Anahtar kelimeler: Anaokulunu Erdirdiklerini Defalarca Satımdan İşlettiklerini Erdirildiğini İletişime Bireysel Ortağı Geçtiğini

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2026
... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin... Esas, ... Karar sayılı, █████/2022 tarihli Görevsizlik kararı üzerine Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan asıl ve birleşen İtirazın İptali davalarında yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
ASIL DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalının ... adresinde bulunan anaokulunu adi ortaklığın iki eşit ortağı olmak üzere birlikte işlettiklerini, tarafların bu ortaklığı █████/2020 tarihli protokol ile sona erdirdiklerini, iş bu protokol nezdinde ortaklığın █████/2020 tarihinde sona erdirildiğini, müvekkili ...'ın davalı ... Bakkaloğlundan bireysel olarak 40.500,00-TL alacaklı olduğunun imza altına alındığını, müvekkilinin iş bu alacağın tahsili için davalı ile defalarca iletişime geçtiğini, ödeme istediğini ancak davalının ise müvekkilini uzunca bir süre kötü niyetle oyaladığını, bu sebeple taraflarınca davalı aleyhine ... 6. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin davalıya █████/2021 tarihinde tebliğ edildiğini ve davalının takipten haberdar olduğunu, davalının haksız yere itirazda bulunarak takibi durdurduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Taraflar arasında imzalanan protokolde açık bir şekilde işletmenin resmi kapanışının yapıldığı, sonrasında davacının işletmenin devrini sağlayacağı, devir bedelinden öncelikle işletmenin borçlarının kapatılacağı, artan para olması halinde ise taraflar arasında eşit olarak paylaştırılacağına karar verildiğini, ancak bu safhaların tamamlanması sonrasında da davacıya müvekkilinin 40.500,00TL ödeyeceğinin belirlendiğini, davacının protokolde bahse konu devir olayından hiç bahsetmeyen ve hatta işletmeyi kendisinin devraldığını ikrar eden bir ihtarname göndererek protokolün son paragrafında geçen ödemeyi talep ettiğini, akabinde davaya konu edilen iki ayrı icra takip dosyaları ile işletmenin borçlarından müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, taraflar arasındaki ortaklığın tasfiyesine uygun hareket etmeyen davacının kendince hesaplayıp ortaya koyduğu alacak iddialarına zorunlu olarak taraflarınca itiraz edildiğini, davacının iddiaları kabul edildiği takdirde öncelikle işletmenin fesih tarihi itibariyle mevcut piyasa değerinin tespit edilmesi, işletmenin fesih tarihi itibariyle demirbaş kayıtlarında mevcut tüm emtiaların rayiç değerinin tespit edilmesinin son derece önemli ve gerekli olduğunu, davacının iddialarının ancak işletmenin tamamen tasfiyesi halinde dikkate alınarak incelenebilecek mahiyette olduğunu, oysa davacının müvekkilinin payını devralmış bir şekilde işletmeyi tamamen kendi adına sürdürdüğünü, bu devir karşılığında müvekkiline hiçbir bedel ödemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA(... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas,... Karar Sayılı Dosyası); Birleşen dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ile davalı ... adresinde mukim anaokulunu adi ortaklığın iki eşit ortağı olmak üzere birlikte işlettiklerini, taraflar işbu adi ortaklığı 16.06.2020 tarihli Ortaklar Arası Protokol ile sona erdirdiklerini, işbu tarihe kadar işletmenin SGK borcu, vergi borcu vb. kamu borçları oluştuğunu, taraflar işletme faaliyetlerinin yürütülmesine konu ortaklığın feshi tarihine kadar olan borçlardan birlikte ve yarı yarıya sorumlu olduğunu, adi ortaklık, tüzel kişilik olmayan bir yapı olduğunu, bu nedenle adi ortaklıktaki ortaklar, ilgili işletmenin tüm borçlarından birinci dereceden, tüm malvarlıkları ile müteselsilen sorumlu bulunduklarını, işbu husus TBK m. 638/3 ‘te; “Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar.” şeklinde ifade edildiğini, burada doğrudan doğruya kanundan doğan bir sorumluluk söz konusu olduğunu, işbu açıklamalar nezdinde, işletmenin adi ortaklığın feshi tarihine kadar oluşmuş tüm borçlardan davalının da sorumlu olduğunu, ilgili meblağların müvekkil tarafından ödenmesi halinde yarı miktarının davalıya rücu edilebileceği açık olduğunu, müvekkili, anaokulu işletmesinin çok fazla borcunun bulunması ve covid pandeminin etkileri nedeniyle işletmeyi 31.12.2020 tarihi ve hatta sonrasındaki bir tarihte devredemediğini, ilgili Ortaklık'ı işletmeye devam etmek durumunda kaldığını, protokol tarihi, aynı zamanda Ortaklık'ın feshi tarihi olan 16.06.2020 tarihine kadar oluşmuş borçlarından müşterek ve müteselsil sorumlu olan davalının payı da dahil olmak üzere, Ortaklık'ın tüm kamu borçlarını bugüne kadar ödemeye devam eden müvekkil, ilgili ortaklık borçlarının tahsili amacıyla davalıya karşı 02.11.2021 tarihinde ... 6. İcra Dairesi ...esas sayılı dosyası vasıtasıyla icra takibi başlattığını, yukarıda yer verilen tüm bilgilerin göz önünde bulundurularak davalarının kabulünü isteyerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA(... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ...ESAS,... KARAR SAYILI DOSYASI): Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı yan ile ...adresinde bulunan anaokulunun iki eşit ortağı olduklarını, müvekkilinin ve davalı yanın bu ortaklığı █████/2020 tarihli Ortaklar Arası Protokol ile sona erdirmiş olduklarını, ortaklığın sona erdiği tarihe kadar işletmenin Sosyal Güvenlik Kurumu ve vergi borcu gibi kamu borçlarının oluşmuş olduğunu, işletmenin adi ortaklığın fesihi tarihine kadar oluşmuş tüm borçlardan davalı yanında sorumlu olduğunu, ilgili borçlar için yapılandırma yapıldığını davalı yanın yapılandırma sonrası üzerine düşen ödemeleri yapmadığını bütün taksitlerin müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu borçlarına ilişkin yapmış olduğu ödemelerin ilk beş taksit için ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını başlatılan takibe davalı yanca itirazda bulunulduğunu ve ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açılmış olduğunu borcun geri kalanı için █████/2023 tarihinde ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını davalı yanın borca itiraz ettiğini takibin durduğunu bu nedenle birleştirme talepli olarak huzurlarınızdaki davayı açma zaruretlerinin olduğunu, öncelikle huzurlarınızdaki davanın ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin...Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, davacının vergi kayıtları, ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosya, ... 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ve... Esas sayılı takip dosyaları UYAP sureti, adi ortaklığa ait malvarlığı listesi, SGK kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.
... 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya (Asıl dava takip dosyası) incelendiğinde davacı tarafından davalı aleyhine toplam 40.828,05 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı (Birleşen ... 1. ATM... Esas, ...Karar sayılı dava takip dosyası) takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 129.260,80 TL üzerinden takibin başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşıldı.
... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı (Birleşen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin...Esas, ... Karar sayılı dava takip dosyası) takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 83.153,31 TL üzerinden takibin başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşıldı.
Dosya Mali Müşavir, Sektör / İşletme Uzmanı ve Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2024 tarihli raporda; davacı ve davalı tarafça sunulan defterlerin taraflar lehine delil niteliğinin bulunduğu, dosya nezdinde yapılan inceleme sonucunda hem davacının hem de davalının 10.11.2022 tarihli ticaret sicil müdürlüğü tarafından yazı içeriğine göre herhangi bir şirkette ortaklıklarının olmadığı, davalı ... (...)nun Tasfiye Halind...şti.'de eski bir ortaklığının olduğunun belirlendiği, davalının söz konusu şirkette ki ortaklığını 10.04.2017 tarihli ticaret sicil gazetesi ile dava diş ...'e devrettiği, aynı şirketin 23.06.2017 tarihinde alınan karar ile tasfiyeye girdiği ve tasfiye işlerinin de ... tarafından devam ettirildiği, yine şirketin 03.01.2020 tarihinde yapılan ilan ile birlikte terkin edilmiş olduğu, dosyaya gelen gelir idaresi başkanlığı yazısına göre davacının 20.07.2017 tarihinden itibaren gerçek usulde mükellefiyet kaydının olduğu ve bilanço esasına göre defter tuttuğu ve mükellefiyetinin devam ettiği, mevcut durumda davacı ...'ın davalı ... ile olan adi ortaklığının 17.07.2020 tarihinde mükellefiyet kaydının sonlandırılmış olduğu, davalının söz konusu tarih sonrasında faaliyetine devam ettiğine dair herhangi bir tespit olmamakla birlikte davacı ... 'ın ise 10.11.2020 tarihli yazı içeriğine göre bilanço esasına dayalı vergi mükellefiyetinin devam ettiği, dosya kapsamında sunulu olan tahsilat dökümleri ve dekontlara göre ödemelerin davacı ... tarafından yapılmış olduğu, dosya kapsamında davacı tarafça sunulan demirbaş eşya listesine göre söz konusu demirbaşların toplam değerinin 3.950,00 TL olduğu, yine aynı beyana göre Fotokopi makinesi, ... Bilgisayar, buzdolabı ve sanayi tipi 2 gözlü fırın ve ocak ile ilgili herhangi bir değerleme yapılmamış olduğu, iş bu davada asıl dava ile ilgili davacının protokol kapsamında 40.500,00 TL asıl alacak talep etmekle birlikte, birleşen dava kapsamında davacı taraf davalı aleyhine 03.11.2021 tarihli 83.153,31 TL ve 13.07.2023 tarihli 129.260,80 TL faizli alacağı ile ilgili talepte bulunduğu ancak iş bu dosyada birleşen davanın dayanağı olan takibin ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası kapsamında talep edilen 129.260,80 TL'lik takibe ilişkin olduğu, diğer ... 6. İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyası ile yapılan 83.153,31 TL takip ile ilgili dosyada herhan bir birleşme kararının görülmediği, sözleşme hükümlerinin tarafların anayasası niteliğinde olduğu ve ahde vefa ilkesi gözetilirse davacının davalıdan 40.500,00-TL talebinde bulunabileceği nazara alındığında davacının protokolü dayanak gösterdiği ... 6. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası kapsamında davalı taraftan 11.11.2021 takip tarihi itibari ile 40.500,00 TL asıl alacaklı olduğunun kabulünün gerekeceği, davacının iş bu alacağı ile ilgili dosya kapsamında herhangi bir davalının temerrüdüne ilişkin (protokol haricinde) vesaik bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddinin gerektiği, diğer taraftan Mahkemece, tarafların ortak iradesinin davacıya ödenecek olan 40.500,00-TL'nin protokolde yer alan sonra talep edilebileceği noktasında toplandığı tespit edilir ise, davacının bu talepte bulunamayacağı, taraflar arasındaki adi ortaklığın sona erdiğine ilişkin uyuşmazlık bulunmadığından, aksine bir anlaşma gündeme gelmedikçe adi ortaklığa yönelik borçlardan davacı ve davalının müteselsilen sorumlu olduğu nazara alındığında davacının ödemiş olduğu SGK ve vergi ödemelerinden dolayı talepte ki gibi ... İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyası kapsamında 121.390,47 TRL asıl alacak ve 7.870,33 TL işlemiş faiz alacağının olacağı, davacının aynı zamanda ... 6. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası kapsamında ise 03.11.2021 takip tarihi itibari ile 40.112,66 TL asıl alacak 1.464,00 TL işlemiş faiz olmak üzere 41,576,66 TL faizli alacağının olduğu, davacının her ne kadar takip talebini ödediği vergilerin tamamı üzerinden yapmış ise de açmış olduğu itirazın iptali davasında vergi ve sgk ödemelerinin 1/2 si üzerinden hesaplanan asıl alacak üzerinden itirazın iptalini istemiş olduğunun belirlendiği, davacının asıl alacaklarına takip tarihlerinden itibaren talep doğrultusunda adi kanuni faiz işletilmesinin yerinde olacağı belirtilmiştir.
Dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2025 tarihli ek raporda; kök raporda davalının temerrüdüne ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı hususunda sehven hata yapıldığı, nitekim, alacağın talep edilebileceği görüşümüze binaen alacağın muaccel olduğu ve ihtarname ile davalının temerrüde düşürüldüğü düşünüldü16.03.2021 tarihli ihtarname ile davalı tarafa 3 günlük süre verildiği, dolayısıyla, TBK m. 123 gereği, alacaklı-davacı tarafından süre de verilmiş olduğundan, somut ihtilafta bu şartın da sağlandığı müşahede edildiği, davalı tarafın temerrüde düşürüldüğü, davacı, taraflar arasındaki işin ticari nitelikte bir iş olduğu, bu kapsamda bilirkişi görüşünün aksine tüm alacak kalemleri bakımından adi kanuni faiz değil, temerrüt faizi işletilmesini talep ettiklerini belirttiği, bu hususta kök rapordaki görüşlerinin muhafaza edildiği, nitekim, davacının başlattığı icra takiplerinde adi kanuni faiz talep ettiği alacaklar bakımından taleple bağlılık ilkesi gereği davacının asıl alacaklarına takip tarihlerinden itibaren talep doğrultusunda adi kanuni faiz işletilmesinin yerinde olacağı, kök rapordaki anılan sözleşmedeki “.. Ortaklar arası yatırım dokümanında belirlenen borç alacak tablosuna göre Nihan Baran müge bakkal oğlundan 40.500 TL alacaklıdır ifadesinin sözleşmede yer alan süreçten bağımsız olduğuna dair görüşümüzün muhafaza edildiği, nitekim, protokol bir bütün olarak incelendiğinde de işletmenin devri halinde devir bedeline ilişkin kısmın ayrı, davacının alacaklı olduğuna dair kısmın ayrı olarak düzenlendiğinin müşahede edildiği, dosya kapsamında herhangi bir defter ve belge sunulmadığından işletmenin demirbaşlarının değerinin 3.950,00 TL olarak kabul edilebileceği, işletmenin iş bu tespit dışında haricen başkaca bir değeri olduğuna dair dosya kapsamına göre tespit yapılamadığı, dosya kapsamında sunulu olan liste haricinde başkaca bir değer tespitine yarayacak bir bilgi ve belge bulunmadığı, söz konusu demirbaş listesine göre işletmede ki demirbaşların değerinin 3.950,00 TL olduğu, listede yer alan bazı demirbaşlara değer konulmamasının nedeninin söz konusu ürünlerin günümüz koşullarında amortisman süreleri ve kullanım süreleri geçtiğinden dolayı herhangi bir değerlerinin olmadığı şeklinde değerlendirilebileceği, davalı işletmenin davacı tarafından devralındığı iddiası nazara alındığında davacının işletmenin aktif ve pasiflerinden bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olacağı, bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalacağı belirtilmiştir.
Asıl dava; tarafların adi ortaklığın iki eşit ortağı olarak birlikte işlettikleri anaokulu ortaklığını █████/2020 tarihli protokol ile sona erdirdikleri, işbu protokol ile davacının, davalıdan 40.500,00 TL olan bireysel alacağının imza altına alındığı ve ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan ... 6.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali davasıdır.
Mahkememiz dosyası ile birleşen (Birleşen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı dava) dava; tarafların ortaklığından kaynaklı SGK ödemeleri, vergi borcu v.b kamu borçlarına ilişkin alacağın tahsili için başlatılan .. 6.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali, Mahkememiz dosyası ile birleşen ( ... 1. ATM ...Esas, ...Karar sayılı dava) dava; tarafların ortaklığından kaynaklı SGK ödemeleri, vergi borcu vb.kamu borçlarına ilişkin alacağın tahsili için (... 6. icra Müdürlüğünün ... sayılı takibe talep edilmeyen kamu borçları) başlatılan .. 6. İcra Müdürlüğünüzün ...esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali davasıdır.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliler, bilirkişi kök ve ek raporları, tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;
Asıl ve birleşen davada, davacı tarafından taraflar arasında akdedilen 16.06.2020 tarihli “protokol” nezdinde 40.500,00-TL alacakı olduğu ve taraflar arasındaki adi ortaklık devam ederken ki süreçte doğan vergi, SGK borçlarının yarısından davalının da sorumlu olduğu ileri sürülmüştür. Buna karşılık davalı ise davacının protokole aykırı hareket ettiğinden 40.500,00-TL ödemeyi alamayacağını, devri yapmayan ve işletmeyi tek başına sürdürmeyi seçen davacının işletmenin borçlarını da üstlenmiş olacağını belirtmiştir.
Bilindiği üzere bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hakimin görevidir. (HMK 33)
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle, ilgili mevzuat hükümleri ile taraflar arasında akdedilen protokol içeriği ve bazı kavramların açıklanmasında yarar vardır.
Türk Borçlar Kanunun 1 inci maddesine göre sözleşme; "iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun surette rızalarını beyan etmeleridir." Yasadaki rıza beyanından maksat tarafların karşılıklı irade açıklamalarıdır. Şayet, karşılıklı ve birbirine uygun taraf iradeleri bir akdin konusu ve onun esaslı noktalarında birleşmiş ise sözleşme meydana gelmiş sayılır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 26 ıncı maddesinde "Sözleşme özgürlüğü" başlığı altında bir sözleşmenin içeriğinin, bu sözleşmenin taraflarınca kanunda öngörülen sınırlar içerisinde özgürce belirlenebileceği düzenlemesi yer almaktadır. Bu temel kuralın istisnası ise 27 inci maddenin birinci fıkrasında ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğu belirtilmek suretiyle açıklanmıştır.
Sözleşme serbestisi kavramının temeli irade özgürlüğüne dayalıdır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın irade özgürlüğüne ilişkin hükümleri (Bknz. md.12/1, 13, 17/1, 19, 35/1, 48/1) göstermektedir ki; hukuk sistemimiz kişilerin irade özgürlüğüne sahip olduğunu temel bir ilke olarak benimsemiştir.
Tarafların özgür iradeleri ile oluşturup, içeriğini serbestçe belirledikleri sözleşmenin kurulmasından sonra sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kararlaştırılan şekilde ve zamanda yerine getirmek zorunda olmaları temel kural olup, bu kurala "Ahde vefa (söze bağlılık)" ilkesi denilmektedir. Latince "pacta sunt servanda" olarak ifade edilen ahde vefa ilkesi, insanların verdikleri sözleri tutması gerektiğini dile getiren ahlâkî bir prensiptir. Herkes sözleşme ile verdiği sözde durmalıdır ve sözleşme yapıldıktan, bir takım haklar ve yükümlülükler doğduktan sonra, tarafların özel durum ve ilişkilerinde ortaya çıkan değişikliklere bakılmamalıdır ve bu değişiklikler sözleşme ile verilen sözü etkilememelidir. Yani taraflar değişikliklere karşın, kendileri için zor da olsa verdikleri sözü yerine getirmelidirler (Bknz. Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 26-27). Aynı zamanda dürüstlük kuralının da bir görünümü olan "ahde vefa (anda bağlılık)" ilkesi gereğince kişilerin serbest iradeleriyle sözleşme ile verdikleri sözleri ve karşılıklı taahhütlerin, bu kişiler arasında bağlayıcı olduğu kuşkusuzdur (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, █████/2022 Tarih ve ... Esas-...sayılı kararı).
Sözleşme bir bütün olduğundan sözleşmenin bireysel maddeleri bütünden ayrı olarak tek başlarına yorumlanamaz. Başka bir deyişle sözleşmenin bireysel kısımları, sözleşmenin bütünü içinde ele alınarak yorumlanmalıdır. Ayrıca hâkim yorum yaparken kullanılan söz ve deyimlerin lafzı anlamları ile bağlı kalmamalı, tarafların gerçek ve farazi iradeleri araştırılmalıdır. Özellikle kullanılan söz ve deyimler sözleşmenin bütününe göre açık ve kesin değilse, muğlak ve birden çok anlama geliyorsa hâkim lafzı arka plana atmalıdır.
Sözleşmenin yorumlanmasında özellikle sözleşme metninde yer alan söz ve deyimlerin muğlak ve müphem olması hâlinde, sözleşme metnine yansımamakla birlikte, tarafların iradelerini belirlemeye imkân veren olgulara da başvurulmalıdır. Bu kapsamda sözleşmenin kurulması sırasında, özellikle sözleşmenin müzakeresi esnasında veya sözleşmenin kurulmasından sonra mevcut olan durumlar dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla sözleşmenin kurulduğu yer ve zaman, sözleşme görüşmeleri, tarafların bu esnada ya da sözleşme kurulduktan sonra birbirine karşı takındıkları tutum ve davranışlar, ifa hazırlıkları, sözleşmenin kurulduğu andaki menfaat durumları ve özellikle ilgili iş çevresindeki örf, adet ve teamüller sözleşmenin yorumlanmasında göz önünde tutulmalıdır (Sözleşmenin yorumlanmasına ilişkin içtihat açısından bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu █████/2022 Tarih ve ... Esas...Karar sayılı kararı).
Taraflar arasındaki ilk uyuşmazlığın çıkış noktası davalının sözleşmedeki yükümlülüklerine uyup uymadığından ileri gelmektedir. Dosyada mevcut 16.06.2020 tarihli protokol incelendiğinde, “... adresinde faaliyet gösteren ... ve ortaklığı adi şirketinin 17.07.2020 tarihinde resmi kapanışı yapılmıştır. Sonrasında işletmeye devam edecek gerçek kişi ...'ın 31.12.2020 tarihine kadar okulu devretmesi halinde devir bedeli, önce adi ortaklığa ait tüm borçların kapanması adına kullanılacak, sonrasında artan para olması durumunda ortaklar arasında var olan borçlar tahsil edilecek ve yine para artması durumunda ortaklık oranı nispetinde (%50-%50) pay edilecektir.
Ortaklar arası yatırım dokümanında belirlenen borç-alacak tablosuna göre ... 'ndan 40.500,00-TL alacaklıdır.” şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.
Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde "..." adresinde bulunan...Hizmetleri'nin eski ortaklarının ... ve ... olduğu ve ...'nun şirket hissesini 22.03.2017 tarihli hisse devir sözleşmesine istinaden ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığı, yine dosyada mevcut ... Vergi Dairesi'nin 02.10.2023 tarihli yazı cevabında "..." adresindeki ...Şirketi'ne ait vergi borçlarına ilişkin tahsilat bilgilerinin yer aldığı,... ve ... tarafından kurulan .. vergi numaralı ... adi ortaklığının bulunduğu ve ortaklığın 17.07.2020 tarihinde sona erdiğinin, ...'ın bilanço esasına dayalı mükellefiyet kaydının devam ettiğinin bildirildiği dolayısı ile işletmenin davacı ... tarafından devam ettirildiği anlaşılmıştır.
Davalı, davacının 40.500,00-TL alacağı, devir işlemlerini sözleşmede belirttiği gibi yaptıktan sonra talep edebileceğini, şu halde sözleşmeye uygun hareket etmeyen davacının 40.500,00-TL alacak talebinde bulunamayacağını, davacının sözleşmeyi yanlış yorumladığını belirtmektedir. Belirtmek gerekir ki anılan sözleşmedeki “.. Ortaklar arası yatırım dokümanında belirlenen borç alacak tablosuna göre ... 'ndan 40.500 TL alacaklıdır ...” ifadesinin sözleşmede yer alan süreçten bağımsız olduğu, söz konusu ifadenin ortaklığın fesih tarihindeki ortaklar arası mevcut borç-alacak tablosunu yansıttığı değerlendirilmiştir. Zira, protokol bir bütün olarak incelendiğinde de işletmenin devri halinde devir bedelin ilişkin kısmın ayrı, davacının alacaklı olduğuna dair kısmın ayrı olarak düzenlendiği görülmekte olup, aksine bir düşüncenin kabulü halinde, protokole göre ortaklığın 31.12.2020 tarihine kadar devredilmemesi halinde ...'ın ...'ndan olan alacağını talep edilemeyeceğinin ileri sürmek dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacaktır.
Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık ise adi ortaklık sürecinde doğmuş bulunan SGK, Vergi borçlarının talep edilip edilemeyeceği hususunda toplanmaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 638. maddesine göre; ortaklar birlikte veya bir temsilci aracılığı ile bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar. Aynı kanunun 645. maddesine göre ise ortaklığın sona ermesi, üçüncü kişilere karşı olan yükümlülükleri değiştirmez.
Taraflar arasındaki adi ortaklığın sona erdiğine ilişkin uyuşmazlık bulunmadığından, aksine bir anlaşma bulunmadıkça adi ortaklığa ait borçlardan davacı ve davalının müteselsilen sorumlu olduğu, davacı taraf işletmeyi üçüncü bir kişiye devretmek yerine kendisi devam ettirmiş olup bu durum vergi kayıtları ile de sabit olduğundan adi ortaklığın sona ermesi de davalıların sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağından davalı yanın kendilerine husumet yöneltilemeyeceği ve ortakların sona ermiş olan adi ortaklık borçlarından sorumlu tutulamayacağına dair itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı ayrıca davacının işletmeyi 3.bir kişiye devretmek yerine kendisi devam ettirmiş olup, bu durum da vergi kayıtları ile de sabit olduğunu, bu durumda davacının, işletmenin fesih tarihi itibariyle mevcut piyasa değerinin belirlenerek işletmenin demirbaşlarının bedellerinin hesaplanarak bu hesaplara göre ödemesi gereken tutarların hesaplanmadığını belirtmektedir. Bilirkişi raporunda mali yönden yapılan incelemede; "dosya kapsamında herhangi bir defter ve belge sunulmadığından işletmenin demirbaşlarının değerinin 3.950,00 TL olarak kabul edilebileceği, işletmenin iş bu tespit dışında haricen başkaca bir değeri olduğuna dair dosya kapsamına göre tespit yapılamadığı, dosya kapsamında sunulu olan liste haricinde başkaca bir değer tespitine yarayacak bir bilgi ve belge bulunmadığı, söz konusu demirbaş listesine göre işletmede ki demirbaşların değerinin 3.950,00 TL olduğu, listede yer alan bazı demirbaşlara değer konulmamasının nedeninin söz konusu ürünlerin günümüz koşullarında amortisman süreleri ve kullanım süreleri geçtiğinden dolayı herhangi bir değerlerinin olmadığı şeklinde" tespit edilmiş olup, davalı tarafın işletmenin değeri yönünden alacağı takas-mahsup def'ine dayanmış olduğu ancak Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde adi ortaklığın fesih tarihi itibari ile davalının takas-mahsup talebine konu bir alacağının bulunmadığı kaldı ki tarafların adi ortaklık ilişkisini sona erdirdikleri/ tasfiye ettikleri sırada işletmenin değerine ilişkin herhangi bir bedel kararlaştırmadıkları dolayısı ile davalının takas-mahsup def'i kapsamında talep edebileceği bir alacağının bulunmadığı, öte yandan davacı tarafından işletmenin üçüncü bir kişiye devredilmediği diğer bir deyişle devir bedeli bulunmadığı dolayısı ile somut olayda protokoldeki şartların da davalı yönünden gerçekleşmediği, protokole göre tasfiye tarihinde alacak-borç dökümüne göre davacının alacaklı olduğu anlaşılmış olup bu yönden davalı itirazlarına itibar edilmemiştir.
Davalı, ayrıca bir işletmeyi devralan kimsenin, işletmenin aktif ve pasifi ile birlikte devraldığı da nazara alınarak ortaklığın borçlarından davacının sorumlu olduğunu ileri sürmektedir.
TBK m. 202 gereğince; bir mal varlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar. Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir. Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fikrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz. Davalı işletmenin davacı tarafından devralındığı iddiası nazara alındığında davacının işletmenin aktif ve pasiflerinden bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı mal varlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olacağı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalacaktır.
Buna göre, asıl davada davacının davalıdan 40.500,00-TL talebinde bulunabileceği nazara alındığında davacının protokolü dayanak gösterdiği ... 6. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası kapsamında davalı taraftan 11.11.2021 takip tarihi itibari ile 40.500,00 TL asıl alacaklı olduğunun kabulünün gerekeceği, davacının ... 35.Noterliği'nin ... tarih ... yevmiye no'lu ihtarname gönderildiği anlaşıldığından ihtarname tebliğ tarihi ile takip tarihi arası işlemiş faiz talebinde bulunabileceği ayrıca taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında avans faizi talep edilebileceği, iş bu dosyada birleşen (... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E ...K) davanın dayanağı olan ... 6. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile yapılan 83.153,31 TL takip ile ilgili dosyada davacı takip talebini ödediği vergilerin tamamı üzerinden yapmış ise de açmış olduğu itirazın iptali davasında vergi ödemelerinin 1/2'si üzerinden hesaplanan asıl alacak üzerinden davasını harçlandırmış olduğu anlaşılmakla işbu birleşen davanın kabulü ile itirazın kısmen iptaline takibin 40.112,66-TL asıl alacak üzerinden devamına, anapara tutarına dava tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek 3095 sayılı yasanın 1/1 maddesine uygun olarak % 9,00 oranında ve değişen oranlarda yasal faizi uygulanmasına, Mahkememiz dosyası ile birleşen diğer ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E ...K sayılı dosyasında davaya konu davacının ödemiş olduğu SGK ve vergi ödemelerinden dolayı talepte ki gibi (davacı vekili 02.02.2024tarihli dilekçesi ile dava değerinin sehven icra kapak hesabının esas alınarak 152.082,39-TL olarak gösterilmiş ise de dava değerinin icra takibindeki asıl alacak değeri ile belirlenmesi gerektiğinden maddi hatayı gidererek dava değerinin 129.260,80-TLolarak dikkate alınması gerektiğini talep etmiştir) ... İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile, takibin 100.426,47-TL asıl alacak ve 28.834,33-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 129.260,08-TL üzerinden devamına, anapara tutarına dava tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek 3095 sayılı yasanın 1/1 maddesine uygun olarak % 9,00 oranında ve değişen oranlarda yasal faizi uygulanmasına, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-A-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;( ... 2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN ...E ... K SAYILI GÖREVSİZLİK KARARI İLE MAHKEMEMİZ ████████ E SAYILI DOSYASI)
1-Davanın KABULÜ ile, ... 6.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın İPTALİ ile, takibin 40.500,00-TL asıl alacak ve 328,50-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 40.828,50-TL üzerinden DEVAMINA, anapara tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesine uygun olarak % 16,75 oranında ve ve değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına,
2-)Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
B-MAHKEMEMİZ DOSYASIYLA BİRLEŞEN ... 2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN ...E ...K SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN;
1-Davanın KABULÜ ile, ... 6.İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin 40.112,66-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, anapara tutarına dava tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek 3095 sayılı yasanın 1/1 maddesine uygun olarak % 9,00 oranında ve değişen oranlarda yasal faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin alacak yönünden harçlandırılan tutar olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
2-)Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
C-MAHKEMEMİZ DOSYASIYLA BİRLEŞEN ... 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ...E ...K SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN;
1-Davanın KABULÜ ile, ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın İPTALİ ile, takibin 100.426,47-TL asıl alacak ve 28.834,33-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 129.260,08-TL üzerinden DEVAMINA, anapara tutarına dava tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek 3095 sayılı yasanın 1/1 maddesine uygun olarak % 9,00 oranında ve değişen oranlarda yasal faizi uygulanmasına,
2-)Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
2-Asıl dava yönünden;
-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 2.788,99-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 691,64-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.097,35-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 40.828,50-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davacı tarafından yapılan; 691,64-TL Peşin/nisbi Harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Birleşen ... 2.asliye Hukuk Mahkemesi'nin...E ...K Sayılı dosyası yönünden;
-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 2.740,10-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 685,03-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.055,07-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 40.112,66-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davacı tarafından yapılan; 685,03-TL Peşin/nisbi Harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4- Birleşen ... 1.asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E ... K Sayılı Dosyası Yönünden;
-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 8.829,76-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.950,89-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 6.878,87-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davacı tarafından yapılan; 1.950,89-TL Peşin/nisbi Harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Asıl dava ve birleşen davalarda davacı tarafından yapılan; 10.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.017,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 11.017,00TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Asıl dava ve birleşen davalarda davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Asıl ve Birleşen ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...E ... K Sayılı davaları yönünden Arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazine adına gelir kaydına,
8-Birleşen ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E ...K sayılı dava yönünden Arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazine adına gelir kaydına,
9-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK yönetmeliğinin 47/1 maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!