Anahtar kelimeler: Yazildiği Başkan Bankacılık Adana Katip Üye İşlemiş Milleti Neticesinde Yeni

T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARART.C.ADANA1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████BAŞKAN
: ... ...ÜYE
: ... ...ÜYE
: ... ...KATİP
: ... ...DAVACI
: ... - ...VEKİLİ
: Av. ... - ...DAVALI
: ... - ...VEKİLİ
: Av. ... - ...DAVA
: Tazminat (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2021KARAR TARİHİ
: █████/2023KARARINYAZILDIĞI TARİH
: ...Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılamasısonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı ...'un davalıdan olan alacağını tahsili için Adana 10. İcra Müdürlüğü'nün 2001/... E. (yeni dosya 2020/... E.) sayılı dosyasından yapılan icra takibine itiraz üzerine, Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/... E. ve 2011/... K. Sayılı dosyasından açılan itirazın iptali davası neticesinde itirazın iptaline; 1.407.491,01 TL asıl alacak, 84.840,40 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.492.331,41 TL üzerinden takibin devamına ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa % 70 oranından başlamak sureti ile değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına karar verildiğini, Yargıtay 19. HD'nin 28.03.2019 tarih ve 2018/... E. ve 2019/... K. Sayılı ile ilamı ile mahkeme kararı onanmış ve aynı Daire'nin 24.06.2020 tarih ve 2019/... E.- 2020/... K. Sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verilerek kararın kesinleştiğini, kararın kesinleşmesi sonrası, Adana 10. İcra Müdürlüğü'nün 2020/... E. Sayılı dosyasına, davalı tarafından toplam 8.482.057,09 TL asıl alacak + faiz ödemesinin yapıldığını, müvekkilinin 20.03.2001 tarihinde ödenmesi gereken davalı bankada olan alacağının davalının temerrüdü nedeniyle █████/2020 tarihinde tahsil edilmesi neticesinde munzam zararı oluştuğunu beyan ederek 20.03.2001 tarihinden 28.07.2020 tarihine kadar denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncelleme yapılarak temerrüt tarihinden ödeme tarihine kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmak suretiyle getirisiyle birlikte tekrara yatırıma yönlendirilmek suretiyle hesaplamaların yapılması sonucu dönemler halinde yıllık faiz, kurlardaki artış, kar payı, temettü bedeli, bedelsiz hisseler vs tüm getirilerin ana paraya eklenerek tekrar yatırıma yönlendirmek suretiyle ve diğer gelir hesaplamalarıyla 28.07.2020 tarihi itibarıyla asıl alacak + getirisinin ulaştığı değerinin tespiti ile icradan tahsil edilen ana para ve faizin mahsubu ile bulunacak faizle karşılanamayan munzam zararın HMK 107 kapsamında belirlendiği anda arttırılmak üzere şimdilik 10.000.-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca █████/2022 tarihli dava değerini arttırım dilekçesi ile dava değerini 42.855.042,61- TL arttırarak toplam 42.865.042,61 TL munzam zararının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle yetkili mahkemenin İstanbul (Çağlayan) Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu belirterek yetki itirazında bulunduklarını, ayrıca davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafın var olduğunu iddia ettiği dava konusu alacağın belirsiz alacak olması nedeniyle dava konusu edilemeyeceğinden hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, davanın zaman aşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, ... Bankası T.A.Ş.'nin yönetim ve denetiminin █████/2001 tarihinde ...'ye devredildiğini, fon tarafından bankanın yönetimine el konulduktan sonra bankanın devrine takaddüm eden tarihlerde banka hesaplarında normalin dışında çok yüksek oranlarda faizler verildiğinin saptandığını, kamusal bir görev yapan fonun bu durum karşısında normal faizlerin dışında oluşan ve aşırı faiz oranlarının verilmemesi yönünde bir uygulama yaptığını ve ... ortalama faizlerini esas alarak bu oranlar üzerinden müşterilere faiz ödemeleri yaptığını, bunun üzerine gabin teşkil eden ve B.K.20.maddesi anlamında geçersiz olan fahiş kısmın kısmi butlanla malul olduğu düşüncesi ile ... ortalaması ile müşteriye verilen faiz arasındaki fahiş farkın ödenmediğini, ... Bankası A.Ş.'nin ...'ye devri sonrasında ...'nin faiz oranları üzerinde faiz verilen müşterilerin hesaplarından ... faiz oranları üzerinde kalan kısımların iade alındığını, bu nitelikteki müşterilerden birisinin de davacı ... olduğunu, davacının hesabından kesinti yapılmasında usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığını, davacı tarafça temerrüt ile zarar arasında kurulan illiyet bağı açıklanmamış olup, munzam zararın hukuka aykırı bir şekilde zenginleşme aracı olarak kullanılmak istendiğini, kabul anlamına gelmemek üzere bir an için davacının munzam zararının varlığının kabul edilmesi halinde dahi zararın doğmasında davacının kusurlu olduğunu, talep edilen faiz oranının da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/... E., Adana 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/... E., Adana 10.İcra Müdürlüğü'nün 2020/... E. Sayılı dosyaları celp edilmiştir.Mahkememizce dosya bilirkişi heyeti olan mali müşavir ..., hesap bilirkişisi Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ...'a tevdii edilmiş ve bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2022 tarihli raporda; Davacı 1.492.331,41 TL asıl alacak temerrüt tarihinden (20.03.2001) itibaren ödeme tarihine (28.07.2020) kadar munzam zararının hesaplanmasını talep etmiştir. TBK m. 122 hükmünde borçlunun kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, aşkın zararı gidermekle yükümlü olduğu öngörülmüş olup, davaya konu olayda borçlunun kusurunun olup olmadığı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğunu, İcra dosyasında davacının 28.07.2020 tarihinde tahsil ettiği görülmüşe de davalı bankanın 24.07.2020 tarihinde ödeme yaptığının dikkate alındığını, Faiz hesabında 6098 sayılı TBK m. 121/3 hükmündeki “Temerrüt faizine, ayrıca temerrüt faizi yürütülemez.” düzenlemesinin dikkate alındığını, 20.03.2001-24.07.2020 tarihleri arasında 1.492.331,41-TL'nin getirisinin ortalamasının 21.698.623,76-TL olduğunu, bu tutardan davacıya ödenen asıl alacak + faiz toplamı olan 8.483.238,00-TL mahsup edildiğinde 13.215.385,76-TL munzam zararın hesaplandığını belirtmiştir.Davacı ve davalı tarafların itirazları incelenmek suretiyle ek rapor tanzimi için dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdii edilmiş ve bilirkişi heyetince düzenlenen █████/2022 tarihli ek raporda;1) Davacı ve davalı tarafın itirazları, sunulan uzman görüşü, emsal gösterilen Yargıtay kararlarının incelenmesi ile alternatifli hesaplamalar yapılmış olup, taraf itirazları dikkate alınarak hangi hesaplamanın hükme esas alınacağının takdirinin mahkemeye ait olacağı,2)Davacının 1.492.331,41 TL asıl alacak temerrüt tarihinden (20.03.2001) itibaren ödeme tarihine (28.07.2020) kadar munzam zararının hesaplanmasını talep ettiği, TBK m. 122 hükmünde borçlunun kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, aşkın zararı gidermekle yükümlü olduğu öngörülmüş olup, davaya konu olayda borçlunun kusurunun olup olmadığı hususunda takdirin mahkemeye ait olacağı,Davacının mahkeme kararından yaklaşık 7 yıl sonra 06.02.2018 tarihli dilekçeyle mahkeme kararının taraflara tebliğe çıkarılmasını istediği, yıllarca mahkeme kararına ilişkin işlem yapılmadığının ileri sürüldüğü, bu hususta davacının talebinin MK m. 2 hükmüne aykırı olduğu ileri sürülmüş olup, davacı tarafın yıllarca mahkeme kararına ilişkin işlem yapmamasının kusur ve dürüstlük kuralına aykırılık olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda takdirin mahkemeye ait olacağı,3)Davacı ve davalı tarafın kök rapora itirazları incelenmesinde; davacının talebi dikkate alınarak her yıl sonunda işleyen faiz anaparaya eklenerek seçenekli hesaplama yapılacak olup, hangisinin esas alınacağı hususunda takdir mahkemeye ait olmak üzere;-20.03.2001-24.07.2020 tarihleri arasında 1.492.331,41 TL’nin getirisinin ortalamasının 21.698.623,76 TL olduğu, bu tutardan davacıya ödenen asıl alacak+faiz toplamı olan 8.483.238,00 TL mahsup edildiğinde 13.215.385,76 TL munzam zararın hesaplandığı,-Davacının talebi dikkate alınarak her yıl sonunda işleyen faiz anaparaya eklenerek hesaplama yapıldığında, 20.03.2001-24.07.2020 tarihleri arasında 1.492.331,41 TL’nin getirisinin ortalamasının 51.348.280,61 TL olduğu, bu tutardan davacıya ödenen asıl alacak+faiz toplamı olan 8.483.238,00 TL mahsup edildiğinde 42.865.042,61 TL munzam zararın hesaplandığı,4)Davalı tarafın itirazı incelenmesinde, Yargıtay kararları esas alınarak dava tarihinden (07.04.2011) itibaren 10 yıllık süre dikkate alınarak 07.04.2011 tarihinden itibaren ödeme tarihine (24.07.2020) kadar olan dönem için hesaplama yapılarak mahkemenin takdirine sunulacağı,-Davalı tarafın 10 yıllık süredeki kaybı talep edilebileceği kabul edildiğinde, davacının 13.215.385,76 TL munzam zararı hesaplanmışsa da zaman aşımına uğramayan kısmın 4.878.453,72 TL olduğu,-Davacının talebi dikkate alınarak her yıl sonunda işleyen faiz anaparaya eklenerek hesaplama yapıldığında, davalı tarafın 10 yıllık süredeki kaybı talep edilebileceği kabul edildiğinde, davacının 42.865.042,61 TL munzam zararı hesaplanmışsa da zaman aşımına uğramayan kısmın 5.522.139,99 TL olduğu belirtilmiştir.Dava, 6098 sayılı TBK'nun 122. Maddesine dayanan aşkın zarar istemine ilişkindir.Somut olayda; davacının davalı bankaya vadeli mevduat hesabı olarak yatırmış olduğu parasının davalı banka tarafından vadesinde ödenmediği ve davacının parasının yatırım araçlarında kullanma hakkından yoksun kaldığı temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar işlemiş faiz ile birlikte ana parası kendisi tarafından Yargıtayında kabul ettiği yatırım araçlarından elde edeceği getirinin %10 nu bile karşılamadığını iddia ederek aşkın zarar talebinde bulunmuştur. Davacı Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/... E sayılı dosyasında temerrüt tarihi olarak kesinleşen █████/2001 tarihinden Adana 10. İcra Müdürlüğünün 2020/... E sayılı dosyasından paranın tahsil edildiği █████/2020 tarihine kadar geçen süre için hesaplama yapılmasını talep etmiştir. Mahkememizce yaptırılan ve hükme esas alınan █████/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda davalının temerrüt tarihi olan █████/2001 tarihinden tahsil tarihi olan █████/2020 tarihine kadar geçen süre içerisinde yapılan hesaplamada davacının aşkın zararının 13.215.385,76-TL olduğu tespit edilmiştir. Aşkın zarara dayanan talep hakkı esasen bir alacak hakkıdır ve TBK 'nun 122. Maddesinde zaman aşımı yönünden ayrı bir düzenleme bulunmadığından bu alacağa da TBK'nun 146. Maddesindeki 10 yıllık zaman aşımı süresi uygulanacaktır. Bu nedenle aşkın zarar davasının açıldığı █████/2021 tarihinden geriye doğru 10 yıllık süre içerisinde (█████/2011) gerçekleşen zarar bölümünün talep edilmesi mümkün olup bu süre dışında kalan zarar bölümünün ise zaman aşımına uğradığı kabul edilmelidir. Zaman aşımına uğrayan █████/2001-█████/2011 tarihleri arasındaki aşkın zararın 8.336.932,04-TL olduğundan, bu miktarın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Zaman aşımına uğramayan aşkın zararın ise 13.215.385,76-TL - 8.336.932,04-TL = 4.878.453,72-TL olduğu anlaşıldığından bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Her ne kadar davalı vekili zararın somut olarak kanıtlanamadığı iddiasında bulunmuş ise de kural olarak aşkın zarar alacaklısı öncelikle temerrüte uğrayan asıl alacağın varlığını bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını zarar ile borçlu temerrütü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür. Alacaklı borçlunun temerrüte düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir. Borçlu ancak temerrütünde ki kusursuzluğunu kanıtlamak koşuluyla sorumluluktan kurtulabilir. Enflasyonist ortamda bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için bir çaba ve girişimde bulunması en azından vadeli mevduat veya kurları devamlı yükselen döviz yatırımlarında değerlendirilmesi, hayatın olağan akışına ve genel hayat tecrübelerine uygun düşen bir karinedir. Enflasyonist ortamda yaşayan makul normal bir kişinin parasını atıl bir biçimde elde tutmayacağını, gelir getirici bir yatırıma dönüştüreceğini, insan yapısının ve menfaatlerini koruma iç güdüsünün doğal bir sonucudur. Hal böyle olunca enflasyonist ekonomik olumsuz etki ve sonuçları kamuca az veya çok herkesin bildiği en önemlisi gerekli olduğu takdirde bilinebilmesinin kolayca gerçekleştirilebileceği ve mahkemelerinde bilgisi altında vakıalar olarak kabulü gerekir. Yasal değimi ile ''maruf ve meşhur'' vakıaların ispatına gerek yoktur. █████/1989 tarih ve 3 karar sayılı içtihadı birleştirme kararında ''para her zaman kullanılması mümkün ve temettü getiren bir meta olduğundan geç ödenmesi halinde zararın vücudu muhakkaktır.'' şeklindeki kabulde bu hukuki tespit ve bulguları doğrulamaktadır. ( Yargıtay 11. H.D.'nin █████/2016 tarih ██████████ E. - █████████ K. Sayılı ilamı ) Tüm bu nedenlerle davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 4.878.453,72 TL'nin dava tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Davanın 8.336.932,04 TL'lik kısmı yönünden zaman aşımı nedeniyle REDDİNE,Fazlaya ilişkin talebin reddine,2-Alınması gereken 333.247,17-TL karar harcının, peşin+ıslah ile alınan 732.027,76-TL (170,78+731.856,98) harçtan mahsubu ile bakiye 398.780,59-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine,3-7155 sayılı kanun 23. Maddesi ile 6325 sayılı Kanuna eklenen 18/A Maddesinin 14. fıkrası gereğince suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabulucuk ücretinden kabul ve reddolunan kısım dikkate alınarak 150,22 TL'sinin davalıdan tahsili ile; bakiye 1.169,78 TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,4-Davacı tarafından yapılan 333.247,17 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 285.569,07 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT 'nin 13/3 maddesi uyarınca hesap olunan 285.569,07-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,7-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvuru harcı, 65,40 tebligat/müzekkere gideri ve 1.800,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.924,70 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 219,05 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,8-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK.nun 341/1 ve 345 maddeleri gereğince, kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize veya eşdeğer başka bir mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF YOLU açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, alenen ve usulen tefhim kılındı. █████/2023Başkan ...Üye ...Üye ...Katip ...