Anahtar kelimeler: Onbinde Muadili Arasını İkisi Sektörüne Onüçüncü Ortama Asılları Haberleşme İletişim
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No
:█████████
Karar No
:█████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... İletişim Hizmetleri A.Ş.
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Kurumu
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliğinin 7. maddesinin altıncı fıkrasına aykırı olarak █████/2018-█████/2020 tarihleri arasını kapsayan dönemde gerçekleştirilen toplam 3.349.834 adet abonelik işleminde, kimlik belgesi veya muadili belge örneklerinin asılları üzerinden ve yalnızca uygun elektronik ortama aktarılarak alınması yükümlülüğünün ihlal edildiğinden bahisle 2019 yılı net satış tutarının onbinde ikisi oranında (%0,02) idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Bilgi Teknoloji ve İletişim Kurulu (Kurul) kararının 1. maddesi ile bu maddeye istinaden düzenlenen 1.731.428,52-TL tutarındaki idari para cezası karar tutanağı ve tahakkuk fişinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; mevzuat uyarınca elektronik haberleşme sektöründe hizmet sunan işletmecilerin, Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği'nde yer verilen usullere uygun olarak düzenleyeceği abonelik sözleşmelerinde abonelik tesisi için gerekli kimlik belgesi veya muadili belgelerin örneğini asılları üzerinden ve yalnızca uygun elektronik ortama aktarılarak alınmasıyla yükümlü olduğu, bu yükümlülüğün anılan yönetmeliğin Resmi Gazete'de yayınladığı █████/2017 tarihinden itibaren 6 ay sonra başlayacağı, bu yükümlülüğe aykırı davranan işletmecilere bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde ikisine kadar idari para cezası verilebileceği;
Bu itibarla, dava dosyasında bulunan tüm bilgi ve belgeler ile mevzuat birlikte değerlendirildiğinde, elektronik haberleşme sektöründe mobil hizmet sağlayıcısı olarak hizmet sunan davacı şirketin tüketici ile imzaladığı abonelik sözleşmelerinde abonelik tesisi için gerekli kimlik belgesi veya muadili belgelerin örneğini asılları üzerinden ve yalnızca uygun elektronik ortama aktarılarak alınması ile yükümlü olduğu, ancak davacı şirketin █████/2018-█████/2020 tarihleri arasını kapsayan dönemde gerçekleştirilen toplam 3.349.834 adet abonelik işleminde bu yükümlülüğünü ihlal ettiği hususunun dosya kapsamında sabit olduğu anlaşıldığından, bu fiili nedeniyle eylemine uygun olarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliğinin 12. maddesi uyarınca 2019 yılı net satış tutarının onbinde ikisi oranında idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı;
Öte yandan, davacı şirket tarafından ceza miktarının fahiş olduğu yönündeki iddiasına, davaya konu fiil nedeniyle %2'e kadar ceza vermek hususunda takdir hakkı tanınan davalı idare tarafından davacı şirketin 2019 yılı net satış tutarının onbinde ikisi oranında idari para cezası tesis ettiği nazara alındığında itibar edilmediği, davacı tarafın diğer iddiaları da davaya konu işlemi kusurlandırıcı mahiyette görülmediği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, yargı yerlerince esaslı iddialarının değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, kamu menfaati ilkelerinin gözetilmediği, mevzuata uyum için verilen sürenin çok kısıtlı olması hususunun fiili imkansızlığa yol açtığı, düzenlemenin diğer işletmecilere rekabet avantajı sağlayacak şekilde yürürlüğe konulduğu, “Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı”nın hızla yaygınlaşmasının dava konusu yaptırımın dayanağı düzenlemenin ortadan kalkması sonucunu doğuracağı, yönetmeliğe uyum sağlama konusunda büyük gayret gösterildiği, dava konusu olay nedeniyle hiçbir tüketici mağduriyetinin söz konusu olmadığı, herhangi bir haksız kazanç elde edilmediği, kasti bir davranışının bulunmadığı, kimlik bilgilerinin her halükarda elektronik ortama aktarıldığı, takdir yetkisi ölçüsüz kullanılarak doğrudan idari para cezası tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu işlemin kanunda olmayan bir usul işletilerek tesis edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, Mahkeme kararında mevzuat ihlalinin sabit olduğuna dair kapsamlı ve açıklayıcı bir gerekçelerin gösterildiği, açık hat konusunda yaşanan yoğun şikayetleri önlemek amacıyla yapılan bu düzenlemeye tüm işletmecilerin mevzuatta belirtilen zamanda uyum göstermesi önem arz ettiği, düzenlemenin üç yılı aşkın bir süredir yürürlükte olduğu, diğer işletmecilere de söz konusu düzenleme kapsamında fiillerinin varlığı sebebiyle idari yaptırım uygulandığı, abonelik tesisi için gerekli kimlik belgeleri örneği alınmadan işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik kaydı yapılamayacağı, 5809 sayılı Kanun'un kendisine verdiği yetki ile kararın alındığı, doğrudan üst hadlerden ceza uygulamadığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun Denetim Çalışmalarına İlişkin Yönetmeliğin 10. maddesinin işletildiği durumlarda araştırılması soruşturulması gereken herhangi bir hususun bulunmadığı, yerinde denetim yapılmamasının dava konusu işlemi hukuki açıdan sakatlayan bir husus olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
█████/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin ''Uyarı'' başlıklı 46. maddesinde, ''(1) Bu Yönetmelik kapsamında meydana gelen ihlâller için, bu Yönetmeliğin 44'üncü maddesinde yer alan hususlar dikkate alınmak ve 23'üncü, 24'üncü, 25'inci, 31'inci ve 33'üncü maddeler saklı kalmak kaydıyla idari yaptırım uygulanmadan önce, bu Yönetmeliğin aynı maddesi kapsamında olmak üzere işletmeci Kurul tarafından bir defaya mahsus uyarılabilir. (2) Uyarı yapılırken tekerrür süresi dikkate alınır. Tekerrüre esas sürenin dolması hâlinde aynı madde kapsamında tekrar uyarıda bulunulabilir.'' kuralı yer almaktadır.
Hukuk Devleti, "İnsan haklarına saygılı ve bu hakları koruyan, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan Devlettir." şeklinde tanımlanmakta olup, bu ilkenin gereği olarak yürütme organı hukuka bağlı olmalıdır. Bu bağlılık, yapılan idarî işlemlerin, Anayasa, kanun ve bunlara aykırı olmayacak şekilde çıkarılmış tüzük, yönetmelik ve diğer düzenlemelere uygun olarak tesis edilmesini zorunlu kılar.
Davalı idarenin de, dava konusu işlemi tesis ederken yürürlükte bulunan yönetmelik hükmünü uygulaması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen yönetmelik hükmü uyarınca da, idari yaptırım uygulanmadan önce ya "uyarı" yapmalı ya da "uyarı" yapılmamasının takdiri hâlinde ise, uyarı yapılmama gerekçesinin Kurul kararında açıklanması gerekmektedir.
Dava konusu Kurul kararının tesisinden önce "uyarı" yapılmadığı gibi, neden "uyarı" yapılmadığının da açıklanmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!