Anahtar kelimeler: Sağa Vermeksizin Sinyal Manevra Cismani Dönüş Yerini Esaskarar Seyir Kayseri

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas -...

T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ...
KARAR NO
:...
HAKİM
:...
KATİP
: ...
DAVACI
: 1- ...
2- ...
3- ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 1- ...
VEKİLLERİ
: Av....
Av. Ç...
DAVALI
: 2-...
3- ...
VEKİLİ
: Av. ...
İHBAR OLUNAN
: ...
VEKİLİ
: Av....
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ
: ...
KARAR TARİHİ
: ...
KARAR YAZIM TARİHİ
:...
Mahkememize açılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: █████/2021 tarihinde ... plakalı aracın sürücüsü ...'nun sinyal vermeksizin ve dönüş yerini geçtikten sonra geniş bir şekilde sağa manevra yaptığını ve önce seyir halinde olan ... yönetimindeki ... plakalı motosiklet ile sonra da ...'ın yönetimindeki ... plakalı motosiklet ile çarpıştığını, kaza sebebiyle müvekkilleri ... ve ... müşterek çocuğu, diğer müvekkili ... ise kardeşi ...'in hayatını kaybettiğini, davalı ...'nun meydana gelen kazada tam kusurlu olduğunu, araç maliki ...'nun ve sigorta şirketinin bu kazadan dolayı müteselsil sorumlu olduğunu, dava öncesinde sigorta şirketine yapılan başvurudan ve arabuluculuk görüşmelerinden bir sonuç alamadıklarından bahisle davanın kabulü ile ... için şimdilik 1.000,00-TL, ... için şimdilik 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte sigorta şirketi bakımından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat bakımından davacı ... için 150.000,00-TL, ... için 150.000,00-TL, ... için 100.000,00-TL olmak üzere toplam 400.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılar Lütfi Başoğlu ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
:
Davalı ... ve ... vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle: sürücü ...'ın idaresindeki ... plakalı motosiklet ile müvekkilini sağından sollamak isterken müvekkilinin idaresindeki aracın sağ ön yan kısmına çarptığını, devrilerek süreklendiğini ve akabinde belediyeye ait toteme çarptığını, yine her iki araç ile aynı yönde ilerleyen sürücü ...'ın idaresindeki ... plakalı motosikletle hızla gelirken müvekkilinin aracının arka kısmına çarpıp devrilmesi sonucunda yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre sürücü müteveffa ...'ın KTK'nın 54/1-b maddesini ihlal ettiği, diğer sürücü ...'ın ise aynı kanunun 56/1-c maddesini ihlal ettiğinin yazılı olduğunu, buna göre şahısların meydana gelen kazada asli kusurlu olduklarını, trafikte yarış halindeyken kazanın gerçekleştiğini ve müvekkilinin olayda bir kusuru bulunmadığını, davacıların maddi durumları nazara alındığında vefat eden çocukları ...'ın desteğine ihtiyaç duymadıkları hatta müteveffaya destek olduklarını, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, oluşan zarar ile müvekkilin fiili arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacıların açtığı haksız davanın reddine, davanın ... Başkanlığına ihbarına, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafın taleplerinin zaman aşımına uğradığını, sigorta şirketine usulüne uygun başvuruda bulunulmaması nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin dava konusu trafik kazası bakımından olası sorumluluğunun █████/2015 tarihinden sonraki yeni trafik sigortası genel şartları uyarınca belirlenmesi gerektiğini, meydana gelen kazadaki kusur oranlarının tespiti bakımından dosya kapsamında Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılmasını, müteveffa açısından destekten yoksun kalma tazminatı talep eden davacının, müteveffanın ölmeden önceki sürekli ve düzenli desteğini ispat etmesi gerektiğini, müteveffanın motosiklet sürdüğü kaza esnasında kask ve koruyucu kıyafet giymediği için müterafik kusurlu olduğunu, usuli itirazları nazara alınarak davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmalarına ilişkin tutanaklar, kazaya karışan araçların trafik kayıtları, emsal ücret araştırması, kaza tespit tutanağı, sigorta poliçesi ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, mahallinde keşif icra edilmiş ve bilirkişiden ve adli tıp kurumundan raporlar alınmıştır.
Dosyaya mübrez █████/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda: ... plakalı otomobil içinde bulunan tanık...u'nun KTK'nın 67., 53. ve 84/A-06 maddelerindeki kurallarını ihlal ederek kazaya sebebiyet verdiği, ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'ın KTK'nın 52., 54/1 ve 84/1-e maddelerindeki kurallarını ihlal ederek kazaya sebebiyet verdiği, ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'ın KTK'nın 52., 56/1-c ve 84/1-d maddelerindeki kurallarını ihlal ederek kazaya sebebiyet verdiği, yolun yapımından sorumlu kuruluşun kazaya etken herhangi bir kural ihlali bulunmadığı, kazaya etki eden başka bir unsurun mevcut olmadığı görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
Ankara Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin █████/2023 tarihli raporunda: sürücü ...'ın ölümünde: müteveffa sürücü ...'ın %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'nun %20(yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'ın yaralanmasında; davacı sürücü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'nun kusursuz olduğu kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir.
█████/2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunda: davacı ...'ın destek zararının 147.452,65-TL, davacı ...'ın destek zararının 226.631,52-TL olduğu, davacıların toplam destek zararının ise 374.084,17-TL olduğu, toplam destek zararının davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen ZMMS poliçesi teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 430.000,00-TL) kapsamında kaldığı yönünden görüş bildirmiştir.
█████/2025 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda:
I. Durum
: Davacı ...'ın destek zararının 187.269,12-TL (sigorta şirketinin sorumluluğunun garameten hesaplanan 168.647,43-TL ile sınırlı olmak üzere), davacı ...'ın destek zararının 290.210,57-TL (sigorta şirketinin sorumluluğunun garameten hesaplanan 261.352,57-TL ile sınırlı olmak üzere)
II. Durum
: Davacı ...'ın destek zararının 270.197,55-TL (sigorta şirketinin sorumluluğunun garameten hesaplanan 167.218,96-TL ile sınırlı olmak üzere), davacı ...'ın destek zararının 424.609,72-TL (sigorta şirketinin sorumluluğunun garameten hesaplanan 262.781,04-TL ile sınırlı olmak üzere) olduğu görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
Davacılar vekili █████/2025 tarihli talep artırım dilekçesinde:
-Müvekkili ... yönünden fazlaya ilişkin talep ve dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren işletilecek faizi ile 1.000,00-TL olan destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini 269.197,55-TL daha artırarak kaza tarihinden itibaren işletilecek faizi ile 270.197,55-TL olarak davalılardan (sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) müşterek ve müteselsilen tahsiline, ayrıca kaza tarihinden itibaren işletilecek faizi ile 200.000,00-TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline,
-Müvekkili ... yönünden fazlaya ilişkin talep ve dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren işletilecek faizi ile 1.000,00-TL olan destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini 423.609,72-TL daha artırarak kaza tarihinden itibaren işletilecek faizi ile 424.609,72-TL olarak davalılardan (sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) müşterek ve müteselsilen tahsiline, ayrıca kaza tarihinden itibaren işletilecek faizi ile 200.000,00-TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline,
-Müvekkili ... yönünden kaza tarihinden itibaren işletilecek faizi ile 100.000,00-TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE
:
Dava, meydana gelen kazada vefat eden şahsın desteğinden yoksun kalan mirasçılarının açtığı destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Taraflar arasında uyuşmazlık noktaları;
█████/2021 tarihinde gerçekleşen ve ...'ın vefatı ile sonuçlanan trafik kazasında kusurun kimde olduğu, kusur oranının ne olduğu, söz konusu kaza nedeni ile davacıların davalılardan talep edebileceği maddi ve manevi tazminat alacağının olup olmadığı, var ise miktarının ne olduğu hususlarına ilişkin olduğu tespit edildi.
KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde;
Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir."
Somut uyuşmazlıkta, kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketi nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı olduğundan eldeki davada davacıların, mail yoluyla █████/2021 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğu ve burada hasar dosyasının açıldığı, dolayısıyla davacının yasada öngörülen sigorta şirketine başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Zorunlu arabuluculuk dava şartının değerlendirmesinde;
Dava dosyası kapsamında mevcut arabuluculuk tutanaklarının incelenmesinde davada, davacı tarafın davalılar yönünden Kayseri Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı dosyası üzerinden arabulucuya başvurduğu ve anlaşamadıklarına dair █████/2021 tarihli son tutanağın düzenlendiği görülmüştür.
Zamanaşımı def'inin değerlendirmesinde;
Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde zaman aşımı def'inde bulunmuştur.
2918 sayılı KTK'nun 109/1-4 maddeleri gereğince, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza günüden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğredikleri günden başlayarak 2 yılda zamanaşımına uğrar."
TBK'nun 154/2. maddesi hükmüne göre "alacaklı, dava veya defi yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa" zamanaşımı kesilir. Aynı Kanun'un 156/1. maddesi hükmü gereğince, "zamanaşamının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar."
2918 sayılı KTK'nun 109. maddesinin 1. fıkrasında haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenirken, 2. fıkrasında ise, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. 2918 sayılı kanunun anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Sözkonusu yasa hükmü, ceza zamanaşımı uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır.
Mahkememizce dava konusu edilen trafik kazasıyla ilgili Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin... Esas sayılı dava dosyasının Uyap kayıtları celp edilmiştir. Sanık ... hakkında taksirle bir kişinin ölümüne sebep olma suçundan dolayı TCK'nun 85/1 maddesi gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmektedir.
Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı araç sürücüsü ...'nun eyleminin Türk Ceza Kanunu çerçevesinde cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde bulunması (taksirle öldürme), eylemle ilgili ceza davasının anılan hükümde öngörülen cezanın türü ve süresi itibariyle TCK'nun 68/1-e. maddesi gereğince 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması, 2918 sayılı KTK'nun 109/2. maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli bulunmasına (YHGK █████/2001 günlü, ███████-652 Esas ve ████████ Karar sayılı ilamı), trafik kaza tarihi, arabuluculuk başvuru tarihi, arabuluculuk son tutanak tarihi, dava tarihi ve KTK'nun 109. maddesi hükmü birlikte değerlendirildiğinde davanın 2918 sayılı KTK'nun 109. maddesi uyarınca zaman aşımı süresi içinde dava açılmış bulunmasına göre davalı ... Sigorta A.Ş'nin zamanaşımı süresi ile ilgili savunmalarının ve zamanaşımı def'inin yersiz olduğu değerlendirilmiştir.
Destekten yoksun kalma zararına ilişkin değerlendirmede;
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle "Destekten yoksun kalma zararı" ile "Destekten yoksun kalma tazminatı" kavramaları incelenmelidir.
Trafik kazası, bir kişinin ölümü sonucunu doğurabilir. Böyle bir durumda, bazı kişiler onun ekonomik desteğinden, malî yardım ve bakımından yoksun kalabilirler. İşte; ölenin destek ve yardımından yoksun kalanlarının uğradıkları bu zarara, destek kaybından doğan zarar denir.
Destekten yoksun kalma zararı TBK'nun 53. maddesinde yer almaktadır. Madde aynen;
"Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:
1. Cenaze giderleri.
2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar." şeklinde düzenlenmiştir.
Görüldüğü gibi destek zararları sayılırken "özellikle şunlardır" demekle madde metninde sayılan zararlar ile sınırlandırılmamıştır. Madde de çok dar kapsamlı sayılan zararların ne tanımı ne de şartları yer almıştır. Desteğin ölümünden önce kurulmuş olan veya destek yaşasaydı, kurulması muhtemel olan bir bakım ilişkisinin tespit edilmesi, ardından bu bakım ilişkisinin destek yaşasaydı gelecekte göstereceği değişim neticesinde, destekten yoksun kalanın uğradığı zarar miktarının ve ödenecek tazminat miktarının tespit edilmesi, tahminlere ve varsayımlara dayalıdır.
TBK'nun 53. maddesinin öngörmüş olduğu hâl, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna "destekten yoksun kalma tazminatı" denir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, bir şahıs öldüğünde, ölenin sağlığında destek olduğu veya ileride destek olacağı kimseleri korumayı, desteklerinin ölümünden önceki sosyal ve ekonomik durumlarına uygun hayat sürdürebilmeleri için, ölüm sebebiyle mahrum kaldıkları yardımı, ölüme sebebiyet verenden tazmin edebilmelerini amaçlayan bir tazminat türüdür. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Davalı destekten yoksun kalmadan ileri gelen somut zararı gidermek zorundadır. Bu nedenle tazminat hesabından önce zarar tutarını belirlemek gerekir. Bunun yanında amaç zarar görenin malvarlığındaki eksilmeyi giderme olduğuna göre, ölüm nedeniyle desteğini yitirenin elde ettiği çıkarlar varsa, bunların da zarar tutarından indirilmesi gerekir. Aksi hâlde zarar görenin malvarlığında olaydan önceki duruma göre bir artış meydana gelmiş olur. Buradaki amaç zarar görenin malvarlığını zenginleştirmek değil, desteğini yitiren kişiye ölümden önceki yaşam düzeyini sürdürebilme imkânı tanımaktır.
Destek zararından bahsedebilmek için destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli imkânlardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma şartı gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, davacının ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir.
"Destekten yoksun kalanların meydana gelen zararlarını tazmin hakkı ölenden intikal eden bir hak olmayıp doğrudan doğruya desteğini yitiren kişinin kendisinde doğan, asli ve bağımsız nitelikte bir haktır. Ölenle ya da mal varlığı ile bir bağıntısı bulunmadığı için bağımsız bir talep hakkı yaratır, Bu nedenledir ki ölen kimse ile destekten yoksun kalan arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması gerekmemektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı talebi miras yoluyla kazanılan, mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olmadığından desteğin veya mirasçılarının da herhangi bir tasarruf hakkı bulunmamaktadır." (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun █████/2018 tarihli ve 2016/5 E., 2018/6 K. sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2011 tarihli ve ███████-142 E., ███████-411 K.; █████/2011 tarihli ve ███████-34 E., ████████ K.; █████/2019 tarihli ve █████████ E., ████████ K. sayılı kararları).
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun █████/1978 tarihli ve 1/3 sayılı kararında destekten yoksun kalma tazminatı; "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminattır." şeklinde tanımlanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2005 tarihli ve 2005/4-648 E., ████████ K. sayılı kararında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nun 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Burada sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.
O hâlde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç içerisinde bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/1982 tarihli ve 1979/4-1528 E., ████████ K. sayılı kararı).
Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/1982 gün, 979/4-1528 E., ████████ K. sayılı kararı).
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun █████/1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu" hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2005 gün ve 2005/4-648 E.-████████ K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Somut uyuşmazlık irdelendiğinde; müteveffanın destek tazminatı ve manevi tazminat isteyen davacılar ... ve ...'ın oğlu, ...'ın ise kardeşi olduğu, ölümü ile bu davacı anne babanın destek zararı oluştuğu değerlendirilmiştir.
Kusur ön sorununun değerlendirmesinde;
█████/2021 tarihinde saat 19:50 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile Eşref Bitlis caddesini takiben seyir halinde iken kaza mahalli kavşağa geldiğinde Vezir Çıkmazı Sokak istikametine sağa döndüğü esnada otomobilin sağ yan kısımları ile aynı istikamette gerisinden düz seyredip sağa dönüş yapan ve bu aracın sağından geçmek isteyen müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin ön kısımlarına çarpması akabinde yine aynı istikamette geriden seyirle gelen sürücü ... sevk ve idaresindeki motosikletin ön kısımlarının ... plaka sayılı otomobilin arka kısımlarına çarpması sonucu ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir.
Trafik Kazası Tespit Tutanağı’na göre kazanın oluşumunda; davalı sürücü ...'nun 2918 sayılı KTK'nın 53/1-A maddesini, sürücü ...'ın aynı kanunun 54/1-B maddesini, müteveffa ...'ın ise aynı kanunun 56/1-C maddesini ihlal ettiği belirtilmiştir.
Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin... Esas sayılı dava dosyasında mevcut Ankara Adli Tıp Kurumu'nun █████/2021 tarihli kusur raporunda; müteveffanın ölümünde ...'ın asli, davalı ...'nun tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Mahkememizce kazanın gerçekleştiği yerde keşif yapılmış, davalı tanığı keşif mahallinde dinlenmiş, trafik bilirkişisinden █████/2022 tarihli kusur raporu alınmıştır. Bu raporda kazanın meydana gelmesinde davalı ...'nun KTK 67, 53 ve 84/A maddelerini, müteveffa ...'ın KTK 52, 54/1 ve 84/1-e maddelerini, ...'ın ise KTK 52, 56/1-c ve 84/1-d maddelerini ihlal ettiği, yol yapımından sorumlu kuruluşun her hangi bir kusuru bulunmadığı, kazaya etki eden başka bir unsurun mevcut olmadığı belirtilmiştir. Ne var ki bu rapor dosya kapsamı, ceza dosyası ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu olsa da raporda oransal kusur durumu gösterilmediği için adli tıp kurumundan oransal kusur durumunu gösterir rapor alınması gerekmiştir.
Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nca düzenlenen █████/2023 tarihli raporda müteveffa sürücü ...'ın ölümünde; müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki motosikleti ile seyrederken geldiği olay mahalli kavşakta yola gereken dikkatini vermesi, kavşak yaklaşımında hız azaltması, araç geçmenin yasak olduğu kavşakta, nizamlara aykırı şekilde hız azaltmadan seyir hızıyla girerek, ön ilerisinde seyreden otomobili kurallara aykırı şekilde sağından geçmek istediği esnada motosikletinin sol yan kısımları ile sağa dönüş yapan otomobile kavşak içinde çarpması neticesinde dahil olduğu olayda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketi ile %80 oranında, davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile seyrederken geldiği olay mahalli kavşakta yola gereken dikkatini vermesi, kavşağa gelmeden evvel sağ şeride girmesi, sağa dönüş sinyalini vermesi ve dönüş manevrasını dar açı ile yapması gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek aksine hareketle geniş açıyla dönüşe geçerek dahil olduğu olayda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketi ile %20 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Davalılar vekili kazada Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın kusurlu olduğunu savunmuş ise de alınan raporlarda dava dışı belediyeye her hangi bir kusur izafe edilmemiştir.
Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nca düzenlenen █████/2023 tarihli kusur raporunun dava dilekçesi, kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokisi, CD'de mevcut kaza anı görüntüleri, savcılık soruşturma dosyası ve ceza mahkemesi dava dosyası, bu dosya içindeki bilirkişi raporu ile diğer deliller ve olayla uyumlu ve denetime elverişli olduğundan mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır.
Mütefarik kusura ilişkin değerlendirmede;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)
Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Dosya kapsamında bulunan davacının tedavi evrak ve grafilerinin ve Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nca düzenlenen █████/2024 tarihli raporunun incelenmesinde █████/2022 tarihli trafik kazası sonucu sol ayak bileğininde kırılma dolduğu görülmektedir. Trafik kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemeri/ kask durumunun tespit edilemediği belirtilmektedir.
Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerektiği, eldeki davada █████/2021 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağına göre müteveffanın ölüm sebebinin künt genel beden travmasına balı çok sayıda kaburga kırığı, klavikula ve ekstremite kemik kırıklarıyla birlikte iç organ harabiyeti ve iç kanama olduğu, kaza sonrası davalıya ait araçta yolcu olarak bulunan Mustafa Başoğlu'nun Yıldırım Beyazıt Polis Merkezi Amirliği'nde alınan ifadesinde her iki motor sürücüsünün de kasklı olduğunu beyan ettiği, kaza tespit tutanağında müteveffada kask bulunmadığına dair bir tespitte bulunulmadığı, zaten müteveffanın baş bölgesinden aldığı yaralardan dolayı değil gövde bölgesinden aldığı yaralar sebebiyle vefat ettiği, dizlik vs koruyucu başka ekipman takılmamış olmasının ölüm olayının meydana gelmesine sebebiyet vermediği, bu nedenle müteveffanın eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, dolayısı ile de mütefarik kusur indirimi yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilmiştir.
Aktüer bilirkişi raporuna ilişkin değerlendirmede;
Dava dilekçesinde müteveffa ...'ın İzmir Ekonomi Üniversitesi'nde mütercim tercümanlık bölümü öğrencisi olduğu ileri sürülmüştür.
İzmir Ekonomi Üniversitesi'ne müzekkere yazılarak müteveffaya ait öğrenci belgesi, başarı durumu ve muhtemel mezuniyet tarihi celp edilmiştir. █████/2024 tarihli yazı cevabında müteveffanın Fen Edebiyat Fakültesi Mütercim Tercümanlık bölümüne █████/2019 tarihinde kayıt yaptırdığı, vefat etmeseydi muhtemel mezuniyet tarihinin 2024-2025 öğretim yılı sonu olacağı bildirilmiştir. Bu bilgilere göre emsal ücret araştırması yapılmış ve Çevirmenler Meslek Birliği'ne ve Türkiye Çevirmenler Derneği'ne müzekkereler yazılmıştır. Çevirmenler Meslek Birliği emsal ücret konusunda her hangi bir bilgi vermese de Türkiye Çevirmenler Derneği █████/2024 tarihli yazı cevabında başarılı bir çevirmenin yapılan hizmete göre asgari ücret tutarının 1,5 - 2,5 katı tutarında ücret kazanabileceği bildirilmiştir. Bu kurumlar haricinde emsal ücret araştırması yapılabilecek başka bir kurum bulunamamıştır. Tüm bu delillere göre müteveffanın okumuş olduğu üniversitede disiplin soruşturması geçirmiş olduğu da nazara alınarak asgari ücretin 1,5 katı tutarında ücret alabileceği değerlendirilmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli ek raporda müteveffanın geliri asgari ücretin 1,5 katı tutarında kabul edilerek destek zararları hesap edilmiş, buna göre davacı ...'ın 270.197,55-TL, ...'ın 424.609,72-TL destek zararının olacağı mahkememizce de uygun görülmüştür. Rapordaki asgari ücrete göre yapılan alternatifli hesaba ise yukarıdaki gerekçelerle itibar edilmemiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin █████/2020 tarih ███████ Esas ███████ Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK'nun 90. ve 92. maddelerinde "Genel Şartlara" atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar █████/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin █████/2020 tarihli, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı).
Davalıların sorumluluğuna ilişkin değerlendirmede;
Bilindiği üzere; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, "İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."; 85/1. maddesinde, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."; 85/son. maddesinde ise, "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiştir. Yine, aynı sorumluluk olgusu Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A-1. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir.
2918 Sayılı Yasanın 91. maddesi gereğince yaptırılması gereken Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigorta şirketi, bir motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğraması ile oluşan ve işletenin sorumluluğunu gerektiren zararları, sigorta limiti dahilinde ve kanun ile belirlenen teminat dışında kalan haller haricinde karşılamayı üstlendiği ve Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 1. maddesinde ise, sigortacının, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar zararı karşılamayı üstlendiği dikkate alındığında sigorta şirketinin üçüncü kişilerin uğradığı zarardan sorumluluğunun poliçedeki limiti ile sınırlı sıralı sorumluluktur.
Dosya kapsamına göre davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin kazaya neden olan ... plaka sayılı aracın ZMMS sigortacı olduğundan ZMMS poliçesi nedeniyle meydana gelen maddi zararlardan sorumluluğu bulunmaktadır. ZMMS poliçesindeki 430.000,00-TL limitle sınırlı olarak ve bilirkişi raporunda hesap edilen garame miktarları uyarınca sorumlu olduğu hükümde belirtilmiştir.
Dosya kapsamına göre; davalı ...'nun kazaya neden olan ... plaka sayılı aracın sahibi olduğundan işleten sıfatı ile ve ...'nun bu aracın sürücüsü olduğundan haksız fiil hükümlerine göre meydana gelen zararlardan sorumluklarının bulunduğu değerlendirilmiştir.
Müteselsil sorumluluğu ilişkin değerlendirmede;
Müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar 6098 sayılı Kanun'un 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166, 168. maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Kanun hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun hukuki sonuçları vardır.
Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (6098 sayılı Kanun 162/1) Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. (6098 sayılı Kanun 163/2)
Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. (6098 sayılı Kanun 163/1)
Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur. (6098 sayılı kanun 166/1) Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. (6098 sayılı Kanun 166/3) Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (6098 sayılı Kanun 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez.
Eldeki davada davalılar arasında müteselsil sorumluluk söz konusudur.
Faize ilişkin değerlendirmede;
2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise arabulucuk başvuru tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrütfaizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir.
Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir.
Anılan açıklamalar uyarınca davacılar tarafından sigorta şirketine mail yoluyla █████/2021 tarihinde başvuru yapıldığından bu tarihten itibaren 8 iş günü ileri gidildiğinde bu davalı yönünden █████/2021 tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilmiş, diğer davalılar yönünden ise olay tarihi temerrüt tarihi kabul edilmiştir.
Kazaya karışan ... plaka sayılı aracın PEUGEOT marka aracın hususi araç olduğu dosya kapsamındaki belgelerden görülmektedir. Dava dilekçesinde hükmedilecek tazminatlara ticari avans faizi işletilmesi talep edilmiş, ancak kazaya karışan bu aracın kaydında hususi otomobil olmasından dolayı hükmedilen tazminatlara ticari faiz yürütülemeyeceğinden, yasal faize hükmedilmesi gerekmiştir. Bu nedenle davada kaza yapan aracın ticari olmaması nedeniyle ticari avans faizi isteminin yersiz olduğu değerlendirilmiştir.
- Manevi tazminata dair değerlendirmede;
Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği TMK'nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda, tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırması, kazanın oluş şekli, ceza dosyası kapsamı, dinlenen tanık beyanları, davalı tarafın kusuru, çekilen ızdırap, müteveffanın davacıların iki çocuğundan birisi olması, kaza tarihinde henüz 25 yaşında olması ve yukarıda açıklanan kıstaslar çerçevesinde davacı anne baba için ayrı ayrı 150.000,00-TL, davacı kardeş için 100.000,00-TL manevi tazminatın uygun olduğu değerlendirilmiştir.
Davacıların talep arttırım dilekçesi incelendiğinde;
Davacılar vekili █████/2025 tarihli talep arttırım dilekçesinde maddi tazminat yönünden taleplerini arttırdığını beyan etmiş, tamamlama harcı yatırmış, bu dilekçenin birer örneği davalılara tebliğ edilmiştir. Aynı tarihli talep arttırım dilekçesinde davacı anne baba yönünden dava dilekçesinde talep edilen 150.000,00-TL manevi tazminat talepleri 200.000,00-TL'ye yükseltilmiş ise de yerleşik Yargıtay uygulaması gereği manevi tazminatın ıslah yahut talep arttırım yoluyla arttırılması mümkün olmadığından davacıların manevi tazminat talepleri dava dilekçesindeki gibi kabul edilmiş ve talep arttırım dilekçesinde arttırılan miktar yönünden bir hüküm kurulmamıştır.
Vekalet ücreti taktiri sırasında yapılan değerlendirmede;
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin █████/2018 tarihli ██████████ Esas ve █████████ Karar sayılı emsal içtihadı da dikkate alınarak davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak her bir davacı yönünden lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KABULÜ ile,
A-Destekten Yoksun Kalma Talepleri Yönünden:
1-Davacı ... için 270.197,55-TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu garame hesabı sonucu 167.218,96-TL ile sınırlı olmak koşuluyla) davalı ... Sigorta A.Ş yönünden temerrüt tarihi olan █████/2021 tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine,
2-Davacı ... için 424.609,72-TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu garame hesabı sonucu 262.781,04-TL ile sınırlı olmak koşuluyla) davalı ... Sigorta A.Ş yönünden temerrüt tarihi olan █████/2021 tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine,
B-Manevi Tazminat Talepleri Yönünden
:
1-150.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine,
2-150.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine,
3-100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a ödenmesine,
C-Yargılama giderleri
:
1-Maddi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden: 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 47.462,29-TL ilam harcından, tahsil edilen 1.373,04-TL peşin harç ve 2.366,29-TL tamamlama harcının mahsubuna, bakiye 43.722,96-TL harcın davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 27.059,12-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
2-Manevi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden: 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 27.324,00-TL ilam harcının davalılar ... ve ...'ndan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 841,67-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafın yaptığı 59,30-TL başvurma harcı, 1.373,04-TL peşin harç, 2.366,29-TL tamamlama harcı, 571,90-TL keşif harcı, 2.845,00-TL adli tıp fatura ücreti, 2.750,00-TL bilirkişi ücreti, 250,00-TL keşif araç ücreti ve 448,45-TL posta ücreti olmak üzere toplam 10.663,98-TL yargılama giderinin davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 4.188,42-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
6-Maddi tazminat yönünden
:
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ödenmesine,
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 67.937,56-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ödenmesine,
7-Manevi tazminat yönünden
:
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ödenmesine,
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ödenmesine,
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'a ödenmesine,
Dair, davacılar vekilinin, davalılar ... ve ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!