresinde bulunan ünitelerde yüklenici firmanın daha emniyetli limitler uygulanmasından kaynaklanan sıkıntı hususunda yüklenici firmanın ivedilikle hem sözlü hemde yazılı olarak uyarıldığı, frekans koruma limitleri uygun olmayan Buhar Türbinleri set değerlerinin ilk fırsatta değiştirildiği, mevcut durum itibariyle bahse konu üniteler de dahil olmak üzere EÜAŞ'ın elindeki tüm santralardaki röle ayarlarının, Şebeke Yönetmeliği'nde belirtilen değerlere uygun olduğu, arızaların üretimden kaynaklanmadığı, Santralın söz konusu bölgesel ve/veya ulusal iletim arızalarının oluşması ve büyümesinde rol almadığı" yönünde iddialarda bulunulmuş ise de, santral ünitelerinde yüklenici firma eliyle yapılacak birtakım değişikliklerin, iletim sistemine bağlı üretim tesisleri işleticilerinin, mevzuatta belirtilen süre ve frekans aralıklarında çalışarak sisteme bağlı kalma yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağı, şebeke işletmecilerinin sisteme bağlanma konusunda, mevzuatla çalışma/performans koşullarının kesin çizgileri ile belirlendiği, standart bağlanma koşullarına uyulmaması sonucu zararın oluştuğu, iletim sisteminin çökmesinde davacı şirketin tek başına etkisinin olmadığı kabul edilse bile, davacı şirketin santral ünitelerinde meydana geldiği sabit olan "iletim şebekesine bağlı kalarak çalışmama ve servis harici olma" durumlarının iletimde oluşan arızanın büyümesinde ve bölgesel olarak iletim sisteminin çökmesinde önemli rol oynadığı görüldüğünden, davacı şirketin söz konusu iddialarının, dava konusu işlemi kusurlandırıcı nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, santraldeki bazı ünitelerin çift yakıtlı (motorin-doğalgaz) kombine çevrim santraline dönüştürülmesi ve rehabilitasyon işi ile ilgili olarak yüklenici firma ile █████/2008 tarihinde sözleşme imzalandığı, █████/2013 tarihinde ise geçici kabulünün yapıldığı, bahsi geçen arızaların geçici kabul sonrası dönemde meydana geldiği, geçici kabul sonrası yüklenici firma sevk ve idaresinde bulunan ünitelerde yüklenici firmanın daha emniyetli limitler uygulamasından kaynaklanan sıkıntı hususunda ivedilikle sözlü ve yazılı olarak uyarıldığı, frekans koruma limitleri uygun olmayan buhar türbinlerinin set değerlerinin ilk fırsatta değiştirildiği, mevcut durum itibarıyla bahse konu üniteler de dahil olmak üzere EÜAŞ'ın elindeki tüm santralardaki röle ayarlarının Şebeke Yönetmeliği'nde belirtilen değerlere uygun olduğu, arızaların üretimden kaynaklanmadığı, santralin söz konusu bölgesel ve/veya ulusal iletim arızalarının oluşması ve büyümesinde rol almadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!