Anahtar kelimeler: Halilağa Mevkiisinde Hacıbekirler Cevher Bakır Çevresel Bayramiç Çed Sahada Ocağı
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... Vakfı
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Bakanlığı
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI YANINDA (MÜDAHİL)
: ... Maden İşletmeleri Anonim Şirketi
VEKİLLERİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Çanakkale İli, Bayramiç İlçesi, Hacıbekirler Köyü mevkiisinde ... Maden İşletmeleri A.Ş. tarafından yapılması planlanan "... Ruhsat Numaralı Sahada Halilağa Bakır Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi 2009/7" projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava konusu ÇED Olumlu kararı, .. tarihli "ÇED Olumlu" kararının Mahkemenin E:..., E:... ve E:... sayılı dosyalarında verilen yürütmenin durdurulması (anılan dosyalarda Mahkemece ... tarihli; E:... ve K:..., E:... ve K:..., E:... ve K:... sayılı iptal kararları verilmiş olup, kararlar davalı idare ve müdahilin temyiz istemlerini inceleyen Danıştay tarafından onanarak kesinleşmiştir.) kararları üzerine, nihai kararlarda yer alan iptal gerekçeleri dikkate alınarak, Çevre ve Orman Bakanlığının 2009/7 sayılı Genelgesi kapsamında yeniden yapılan ÇED başvurusu üzerine tesis edilen bir işlem olduğundan, dava konusu işlemin hukuka uygunluk denetimi yapılırken, dava konusu ÇED sürecinin tüm unsurlarıyla yeni baştan yürütülen bir süreç olmadığı gözetilerek ve anılan Mahkeme kararlarındaki hukuka aykırılık nedenleriyle sınırlı bir değerlendirme yapılması gerektiği açıktır.
Bilirkişi raporunda çevre mühendisi, jeoloji ve hidrojeoloji mühendisi, orman mühendisi tarafından; "... açık ocak madenciliği için su gereksinimini karşılayacak göletlerin inşası ve diğer işlemlerin bütünsel olarak entegre bir proje olarak değerlendirilebileceği ..." şeklinde görüş bildirilmiş ise de, projeye ilişkin olarak verilen ilk ÇED kararının █████/2021 tarihli "ÇED Olumlu" kararı olduğu, bilirkişiler tarafından entegre proje olduğu ileri sürülen Hacıbekirler 1 ve 2 göletleri ile bunun inşasına dair projelerle ilgili olarak ÇED kapsam dışı (göletlerle ilgili olarak) ve ÇED Gerekli Değildir (kırma eleme tesisi projesi ile ilgili olarak) kararlarının 2022 ve 2023 yıllarında, yani işbu projenin ÇED sürecinin başlatıldığı 2021 yılından sonra verildiği, dava konusu "ÇED Olumlu" kararına konu sürecin -yani ikinci ÇED sürecinin- de, tüm unsurlarıyla yeni baştan yürütülen bir süreç olmadığı ve Mahkeme kararlarındaki hukuka aykırılık nedenleriyle sınırlı olarak yürütülen bir süreç olduğu, ilk Mahkeme kararlarında hükme esas alınan bilirkişi raporunda, proje kapsamında su ihtiyacı ile ilgili olarak yeni göletlerin inşa edileceği bilgisine yer verilmek suretiyle Hacıbekirler 1 ve 2 göletleri ve bunun inşasına dair projelerden bahsedildiği, ancak bunlarda göletlerin yapım sürecinin işbu proje ile birlikte entegre bir proje olarak yürütülmesine dair herhangi bir tespitte bulunulmadığı gibi, entegre proje olarak değerlendirme yapılması ile ilgili olarak herhangi bir hukuka aykırılık gerekçesine de yer verilmediği gözetildiğinde, Hacıbekirler 1 ve 2 göletleri ve bunun inşasına dair projelerle birlikte entegre olarak değerlendirilmesini gerektiren bir durum olmadığı kanaatine varıldığından, bilirkişi raporunda yer alan bu kısımlar hükme esas alınmamıştır.
Bilirkişi raporunda çevre mühendisi tarafından; "... Projeye ilişkin toz ve gürültü emisyonun mer’i mevzuat içinde kabul edilebilir düzeyde olduğu, ancak su kullanımı ve atıksu oluşumuyla ilgili risklerin bulunduğu ve dolayısıyla işletme döneminde de izleme çalışmalarının gerekli olduğu..." şeklinde görüş bildirilmiş ise de, dava konusu ÇED Olumlu kararına konu projeye ilişkin olarak Mahkeme kararlarında, projenin çevre mühendisliği disiplini açısından hukuka uygun olduğuna karar verildiği, kararda çevre mühendisliği disiplini açısından herhangi bir hukuka aykırılık gerekçesine yer verilmediği, bu nedenle bilirkişi raporunda yer alan bu kısım da hükme esas alınmamıştır.
Bilirkişi heyetince düzenlenen raporda jeoloji ve hidrojeoloji mühendisi tarafından; "... Tüm bu etki ve baskılara ilaveten yeraltı sularının asit kaya drenajı (AKD), metal çözündürme (ML) vb. yeraltı sularının kirlenme tehlikesi de söz konusudur. ... Etkinlik kapsamında açık ocak madenciliğiyle sahadan sıyrılma, kazılma, delme, patlatma yoluyla önemli miktarda malzeme alınarak yükleme ve taşıma etkinliklerinin yapılacağı; dağ, yamaç vb., yok edilerek çukurlar açılacağı, oluşturulan atık döküm sahası, stok ve malzeme depolama sahalarıyla yüzey topoğrafyasının değiştirileceği, tüm bu etkinliklerin yüzey ve yeraltı sularını olumsuz etkileme potansiyeli bulunması nedenleri ile söz konusu projede kamu yararının bulunmadığı ..." şeklinde değerlendirme yapılsa da, bilirkişi raporunda yeni bir duruma dayanılmaksızın projenin jeoloji ve hidrojeoloji disiplini açısından tamamen en baştan değerlendirildiği, nitekim dava konusu ÇED Olumlu kararına konu projeye ilişkin olarak Mahkeme kararlarında, "... ÇED raporunda bölgedeki su kaynaklarına dönük olarak yapılan çalışmaların, gerek yüzey suyu gerekse yeraltısuyu açısından detaylı olarak yapıldığı, su kaynaklarının korunması açısından olası risklere karşı alınacak önlemlerin belirtildiği, söz konusu önlemlerin yeterli olduğu ve bilimsel olarak kabul edilebilir düzeyde bulunduğu, bu nedenle hidrojeoloji bilimi açısından da ÇED olumlu kararının uygun olduğu, ÇED raporunda jeoloji mühendisliği disiplinini ilgilendiren konuların da detaylı şekilde araştırıldığı ve detaylıca sunulduğu ..." gerekçelerine yer verilmek suretiyle hem hidrojeoloji hem de jeoloji disiplini açısından ilk ÇED kararının hukuka uygun olduğuna karar verildiği, raporda bahsi geçen bu hususa dair herhangi bir hukuka aykırılık gerekçesine yer verilmediği, dolayısıyla bilirkişi raporunda jeoloji ve hidrojeoloji disiplini açısından yapılan işbu değerlendirme de hükme esas alınmamıştır.
Bilirkişi raporunda orman mühendisi tarafından; "... Orman yangınlarıyla yılda kaybettiğimiz alanın ortalama 10.000 hektar olduğu dikkate alınınca maden izinleri ve diğer tahsislerin oransal olarak orman varlığı ve ormancılık faaliyetleri için nasıl bir tehlike oluşturduğu görülmektedir. ... Bitkisel toprak için ayrılan alan yetersizdir. Ayrıca █████/2021 tarihli bilirkişi raporumuzda eski ÇED raporunda bitkisel toprak için kabul edilen 5 m yüksekliğin sakıncalı olduğu, literatürde bitkisel toprağın canlılığını koruyabilmesi için en fazla 3 m yüksekliğin önerildiği de belirtilmişti. Bu konuda yeni ÇED raporunda yığın yüksekliği konusunda bir iyileştirme görülmemiştir. ..." şeklinde değerlendirmeler yapılmış ise de, ilk ÇED Olumlu kararına ilişkin Mahkeme kararlarında bu hususlara dair orman mühendisliği disiplini açısından herhangi bir hukuka aykırılık gerekçesine yer verilmediği, dolayısıyla işbu değerlendirmeler de hükme esas alınmamıştır.
Bilirkişi raporunda, orman mühendisi tarafından maden çukurunun eğimi ve rehabilitasyon projesiyle ilgili olumsuz değerlendirmede bulunulmuş ise de, ÇED alanında oluşacak maden çukurunun eğimi ile rehabilitasyon projesinin uygun olduğu ve ÇED raporunda üretim sonrası açık ocak çukurunda oluşturulacak gölet ve çevresi için gerekli önlemlerin alınacağının taahhüt edildiği hususları, bilirkişi raporunda maden mühendisi tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında sabit olduğundan, ÇED raporunun bu yönüyle yeterli ve kabul edilebilir olduğu sonucuna varılmıştır.
Ayrıca orman mühendisi bilirkişinin ilk Mahkeme kararlarına gerekçe olarak alınan "meydana gelecek gölün tabanının nasıl bir malzeme ile kaplanacağının belirtilmemesi" yönündeki hukuka aykırılık gerekçesi ile ilgili olarak raporda hiçbir olumsuz tespitte bulunmadığı, rehabilitasyon projesinin her yönüyle uygun olduğunu belirten maden mühendisi bilirkişi tarafından da bu yönde bir gerekliliğe veya herhangi bir olumsuz değerlendirmeye yer verilmediği görüldüğünden, ÇED raporunun bu yönüyle de yeterli ve kabul edilebilir olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava konusu ÇED Olumlu kararına konu projeye ilişkin olarak Mahkeme kararlarında; "... gölün yaşayan bir ekosistem haline gelmesi ve gölde ötrofikasyon meydana gelmemesi için nasıl önlemler alınacağının ÇED raporunda belirtilmediği, bu konuda alınacak önlemlere değinilmediği, bu hususun da rehabilitasyon açısından sorun teşkil edeceği ..." gerekçelerine yer verilmek suretiyle orman mühendisliği disiplini açısından ilk ÇED kararının hukuka aykırı olduğuna karar verildiği, bilirkişi raporunda orman mühendisi tarafından, bu hususa ilişkin olarak; "... Halilağa Maden Projesi Açık Ocak Alanı Sucul Yaşamı ve Ötrofikasyon Problemi Raporunda ötrofikasyon sorunu irdelenmiş ve çözüm yolları gösterilmiştir. ... Ancak ötrofikasyon meydana geldiği durumda ne tür önlemler alınacağının belirtilmediği görülmüştür. ..." şeklinde tespitler yapıldığı, dava konusu ÇED raporu ekinde Halilağa Maden Projesi Açık Ocak Alanı Sucul Yaşamı ve Ötrofikasyon Problemi Raporuna yer verildiği, bu kısımda ekosistem ve ötrofikasyon konusunda ayrıntılı değerlendirmelerde bulunulduğu, anılan tespitlerle ilgili olarak bilirkişi raporunda orman mühendisliği açısından yeterli bir değerlendirme yapılmadığı, dolayısıyla ÇED raporundaki tespitler ile bilirkişi raporundaki ötrofikasyona ilişkin tespitler karşılaştırıldığında, ÇED raporu ekindeki Halilağa Maden Projesi Açık Ocak Alanı Sucul Yaşamı ve Ötrofikasyon Problemi Raporunda, gölde ötrofikasyon meydana gelmemesi için gerekli olan tedbirlere ayrıntılı olarak değinildiği ve bilirkişi raporunda bu tedbirlerle ilgili olumsuz değerlendirmeye yer verilmediği görüldüğünden, orman mühendisinin bu konudaki değerlendirmelerinin hükme esas alınamayacağı, ötrofikasyon meydana gelmemesi için nasıl önlemler alınacağına ilişkin tespitlerin ve bu yönüyle ÇED raporunun yeterli ve kabul edilebilir nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava konusu ÇED Olumlu kararına konu projeye ilişkin olarak Mahkeme kararlarında, "... ÇED raporunda ADT’nin maden işletmesi bittikten sonra susuzlaştırılarak üzerinin toprakla kaplanacağı ve bitkilendirileceğinin belirtilmesine rağmen madenden çıkacak pasanın ADT seddesinde ve zemin dolgusunda kullanılarak tüketileceğinin ÇED raporunda açıkça ifade edildiği, bu nedenle maden işletmesi sırasında çıkan pasanın ADT’de kullanılarak bitirilmiş olacağına göre ADT dolgusu için dolgu malzemesi kalmayacağının açık olduğu, Orman Kanununun 16'ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği gereğince rehabilitasyon için saha dışından toprak getirilmesinin mümkün olmadığı hususu göz önüne alındığında, ÇED raporunun bu hususta yeterli ve kabul edilebilir olmadığı görüldüğünden, dava konusu ÇED olumlu kararında anılan yönlerden hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı..." gerekçelerine yer verilmek suretiyle orman mühendisliği disiplini açısından ilk ÇED Olumlu kararının hukuka aykırı olduğuna karar verildiği, bilirkişi raporunda orman mühendisi tarafından bu hususa ilişkin, "... Dışarıdan toprak getirilemeyeceğine göre ADT’nin üzerinin ağaçlandırılabilmesi için yeterli koşullar yoktur. Dolayısıyla orman rejiminde yer alan 139,07 ha ADT alanı, 56,13 ha ocak alanı ve 25,93 ha gölet alanı olmak üzere toplam 221,13 ha arazi ormana dönüştürülemeyecektir. ..." şeklinde değerlendirme yapılarak ÇED alanındaki atık depolama tesisinin rehabilitasyonunun uygun olmadığı ve bu yönüyle rehabilitasyon projesinin yeterli olmadığı belirtilmekte ise de, aynı bilirkişi raporunda aynı konuya ilişkin olarak maden mühendisi tarafından, "... ADT için planlanan rehabilitasyon planı madencilik disiplini açısından uygun bulunmuştur..." şeklinde değerlendirme yapıldığı görüldüğünden, her iki bölümde yapılan değerlendirmelerin birbiriyle kıyaslanarak değerlendirme yapılması gerektiği, ÇED raporunda Maden Atıkları Yönetmeliğinin 12. maddesindeki düzenlemelere uygun olarak atık depolama tesisinin rehabilitasyonunun nasıl yapılacağının ayrıntılarıyla belirtildiği, bu tespitlerin maden mühendisliği disiplini açısından uygun olduğunun bilirkişi raporuyla da açıkça ortaya konulduğu, Orman Kanununun 16'ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği'nin 18/4. maddesinde yer alan "izin alanına dışarıdan getirilmesi yasaklanan toprak veya malzeme" ibaresi ile kast edilenin atık depolama tesisinin kapatma işlemi tamamlandıktan sonra en üste serilecek olan bitkisel toprak olduğu, tehlikeli atık barındıran atık depolama tesisinin rehabilitasyonu yapılırken Maden Atıkları Yönetmeliğinin 12. maddesindeki düzenlemelere uygun olarak doğal veya jeosentetik drenaj malzemeleri ile kil gurubu mineraller ya da jeosentetik kil tabakası serilmeden işlem yapılmasının beklenemeyeceği, tüm bu işlemlerin atığın toprağa ve suya karışmasının engellenmesine yönelik zaruri işlemler olduğunun açık olduğu, dolayısıyla Orman Kanununun 16'ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği'nin 18/4. maddesinde yer alan hükmün alana Maden Atıkları Yönetmeliğinin 12. maddesinde sayılan malzemelerin dahi getirilemeyeceği şeklinde yorumlanmasının mümkün olmadığı, kapatma sürecinde alt katmanların Maden Atıkları Yönetmeliğinin 12. maddesindeki düzenlemelere uygun olarak yapılması için gerekli olan malzemelerin dışarıdan temin edilmesinde bir engel olmadığı, maden mühendisi bilirkişi tarafından bilimsel yönden uygun olduğu tespit edilen rehabilitasyon planı çerçevesinde Maden Atıkları Yönetmeliğinin 12. maddesi uyarınca alt tabakalar yönünden gerekli işlemler yapıldıktan sonra, hem bu yönetmelik maddesinde hem de Orman Kanununun 16'ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği'nin 18/4. maddesinde belirtildiği şekilde üst örtü toprağı olarak alandan daha önce kazınarak depolanmış olan nebati toprağın serileceği ve bölgeye özgü bitkilendirme çalışmaları yürütüleceği, bu noktada dışarıdan üst örtü toprağı getirilmeyeceği sonucuna varıldığından, orman mühendisi bilirkişinin bu yöndeki değerlendirmelerinin hükme esas alınamayacağı, maden mühendisinin tespitleri ışığında atık depolama tesisinin rehabilitasyonu hususunda ÇED raporunun yeterli ve kabul edilebilir nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava konusu olayda, ... ruhsat numaralı sahada "Halilağa Bakır Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi" projesi için ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararı verildikten sonra ... tarih ve ... sayılı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü işlemi ile ... ve ... ruhsat numaralı sahalar birleştirilerek ... ruhsat numaralı saha olarak adlandırıldığı, bilirkişi raporunda "... taahhütlerde ve üretimde herhangi bir değişiklik olmadığı için, ÇED Olumlu kararının ... numaralı yeni ruhsat için de geçerli olduğu sonucuna varılmaktadır. ..." şeklinde görüşlere yer verildiği görülmekte olup, anılan bilirkişi raporunda belirtilen tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ÇED kararına esas olan projenin gerçekleştirileceği alan ve kapasitesine yönelik bir değişiklik bulunmadığı, üretim yönteminin değişmediği, taahhütlere uyulacağının beyan edildiği hususlarının bilirkişi raporuyla açıkça ortaya konulduğu dikkate alındığında, ... ve ... ruhsat numaralı sahaların birleştirilmesinin ÇED sürecine olumsuz bir etkisinin olmadığı, ÇED Olumlu kararının ... numaralı yeni ruhsat için de geçerli olduğu ve bu yönüyle dava konusu işlemde bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Dava konusu ÇED Olumlu kararına konu projeye ilişkin olarak Mahkeme kararlarında, "... ÇED raporunda sadece somut olan kültür varlıklarına değinildiği, buna karşın soyut kültür varlıklarının göz ardı edildiği, bölgenin konumu itibariyle soyut kültürel varlıklara yönelik olarak ÇED raporunda herhangi bir değerlendirmenin bulunmadığı, ayrıca proje alanına 150 metre mesafede bulunan arkeolojik sit alanına yapılacak olan çalışmalar nedeniyle herhangi bir etkinin olup olmayacağı, eğer bir etki olacak ise buna karşı alınacak olan önlemler hususunda ÇED raporunda herhangi bir değerlendirmenin bulunmadığı, olası somut kültür varlıklarına yönelik olarak alınacak önlemlerin madencilere bırakıldığı..." gerekçelerine yer verilmek suretiyle arkeoloji disiplini açısından ilk ÇED Olumlu kararının hukuka aykırı olduğuna karar verildiği, bilirkişi raporunda arkeolog tarafından "... Yapılan değerlendirmeler sonucunda her bir disiplin kendi içerisinde görüşlerini bildirse de, somut ifade ile yapılan değerlendirmede, arkeolojik açıdan ÇED alanında herhangi bir kalıntıya rastlanılmaması (keşif günü yer üstü incelemesi ve kazım alanlarının gözlemleri) ve yüzeyde herhangi bir keramik buluntuya rastlanılmaması, Çanakkale ili, Bayramiç ilçesi, Hacıbekirler köyünde bulunan, tapuda ... ada ... parsele ve ... ada ... parsellere Halilağa Bakır Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi 2009/7 projesi ile ilgili olarak hazırlanan Çed raporunun Arkeolojik Çevre Faktörüne Etkisi açısından engel tesir edecek ve bu projenin hayata geçmesi sonucunda bu alana en yakın sit alanının koruma altına alınarak etrafının çevrilmesi ile Arkeolojik açıdan herhangi bir değerin etkilenmeyeceği kanaati oluşmuştur." şeklinde değerlendirme yapıldığı, aynı konuya ilişkin olarak madencilik disiplini açısından da; "... ÇED izin alanı kazı sınırında gerçekleştirilecek üretim patlatmaları sırasında oluşacak taş savrulma etkisinin yerleşim birimlerine ve korunması gerekli olan alanlara olumsuz etkisi olmayacaktır. ... ÇED izin alanı kazı sınırında gerçekleştirilecek patlatma uygulamaları sonucu oluşacak hava şoku seviyesi en yakın korunması gereken alan ve yerleşim yeri olarak 600 m mesafede bulunan I. Derece Arkeolojik Sit Alanı üzerinde olumsuz etkisi olmayacaktır. ... titreşimden kaynaklı, en yakın 600 m mesafede bulunan I. Derece Arkeolojik Sit Alanına zarar verme potansiyeli yoktur. ... Sonuç olarak patlatma kaynaklı çevresel etkilerden proje alanına en yakın olan I. Derece Arkeolojik Sit Alanı ve keşif esnasında görülen kaya oyma mezar benzeri yapılara herhangi bir olumsuz etkisi olmayacaktır..." şeklinde değerlendirmelere yer verildiği görülmekte olup, bilirkişi raporunda yer verilen anılan tespitler bir bütün olarak incelendiğinde; ÇED alanı etrafında bulunan gerek 1. gerek 3. derece arkeolojik sit alanlarının arkeolojik açıdan değerlendirildiği, bu kapsamda, mahkeme kararında yer alan ve proje alanına 150 metre mesafede olan arkeolojik sit alanının da arkeolojik açıdan değerlendirildiği ve sit alanında olan ... ada ... parsel ve ... ada ... parsellerin dava konusu projeden olumsuz olarak etkilenmelerinin söz konusu olmadığı, projenin hayata geçmesi sonucunda bu sit alanlarının koruma altına alınarak etrafının çevrilmesi ile arkeolojik açıdan herhangi bir değerin etkilenmeyeceği, patlatma kaynaklı çevresel faktörlerin proje alanına en yakın olan 1. derece arkeolojik sit alanına ve keşif esnasında görülen kaya oyma mezar benzeri yapılara herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağı, ayrıca, mahkeme kararında yer alan "ÇED raporunda sadece somut olan kültür varlıklarına değinildiği, buna karşın soyut kültür varlıklarının göz ardı edildiği, bölgenin konumu itibariyle soyut kültürel varlıklara yönelik olarak ÇED raporunda herhangi bir değerlendirmenin bulunmadığı" şeklindeki iptal gerekçesinin yerine getirilmesi açısından yapılan incelemede görüldüğü üzere, ÇED Raporuna Soyut Kültürel Varlıkları Değerlendirme Raporunun eklendiği, bu raporda yörenin somut olmayan kültürel varlıklarına yönelik kapsamlı değerlendirmelere yer verildiği ve bilirkişi raporunda da, soyut kültürel varlıklar yönünden ÇED raporunda herhangi bir eksiklik tespit edilmediği, bu nedenle soyut kültürel varlıklar yönünden de anılan ÇED raporunun yeterli ve kabul edilebilir nitelikte olduğu, yine mahkeme kararlarında "olası somut kültür varlıklarına yönelik olarak alınacak önlemlerin madencilere bırakıldığı" şeklinde bir iptal gerekçesine yer verildiği, yukarıda yer alan gerekçelerle yeni ÇED raporunda ve dava konusu projede mevcut olan somut kültürel varlıklar yönünden herhangi bir sakınca bulunmadığının açıkça ortaya konulduğu, projenin yürütülmesi sırasında bulunması muhtemel yeni somut kültürel varlıklar için de mevzuat gereği ilgili kurumlara bilgi verileceğinden, yeni ÇED raporunda artık somut kültür varlıklara yönelik olarak alınacak önlemlerin madencilere bırakıldığından bahsedilemeyeceği ve bu yönüyle de ÇED raporunun yeterli ve kabul edilebilir nitelikte olduğu açık olduğundan, anılan mahkeme kararlarında yer alan iptal gerekçeleri dikkate alınarak hazırlanan yeni ÇED raporunda ve dava konusu projede arkeoloji disiplini yönünden herhangi bir sakınca bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu durumda; yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında, anılan mahkeme kararlarında yer alan iptal gerekçeleri dikkate alınarak 2009/7 sayılı Genelgeye ve anılan diğer mevzuata uygun olarak hazırlanan yeni ÇED raporunun bilimsel ve teknik yönden yeterli ve kabul edilebilir düzeyde olduğu ve bu haliyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, ruhsat sahalarının birleşimi sonrasında ÇED Olumlu kararının, birleşen yeni ruhsat sahası için de geçerli olduğunun kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu, ÇED raporunda yer alan “Bölgenin Arkeolojik Varlığı ve Soyut/Somut Kültürel Zenginliği” konusunda, orman varlığı ve vejetasyon konusunda yer seçimi ve kümülatif etki değerlendirmesi raporunda, su varlığına yönelik değerlendirmelerde, tarımsal üretim/toprak varlığı konusunda, biyolojik çeşitlilikle ilgili değerlendirmelerde, jeofizik ve depremsellik konusunda, madencilik prosesleri hususunda, meteoroloji, klimatoloji ve doğal afetler konularında, planlama ilkeleri ile finans kaynakları ve proje bedeli hususlarında eksiklikler ve hatalar bulunduğu, projenin taraf olunan uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu, diğer taraftan, Hacıbekirler 1 ve Hacıbekirler 2 Gölet projelerinin dava konusu projeyle entegre nitelikte olduğunun bilirkişi raporu ile de ortaya konulduğu, dolayısıyla dava konusu projenin 2009/7 sayılı Genelge kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu nedenle, Mahkemece 2009/7 sayılı Genelge çerçevesinde sınırlı bir inceleme yapılmasının hukuka aykırı olduğu, ayrıca orman mühendisi ile jeoloji ve hidrojeoloji tespitlerinin dikkate alınmayarak karar verilmesinde de hukuka aykırılık bulunduğu, arkeolog tarafından yapılan değerlendirmenin aksine, arkeloji yönünden de Mahkemenin iptal kararının gereklerinin yerine getirilmediği belirtilerek, Mahkeme kararının bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI
: 1- Davalı idare tarafından, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların, temyiz sebeplerinden hiçbirine uymadığından temyize konu Mahkeme kararını bozulmasını gerektirici herhangi bir husus ihtiva etmediği belirtilerek, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, bilirkişi raporundaki orman mühendisi ile jeoloji ve hidrojeoloji mühendisinin tespitlerinin genel ve soyut nitelikte olduğu, ÇED raporunun ekleriyle bir bütün olarak incelenmediğinin anlaşıldığı, ayrıca Mahkemenin incelenmesi istediği hususlar dışında da değerlendirme yapıldığı, Mahkemenin 2009/7 sayılı Genelge ile ilgili yaklaşımının hukuka uygun olduğu, nitekim hukuka uygun bulunarak kesinleşen kısımlarla ilgili değerlendirme yapılmasının da hukuka aykırı olacağı, dava konusu ÇED Olumlu kararının dayanağı ÇED raporunda önceki Mahkeme kararının gerekçesi dikkate alınarak eksikliklerin giderildiği, nitekim "Orman Varlığı Değerlendirme Raporu" ile "Orman Ekosistem Değerlendirme Raporu"nun hazırlanarak eksikliklerin bu raporlarda tamamlandığı, ancak orman mühendisi tarafından bu hususların dikkate alınmadığı, söz konusu projede kamu yararının bulunduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ
: ...
DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin kabulü ile dava konusu projeye su temin edilmesi amacıyla yapılması planlanan Hacıbekirler Göleti-1 ve Hacıbekirler Göleti-2 projesi ile "Kocabaş Çayı Su Alma Yapısı, Terfi İstasyonu ve İsale Hattı planlama çalışmalarında kullanılmak üzere Uzunalan Mevkiinde, Kocabaş Çayı üzerinde, Akım Gözlem İstasyonu, Batordo Alanı, Derivasyon Alanı, Regülatör Alanı, Su İsale Hattı Alanı ve Yol Alanı" projeleri ile dava konusu projenin entegre olduğu hususu, ilk ÇED Olumlu kararına karşı açılan davada, Mahkemenin kararının iptal gerekçeleri arasında hukuka aykırılık nedeni olarak ortaya konulmamış ise de, esasen Mahkeme kararında bu yönde hiçbir değerlendirmenin yapılmamış olduğu, dolayısıyla entegre proje hususunda hukuka uygun bulunan bir kısmın da olmadığı, kaldı ki projelerle ilgili detayların Mahkeme kararından sonra ortaya çıktığı, bu haliyle, diğer projelerin dava konusu projeyi tamamlayıcı nitelikte olduğunun açık olduğu, gelinen aşamada, tüm projelerin entegre olarak değerlendirilmek suretiyle tek ÇED başvuru dosyası ile başvuru yapılması gerektiği, dolayısıyla, projelerin ayrı ayrı değerlendirilmesi suretiyle 2009/7 sayılı Genelge kapsamında verilen dava konusu ÇED Olumlu kararında hukuka aykırılık bulunduğu sonucuna varıldığından, Mahkeme kararının bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
Dava; Çanakkale İli, Bayramiç İlçesi, ... Köyü mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "... Ruhsat Numaralı Sahada Halilağa Bakır Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi 2009/7" projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle açılmıştır.
█████/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde; Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını, ... aynı fıkranın (p) bendinde; "Entegre Proje: Bu Yönetmeliğe tabi olan, faaliyet konuları veya işlevleri açısından birbirine bağlı ve tamamlayıcı nitelikteki birden fazla faaliyeti kapsayan projeleri, ... ifade eder." olarak tanımlanmış, 25. maddesinde; "Bu Yönetmeliğe tabi birden fazla projeyi kapsayan entegre bir projenin planlanması halinde, Bakanlıkça entegre proje için tek bir ÇED başvuru dosyası/proje tanıtım dosyası hazırlanması istenir." kuralı yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden; "... Ruhsat Numaralı Sahada Halilağa Bakır Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi 2009/7" projesi ile ilgili olarak hazırlanan ÇED raporuna göre, ÇED alanının üç ayrı poligondan oluştuğu, 1 numaralı ÇED poligonunda fiziki olarak kullanılacak ve işbu proje kapsamında madencilik faaliyetlerini yürütülecek alanın 257,79 ha olduğu, 52,09 ha'lık 2 numaralı ÇED poligonunda sadece temiz su göletinin yer alacağı, 3 numaralı ÇED poligonunda ise 2012 yılında, ... ile ... ruhsat numaralı sahalarda işletilmesi planlanan ve ... tarih ve ... karar numaralı “ÇED Olumlu” kararı bulunan “Halilağa Altın ve Bakır Madeni İşletmesi” projesi kapsamında yer alan yeraltı altın madeni ocağının bulunduğu, yeraltı maden ocağı projesi kapsamında herhangi bir üretim faaliyetinin gerçekleştirilmeyeceği, söz konusu projede açık ocak üretim yöntemi ile alınan cevherin, flotasyon yöntemi ile zenginleştirilerek konsantre bakır elde edileceği, projeyle ilgili verilen ilk █████/2021 tarihli "ÇED Olumlu" kararı ile ilgili ÇED raporunda, 52,09 ha’lık 2 numaralı ÇED poligonunda yer alacağı belirtilen temiz su göletine ilişkin olarak süreç içerisinde DSİ 25. Bölge Müdürlüğü ile yapılan protokoller neticesinde Hacıbekirler-1 Göleti ve Hacıbekirler-2 Göleti yapılmasına karar verildiği, 2021 yılında ÇED Olumlu kararına esas ÇED alanı dışına bir kısmının da ruhsat sahası dışına çıkarılarak, ÇED alanı dışında 2.100.000 m³ kapasiteli Hacıbekirler-1 Göleti ve ruhsat sahası dışında 950.000 m³ kapasiteli Hacıbekirler-2 Göletine ilişkin olarak ... tarih ve ... sayılı işlem ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca "ÇED Kapsam Dışı" kararının verildiği, yine Hacıbekirler Göleti-1 ve Hacıbekirler Göleti-2 projesi kapsamında yapılması planlanan "Kocabaş Çayı Su Alma Yapısı, Terfi İstasyonu ve İsale Hattı planlama çalışmalarında kullanılmak üzere Uzunalan Mevkiinde, Kocabaş Çayı üzerinde, Akım Gözlem İstasyonu, Batordo Alanı, Derivasyon Alanı, Regülatör Alanı, Su İsale Hattı Alanı ve Yol Alanı" projesi ile ilgili ... tarih ve ... sayılı işlem ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca "ÇED Kapsam Dışı" kararının verildiği, Mahkemece bazı yönlerden hükme esas alınan bilirkişi raporunda; ÇED raporunun kümülatif etki değerlendirmesi kısmında gölet inşaat sürecinin, toz emisyonunun belirlenmesine yönelik hesaplamalara dahil edilmiş ise de, aynı bölgede gerçekleştirilecek açık ocak madenciliği faaliyeti için su gereksinimini karşılayacak göletlerin inşası ve diğer işlemlerin, entegre proje kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönünde değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince, ilk Mahkeme kararlarında hükme esas alınan bilirkişi raporunda, proje kapsamında su ihtiyacı ile ilgili olarak yeni göletlerin inşa edileceği bilgisine yer verilmek suretiyle Hacıbekirler 1 ve 2 göletleri ve bunların inşasına dair projelerden bahsedildiği, ancak göletlerin yapım sürecinin dava konusu proje ile birlikte entegre proje olarak yürütülmesine dair herhangi bir tespitte bulunulmadığı gibi, entegre proje olarak değerlendirme yapılması gerektiği yolunda herhangi bir hukuka aykırılık gerekçesine de yer verilmediği, dolayısıyla projenin entegre proje olarak değerlendirilmemesi nedeniyle ilk ÇED Olumlu kararına karşı açılan davada, Mahkeme kararının iptal gerekçeleri arasında hukuka aykırılık nedenleri arasında gösterilmemiş ise de, esasen Mahkeme kararında bu yönde hiçbir değerlendirmenin yapılmamış olduğu, dolayısıyla projenin, entegre proje iddiaları yönünden değerlendirme yapılarak hukuka uygun bulunduğu yönünde herhangi bir gerekçenin de olmadığı, kaldı ki projelerle ilgili detayların Mahkeme kararından sonra ortaya çıktığı, bu haliyle, diğer projelerin dava konusu projeyi tamamlayıcı nitelikte olduğu açık olduğundan, gelinen aşamada, tüm projelerin entegre olarak değerlendirilmesi suretiyle tek ÇED başvuru dosyası ile başvuru yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ilk ÇED Olumlu kararına dair Mahkeme kararının (iptal) gerekçelerinde yer verilen hukuka aykırılık sebeplerinin, dava konusu ÇED Olumlu kararıyla ilgili ÇED raporunda karşılanıp karşılanmadığı konusunda (örneğin ötrofikasyon hususu yönünden) yeterli bir değerlendirmenin yapılmadığı da görülmüştür.
Bu itibarla, eksik incelemeyle hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gibi, söz konusu projelerin ayrı ayrı değerlendirilmesi suretiyle 2009/7 sayılı Genelge kapsamında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararının bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!