Anahtar kelimeler: Onuncu Derneği Süreci Resmî Kurumu İlave Kararıyla Fıkralarının Sağlık Danıştay

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... DerneğiVEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... KurumuVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2022 tarih ve E:██████████, K:█████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: █████/2018 tarih ve 30322 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tebliğ'in 4. maddesi ile değiştirilen █████/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği’nin "İlave Ücret Alınması" başlıklı 1.9.1. maddesinin 6. ve 7. fıkralarının iptali istenilmiştir.Daire kararının özeti
: Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2022 tarih ve E:██████████, K:█████████ sayılı kararıyla; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 1., 63., 64., 71., 72., ve 73. maddelerine yer verilerek, Sağlık Uygulama Tebliği'nin 1.9.1. maddesinin 6. fıkrası yönünden;5510 sayılı Kanun'un "Finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleri ve süresi" başlıklı 63. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, "acil hizmetler"in finansmanı sağlanacak sağlık hizmetleri arasında sayıldığı, aynı Kanun'un "Sağlık hizmetlerinin sağlanma yöntemi ve sağlık giderlerinin ödenmesi" başlıklı 73. maddesinde ise, acil haller dışında sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından, kişilerce satın alınan sağlık hizmeti bedellerinin Kurumca ödenmeyeceği, sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından acil hallerde alınan sağlık hizmeti bedelinin, 72. madde gereği sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları için belirlenen bedeller esas alınarak genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere fatura karşılığı ödeneceğinin öngörüldüğü,Aynı Kanun'un "Kimlik tespiti ve acil haller" başlıklı 71. maddesinin son fıkrasındaki düzenleme uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen yetki çerçevesinde █████/2014 tarih ve 28976 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Genel Sağlık Sigortası Uygulamaları Yönetmeliği'nin 27. maddesinde "Acil hâller"in, ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlarda olayın meydana gelmesini takip eden ilk 24 saat içinde tıbbî müdahale gerektiren durumlar ile ivedilikle tıbbî müdahale yapılmadığı veya başka bir sağlık kuruluşuna nakli hâlinde hayatın ve/veya sağlık bütünlüğünün kaybedilme riskinin doğacağı kabul edilen durumlar olduğu, bu nedenle sağlanan sağlık hizmetlerinin acil sağlık hizmeti olarak kabul edileceğinin kurala bağlandığı,Sağlık Bakanlığı tarafından █████/2000 tarih ve 24046 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinde ise, acil sağlık hizmetlerinin, acil hastalık ve yaralanma hallerinde, konusunda özel eğitim almış ekipler tarafından, tıbbi araç ve gereç desteği ile olay yerinde, nakil sırasında, sağlık kurum ve kuruluşlarında sunulan tüm sağlık hizmetleri olarak tanımlandığı; aynı Yönetmelik'in 15. maddesinde de, acil servislerin malzeme, personel, hizmet kıstasları, fizikî şartları ve diğer hususların Bakanlıkça belirleneceğinin düzenlendiği, bu madde hükmü doğrultusunda -dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan- █████/2009 tarih ve 27378 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde acil servis hizmetlerinin, ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri beklenmeyen durumlarda oluşan sağlık sorunlarında sakatlık ya da ölümden korunması amacıyla hastanın, acil serviste görevli sağlık personeli tarafından tıbbi araç ve gereç desteği ile değerlendirilmesi, tanısının konulması, tıbbi müdahale ve tedavinin yapılması için yataklı sağlık tesislerinde sunulan acil sağlık hizmeti şeklinde tanımlandığı, söz konusu Tebliğ'in "Acil servislerde hasta kabul ve yatış işlemleri" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasında "Acil servislerde hasta takibinin 24 saati geçmemesi esastır. Bu süre içerisinde kesin tanısı konulamamış veya yatış endikasyonu belirlenememiş hastalar ile yatış endikasyonu bulunan ve birden fazla kliniği ilgilendiren hastalar acil servis sorumlu tabibi veya nöbetçi uzman tabibince değerlendirilir ve tıbbi durumunun gerektirdiği en uygun uzmanlık dalına ait kliniğe yatışı yapılarak ilgili klinik şefi veya sorumlu uzman tabibine bilgi verilir. Yatışına karar verilen klinikte boş yatak bulunmaması hâlinde boş yatak bulunan uygun kliniklerden birisine yatırılarak hastanın takibi, bakım ve tedavisi ilgili olduğu klinik tarafından yapılır. Acil serviste kliniklere yatış bekleyen acil hastalara yatış önceliği verilir." hükmüne yer verildiği,Öte yandan, █████/2013 tarih ve 28597 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.3. maddesinde de acil sağlık hizmetleri düzenlenmiş olup, anılan maddenin 3. fıkrasında -dava konusu düzenlemenin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle- "Kurum sağlık yardımlarından yararlandırılan kişilerin sözleşmesiz sağlık kurum veya kuruluşuna SUT’un 1.7 maddesinde tanımlanan acil haller nedeniyle müracaatı sonucu oluşan sağlık giderleri; acil tıbbi müdahale yapılmasını zorunlu kılan durumun müdahaleyi yapan hekim tarafından imzalanmış bir belge ile belgelendirilmesi ve Kurumca kabul edilmesi şartıyla karşılanır." kuralının yer aldığı,Anılan hüküm ile atıf yapılan aynı Tebliğ'in 1.7. maddesinde ise provizyon işlemleri düzenlenmiş olup, kişinin sağlık hizmeti sunucularınca müracaatının, belirtilen istisnai haller nedeniyle yapılıp yapılmadığının değerlendirileceği, müracaatın sayılan istisnai nedenlerle yapılmış olması halinde, sadece söz konusu müracaat nedeni ile ilgili sağlık hizmeti bedellerinin faturalandırılabileceği, anılan istisnai hallerden birinin de "acil hal" olduğu kuralına yer verildiği, bununla birlikte aynı hükümde "acil hal" tanımı yapılmış olup, buna göre, "acil hal"in; ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlarda olayın meydana gelmesini takip eden ilk 24 saat içinde tıbbi müdahale gerektiren durumlar ile ivedilikle tıbbi müdahale yapılmadığı veya başka bir sağlık kuruluşuna nakli halinde hayatın ve/veya sağlık bütünlüğünün kaybedilme riskinin doğacağı kabul edilen durumlar olduğu, bu nedenle sağlanan sağlık hizmetlerinin acil sağlık hizmeti olarak kabul edileceği kuralına yer verildiği,Bu çerçevede dava konusu Tebliğ'in 1.9.1. maddesinin 6. fıkrasına bakıldığında, hastanın acil servislerde 24 saat içinde stabilizasyonunun esas olduğu; hastanın acil servise başvurusundan itibaren 24 saat içinde stabilize edilerek ilgili kliniğe yatışı ya da başka bir sağlık hizmeti sunucusunun yataklı kliniğine sevk edilmesiyle acil halin sona ereceği; acil servislerden kabul edilerek doğrudan uygulanan acil girişimsel işlemler ile 24 saat içinde acil gözlem ünitelerinde uygulanan tüm sağlık hizmetleri için ilave ücret alınamayacağı; hastadan ilave ücret alınabilmesi için hastaya/hasta yakınına acil halin sona erdiğine ve müteakip işlemlerin ilave ücrete tabi olduğuna ilişkin "Acil Halin Sona Ermesine İlişkin Bilgilendirme Formu" kullanılarak, yazılı bilginin imza karşılığı verilmesinin zorunlu olduğunun anlaşıldığı; anılan hükümde, sunulan sağlık hizmetine ilişkin geri ödeme açısından ilgili mevzuatta belirlenen acil hâl tanımına uygun ve benzer yönde bir düzenleme yapıldığı, bunları aşan veya üst hukuk normlarına aykırılık teşkil edecek yeni bir kuralın getirilmediği, bu haliyle dava konusu düzenlemenin, üst norm kurallarına ve kamu yararı ile hizmet gereklerine uygun olduğunun anlaşıldığı,Sağlık Uygulama Tebliği'nin 1.9.1. maddesinin 7. fıkrası yönünden;Temel insan haklarının sağlık hizmetleri sahasındaki yansıması olan ve başta Anayasa'da, diğer mevzuatta ve milletlerarası hukuki metinlerde kabul edilen "hasta hakları"nı somut olarak göstermek ve sağlık hizmeti verilen bütün kurum ve kuruluşlarda ve sağlık kurum ve kuruluşları dışında sağlık hizmeti verilen hallerde, insan haysiyetine yakışır şekilde herkesin hasta haklarından faydalanabilmesine, hak ihlallerinden korunabilmesine ve gerektiğinde hukuki korunma yollarını fiilen kullanabilmesine dair usul ve esasları düzenlemek amacı ile hazırlanan Hasta Hakları Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, "Hasta hakları"nın; sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin, sırf insan olmaları sebebiyle sahip bulundukları ve T.C. Anayasası, milletlerarası andlaşmalar, kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan hakları olarak tanımlandığı,Anılan Yönetmelik'in "Bilgi İsteme" başlıklı 7. maddesinde; hastanın, sağlık hizmetlerinden nasıl faydalanabileceği konusunda bilgi isteyebileceği, bu hakkın, hangi sağlık kuruluşundan hangi şartlara göre faydalanılabileceğini, sağlık kurum ve kuruluşları tarafından verilen her türlü hizmet ve imkanın neler olduğunu ve müracaat edilen kuruluşta verilen sağlık hizmetlerinden faydalanma usulünü öğrenme haklarını da kapsadığı kuralının; "Kayıtları İnceleme" başlıklı 16. maddesinde ise; hastanın, sağlık durumu ile ilgili bilgiler bulunan dosyayı ve kayıtları, doğrudan veya vekili veya kanuni temsilcisi vasıtası ile inceleyebileceği ve bir suretini alabileceği, bu kayıtların, sadece hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olanlar tarafından görülebileceği kuralının yer aldığı,Bu çerçevede uyuşmazlığa konu düzenleme irdelendiğinde, Sağlık Uygulama Tebliği’nin "İlave Ücret Alınması" başlıklı 1.9.1. maddesinin 7. fıkrasında, "Kurumla sözleşmeli/protokollü vakıf üniversiteleri ile özel sağlık kurum ve kuruluşları, aynı başvuru numarası altında yapılan Kurumca karşılanan sağlık hizmeti bedellerinin toplamının 100 (yüz) TL’yi aşması halinde, bu hizmetleri ve varsa ilave ücret tutarını gösterir, SUT eki 'Hastaya Sunulmuş Olan Hizmetleri ve İlave Ücreti Gösterir Belge'yi (EK-1/B) yatan hasta tedavilerinde en geç hastanın taburcu olduğu tarihte, diğer tedavilerde ise işlemin yapıldığı tarihte hastaya vermek zorundadır. Ancak hastanın istemesi halinde tutar sınırı olmaksızın sunulan tüm işlemleri ayrıntılı olarak gösteren bilgi ve belgeler hastaya verilmek zorundadır. Söz konusu bilgiler aynı süreler içerisinde elektronik ortamda da sağlanabilir." kuralı yer almakta iken, dava konusu düzenleme ile Kurumla sözleşmeli/protokollü vakıf üniversiteleri ile özel sağlık kurum ve kuruluşlarının, aynı başvuru numarası altında yatarak tedavilerde yapılan Kurumca karşılanan sağlık hizmeti bedellerinin toplamının 100 (yüz) TL’yi aşması halinde, bu hizmetleri ve varsa ilave ücret tutarını gösterir, SUT eki "Hastaya Sunulmuş Olan Hizmetleri ve İlave Ücreti Gösterir Belge"yi (EK-1/B) en geç hastanın taburcu olduğu tarihte hastaya vermek zorunda olduğu, söz konusu bilgilerin aynı süreler içerisinde elektronik ortamda da verilebileceğinin kurala bağlandığının görüldüğü,Davacı tarafından, dava konusu değişiklik ile hastaya sunulmuş olan hizmetleri ve ilave ücretleri gösterir belgenin sadece yataklı tedavi sonucu taburcu olan hastalara verileceği, ayaktan tedavilerde bu belgenin verilme zorunluluğunun kalktığı, ayaktan tedavilerde hastaların kendilerinden alınan ilave ücretleri görme, Sağlık Uygulama Tebliği ile kıyaslama, özel sağlık kurumuna yaptırım uygulanmasını isteme olanağının kalmadığı, ayrıntılı fatura verme yükümlülüğünün sadece yatan hastalarla sınırlandırılmasının hasta haklarına aykırı olduğunun ileri sürüldüğü,Bilgi edinmeye ilişkin mevzuat ve sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin mevzuatla teminat altına alınan haklarının düzenlendiği Hasta Hakları Yönetmeliği'ne göre, hastanın, sağlık durumu ile ilgili bilgileri bulunan dosyasını ve kayıtlarını doğrudan veya vekili/kanuni temsilcisi vasıtası ile inceleyip bir suret alabileceği,Bu durumda, yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca ayakta tedavilerde, fertlerin, her zaman kendilerine sunulan sağlık hizmeti konusunda ayrıntılı faturayı, hizmetin sunulduğu sağlık hizmeti sunucusundan isteyebileceği açık olup, dava konusu düzenlemenin bilgi edinme hakkını engelleyecek nitelikte olmadığı, bu hakkın kullanımının Anayasa ve Kanun hükümleriyle güvence altına alındığı, bu yönden dava konusu düzenlemede hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle,davanın reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, acil sağlık hizmetlerinden yararlandırılma süresinin 24 saat ile sınırlandırılarak, acil hallerde özel hastaneye başvurulması halinde hastanın taburcu edilinceye kadar sunulan tüm sağlık hizmetleri için ilave ücret alınmaması yönündeki düzenlemenin kaldırıldığı, dava konusu düzenleme ile hastanın taburcu edilmesi yerine acil servislerde 24 saat içerisinde stabilizasyonu (istikrara kavuşturulması) esasının getirildiği, önceden hasta taburcu edilene kadarki acil hizmetler ücretsizken değişiklikler ile getirilen şartların amacının anlaşılamadığı, acil durumda sosyal devlet ve sosyal güvenlik hakkına güvenerek özel sağlık kurumuna başvuran vatandaşın mağdur olacağı, vatandaşın ayrıntılı fatura isteme hakkının düzenleme ile elinden alındığı, dava konusu düzenlemenin hukuki dayanağının bulunmadığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ
: Sosyal Güvenlik Kurumu mevzuatında belirlenen acil hâl tanımına uygun ve benzer yönde bir düzenleme yapıldığı gerekçesiyle Tebliğ'in 1.9.1. maddesinin 6. fıkrası yönünden davanın reddine karar verilmişse de, acil hal tanımı incelendiğinde, tanımda geçen 24 saat ibaresinin, acil halleri 24 saat ile sınırlandırılmasına yönelik dava konusu değişikliğe gerekçe olamayacağı, nitekim tanımda ilk 24 saatte müdahalenin zorunlu olduğu hallerin acil hal olarak nitelendirileceği belirtilmekte olup, ilave ücret alınamayacak acil hallerin 24 saatle sınırlandırılacağı yolunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, hastanın acil servise başvurusu ile başlayan sürecin, stabilize edildiğinde sona ereceği açık olmakla birlikte, acil hallerde hiç bir ilave ücret alınamayacağı yolundaki Kanuni düzenleme dikkate alındığında, bu durumu 24 saat ile sınırlandıran düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Daire kararının, Tebliğ'in 1.9.1. maddesinin 6. fıkrası yönünden bozulması, 7. fıkra yönünden ise onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,b) Hukuka aykırı karar verilmesi,c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1.Davacının temyiz isteminin reddine,2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu █████/2022 tarih ve E:██████████, K:█████████ sayılı kararının ONANMASINA,3.Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,4.Kesin olarak, █████/2024 tarihinde, Tebliğ'in 1.9.1. maddesinin 6. fıkrası yönünden oyçokluğu, 7. fıkrası yönünden oybirliği ile karar verildi.KARŞI OYX-5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 73. maddesinde, "...Sözleşmeli ve sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları, acil hallerde, sözleşmeli sağlık hizmetleri sunucuları ise Kurumun belirlediği sağlık hizmetleri için genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden veya Kurumdan herhangi bir ilave ücret talep edemez..." düzenlemesi bulunmaktadır.█████/2018 tarih ve 30322 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği değişikliği ile Tebliğ'in 1.9.1 numaralı maddesi 6. fıkrasında aşağıdaki düzenlemeler yapılmıştır:“(6) Hastanın acil servislerde 24 saat içinde stabilizasyonu esastır. Hastanın acil servise başvurusundan itibaren 24 saat içinde stabilize edilerek ilgili kliniğe yatışı ya da başka bir sağlık hizmeti sunucusunun yataklı kliniğine sevk edilmesiyle acil hal sona erer. Acil servislerden kabul edilerek doğrudan uygulanan acil girişimsel işlemler ile 24 saat içinde acil gözlem ünitelerinde uygulanan tüm sağlık hizmetleri için ilave ücret alınamaz. Hastadan ilave ücret alınabilmesi için hastaya/hasta yakınına acil halin sona erdiğine ve müteakip işlemlerin ilave ücrete tabi olduğuna ilişkin “Acil Halin Sona Ermesine İlişkin Bilgilendirme Formu” (EK-1/D) kullanılarak, yazılı bilginin imza karşılığı verilmesi zorunludur.”Maddenin değişiklikten önceki halinde 1.9.1 numaralı maddenin 6. fıkrasında "Hastanın acil haller nedeniyle sağlık hizmeti sunucusuna başvurması halinde bu başvurusuna ilişkin taburcu edilinceye kadar sunulan tüm sağlık hizmetleri için hiç bir ilave ücret alınamaz.” düzenlemesine yer verilmiştir.Davalı idare tarafından, Sağlık Uygulama Tebliği'nin 1.7.1. maddesinin 3. fıkrasında acil halin tanımının yapıldığı; Sosyal Güvenlik Kurumu mevzuatına uygun olarak maddede de 24 saat düzenlemesi yapıldığı ileri sürülmekteyse de, Tebliğ'de acil hal, "Ani gelişen hastalık, kaza, yaralanma ve benzeri durumlarda olayın meydana gelmesini takip eden ilk 24 saat içinde tıbbi müdahale gerektiren durumlar ile ivedilikle tıbbi müdahale yapılmadığı veya başka sağlık kuruluşuna nakli halinde hayatın ve/veya sağlık bütünlüğünün kaybedilme riskinin doğacağı kabul edilen durumlar" olarak tanımlanmıştır.Acil hal tanımı incelendiğinde, tanımda geçen 24 saat ibaresinin, acil halleri 24 saat ile sınırlandırılmasına yönelik dava konusu değişikliğe gerekçe olamayacağı sonucuna varılmaktadır. Nitekim tanımda ilk 24 saatte müdahalenin zorunlu olduğu hallerin acil hal olarak nitelendirileceği belirtilmekte olup, ilave ücret alınamayacak acil hallerin 24 saatle sınırlandırılacağı yolunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla düzenlemede değişikliğe gidilmesinin gerekçeleri idare tarafından ortaya konulamamıştır.Bu durumda, hastanın acil servise başvurusu ile başlayan sürecin, stabilize edildiğinde sona ereceği açık olmakla birlikte, acil hallerde hiç bir ilave ücret alınamayacağı yolundaki Kanuni düzenleme dikkate alındığında, bu durumu 24 saat ile sınırlandıran düzenlemede hukuka uyarlık bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Daire kararının, Tebliğ'in 1.9.1. maddesinin 6. fıkrası yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.