Anahtar kelimeler: Dampinge Dahilde Fonu Dolaşıma Müeyyideli Giyim Gümrüklenmiş Kaynak İthalat Muhtelif
Danıştay 7. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Bakanlığı adına
... Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI)
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: ... Giyim Sanayi Turizm İthalat Maddeleri Anonim Şirketi adına düzenlenen dahilde işleme izin belgesinin müeyyideli kapatılması üzerine, bu belge kapsamındaki muhtelif tarih ve sayılı 17 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesiyle ithal edilen eşyalara ilişkin gümrük, katma değer vergileri, dampinge karşı vergi, gecikme faizi ve cezai faiz ile kaynak kullanımını destekleme fonu payının ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 238. maddesi uyarınca hem gümrüklenmiş değerin, hem de gümrük vergilerinin iki katı üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezalarından oluşan amme alacağının, kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; asıl borçlu şirketin vadesi geçmiş ve ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emri içeriği alacakların, davacının yönetim kurulu başkanı seçilmesinden birkaç ay öncesine ait olduğu, davacının kendinden önceki dönemde doğan ve ödenmeyen amme alacaklarından da sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: Şirket adına düzenlenen dahilde işleme izin belgesinin müeyyideli olarak kapatıldığından bahisle belge kapsamında işlem gören 17 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesine ilişkin olarak alınan ek tahakkuk ile gümrük vergilerinin ve gümrüklenmiş değerin iki katı tutarında ayrı ayrı para cezasının hesaplandığı; bu kararlara vaki itirazın reddi üzerine vergi ve cezaların tahsili amacıyla şirket adına ödeme emri düzenlenerek şirket yetkilisine tebliğ edildiği, ödeme emrine karşı dava açılmaması ve ödeme yapılmaksızın kesinleşmesi üzerine, █████/2018 tarihinde haciz varakasının düzenlenmesinden sonra amme alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına işbu davaya konu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılan olayda; 4458 sayılı Kanun'un 238. maddesi uyarınca gümrüklenmiş değerin iki katı tutarında para cezası getiren hükmün █████/2013 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle 2006-2007 yıllarında tescilli beyannameler yönünden ‘kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemeyeceği” yolundaki genel ceza ilkesi karşısında, gümrüklenmiş değer üzerinden hesaplanan para cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı; ek tahakkuk ve gümrük vergileri üzerinden hesaplanan para cezası yönünden ise; asıl borçlu şirketin bankalar nezdinde malvarlığı araştırmasının yapıldığı, ancak araç ve tapu kaydının araştırılmadığı, dolayısıyla amme alacağının asıl borçlu şirketin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemediği veya tahsil edilemeyeceği hususunun tam olarak ortaya konulamadığı; ayrıca, █████/2017 tarihli 83.082,82TL ve █████/2017 tarihli 149.478,68 TL tutarındaki teminatın irat kaydedilmesine rağmen bu miktarın ödeme emrindeki borç tutarından düşülmediği anlaşıldığından, tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüyle mahkeme kararının kaldırılmasından sonra ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı; 55. maddesinde de, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 (01.01.2018 yürürlüğe giren değişiklikle 15 gün olarak belirlenmiştir) gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Kanuni temsilcilerin, şirket borcundan dolayı takip edilebilmesi için öncelikle, usulüne uygun olarak asıl borçlu şirket hakkında kesinleşmiş bir vergi borcunun bulunması ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun tüzelkişiliğin varlığından tamamen veya kısmen alınamadığının açıkça ortaya konulması ve o temsilcinin alacağın doğduğu yada ödenmesi gerektiği dönemde şirket yetkilisi olması, bir başka ifadeyle kanuni temsilci olarak sorumlu tutulacağı dönemler dikkate alınarak takibi yoluna gidilmesi gerekmektedir.
Olayda, █████/2015 tarihinde kanuni temsilci olan ve █████/2018 tarihinde temsilcilik görevi sona eren davacı hakkında takibe konu alacağı; temsilcisi olduğu şirket adına, davalı gümrük müdürlüğünde tescilli DİİB kapsamında işlem gören muhtelif tarih ve sayılı (17 adet) beyanname muhteviyatı eşyalar için gümrüklenmiş değerin iki katı üzerinden düzenlenen para cezası kararının █████/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve █████/2016 tarihinde gerçekleştirilen görüşmelerde uzlaşma sağlanamaması üzerine yapılan itirazların da reddi sonrası ödenmeyerek kesinleşen ve ödeme emri düzenlenmesine karşın vadesinde ödenmeyen, alınan haciz kararları akabinde ödenmeyeceği de anlaşılan gümrük para cezası alacağının oluşturduğu ve mezkur alacağın; uzlaşma görüşmeleri yapıldığı ancak uzlaşmanın sağlanamaması üzerine Gümrük Kanunu'nun 242.maddesi gereği itiraz edildiği günlerde ve aynı zamanda temsilcisi olduğu şirket adına alacağın kesinleştiği dönemde hala şirket temsilciliği görevinde bulunduğu (█████/2015 tarihi ile █████/2018 tarihleri arası) ihtilafsız davacı adına, yukarıda belirtilen takibe konu alacağın tahsili amaçlı olarak kanuni temsilcisi temsilci sıfatıyla tanzimli iş bu dava konusu ödeme emirinde yasal aykırılık bulunmadığı gibi şirketten alınan teminat tutarının da davacı hakkında düzenlenen ödeme emri tutarından tenzil edilmemesinin, alacağın şirketten tahsil edilemeyeceği gerçeğini değiştirmeyeceğinden, aksi gerekçe ile verilen Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle, Daire kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!