Anahtar kelimeler: Haymana Gölbaşı Tapuda Metrekare Alanında İli İlçesi Mahallesi Yüzölçümündeki Yüzölçümlü
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, █████████ Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Gölbaşı Kadastro Mahkemesi
SAYISI
: ███████ Esas., ███████Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Ankara ili Haymana ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında tapuda davacılar adına kayıtlı bulunan eski 1300 parsel sayılı 38.800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 08... parsel numarasıyla ve 23.042,79 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına kayıtlı bulunan eski 1315 parsel sayılı 28.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 08... parsel numarasıyla ve 33.073,97 metrekare yüzölçümlü olarak; miras bırakan ... adına kayıtlı bulunan eski 1316 parsel sayılı 9.900,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 08... parsel numarasıyla ve 17.087,34 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar ..., ... ve ... adlarına kayıtlı bulunan eski 1317 parsel sayılı 14.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 08... parsel numarasıyla ve 19.300,65 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; Ankara ili Haymana ilçesi ... Mahallesinde yapılan güncelleme kadastro çalışmaları neticesinde davacılar adına kayıtlı eski 1300 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünde azalma meydana geldiğini, azalmanın 1315, 13 16... parsel sayılı taşınmazlara dahil edildiğini ileri sürerek, yapılan çalışmaların iptali ile taşınmazının eski yüzölçümü ile tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların taşınmazı ile davalı müvekkillerinin taşınmazı arasında iki üç parsel mesafe bulunduğunu, bu durumun davacıların da bilgisi dahilinde olduğunu, aksi yönde iddiada bulunulmasının dürüstlük kuralına aykırı olacağını, taşınmazlar birbirine bitişik konumda bulunmadığından yapılan kadastro tespiti neticesinde, davacıların taşınmazının yüzölçümünün bir kısmının müvekkillerine ait taşınmaza dahil edilmesinin fiilen mümkün olmadığını, yenileme kadastrosu ile davalı müvekkilleri lehine 1 08... parsel olarak tespit edilen 33.073,97 metrekare taşınmazın yıllardır yalnızca müvekkilleri ve murisleri tarafından kullanıldığını, dava konusu 13 00... parsel numaralı taşınmazların taraflara miras yoluyla intikal ettiğini, dava konusu taşınmazın olduğu yerde yapılan kadastro çalışmalarının mevzuatına uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ''3402 sayılı Kanun'un 22. madde hükmüne göre yapılan güncelleme kadastro çalışmalarının tekniğine, yönetmelik ve kanun hükümlerine uygun yapıldığı, davacı tarafın parselinde meydana gelen azalmanın sebebinin davalı 1300 parselin paftasının zemindeki sınırlarla uyumlu olmamasından parselin kadastro haritasının yanlış oluşturulmasından kaynaklandığı, bu durumun 1955, 1981, 1991, 2013 tarihli hava fotoğrafları, mahalli bilirkişi beyanları ve teknik bilirkişi raporları ile doğrulandığı'' gerekçeleriyle davanın reddine, dava konusu eski 13 00... ada 37, eski 13 15... ada 39, eski 13 16... ada 40 ve tesciline, eski 13 17... ada 41 parsel sayılı taşınmazların güncelleme kadastro çalışmaları sonucu yapılan tespit gibi tapu siciline tescillerine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ''Teknik bilirkişi tarafından yöntemine uygun şekilde tesis kadastrosu paftası, 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftası ile hava fotoğraflarının çakıştırılması neticesinde, uygulama çalışmaları sırasında dava konusu parselin kuzey ve güney sınırlarının sabit sınır, diğer sınırlarının geçerli sınır olarak alındığını, davacı adına kayıtlı 1 08... parsel sayılı taşınmazın kadastro paftasının zemindeki sınırlarla uyumlu olmadığını, taşınmazın azalan yüzölçümünün tesis kadastro haritasının yanlış oluşturulmasından kaynaklandığını, 1955, 19 81... tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın sınırlarında bir değişlik olmadığı, parselin kullanım şekli ile sınırlarının uyumlu olduğu, dava konusu taşınmazın sınırlarının ve yüzölçümünün kanun ve yönetmeliklere uygun olarak belirlendiği, 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesine göre yapılan sınır değerlendirmesinin yerinde olduğu ve bu sınırlara göre hesaplanan yüzölçüm miktarının parselin gerçek yüzölçüm miktarı olduğu, bu durumda 3402 sayılı Kanun'un 22/a uygulaması ile elde edilen yüzölçümünün mevzuata uygun olarak oluşturulduğu ve teknik açıdan hatasının bulunmadığı'' belirtilerek, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, davaya esas alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte olmadığını, raporun denetime elverişsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, eksik ve yetersiz araştırmaya dayalı hüküm verildiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazlar dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, davacılara ait eski 1300, yeni 1 08... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü 38.800.00 metrekare iken haksız bir şekilde 23.042,79 metrekareye düşürüldüğünü, yapılan kadastro çalışması sonrasında taşınmazda yaklaşık 15.757,21 metrekarelik azalma meydana geldiğini, bu azalmanın davalı parseller lehine artış olarak yansıdığını, keşif mahallinde tanıkların dinlenmediğini, tanıkların dinlenmeden hüküm kurulduğunu beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!