Anahtar kelimeler: Dikimi Earşiv Fidan Satıma Ücretiyle İletildiğini Satımdan Sistem İtirazda Sağlandığını

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili tarafından davalı şirket adına █████/2023 tarihinde fiilen sevk edilerek 11.881,20-TL tutarında 100 adet fidan dikimi sağlandığını, bu satıma ilişkin olarak da ... fatura numaralın e-arşiv fatura düzenlendiğini ve davalı tarafa sistem üzerinden iletildiğini, satıma ilişkin olarak %18 KDV ile diğer masraflar ve vekalet ücretiyle birlikte 12.217,33-TL borç için takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itirazda bulunduğunu, müvekkili hesabına herhangi bir ödeme yapılmadığını, e-arşiv fatura kullanımında davalı şirket adına kesilen faturanın, fatura tarihinden sonraki gün firmanın interaktif vergi sisteminde e-arşiv faturalarım bölümüne düştüğünü, aynı zamanda davalı şirketin e-arşiv portal üzerinden adıma düzenlenen belgeler kısmından faturaya ulaşabildiğini ve itiraz edebildiğini ancak davalı şirketin faturaya süresinde itiraz etmeyerek borcu kabul ettiğini, bu noktada fatura alacağının ödendiğinin ispat yükünün de davalı üzerinde olduğunu, bununla beraber davaya konu alacakların müvekkiline ödenmediğini, dava konusu alacağın tanıkla ispat sınırının altında kaldığını ve tanık dinletmek istediklerini, davalı şirketin kötü niyetli olarak icra takibine itirazda bulunması ve alacağın likit olması nedeniyle de icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, davanın kabulüne, takibin devamına, davalının haksız itirazının iptaline, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacısının işbu davasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı şirketten fidan dikimine ilişkin herhangi bir talepte bulunulmadığını veya hizmet alınmadığını, davacı şirket tarafından dosyaya fatura görüntüsü veya birtakım fotoğraflar hariç başkaca delil sunulmadığını, davalı müvekkiller tarafından talep edilmeyen bir hizmet hakkında fatura kesilmesinin de anlaşılamadığını, davacının ispat yükünü yerine getirmesi gerektiğini beyan etmekle, davanın reddine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere davacı taraf hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir... İcra Dairesinin...sas sayılı icra takip dosyası,
3-Davacı şirkete ait şirketi temsil ve imzaya yetkili şahısları da gösterir ticaret sicil kayıtları,
4-Davalı şirkete ait şirketi temsil ve imzaya yetkili şahısları da gösterir ticaret sicil kayıtları,
5-Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022-2023 yılına ilişkin BA/BS formları,
6-Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022-2023 yılına ilişkin BA/BS formları,
7-Davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar,
8-Davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar,
9-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin █████/2024 havale tarihli raporu,
10-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin █████/2025 havale tarihli raporu,
11-Sair deliller.
DAVA KONUSU
:
Açılan dava, taraflar arasındaki anlaşmaya binaen davacı şirket tarafından █████/2023 tarihinde fiilen sevk edilerek dikimi sağlandığı iddia edilen 100 adet fidanın bedeline ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen ... numaralı faturadan kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:█████/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., ███████ K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının ..., borçlunun davalı ... olduğu, davacı alacaklı vekilinin 12.000,01-TL fatura alacağı, 217,32-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.217,33-TL toplam alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
█████/2024 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararında, davacı vekili adına davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak ya da ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter ve belgeleri iki haftalık kesin süre içerisinde sunmanız veya bulundukları yeri bildirmeniz, verilen kesin süre içinde ticari defterlerin sunulmaması veya bulunduğu yerin bildirilmemesi durumunda söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağınız ihtaren bildirilir." şerhini içeren tebligat çıkartılmasına karar verilmiş, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
█████/2024 tarihli duruşma tutanağının 7 numaralı ara kararında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, davalı vekili davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılabilmesi için Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen... numaralı fatura, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait vergi sicil kayıtları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadıkları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadıkları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadıkları, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki anlaşmaya binaen davacı şirket tarafından █████/2023 tarihinde fiilen sevk edilerek dikimi sağlandığı iddia edilen 100 adet fidanın davalı şirkete teslim edilip edilmediği, teslim olgusuna ilişkin olarak davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde yazılı bir bilgi veya belge bulunup bulunmadığı, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen ... numaralı faturanın davacı şirkete ait ticari defter ve belgelere işlenip işlenmediği, faturadan kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarı, icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediği hususlarının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi █████/2024 havale tarihli raporunda sonuç olarak; ticari defterlerin genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ve yasal mevzuata uygun olarak tutulduğu, davacı tarafından 100 adet Zeytin Fidanı açıklaması ile birim fiyatı 118,82-TL+KDV ile ve toplam 11.881,20-TL+118,81-TL (%1) KDV dahil olarak 12.000,01-TL tutarında █████/2023 tarihli davalıya düzenlenmiş e-arşiv faturasının bulunduğu yasal defterlerine usulüne uygun kayıt edilmiş olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin olduğuna dair iddia edilen fatura dışında, herhangi bir sözleşme, sipariş formu, sipariş talebi olmadığı gibi, başkaca bir belge, yazışma, posta, e-posta, SMS mesajı vb.nin görülmediği, sadece, yerinde defter belgelerin yerinde incelenmesi esnasında; fidanların doğrudan alıcıya teslim edilmediği, belediyelere projeleri kapsamındaki ağaçlandırılacak alanlar için gönderildiği, dikimi belediyelerin yaptığı, sonrasında da fatura edilen davalıya sadece plaket yaptırılıp, bu plaketin kargo ile gönderildiği, gönderilen kargo firması sıra nolu ama içinde başka kargo gönderilerinin de olduğu çoklu kargo sıra nolu kargo fatırasının bulunduğu ifade edildiği, sözü edilen 100 adet zeytin fidanının nasıl ve ne şekilde sevk edildiğine, kime hangi yöntemle teslim edildiğine dair bir sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, teslim tutanağı vb. bir belge ve teyit edilebilecek bir bilginin olmadığı, dosyada davacı yanca sunulan fidan dikimi görüntüsü dışında fidanların dikimine dair başkaca birşeyin bulunmadığı, davalıya ait Form BA, Form B ile davacıya ait Form B-BS, Form BA analizinde, davacının Form BS bildiriminde, davalıya düzenlendiği belirtilen söz konusu e-arşiv faturanın yer almadığı, aynı şekilde davalının Form-BA bildiriminde olması gereken yine bu faturanın da yer almadığı, yani, bu bildirimler ile karşılıklı tutması, teyit etmesi gereken e-belgenin kendi Vergi Dairelerince mahkemeye gönderilen döküm/analizlerde de yer almadığı, icra takibine konu tutar için işletilen faiz ve oranın TTK 1530. md.de kapsamındaki usulüne uygun şekilde işletilmiş olduğu, davacının yasal defterlerine göre 12.001,01-TL alacağı hesaben görülmekle birlikte, bu konudaki kararın mahkemeye ait olduğunu mütalaa etmiştir.
Davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi akabinde davacı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılabilmesi için dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen ... numaralı fatura, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait vergi sicil kayıtları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, talimat dosyası ve içeriğinde yer alan bilirkişi raporu, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler ile sair deliller birlikte değerlendirilerek; davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadıkları, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadıkları, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadıkları, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki anlaşmaya binaen davacı şirket tarafından █████/2023 tarihinde fiilen sevk edilerek dikimi sağlandığı iddia edilen 100 adet fidanın davalı şirkete teslim edilip edilmediği, teslim olgusuna ilişkin olarak davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerde yazılı bir bilgi veya belge bulunup bulunmadığı, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen ... numaralı faturanın davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere işlenip işlenmediği, faturadan kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarı, icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediği hususlarının belirlenerek, talimat dosyası ve içeriğinde yer alan bilirkişi raporu da göz önünde bulundurularak düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi █████/2025 havale tarihli raporunda sonuç olarak; ilgili mevzuat gereği;davalı şirketin 2023 yılı inceleme döneminde e-defter tuttuğu 2023 inceleme dönemlerine ait tutulan yevmiye defteri ve defter-i kebirin e-defter beratları incelenmiş olup, oluşturma tarihlerinin yasal süresi içinde yapıldığı, davalı şirketin defterlerinde ne takibe ve davaya konu faturanın, ne de davacı şirkete ilişkin hiçbir kaydın olmadığı, yapılan inceleme neticesinde; davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadıkları, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadıkları hususları irdelendiğinde; davalı şirketin ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu, 2023 inceleme döneminde e-defter tuttuğu, inceleme dönemine ait tutulan yevmiye defteri ve defter-i kebirin e-defter beratları incelenmiş olup, oluşturma tarihlerinin yasal süresi içinde yapıldığı görülmüştür. 6102 sayılı TTK 64/3. Mad. göre, ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması halinde bu defterlerin açılışlarında ve yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanışında noter onayı aranmayacağı, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadğı hususunun hukuki olması sebebiyle, değerlendirilmesinin mahkemeye aittir. Taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki anlaşmaya binaen davacı şirket tarafından █████/2023 tarihinde fiilen sevk edilerek dikimi sağlandığı iddia edilen 100 adet fidanın davalı şirkete teslim edilip edilmediği, teslim olgusuna ilişkin olarak davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerde yazılı bir bilgi veya belge bulunup bulunmadığı, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen ... numaralı faturanın davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere işlenip işlenmediği, faturadan kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarı hususları irdelendiğinde; daavlı şirketin defterlerinde ne takibe ve davaya konu faturanın, ne de davacı şirkete ilişkin hiçbir kaydın olmadığı, icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediği hususu irdelendiğinde alacaklı icra takibinde; her ne kadar alacağın tahsili tarihine kadar % 18,25 faizi masraf ve vekalet ücreti ile tahsili talebinde bulunmuşsa da; faiz talebinden vazgeçilerek 12.000,01-TL fatura alacağı (KDV dahil)+yargılama giderleri+vekalet ücreti ile ... eldeki İtirazın İptali davasının açıldığı, talimat dosyası ve içeriğinde yer alan bilirkişi raporu irdelendiğinde; dosya içeriğindeki davacı şirketin defterlerinin incelendiği bilirkişi raporunun sonuç bölümünde davacının yasal defterlerine göre, 12.001,01-TL alacağı hesaben görülmekle birlikte nihai kararın mahkemeye ait olduğunu mütalaa etmiştir.
Davacı vekilinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin █████/2024 havale tarihli raporuna ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin █████/2025 havale tarihli raporuna karşı itirazlarının, dava konusu itirazın yöneltildiği ödeme emrine dayanak faturada yer alan fidanların davalı şirkete teslimine ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, ayrıca faturanın taraflarca bağlı bulundukları vergi dairelerine bildirilmediği, davacı şirketin BS, davalı şirketin BA formunda faturanın yer almadığı anlaşılmakla reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı ve █████/2025 tarihli duruşmadaki beyanı göz önünde bulundurularak, █████/2025 tarihli duruşmanın 2 numaralı ara kararında davacı vekiline 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225. ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümler çerçevesinde hazırlanacak yemin metnini hazırlamak ve mahkememize sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine karar verildiği, verilen kesin süre içinde yemin teklif edilmesi konusunda iradenin bildirilmemesi veya yemin metninin sunulmaması halinde davacı tarafın yemin delilinden vazgeçmiş sayılacağının ve dosyanın mevcut durumu ile değerlendirileceğinin tefhim suretiyle ihtar edildiği görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225. maddesinde; ''Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.'' hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanunun 226. maddesinde ise; ''Aşağıdaki hususlar yemine konu olamaz:
a)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar,
b)Bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller,
c)Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar.'' düzenlemesine yer verilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 227. maddesinde de; ''Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir.
Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez.'' şeklinde hüküm bulunmaktadır.
Yemine davet hususu ise, Kanunun 228. maddesinde; ''Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır.
Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 229. maddesinde; ''Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.
Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.'' düzenlemesi ile yemin etmemenin sonuçlarına yer verilmiştir.
Gelinen bu noktada "kesin süre" kavramı üzerinde de kısaca durulmalıdır.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken, bir kısım sürelerin tespiti ise işin özelliğine ve tarafların durumuna göre hâkime bırakılmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 90. maddesine göre, “Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeple artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler".
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 94. maddesi ise; “Kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.” hükmünü içermektedir.
O hâlde, kanunun tayin ettiği süreler hâkim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, hâkimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hâkim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi hâlinde, karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hâkim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur.
Bu şekilde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere düzenlenen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hâkimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hâkim tarafından hemen yerine getirilmelidir.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirme yapıldığında, davacı vekilinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225. ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümler çerçevesinde hazırlanacak yemin metnini verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmadığı, yemin metninin █████/2025 havale tarihli beyan dilekçesi ile mahkememize sunulduğu, yemin deliline dayandıkları beyanı akabinde yemin metninin verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunulmaması sebebiyle davalı şirket ve vekili adına çıkartılması gereken yemin metnini ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 228/1. maddesi şerhini içerir duruşma gün ve saatini bildirir yemin davetiyelerinin tebliğe çıkartılamadıkları, bu kapsamda verilen kesin sürenin davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu anlaşılmakla, davacı tarafın yemin delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187/1. maddesi; ''İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.
Diğer taraftan hâkim kural olarak, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.'' şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir
Bu hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde yer alan: ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████/2019 tarih ve ███████ Esas █████████ Karar sayılı ilamında da aynen; ''...Takibe dayanak fatura ve sevk irsaliyesinde davalının fatura konusu malları teslim aldığına dair bir imza bulunmamaktadır. Davalı da fatura konusu malların kendisine teslim edilmediğini, davacı ile arasında hukuki bir ilişki bulunmadığını savunmaktadır. Hal böyle olunca davacı takip dayanağı fatura konusu malları teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispat etmelidir...'' ibarelerine yer verilmiştir.
Açıklanan gerekçeler dahilinde, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturada yer alan fidanların davalı şirkete teslimine ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, ayrıca faturanın taraflarca bağlı bulundukları vergi dairelerine bildirilmediği, davacı şirketin BS, davalı şirketin BA formunda faturanın yer almadığı, ayrıca davacı vekilinin yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı da gözetildiğinde, davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı kanaatine varılmış ve bu doğrultuda hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir... İcra Dairesinin ...Esas sayılı icra takip dosyası, davacı şirkete ait şirketi temsil ve imzaya yetkili şahısları da gösterir ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait şirketi temsil ve imzaya yetkili şahısları da gösterir ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022-2023 yılına ilişkin BA/BS formları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022-2023 yılına ilişkin BA/BS formları, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin █████/2024 havale tarihli raporu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin █████/2025 havale tarihli raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasındaki anlaşmaya binaen davacı şirket tarafından █████/2023 tarihinde fiilen sevk edilerek dikimi sağlandığı iddia edilen 100 adet fidanın bedeline ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen ... numaralı faturadan kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu, İzmir ... İcra Dairesinin...Esas sayılı icra takip dosyasında davacı alacaklı vekilinin 12.000,01-TL fatura alacağı, 217,32-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.217,33-TL toplam alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, her ne kadar davacı vekilince davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen...numaralı faturadan kaynaklı olarak alacağın tahsili amacıyla takip başlatılmış ve ödeme emrine yöneltilen itirazın iptali amacıyla iş bu dava ikame edilmiş ise de, dava konusu itirazın yöneltildiği ödeme emrine dayanak faturada yer alan fidanların davalı şirkete teslimine ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, faturanın her zaman ve koşulda tek taraflı olarak düzenlenebilecek belgelerden olması sebebiyle alacağın varlığı ve miktarı açısından tek başına ispata elverişli bir belge niteliğinde olmadığı, ayrıca faturanın taraflarca bağlı bulundukları vergi dairelerine bildirilmediği, davacı şirketin BS, davalı şirketin BA formunda faturanın yer almadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı ve █████/2025 tarihli duruşmadaki beyanı göz önünde bulundurularak, █████/2025 tarihli duruşmanın 2 numaralı ara kararında davacı vekiline 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225. ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümler çerçevesinde hazırlanacak yemin metnini hazırlamak ve mahkememize sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine karar verildiği, verilen kesin süre içinde yemin teklif edilmesi konusunda iradenin bildirilmemesi veya yemin metninin sunulmaması halinde davacı tarafın yemin delilinden vazgeçmiş sayılacağının ve dosyanın mevcut durumu ile değerlendirileceğinin tefhim suretiyle ihtar edildiği, davacı vekilinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225. ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümler çerçevesinde hazırlanacak yemin metnini verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmadığı, yemin metninin █████/2025 havale tarihli beyan dilekçesi ile mahkememize sunulduğu, yemin deliline dayandıkları beyanı akabinde yemin metninin verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunulmaması sebebiyle davalı şirket ve vekili adına çıkartılması gereken yemin metnini ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 228/1. maddesi şerhini içerir duruşma gün ve saatini bildirir yemin davetiyelerinin tebliğe çıkartılamadıkları, bu kapsamda verilen kesin sürenin davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu anlaşılmakla, davacı tarafın yemin delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmekle, davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığı anlaşılmakla, açılan davanın reddine, davacı tarafın kötü niyetinin de ispatlanamaması çerçevesinde kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-Davalı vekilinin, alacak bedelinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacı şirketten alınarak davalı şirkete verilmesi talebinin REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının, davanın açılışı sırasında yatırılan 427,60-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 187,80‬-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 12.000,01-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi gereğince kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!