Anahtar kelimeler: Sürüncemede Ekstresinde Satımdan Bakiyesinin Ferilerine Durduğunu Cari İlamsız Faize Taşıdığını

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalı aleyhine------ E. sayılı dosyadan ilamsız takip başlatıldığını, davalının borca, fer'ilerine ve faize itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu ve cari hesap ilişkisinden doğan alacağın tartışmasız olduğunu, icra dosyasına sunulan hesap ekstresinde borç bakiyesinin yer aldığı, hususunun bilirkişi incelemesiyle sabit olacağını, davalının itirazının takibi sürüncemede bırakma amacı taşıdığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarını ispatlar nitelikte belge sunmadığını, faturalara itiraz edilmemesinin tek başına borç doğurmadığını ve mal/hizmet tesliminin ispatının iddia edende olduğunu, HMK 119 ve 194 uyarınca dava dilekçesindeki zorunlu unsurların ve somutlaştırmanın eksik bulunduğunu, Yargıtay içtihatları gereği faturaya süresinde itiraz edilmemesinin yalnızca içerik yönünden karine teşkil ettiğinin, teslim ve borç doğuran ilişkinin genel ispat kurallarıyla kanıtlanması gerektiğinin savunulduğunu, icra inkâr tazminatının koşullarının oluşmadığını zira alacağın likit olmadığını ve tahkikat gerektirdiğini, ayrıca icra inkâr tazminatına “en yüksek mevduat faizi” uygulanması talebinin 3095 sayılı Kanun karşısında yerinde olmadığını, delil olarak icra dosyaları, tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmasını talep ettiklerin beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, --------- esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu------- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda ," Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı faturalar ve cari hesap kayıtları uyarınca, davacının davalıdan -----alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2021 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu, davacı ---- yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde ----- sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, ---- yılına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı yan tarafından davalı adına düzenlenen ---- numaralı, -----numaralı, ----açıklamalı, ----- tutarlı faturaların davacının ticari defterlerinde---- hesap kodu altında yer aldığı, bu kayıtlar çerçevesinde davacının takip tarihi ---- itibarıyla davalıdan ---tutarında alacaklı olduğu, davalının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2021 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davalının---- yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davalı ---- kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde ---- sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, ---- yılına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davalının ticari defterleri incelendiğinde, davacı yan tarafından davalı adına düzenlenen ----- açıklamalı ----numaralı ----- tutarlı; ---- numaralı ---- numaralı ----tutarlı faturaların----- hesap kodu altında kayıtlı olduğu görülmüş; ancak ---- bazında cari hesap ekstresi üzerinde borç/alacak bakiyesi bulunmadığı, bu itibarla takip tarihi ----- itibarıyla davalının davacıya ----- tutarında borçlu olduğu, tarafların ticari defterleri incelendiğinde, ----- tarihi itibarıyla davacı kayıtlarında davalıdan -------- alacak bulunduğu; ancak davalı kayıtlarında davacıya ait TL bazında herhangi bir borç veya alacak bakiyesi yer almadığı tespit edildiği, bu kapsamda, takip tarihi itibarıyla davalının davacıya borcu bulunmadığı anlaşılmakla, taraflar arasında uzun süredir devam eden ticari ilişki nedeniyle cari hesapta çok sayıda giriş-çıkış kaydı bulunduğu, ancak taraflar arasında cari hesap mutabakatı yapılmadığı belirlenmiş, bu nedenle cari hesap farklılıklarına ilişkin net bir değerlendirme yapılamamıştır. Öte yandan, davalı tarafın fatura bedelinin ödendiğine dair herhangi bir belge sunmadığı görüldüğünden takip konusu fatura bedelinin ödenmemiş olarak dikkate alındığı,---- tarihinde yayınlanan----- sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin---- formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple ------ formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturaların içerikleri incelendiğinde, tamamının "Alüminyum Yapı Profilleri ve Tamamlayıcı Malzeme Teslimi” ne ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaların hiçbirine, TTK m.21/2'de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen ve cari hesap alacağını oluşturan faturaların her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davacının takip tarihi 04.09.2024 itibarıyla davalıdan 458,78 TL, 4.957,01 USD ve 1.534,00 EUR tutarında alacaklı olduğu," şeklinde rapor sunulmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi ----- kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. ----- Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.Bilirkişi tarafından davacı ve davalı tarafın ticari defterleri incelenmiştir. Her iki tarafın ticari defterlerine göre de davacının davalıdan 1.543,00 EURO, 4.957,01 USD asıl alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacının ticari defterlerinde 458,78 TL asıl alacağın kayıtlı olduğu, davalının defterlerinde bu alacağa ilişkin kayıt bulunmadığı görülmüştür. HMK 222. Maddesine göre davacının davalıdan 1.543,00 EURO, 4.957,01 USD asıl alacak yönünden her iki tarafın ticari defterleri birbirini doğruladığından ve davalının bu asıl alacağa konu faturalara ilişki bir ödemesi bulunmadığı, bu yönde dosya kapsamında bir delil bulunmadığı anlaşıldığından davacının davalıdan 1.543,00 EURO, 4.957,01 USD alacaklı olduğu sabit hale gelmiştir. 458,78 TL'lik alacağın varlığına ilişkin davacı taraf herhangi bir delil sunamadığından, tek taraflı defter kaydı ile alacağın varlığının ispatlanamayacağı, iş bu alacağın davalı defterlerinde kayıtlı olamaması ve davacının yemin deliline de dayanmaması sebebiyle 458,78 TL yönünden davanın reddi ile 1.543,00 EURO, 4.957,01 USD asıl alacak yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Davanın kısmen KABULÜ ile ,1-Davalı takip borçlusunun---------Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile; 4.957,01 USD, 1.534,00 Euro asıl alacak yönünden devamına, kabulüne karar verilen takibe konu 4.957,01 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının aynı yabancı para türünden (USD) bir yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden faiz uygulanmasına, kabulüne karar verilen takibe konu 1.534,00 EURO asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının aynı yabancı para türünden (EURO) bir yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden faiz uygulanmasına,2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,3-Kabulüne karar verilen alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca, takibe konu alacağın takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden takdiren %20 oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine4-Karar harcı -15.020,88-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.755,23-TL harcın mahsubu ile bakiye 11.265,65-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,5-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 3.755,23-TL peşin nispi harç olmak üzere toplam 4.370,63- TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine6-Davacı tarafından yapılan 122,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, 7.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.622,50-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 7.606,60 TL nin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden davanın reddedilen kısmı yönünden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 458,78-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,10-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,11-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------ bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 3.592,49 TL nin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 7,51-TL nin davacı taraftan tahsil edilerek hazineye irat kaydı yapılmasına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026