Anahtar kelimeler: Tevzi Esaskarar Yazildiği Konya Başkan Esasın Katip İstinaden Kaydının Üye

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARARESAS NO
:KARAR NO
:BAŞKAN
:ÜYE
:ÜYE
:KATİP
:DAVACI
:VEKİLİ
:DAVALI
:DAVA
: Kayıt ve KabulDAVA TARİHİ
:KARAR TARİHİ
:GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
:Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan "Kayıt ve Kabul" dava dosyasına Konya .İş Mahkemesi'nin 27.06.2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı görevsizlik kararına istinaden dosyanın Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sırasına kaydının yapıldığı, Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.08.2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı dosyanın görevli Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi ve esasın kapatılmasına ilişkin kararına istinaden dosyanın Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sırasına kaydının yapıldığı, Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.10.2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı dosyanın tevzi puanlamasına göre Konya 1., 2. ve 3.Asliye Ticaret Mahkemelerinden herhangi birisine tevzi edilmesinin sağlanması için Konya Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesi ve esasın kapatılmasına kararına istinaden dava dosyasının Mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapılarak; Ön incelemenin duruşmasız olarak evrak üzerinden yapılmasına karar verilmekle dosya heyetimizce incelendi;HEYETİMİZCE GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili 24.06.2025 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 02.08.2022 tarihinden iş akdinin haksız nedenle fesih edildiği 08.04.2025 tarihine kadar ... Ticaret Limited Şirketi isimli iş yerinde usta başı olarak kesintisiz çalıştığını, kendisinin kimya teknikeri olduğunu, müvekkilinin davalı iş yerinde net 35 bin TL ücretle, haftanın 5 günü, 08:00-18:30 çalışma saatleri arasında çalıştığını, müvekkilinin, davalı iş yerinde rızası alınmaksızın zorla fazla mesai yapmak zorunda bırakıldığını, yasal olan haftalık çalışma süresinin çok üzerinde çalışmış olmasına rağmen fazla mesailerinin karşılığının kendisine ödenmediğini, müvekkilinin hak ettiği 2 ay 10 günlük maaşının da kendisine ödenmediğini, müvekkilinin, davalı iş yerinde çalıştığı dönem boyunca kendisine yüklenen tüm özen ve yükümlülükleri yerine getirdiğini, müvekkilinin iş kanuna ve sözleşmeye uygun çalışmasına rağmen davalı işveren müvekkilin iş akdini 46 iş koduyla feshettiğini, müvekkilinin iş akdinin davalı işveren tarafından haksız ve kötü niyetli fesih edildiğini ve müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, müvekkilimizin iş akdinin fesih edilmesi için hiçbir gerekçeli nedenin bulunmadığından bahisle; Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, Agi ve ücret alacakları için kısmi dava, fazla mesai ücreti için 6100 sayılı HMK. 107.Maddeye göre belirsiz alacak davası olduğundan; Şimdilik 50,00 TL kıdem tazminatının, müvekkilince iş akdinin haksız nedenle fesih tarihi olan 08.04.2025 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faziyle birlikte tahsiline, şimdilik 50,00 TL ücret alacağının,temerrüt/arabuluculuk tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, şimdilik 50,00 TL ihbar tazminatının,temerrüt/arabuluculuk tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline, şimdilik 50,00 TL agi alacağının, temerrüt/arabuluculuk tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline, HMK 107. Maddeye göre 50,00 TL fazla mesai ücreti alacağının, temerrüt/arabuluculuk tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte tahsiline, müvekkilinin 46 işten çıkış kodunun 04 işten çıkış kodu ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Dava; Kayıt ve kabul davasıdır.Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacının, 02.08.2022 tarihinden iş akdinin haksız nedenle fesih edildiği 08.04.2025 tarihine kadar ... Ticaret Limited Şirketi isimli iş yerinde usta başı olarak kesintisiz çalıştığını, iş kanuna ve sözleşmeye uygun çalışmasına rağmen davalı işverenin kendisinin iş akdini 46 iş koduyla haksız ve kötü niyetli fesih edildiğini ve mağduriyetine sebep olduğundan bahisle; Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, Agi ve ücret alacakları için kısmi dava, fazla mesai ücreti için 6100 sayılı HMK. 107. Maddeye göre belirsiz alacak davası olduğundan; Şimdilik 50,00 TL kıdem tazminatının, iş akdinin haksız nedenle fesih tarihi olan 08.04.2025 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faziyle birlikte tahsiline, şimdilik 50,00 TL ücret alacağının,temerrüt/arabuluculuk tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, şimdilik 50,00 TL ihbar tazminatının,temerrüt/arabuluculuk tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline, şimdilik 50,00 TL agi alacağının, temerrüt/arabuluculuk tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline, HMK 107. Maddeye göre 50,00 TL fazla mesai ücreti alacağının, temerrüt/arabuluculuk tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte tahsiline, 46 işten çıkış kodunun 04 işten çıkış kodu ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Genel bir tanım olarak iflâs, ticaret mahkemesince iflâsına karar verilen borçlunun (müflisin) haczi kabil bütün malvarlığının paraya çevrilerek, elde edilen tutarın bilinen bütün alacaklılarına paylaştırılmasına yarayan külli bir cebri icra yoludur (... , İcra ve İflâs Hukuku, El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2012, s.1083; ... , İflâs Hukuku, 8. Baskı, İstanbul 2009, s.5). İflâs kararı inşai etki yaratır (... , s. 1125; Üstündağ, s. 44). Bu karar sonunda davalı borçlu “müflis” sıfatını kazanır ve ehliyeti iflâs tasfiyesi ile sınırlı hâle gelir; iflâs anından itibaren borçlunun haczi kabil malları “iflas masası” denilen, kendine özgü bir mal varlığı bütününe dönüşür. İflâs kararı sadece borçluyu değil ondan alacaklı olanlar başta, bütün kamuyu ilgilendirir ve özel hukuk dışında kamu hukukunda da bir takım sonuçlar doğurur. İflâsın açılmasının en önemli sonuçlarından biri iflâs masasının oluşmasıdır. 2004 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinde iflâs açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün mallarının, bunlar nerede bulunursa bulunsun bir masa teşkil edeceği ve alacakların ödenmesine tahsis olunacağı; iflâsın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen malların da masaya gireceği öngörülmüştür. Öğretide de iflâs masasının müflisin mal ve alacaklarından oluştuğuna ilişkin görüşün baskın olduğu söylenmelidir (... , İflâs Masası, Ankara 2010, s.23 vd.). İflâs idaresi masanın idaresi ve tasfiyesi için gerekli bütün işlemleri masa adına yapar. 2004 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca iflâs idaresi, iflâs masasının kanuni mümessilidir. Tüm alacaklılar anlaşsalar dahi, iflâs masasını dışarıda iflâs idaresi temsil eder. İflâs idaresinin temel görevi, iflâs dairesinin denetimi altında iflâs masasını tasfiye etmektir. İflâs idaresinin görevleri iflâs kapanıncaya kadar devam eder. İflâs idaresi masanın kanuni mümessili olduğundan, iflâs masası ile ilgili davalar (şikâyetler) iflâs idaresi tarafından (veya iflâs idaresine karşı) açılır; iflâstan önce müflis tarafından (veya müflise karşı) açılmış olan davalara (şikâyetlere), iflâs idaresi tarafından devam edilir. Yani, iflâs masası ile ilgili davalarda (şikâyetlerde) taraf sıfatı (müflise değil) iflâs idaresine aittir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ██████/2024 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı içtihadı)Kayıt kabul davaları; iflasından önce müflisten alacaklı olanların, bir diğer ifade ile iflas alacaklılarının alacaklarını iflas masasına kaydettirmek için açtıkları ve dayanağını İİK’nın 235. maddesinden alan davalardır.2004 sayılı İİK'nun 235. maddesinde; "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir. İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. Muteriz başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar. Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile görülür. Ancak, itiraz alacağın esas veya miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dair ise şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur." şeklinde, 2004 sayılı İİK'nun 236. Maddesinde; "Vaktinde deftere kaydettirilmiyen alacaklar iflasın kapanmasına kadar kabul olunur. Geç kalmadan ileri gelen masraflar alacaklıya aittir. Alacaklı bu masrafları peşin vermeğe cebrolunabilir. Müracaattan evvel kararlaştırılmış paylaşmıya alacaklının iştirak hakkı yoktur. İflas idaresi alacağı kabul ederse alacaklılar sıra cetvelini düzeltir ve bunu ilan ile alacaklılara bildirir. 235 inci madde hükmü burada da caridir." şeklinde, 2004 sayılı İİK'nun 195/1.maddesinde;"Borçlunun gayri taşınır mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacak-lar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." şeklinde, İİK'nun 196.maddesinde;"İflasın açılması ile birlikte, iflas masasına giren alacaklarda faiz işlemeye devam eder. Rehinle temin edilmemiş alacaklarda ticari olmayan işlerdeki faiz oranı uygulanır. Ancak, bu maddeye göre alacaklılara tahakkuk edecek faiz ödemeleri, 195 inci maddeye göre hesaplanan ana paralar ödendikten sonra bakiyesi üzerinden yapılır." şeklinde düzenleme yapıldığı anlaşılmıştır.Müflis yönünden talep edilebilecek alacaklar üç gruba ayrılır. Bunlar; iflastan önce doğan iflas alacakları, iflastan sonra iflas masasının teşekkülü neticesinde iflas masasınca yapılan masraf ve giderlerin oluşturduğu masa alacakları ve iflas tarihinden sonra doğan genel alacaklardır. İflas alacağı, iflas açıldığı anda müflise karşı hukuken mevcut olan alacaklar yani müflisin iflasın açıldığı andaki borçları olup, iflas masasından istenebilirken, müflisin iflas açılmasından sonra doğan borçları iflas alacağı olmadığından iflas masasından talep edilemez. Masa alacakları ise müflisin değil, iflas masasının yaptığı borçlardır. Alacak, iflastan sonra doğmuş ve masa borcu da değilse, sırasına ve esasına itiraz edilebilecek ve İİK'nın 235. maddesine dayalı kayıt kabul istemine konu olabilecek müflis borçlarından olmayıp, müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu, iflas masasının dağıttığı iflas hissesi oranında değil tasfiyede bakiye kalırsa ödenecek olan bir alacak niteliğindedir. İflas tarihinden sonra doğan böyle bir alacağın varlığı ve miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmasa da, inceleme şikayet yolu ile icra mahkemesince değil, alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda iflas masası aleyhine açılan davada genel mahkemelerce tespit edilecektir. Böyle bir davada davalı iflas idaresidir. İflastan sonra oluşan alacağın masaya kaydı istenemez ancak tasfiyede bakiye kalırsa nazara alınır. Masa borçları, iflasın açılmasından iflas tasfiyesinin sonuçlanmasına kadar, iflas masası tarafından yapılan borçlardır. İflas kararının ilan giderleri, iflas idaresine ödenecek ücretler, masanın taraf olduğu davalarda kendisini temsil eden avukat ücretleri, defter tutma giderleri, masa mallarının muhafazası için yapılan giderler örnek olarak verilebilir. Masa alacakları, iflas alacaklarından da önce ve tam olarak ödenir. (Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin 05.04.2016 ... Es. ... Kar. sayılı ilamı)İş sözleşmesi, işverenin iflasıyla sona ermez. Türk hukukunda, iflasın açılmasıyla iş sözleşmesinin kendiliğinden sona ereceğini öngören bir hüküm bulunmamaktadır. Zira, iflasla birlikte iş sözleşmesinin kendiliğinden sona erdiğinin kabul edilebilmesi, bu durumun sözleşmenin devamı için bir imkânsızlık teşkil etmesi veya İş Kanunu’nda bir sona erme sebebi olarak gösterilmiş olması halinde mümkündür. İş Hukuku ve İcra ve İflas Hukukunda, iflas halinde sözleşmenin ifasını engelleyecek bir hüküm de bulunmamaktadır. İflas, bir mücbir sebep de teşkil etmez. İİK'nın 198 ve 224. maddelerinde öngörülen iflas idaresinin seçim hakkı ve sözleşmenin aynen ifasına karar vererek iş vermeye devam edebilmesi, iş sözleşmesinin iflasla sona ermediğini göstermektedir. Ayrıca, iflas halinde sözleşmenin ifasına engel bir imkânsızlık hali de oluşmamaktadır. İşverenin iflasından sonra da hem müflis işveren (iflas idaresi) hem de işçi, hala sözleşmeyi ifa edebilecek durumdadırlar. Bu nedenle iflasın açılmasıyla hizmet akdinin hiçbir şekilde sona ermediği genellikle kabul edilmektedir. İşverenin iflas etmesiyle birlikte iş sözleşmesinin sona ermemesi, hem işçinin hem de işverenin ve onun iflas masasının menfaatine uygundur. İflasın açılmasıyla birlikte iş sözleşmesinin kendiliğinden sona ermesi, müflisin işletmesinin faaliyetini durdurmasına neden olabilir. Bu durum, müflisin ve onun iflas masasının menfaatlerine aykırı bir hal ortaya çıkartabilir. Böyle bir aleyhte durumu önlemek için iflas idaresine, müflisin ticari işletmesini devam ettirme hakkı tanınmıştır. İşverenin iflasıyla birlikte iş sözleşmesinin sona ermemesi, işçinin de menfaatinedir. Bu sayede işçi de, işini bir süre daha korumuş olacaktır. Bu halde, her ne kadar işçinin iflastan sonraki ücreti İİK.m.206'da öngörülen öncelik hakkından yararlanamasa da; iflas masası, sözleşmeyi devam ettirmek isterse, işçi çalışmasını devam ettirecek ve ücretini masadan masa alacağı olarak tam olarak alabilecektir (İİK.m.248). Üstelik işçi, bu ücreti için masadan teminat gösterilmesini talep edebilme hakkına da sahip bulunmaktadır (BK.m.346). İflasın açılması iş sözleşmesini kendiliğinden sona erdirmediği gibi, işverenin iflası, kendisi ve onun iflas masası için iş sözleşmesini sona erdirmekte haklı bir sebep (BK. m.344) teşkil etmez. Ancak öğretide, işverenin iflasının işveren açısından iş sözleşmesinin feshi için haklı bir sebep teşkil edebilmesi için, öncelikle iflasında hiçbir kusuru bulunmaması gerektiği, iflas işverenin kusuru sonucunda ortaya çıkmışsa, (hileli veya kusurlu iflas İİK.m.310-311) artık bu durumun, işveren açısından iş sözleşmesinin feshi için haklı bir neden oluşturmayacağı, eğer iflasta işverenin hiçbir kusuru yoksa, bu durumda iflas onun için "ekonomik güçlük" veya "işe devamdaki güçlük" gibi haklı bir sebep oluşturabileceği ileri sürülmüştür. (... : İflasın Sözleşmelere Etkisi, Ankara 1996,S. 250, ... : İcra ve İflas Hukuku, Cilt 3 Ankara 1993, S. 2948,2970-2971, ... ... : “İşverenin İflasının İş Sözleşmelerine Etkisi” www.e-akademi.org/makaleler/ackoseoglu) İflasın açılmasıyla hizmet akdinin sona erdirilmemesi müflis işveren ve iflas masasının yararına olabileceği gibi işçinin yararına da olabilir. İİK’nın 224. maddesinde müflisin sanat veya ticaretinin devamına karar verebileceği hükme bağlanmıştır. Müflisin ticari işletmesine devam etmesi iflas masası ve alacaklıların yararına olabilir. Alacaklılar işyerinin işletilmesinde devam edilmesi sonucu daha fazla alacağa kavuşabilirler. Ayrıca müflis işveren de işletmeye devam edilmesi sonucu elde edilen gelirle alacaklılarla anlaşma yaparak iflasın kaldırılmasını sağlayabilir. (... : “Aciz Hali ve İflasın İşçi Alacaklarının Tahsiline Etkisi”, Ankara Barosu Dergisi, ... 2009, s.45) İİK'nın 191/1. maddesi uyarınca müflisin iflas açıldıktan sonra, iflas masasına ait mal ve haklar üzerindeki her türlü tasarrufu alacaklılara (iflas) masasına karşı geçersizdir. İflasın açılmasından sonra, işyerinde çalışan işçilerin hizmet akitlerini, kanuni ve sözleşmesel feshi ihbar sürelerine uymak suretiyle fesih hakkı iflas masasına aittir. (Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin █████/2013 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı ilamı)İflas dairesince işyerlerinin idare edilmesi halinde, işçi alacaklarının hangi hükümde olacağına dair İİK’da herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. İşçi alacaklarının hukukî niteliğinin belirlenmesi noktasında, alacağın doğum anından hareket edilmeli ve iflâs dairesinin kararından önce ve sonra olmak üzere ikili bir ayrıma gidilmelidir. Bilindiği gibi iflâs tasfiyesinde iflâs alacağı ile masa alacağı olmak üzere iki alacak türü bulunmaktadır. Masa alacağı kavramı, bizzat masanın yaptığı işlemlerden doğan alacakları işaret etmektedir. Masanın yaptığı işlemlerden kasıt, tasfiyenin devamlılığı için tasfiye organlarınca yapılan her türlü işlemdir. Buna göre iflâs dairesinin işyerlerinin idare edilmesine ilişkin kararı, masanın yaptığı işlem kavramına dâhildir. Dolayısıyla bu karardan itibaren doğan işçi alacaklarının tamamı masa alacağı niteliğindedir. İflasın açılmasından önce doğmuş işçi alacakları, kural olarak, iflâs alacağı niteliğindedir. Bu alacaklar tasfiye sonunda diğer alacaklar ile arasındaki garame oranına göre dağıtılır. iflas tasfiyesinde genellikle müflisin tüm borçlarını karşılamaya yeter malvarlığı bulunmadığından, işçinin iflâsın açılmasından önce doğan alacaklarını elde etmesi çoğunlukla mümkün olmayacaktır. Alacaklarını tam olarak elde etmesinin mümkün olmadığı bu durum karşısında, işçiden çalışmasını sürdürmesini beklemek gerek dürüstlük kuralı gerek işçinin korunması ilkesi ile çelişecektir. iflasın açılmasından sonra iş sözleşmesi sona erdirilmeyip, çalışmasına devam eden işçinin ücretinde, ayrıma gidilmesi uygun değildir. Artık çalışmasını sürdüren işçinin, iflasın açılmasından önce ve sonra doğmuş ve doğacak ücret alacaklarını bir bütün halinde, masa alacağı olarak kabul etmek, İş Hukukunun işçiyi koruma ve ücretin korunması ilkelerine uygun olacaktır. Bu nedenle iflâsın açılmasından önce doğan işçi alacaklarının da iflâs dairesinin bu kararı ile birlikte masa alacağı niteliği kazandığının kabul edilmesi gerekmektedir. (TÜRE, Memiş Gökhan, Türk İş Hukukunda İşverenin İflası, Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eylül 2014, Sh.60-61., ... : “İşverenin İflasının İş Sözleşmelerine Etkisi” ... )Yukarıda ki açıklamalar dikkate alındığında eldeki davada, davalı Müflis ... Ticaret Limited Şirketi'nin iflasına, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.12.2023 tarih ve ... Esas ... Karar ilamı ile karar verildiği, kararın 22.05.2024 tarihinde kesinleştiği, davacının █████/2022 tarihinden █████/2025 tarihine kadar usta başı olarak kesintisiz çalıştığını, kendisinin kimya teknikeri olduğunu, bu süre içerisindeki ödenmeyen kıdem, ihbar tazminatı, ödenmeyen ücret, Agi ve fazla mesai ücret alacaklarının müflis şirketten tahsilini talep ettiği, Uyap sistemi üzerinden yapılan kontrolde davacının iş sözleşmesinin █████/2025 tarihinde feshedildiği, iflasla birlikte davacının iş sözleşmesi feshedilmeyip çalışmasına devam ettiği, dolayısıyla artık iflas masası tarafından yapılan işlemlere dahil olduğu, davacının iş sözleşmesi kapsamında talep etmiş olduğu işçi alacaklarının doğduğu tarihin de iş sözleşmesinin feshi tarihi olduğu (Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin █████/2021 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı ilamı) bu nedenle davacının talebi iflas alacağı niteliğinde olmadığı, sırf davanın iflas tarihinden sonra açılmasının alacağı iflas alacağı (kayıt-kabul davası) yapmayacağı, davanın 7036 sayılı İş mahkemeleri Kanun'un 5. Maddesi kapsamında işçi ve işveren arasında 4857 sayılı İş Kanun'undan kaynaklanan dava olduğu, görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğu, (Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarih ve ... Es... Kar. Sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı ilamı, Adana Bölge Adliye Mahkemesi .Hukuk Dairesi'nin █████/2025 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı ilamı benzer doğrultudadır) dava şartlarına ilişkin düzenlemenin HMK.nun 114. ve 115. maddelerinde düzenlendiği, HMK.nun 114/1-c maddesinde Mahkemenin görevli olmasının dava şartı olduğunun, aynı kanunun 115.maddesinde mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağının ve taraflarında her zaman ileri sürebileceğinin, dava şartlarının noksan olması halinde davanın usulden reddine karar verileceğinin, HMK'nun 138/1.maddesinde mahkemenin öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğinin düzenlendiği, uyuşmazlığın 2004 sayılı İİK'nun 235. Maddesi kapsamında düzenlenen kayıt kabul davası niteliğinde olmadığı gibi TTK.4.maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak veya nispi bir ticari dava türlerinden olmadığı, davanın İş Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, TK.4.5. maddeleri gereğince mahkememizin görevli olmadığı, Konya . İş Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşıldığından dava dilekçesinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi ile mahkememizin görevsizliğine, Konya 5. İş Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİ ile mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-Konya 5. İş Mahkemesinin GÖREVLİ olduğuna,3-Kararın kanun yoluna başvurmaksızın kesinleşmesi halinde görev konusunda yargı yerinin belirlenmesi maksadıyla dosyanın HMK.nun 21.ve 22.maddeleri gereğince Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi Başkanlığı'na GÖNDERİLMESİNE,4-6100 sayılı HMK.nun 20/1.maddesi gereğince kanun yoluna başvuru halinde bu başvurunun reddi halinde red kararının veya görevli yargı yerinin belirlenmesi halinde bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin başvurması halinde dava dosyasının Konya . İş Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, bu süre içerisinde taraflardan birinin başvurmaması halinde re'sen davanın açılmamış sayılmasına KARAR VERİLMESİNE,5-6100 sayılı HMK.nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin davaya görevli mahkemece devam edilmesi halinde görevli mahkemece, aksi takdirde talep halinde mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE,Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.█████/2025Başkan Üye Üye Katip* Bu evrak UYAP-DYS üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.