Anahtar kelimeler: Aşhisselerinin Tvnin Geçirip Fetullahçı Deşifre Mensup Gücünü Hedef Bam Kendini

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2017
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizin ████████ Esas, ████████ Karar, █████/2023 tarihli kararı İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin ... Esas,... Karar, █████/2025 tarihli ilamı ile Kaldırılmakla Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davalarının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
ASIL DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların 2008 yılı itibarı ile ... TV.'nin lisans sahibi ... A.Ş.hisselerinin %99.9 oranında hissedarı olduklarını, davalıların mensup olduğu Fetullahçı terör örgütünün gizli amaçları için mensuplarını kamu kurumlarına yerleştirdiklerini, kamu gücünü örgütün amaçları için kullandıklarını, ...'nün kendini deşifre eden davacıları ve ...'ü hedef alarak ...'ü ele geçirip örgütün basın, yayın, propaganda faaliyetlerinde kullanmak istediğini, devlete sızan eliyle kamu gücünü kullanarak organize ve sistematik suçlar işlediğini, ... üyesi ve yöneticilerinden olan davalı ... ve mensubu olduğu ...'nün, gayrimeşru yollarla elde ettiği kamu gücünü de kullanarak davacılara organize ve sistematik bir kumpas kurduğunu, davacılara yapılan baskı, yasadışı dinleme, görevi kötüye kullanma, idari ve adli mercileri iğfal, tehdit, yağma, görünüşte vergi ve cezası adı altında ekonomik baskı kurulması, reklam verenlerinin korkutularak gelir kaynaklarının sıfırlanması, sahte evrak düzenlenmesi, itibar sarsıcı haberler yapılması, şirketleri satın almak isteyen diğer alıcıların kaçırılması vd. fill ve suçları sonucu davacıların iradesi ortadan kaldırılarak 12.05.2008 tarihli Pay Satım ve Devir Sözleşmesi imzalatıldığını, bu sözleşme ile ... ünvanlı televizyon kanalına sahip 100.000.000. USD. değerindeki ... A.Ş.ve grup şirketleri 30.000,000. USD. bedelle ...'nün finansmanını sağlayan, terörün işbirlikçisi, mali destekçisi ve yöneticilerinden olan davalı ...'in büyük hissedarı ve yönetici olduğu davalı ...A.Ş. ve bu şirketle ilgili ...., ..., ... ve ...'e devir edildiğini, davacıların.... A.Ş. ve grup şirketlerindeki hisselerinin davalı .. A.Ş. ne devredildiğini, .... A.Ş, ve gurup şirketlerinin diğer küçük hissedarlarının ise aynı sözleşme ile kendi hisselerini davalılar ile ilgili ..., ..., ... ve ...'e devir ettiklerini, örgütün suç teşkil eden fiilleri ile davacıların ve küçük hissedarların iradesinin ortadan kaldırıldığını ve şirketleri (hisseleri) örgüt emrindeki davalı şirkete mal edilerek davacıların 12.05.2008 yılı itibariyle asgari 70.000.000. USD. zarara uğratıldığını, davalıların ise suç yoluyla davacılar aleyhine asgari bu miktarda kazanç elde ettiklerini ve ele geçirdikleri kanalı örgüt faaliyetlerinde kullandıklarını,davacıların şirketlerinin ele geçirİlmesi dönemindeki suç, baskı ve terörün davalılar ve ... tarafından yapıldığının ortaya çıkması ve üzerlerindeki tehditin ortadan kalkması üzerine davalı ... ile suçlara karışan diğer ... mensupları hakkında şikâyetçi olduklarını, soruşturmanın ... C.Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca ... soruşturma sayısı ile yürütüldüğünü, ... 5.Sulh Ceza Hakimliğinin █████/2015 tarih ve ... D.iş sayılı kararı ile şirket yönetimine kayyum atandığını ve davalının ... ile ilgili faaliyetleri nedeniyle 2015 yılı içinde kanalın ... üzerindeki yayınlarının da durdurulduğunu, kanalın ... uydusundan çıkartılarak ... grubuna ait diğer medya kuruluşlarıyla birlikte kapatıldığını, ... emrinde olması nedeniyle ...'ün 670 Sayılı OHAL kararnamesinin gereği kapatıldığını, şirketin sicil kaydının terkin edildiğini, bu nedenlerle 12.05.2008 tarihli Pay Satım ve Devir Sözleşmesi davacıların iradeleri ortadan kaldırılarak yapıldığından bu sözleşme ile ...'ün lisans sahibi ve işleteni ... Yayın Hizmetleri A.Ş.,... Şti. ve ...Tic. A,Ş, deki davacılara ait 100.000.000. USD. hisseler değerinin üçte birinin altında bir bedelle 30.000.000, USD. ye davalılara devir edilmek zorunda kalındığını, bu nedenle BK. 39/2 madde gereğince davacıların maruz kaldığı 70.000.000. USD. maddi zarardan fazlasını talep hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100.000 USD maddi zararın 12.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca 1 yıl ve daha uzun vadeli USD mevduatına verilen yıllık % 6 ve artan oranındaki USD faizi (Sayın Mahkemenizce maddi zararın Türk lirası olarak kabulü halinde 12.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi) ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu satışın şirketler arasında gerçekleştirilmiş olup davalının bu sözleşmenin tarafı olmadığını, davalının sadece ... Tic.A.Ş.'nin hissedarı olup bunun haricinde satış ilişkisinin tarafı olmadığını, hem Medeni Kanun hem de TTK kapsamında Anonim Şirketlerin tüzel kişiliği bulunmakta olup yapılan işlemler nedeniyle davalıya rücu edilmesinin mümkün olmadığını, HMK ilgili maddeleri uyarınca davanın davalıların ikamet adresinde açılması gerektiğinden yetki itirazlarının bulunduğunu, ceza zamanaşımı sürelerinin ikame olan davada uygulanması mümkün olmayıp davanın zamanaşımına uğradığını, davalının hissedarı bulunduğu ...Grubunun ticari faaliyetlerine matbaacılıkla başlamış olup her zaman basın-yayın faaliyetlerinin içinde olduğunu ve hep bu sektörde yatırım yapma ideali taşıdığını ve bu doğrultuda 2008 yılında ... televizyonunu aldığını, kanalın satılma sebebinin haksız uygulanan vergi cezaları olmayıp gerçek ve ödenmesi gereken borçların ödenememesi, bu nedenle ciddi bir borç yükü altında olması nedeniyle oluşan ekonomik sorunlar olduğunu, bu durumun satış sözleşmesinde de açıkça yer aldığını ve bizzat davacı ... tarafından TV'de tüm kamuoyuna hitaben yaptığı konuşmada belirtildiğini, belirtilen tüm ödemelerin satın alma işlemi ile birlikte satış bedeli olarak ödendiğini, satın alma işlemi sırasında beyan edilen borçların beyan edilenden fazla olması ve bu borçlarında ... tarafından ödenmesi nedeniyle ayrıca satın alınan ekipman ve canlı yayın araçlarının teslim edilmemesinden kaynaklı ... tarafından davacılara açılan davalar bulunduğunu, 30 milyon dolar satış bedelinin 25 milyon dolarının satış aşamasında ödendiğini, kalan 5 milyon doların ise ...'ün eski hissedarları tarafından açılan davada ...'e ulusal yayın hakkı lisansı verilmemesi işleminin iptali davasının lehe sonuçlanması halinde ödeneceği hususunda mutabık kalındığını, 25 milyon doların 13 milyon dolarının eski ana hissedar olan ...'a ödendiğini, 12 milyon doların ise ... ve diğer hissedarlar tarafından yetkilendirilen kanalın eski mali müşaviri ile teyitleşerek alım tarihinden önceki vergi, SSK ve üçüncü şahıslara olan ve ticari faaliyetlerden kaynaklanan borçları için alacaklılara ödendiğini, kanalın satın alınmasının tamamen ticari teamüllere uygun bir şekilde, piyasanın rekabet koşullarında ve ekonomik kriterlerle gerçekleştirildiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ....A.Ş.vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılardan ...'ın davaya konu satış sözleşmesinin tarafı olmadığını, hiçbir resmi evrakta isminin bulunmadığını, davanın işbu davacı yönünden dava şartı noksanlığından reddi gerektiğini, davalı tüzel kişilik ile davacı arasındaki sözleşmenin başından beri hukuka uygun ve geçerli bir sözleşme olduğunun her iki tarafında kabulünde olduğunu, davada tüzel kişi olan davalıya yöneltilmiş herhangi bir haksız fiil eyleminden bahsedilmediğini, ika olunduğu bildirilen haksız fiillerin diğer davalı tarafından işlendiğinin belirtildiğini, davacılara haksız fiili kim ika etmiş ise uğramış oldukları zararı da onun tazmin etmesi gerektiğini, aleyhlerine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, kaldı ki davacının uğramış olduğu herhangi bir zararı da bulunmadığını, satışın yapıldığı tarih nazara alındığında üzerinde uzlaşılan 30 Milyon doların ekonomik, teknik, idari bir çok problemi olan kanal için hayli yüksek bir meblağ olduğunu, dolayısı ile davanın koşulu olan zarar unsurunun gerçekleşmediğini, bu nedenlerle davanın öncelikle yetki ve zamanaşımı itirazları doğrultusunda usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
: birleşen dava mahkememiz dosyası ile ikame edilen davaya ek dava olarak açılmış olup davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl dava dilekçesinde iddialar tekrarlanmak suretiyle aynı iddialara dayalı olarak davacının maruz kaldığı maddi zarardan fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik belirsiz alacak olarak 200.000,00 USD maddi tazminatın 3095 Sayılı K.4/a bendi uyarına █████/2008 tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının USD açılmış bulunan 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği yıllık %6 ve artan oranındaki USD faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk görüşmelerinin usulüne uygun yapılmadığını, dava konusu istemin zamanaşımına uğradığını, davalı sözleşmenin tarafı olmayıp davalıya husumet yöneltilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, sözleşmede satış konusu bedelin açıkça belirtildiğini, mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğunu, usul kuralları çerçevesinde yazdıkları ve yazmadıkları tüm ilk itirazlarını sunduklarını ve davanın esasa girilmeksizin usulden reddini talep ettiklerini, davalının herhangi bir terör örgütü üyesi/yöneticisi olmadığı gibi irtibatı ve iltisakı da bulunmadığını, kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığını, davalının hissedarı olduğu şirketle alakalı ... tarafından hazırlanan raporlar da görüleceği üzere terörizmin finansmanına, suçtan elde edilen malvarlıklarına veya bunların aklanmasına ilişkin olarak herhangi bir suç unsuru tespit edilmediğini, kanaltürkün satış bedelinin makul olduğunun ... tarafından ortaya konulduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ....A.Ş.vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davalı şirketin işbu davada taraf sıfatı bulunmadığını, dava dilekçesinde davalı şirketin işlediği iddia edilen hiçbir haksız fiilin zikredilmediğini, davalı şirketin merkezi ...'da olup yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olduğunu, davacının işbu davayı tek başına açmaya yetkili olmadığını, davaya dayan sözleşme taraflarının mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu, davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, belirsiz alacak davası alacağının tamamı dava edilmekle ilk açılan davadaki alacağı da kapsadığını, bu nedenlerle derdestlik itirazlarının bulunduğunu, kaldi ki sözleşme kapsamında uzlaşılan rakamın makul bir fiyat olup davacının bir zararının söz konusu olmadığını beyanla davanın öncelikle usulden reddine, kabul anlamına gelmemek şartıyla zamanaşımı yönünden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Asıl ve birleşen davalara konu ... adlı TV kanalının lisans sahibinin 2008 yılına kadar ... Yayın Hizmetleri AŞ olduğu, davacının bu şirkette %99.9 oranında hakim hissedar iken, 12.05.2008 tarihli pay satım ve devir sözleşmesi ile 30.000.000 USD bedelle davalı ...Şirketine devredildiği, diğer davalı ...'in ise devir tarihi itibari ile devralan bu şirkette hakim hissedar ve yönetici olduğu hususlarında ihtilaf yoktur.
Mahkememizin... Esas,... Karar, █████/2023 tarihli kararı ile asıl ve birleşen davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş, asıl ve birleşen dava davacıları tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar, █████/2025 tarihli ilamı ile; "Eldeki davada da mahkemece, korkutmaya bağlı iptal hakkının davacı tarafça 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmediği kabul edilmiştir. Davacı tarafça düzenlenen dava dilekçelerinde de talebin açıkça TBK'nın 39/2 maddesine dayalı tazminat istemi olduğu vurgulanmıştır. Bu durumda davacının asıl ve birleşen davadaki talebi sözleşmenin iptaline ilişkin olmayıp, sözleşmeyle bağlı kalarak korkutma nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu anlaşılmakla, dava hak düşürücü süreye tabi olmayıp, niteliğine göre belirlenecek zamanaşımı süresine tabidir. Bu nedenle mahkemece talebin tazminat istemine ilişkin olduğu hususu dikkate alınarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. "denilerek Mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Davanın öncelikle zamanaşımı defi bakımından değerlendirilmesi gerekmiş, somut yargılamada zamanaşımının geçmediği anlaşılmıştır. Zira davacı davasını terör eylemlerinin baskı ve tehdidi altında devri gerçekleştirdiği temel tezine isnat etmektedir. O halde, eldeki davada uzamış ceza zamanaşımının cari olduğu hususunda tereddüt yoktur.
Bir kısım davalı vekilleri cezai hükümlerin gerçek kişiler için söz konusu olduğunu, bu sebeple davalı tüzel kişi şirket için ceza zamanaşımının cari olmadığını ileri sürmüşlerse de mahkememizce buna iştirak edilmemiştir. Zira 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2/1-(i) maddesinde tanımlanan "malen sorumlu" sıfatı, aynı zamanda tüzel kişileri de şamil bir kavram olup aynı yasanın 237. maddesinde tüzel kişilerin katılan ya da malen sorumlu olarak ceza yargılamasının süjesi olabileceği de düzenlenmiştir. Bununla beraber, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 20/2 maddesinde tüzel kişiler hakkında yaptırım uygulanabileceği ve aynı yasanın 60. maddesinde güvenlik tedbirlerinin tüzel kişiler hakkında da uygulanmasının mümkün olduğu düzenlenmiştir. O halde, bir tüzel kişi de ceza adaletinin bir süjesi olabilmesi cihetiyle, tıpkı gerçek kişiler hakkında ceza zamanaşımı uygulandığı gibi tüzel kişiler açısından da ceza zamanaşımının uygulanması gerekir.
Bu bakımdan, her iki davalı yönünden de ceza zamanaşımının en erken 12.05.2008 tarihindeki devir tarihinden başlatıldığı kabul edilse bile zamanaşımı geçmemiştir. Zira davacının iddiası terör faaliyeti kapsamında yağma iddiasıdır. TCK 148 ve 149.mlerine göre bu suçların cezasının üst sınırı 15 yıldır. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesine göre ceza miktarı yarı oranında artırılınca cezanın üst sınırı 22,5 yıl olur. TCK 66/1-(b) maddesine göre ise bu cezayı müstelzim suçun zamanaşımı 25 yıldır. O halde 6098 sayılı TBK'nın 72/1-(2.cümle) maddesine göre devir tarihinin üzerinden asıl ve birleşen davaların açıldığı tarihlerin açıldığı tarih arasında 25 yıl geçmediğine göre, eldeki her iki dava da zamanaşımına uğramamıştır.
Öte yandan davalı şirketin, hisseleri devralan olması, diğer davalının şirket nam ve hesabına hareket eden olması cihetiyle, 6098 sayılı TBK'nın 61. maddesine göre haksız fiilden müteselsil sorumluluk tartışılması gerektiğinden, somut davada her iki davalının da pasif husumetleri olduğu sonucuna varılarak, davalı tarafların pasif husumete dair itirazlarına itibar edilmeyerek, her iki davalı yönünden de yargılamaya esastan devam etmek gerekmiştir.
Davanın esasına gelince;
Ülkemizde ...olarak (...) bir terör oluşumunun kırk yılı aşkın bir süredir faaliyet gösterdiği, bu örgütün başta Devletin kılcal damarlarına kadar sızarak, kamu gücünü kendi menfaatlerine kullanarak hareket ettiği, kamuda ve serbest piyasada birçok gerçek ve tüzel kişiyi mağdur ettiği 6100 sayılı HMK'nın 187/2. maddesi bağlamında ispatı lazım gelmeyen, bilinen vakıalardır. Ne var ki bu terör örgütünün gerek kamuda ve gerekse de özel sektörde yaptığı işlemlerin topyekün geçersiz sayılması, Anayasanın 2. maddesinde düzenlenen hukuk Devleti ilkesinin bir unsuru olan "hukuki güvenlik ilkesi" ile bağdaşmaz. Örneğin bu örgüt tarafından kurulan üniversite ve diğer eğitim kurumlarından verilen diplomaların peşinen ve topyekün geçeriz sayılması, örgütün kurumlarının faaliyet gösterdiği taşınmazların kira akitlerinin topyekün geçersiz addetmek, örgüt faaliyetlerinde kullanılmak üzere temin edilen menkul/gayrimenkul her alımın peşinen ve topyekün akitlerinin geçersiz sayılması, yine örgüt üyesi olan oldukları kesinleşen yargı mensuplarının verdiği her türlü yargı kararının geçmişe dönük yok sayılması gibi topyekün kabuller anılan anayasal hukuki güvenlik ilkesi ile bağdaşmaz. O halde, örgütün gerçekten de mağdur ettiği, bir sözleşmeye örgüt faaliyetleri kapsamında cebren taraf yapıldığını iddia eden herkesin, mevzuat çerçevesinde bu cebri eylemleri somut olarak ifade etmesi ve ispat etmesi gerekir.
Bu iddia ve ispatın usulü ise temelde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda şu manzume ile düzenlenmiştir:
Kanunun 119/1-(e) maddesine göre, davacı dava konusu ettiği her bir vakıanın açık özetini dava dilekçesinde belirtmelidir. Yine kanunun 194. maddesine göre bu vakıları münferiden somutlaştırmalıdır. 121. maddesine göre bu vakıaları ispata yarar elindeki belgeleri dava dilekçesi ile birlikte vermelidir. 140/5. maddesine göre, dava dilekçesinde yazılı olan ama davacının elinde bulunmayıp başka yerden getirilecek delilleri iki hafta içerisinde mahkemeye bildirir. 145. maddeye göre de bu sürelerden sonra delil bildirilmesi mümkün değildir. Yine kanunun 25. maddesinde düzenlenen taraflarca getirme ilkesi, 26. maddesinde düzenlenen tarafla bağlılık ilkesi, 36/1-(a) ve (b) maddesinde yer alan taraflara yol gösterme yasağı yukarıda sayılan diğer mevad ile birlikte değerlendirildiğinde, ceza yargılamasından farklı olarak hukuk yargılamasında mutlak/maddi gerçeğin değil, sübut gerçeğinin ortaya çıkarılması esastır. Bu cümleden olarak, bir davada tamamen haklı olan taraf, haklılığına dair vakıları somut olarak ortaya koyamaz ve ispat vasıtalarını süresinde dermeyan edemez ise, mutlak haklı olduğu bir davada haksız olarak addedilmesi kabildir.
Somut yargılamaya gelince;
Taraflara usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, █████/2008 tarihli Pay Satım ve Devir Sözleşmesi, ticaret sicil kayıtları, Danıştay 10.Daire Başkanlığının ... esas,... karar sayılı █████/2013 tarihli kara örneği, ... 14.İdare Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı karar örneği, ... 4.Vergi Mahkemesinin ... esas,. ... karar sayılı karar örneği, Danıştay 3.Daire Başkanlığının ...esas, ... karar sayılı karar örneği, ... tarafından Star TV'nin 2005 yılında ... devrine ilişkin devir ve teslim sözleşmesi, ... ticari ve iktisadi bütünlüğü satış şartnamesi, ... 10.Daire Başkanlığının ... esas, ...karar sayılı karar örneği, ... 13.İdare Mahkemesinin ... esas,... karar sayılı karar örneği, ... 2.Vergi Mahkemesinin... esas, ...karar sayılı karar örneği, ... Bölge İdare Mahkemesinin ...esas, ...sayılı karar örneği, ... 2.Vergi Mahkemesinin ... esas,... karar sayılı karar örneği, .. 4.Daire Başkanlığının... esas, ... karar sayılı karar örneği, davalı ...Tic.A.Ş.noter tasdikli pay defter fotokopileri, ... C.Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun ... soruşturma sayılı,... soruşturma sayılı dosyalarının UYAP suretleri, ... 4.Ağır Ceza Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasının UYAP sureti, ... 29.İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasının UYAP sureti, ... 29.İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasının UYAP sureti, ... 29.İcra Müdürlüğünün...esas sayılı dosyasının UYAP sureti, ... ATM ... esas sayılı dosyasının UYAP sureti, ... 4.Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının UYAP suretleri, ... C.Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun ... soruşturma sayılı dosyasının UYAP suretleri, ...Tic.A.Ş.2005-2006-2007-2008 dönemlerine ait kurumlar vergisi beyannamesi, ....A.Ş,...Şti.ve ...Şti.2005-2006-2007-2008 dönemine ait kurumlar vergisi beyannamesi, ... tarih... sayılı ... raporu, ... kayıtları, ... 4.ATM ...esas, ... karar sayılı dosyası karar sureti, ... 11.ATM... esas, ... karar sayılı dosya karar sureti, taraf delilleri dosya içerisine alınmıştır.
İşbu davanın tefrik edildiği mahkememiz ████████ esas sayılı dosyasında █████/2017 tarihinde davacılardan ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğundan her iki davalı yönünden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Dinlenen davacı tanıklarından ..., " ben tarafları tanırım, ...'nin mali müşavirliğini yapmıştım, şirket 2004 yılında kuruldu ve iyi iş yapmaya başladı, yıllık 17.000.000'luk ciroya ulaştı, reklam sektöründe kendine iyi bir yer edindi, birden bire 2006 - 2007 yıllarında şirket hakkında vergi incelemeleri başlatıldı, yaklaşık 14 ay vergi denetimleri sürdü, daha sonra bu vergi denetimlerinden hemen sonra sosyal güvenlik kurumu denetimleri başladı, bu da şirketi zor duruma soktu, şirketin sahipleri TV'yi satmak istediler, önce... isimli ... şirketi talip oldu, 70.000.000 USD'ye talip olduğu, sonra birden bire bu şirket TV'yi almaktan vazgeçti, daha sonra ...kurumu alıcı oldu, sonra onlarda birden vazgeçti, sonra ... alıcı oldu, pazarlıklar belli bir aşamaya geldi onlar da vazgeçti, yine ... da belli bir pazarlığa girişti, onlarla da belli bir aşamaya geldi sonra onlarda birden bire vazgeçti, daha sonra ... ve davalı şirket TV'ye talip oldu, 50.000.000 USD'de anlaşıldı, tam ...'ya sözleşme yapmaya gittiğimizde bu defa vergi denetim sonuçları gelmesi ve vergi cezası kesilmesi sebebiyle satış bedelinin 30.000.000 USD olacağı söylendi ve önümüze hazır bir sözleşme getirildi, ... bu sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldı., vergi denetimlerinin yada SGK denetimlerinin doğrudan doğruya davalı ile bağlı olduğunu söylemem mümkün değildir, sözleşmelerden vazgeçen şirketleri kimin vazgeçirdiği ile ilgili doğrudan doğruya bir bilgim yoktur ancak ... ile bağlantılı şahısların vazgeçirdiğini sonradan duydum, sözleşme bedeli konusunda taraflar 50.000.000 USD'de anlaşmıştı ancak vergi nicelemeleri meydana çıkınca davalı taraf zor durumda olduğunu gördü ve sözleşme bedelini 30.000.000 USD'ye indirdi, son sözleşme imzalanırken herhangi bir müzakere olmadı, TV kanalının muhatabı olduğu vergi incelemeleri bence kesinlikle normal olmayan incelemelerdi." ; tanık ..., "ben ...'nin iştirakleri olan ... isimli şirketin ortaklarındanım, ...üzerinde 2006 - 2007 yıllarında çok ciddi vergi incelemeleri başlatıldı, hem TV'nin hem TV'ye bağlı şirketlerin hem de bu şirket ortaklarının mal varlıkları araştırıldı, yine reklam verenler yada TV de yayın yapan yapımcılar ... tarafından tehdit edilmeye başlandı, bu yayın ve baskılar sonucunda zaten şirketin mali durumu da çok iyi değildi, sonra TV'nin satışına karar verildi, tam bu satış görüşmeleri sırasında ... yanlısı gazeteler tarafından ...'nin 11.000.000 USD'lik borcu olduğu yönünde yayınlar yapılmaya başlandı, yine vergi incelemelerin sonuçları gazetelerde paylaşıldı, davalı ...'te ... Terör Örgütünün mütevelli heyetindedir, şirketin satışı hususunda ...,... ve bir iki yabancı basın grubu ile görüştük ancak tam görüşmeye başlıyorduk 1 hafta 10 gün sonra bu görüşme yapan şirketler birden ortadan kayboluyordu, görüştüğümüz bir arkadaş bana "siz bu şirketleri satamazsınız, kimse Türkiye'de almaz" diyordu, daha sonra TV'ye ... ve onun şirketi talip oldu, ...'ya görüşmeye Murat isimli arkadaşımız gitti, TV zor durumda olduğu için biz şirketi satmak zorundaydık, 50.000.000 USD'den daha doğrusu 50.000.000 USD'ye anlaşma sağlanmış sonradan 25.000.000 USD + 5.000.000 USD ile anlaşılmış ancak 5.000.000 USD'yi de vermediler, TV'ye reklam verenler vergi incelemesinden öğrenilebilir, bu şekilde de TV'ye reklam verenler vergi denetmenleri tarafından öğrenildi ve reklam verenler tehdit edildi, tehdit edenler ... Suçlar Şube Müdürü ..., ... ve ...'tır, ...'nün çalışma yöntemi zaten bellidir, ...'te ...'e çökmekle görevlendirilmiştir." şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Dosya 2 mali müşavir, TV sektör uzmanı, finans uzmanı ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetine tevdi olunmuş, düzenlenen █████/2022 tarihli raporda; ...'ün telefon santrali üzerinden, hem de kişisel telefonlar üzerinden, ... AŞ. ortaklarının, yöneticilerinin, program yapımcılarının, sunucularının, medya mensuplarının yasadışı olarak dinlenmeleri, şahsi bilgilerine, görüşmelerine ulaşılması, bunların şantaj amaçlı kullanılmaları korkusunun uyandırılmış olma ihtimalinin bulunması, ...’ün yayın haklarına sahip davacılara ait şirketlere yönelik olarak vergi operasyonu başlatılması, mali açıdan baskı altında kalarak ekonomik tehdit algısı uyandırılmış olma ihtimalleri göz önünde bulundurulduğunda, davalıların içinde bulunduğu ortam ve sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle sahip oldukları güç de değerlendirildiğinde davacıların ...’ün satışı konusunda irade beyanlarının sakatlanmış olduğu buna göre korkunun etkisinde kalınarak pay devir sözleşmesinin akdedilmiş olabileceği, korkutmayı karşı taraf yapmış ise bu taraftan, üçüncü kişi yapmış ise ondan korkutmaya maruz kalanın, korkutma sebebiyle uğradığı zararın tazminini talep edebileceği,
karşı tarafın kendisinin veya yardımcısının yaptığı korkutmadan sorumluluğunun “...”, Üçüncü kişinin yaptığı korkutmadan bu kişinin sorumluluğunun “haksız fiil” hükümlerine tabi olduğu, ... sorumluluğunun taraflar arasındaki özel bağlantı, "sözleşme görüşmeleri" olarak adlandırılan bir hukuki ilişki şeklinde ortaya çıkacağı, sözleşme görüşmeleri ile o ana kadar aralarında herhangi bir hukuki ilişki bulunmayan, sadece haksız fiil hukukunun koruma sahası içerisinde yer alan kişilerin, somut bir hukuki ilişkinin tarafları, yani "sözleşme görüşmecisi" haline geleceği, böylece sözleşme görüşmecileri, birbirlerine karşı, sadece haksız fiil hukukunun gerektirdiği biçimde, esas olarak mutlak
haklar çerçevesinde özenli davranmakla değil; aralarında özel bir bağlantı, somut bir hukuki ilişki bulunan kişilerin göstermesi gereken daha yüksek derecedeki özeni göstermekle yükümlü olacakları, işte bu özenin gösterilmemesi durumunda ... sorumluluğu doğacağı, bu görüşmeler de tüzel kişinin akdedeceği sözleşmelerde tüzel kişi adına temsilcisi aracılığı ile yapılacağı, bu görüşmelerin ortada henüz mevcut bir sözleşme olmadığı aşamada gerçekleştirildiği, davalılardan ... A.Ş.’nin ...sorumluluğu çerçevesinde, davalılardan ...’in de haksız fiil hükümleri çerçevesinde korkutma sebebiyle uğranılan zarardan sorumlu olabileceği, korkutulanın tazminini isteyebileceği zararların, iptal hakkını kullanmasına rağmen malvarlığında ortaya çıkan zararlar olacağı, bununla birlikte korkutulan sözleşmeye onay verdiği veya onay vermiş sayıldığı durumlarda da, kendisi açısından daha iyi şartlarla bir sözleşme yapabilme imkânından yoksun kaldığı için, yaşamış olduğu menfaat kayıplarının tazmininin talep edilebileceği, davacının, kendisi açısından daha iyi şartlarla bir sözleşme yapabilme imkanından yoksun kaldığını, bu nedenle yaşamış olduğu menfaat kayıplarını ispat edebildiği takdirde uğramış olduğu zararın tazminini davalılardan talep edebileceği, ...’ün Yayın Sektörleri Gelirlerinin Bir Kısmını Reklam Gelirlerinin oluşturduğu, bu bağlamda dosyaya sunulan grafiklere bakıldığında reklam gelirlerinde sürekli artış olduğu görüldüğü, yani reklam Gelirleri ne kadar yüksek olursa gelirinde aynı doğrultuda arttığı, Yine Reytinglere bakıldığında da söz konusu kanalın bu bağlamda yüksek gelir elde ettiği, kanalın stüdyolarında ve haber merkezlerinde kullanılan tesisatlar, teknik ekip ve ekipmanların o dönem baz alındığından hem yeni hem de güncel piyasalarda kullanılan muadillerinden daha çok kaliteli olduğu bu tesisatlara harcanmış ödenen bedellerde aynı
orantıda daha fazla olduğu, bunların da değerleme yapılırken hesaba katılması gerektiği, ...’ün tüm Türkiye'ye yayın yapma izninin bulunması, özellikle haber bazında olmak üzere yayıncılıktaki başarısı, bilinirliği, rağbet görmesi, satıştan önceki reklam ve sponsorluk gelirlerinin yüksek olması önemli kriterler arasında yer aldığı, ancak sektörel olarak, ...’ün, emsal gösterilen Star TV ve Show TV ile, sektördeki faaliyet süresi, bilinirlik, reyting, vs. bakımından aynı klasmanda olmadığı, fakat ... ile bilinirlik, tercih edilirlik, vs. bakımından aynı klasmanda yer alabileceği, bu bağlamda davacıların talep ettiği bedelin piyasa şartlarına göre uygun olabileceği, ...’nin satış değerinin 2007 yılında 98.000.000-USD’ye olduğu dikkate alındığında, bundan bir yıl sonra satışa konu olan ...’ün en az 100.000.000 USD satış bedelinin olabileceği, ancak korkunun etkisinde kalınarak irade sakatlığı sonucu satışın 30.000.000USD bedel ile yapıldığı buna göre zararın en az 70.000.000 USD olarak belirlenebileceği, ...’ün satışının emsal ...’den bir yıl sonra olması ve emsal diğer kanal satışlarının da dikkate alınarak bedelin ve buna bağlı olarak da zararın tespit edilmesi konusunda takdirin sayın Mahkemenize ait olacağı, ...’ün yayın haklarının satışına ilişkin Pay Satım ve Devir Sözleşmesinin12.05.2008 tarihinde akdedildiği, ancak sözleşmenin irade sakatlığı hallerinden “korkutma”nın etkisinde kalınarak akdedildiği değerlendirildiğinde, korkutmanın etkisinde kalarak irade beyanında bulunan tarafın sözleşmeyi ortadan kaldırma imkanının TBK m. 39 uyarınca “korkunun etkisinin üzerinden kalktığı andan itibaren” başlayacağı, bu nedenle uğranılan zararın tazmini talebinin de aynı şekilde korkunun etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren talep edilebileceği için tazminat talebine ilişki zamanaşımı başlangıcının da aynı tarihten itibaren işlemeye başlaması gerektiği, davalıların fiillerinin suç örgütü kapsamında faaliyet göstermek, yağma, nitelikli dolandırıcılık, resmi evrakta sahtecilik, görevi kötüye kullanmak, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak, konut dokunulmazlığını ihlal, haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arası
konuşmaların dinlenmesi, kayda alınması, tehdit, şantaj iftira ve suç uydurma, hükümete karşı suç oluşturduğu, zincirleme olarak işlenen bu suçlara ilişkin şikâyetin ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca ... Soruşturma sayısı ile yürütülmekte olduğunun dosya içeriğinden anlaşıldığı, bu çerçevede davacılar üzerindeki korkunun 2015 yılına kadar devam etmiş olacağı ve soruşturmanın başlatıldığı 2015 yılında korkunun etkisinin davacıların üzerinden kalkmış olabileceği ve takdiri ve nitelendirmesi tamamen mahkemeye ait olmak üzere zamanaşımı süresinin de bu tarihten itibaren başlayacağı, sözleşme görüşmecilerinin, birbirlerine karşı, sadece haksız fiil hukukunun gerektirdiği biçimde, esas olarak mutlak haklar çerçevesinde özenli davranmakla değil; aralarında özel bir bağlantı, somut bir hukuki ilişki bulunan kişilerin göstermesi gereken daha yüksek derecedeki özeni göstermekle yükümlü oldukları, işte bu özenin gösterilmemesi durumunda ... sorumluluğunun doğacağı, bu görüşmelerin de tüzel kişinin akdedeceği sözleşmelerde tüzel kişi adına temsilcisi aracılığı ile yapılacağı, dolayısıyla bu görüşmelerin ortada henüz mevcut bir sözleşme olmadığı aşamada gerçekleştirildiği,davalılardan ... A.Ş.’nin “...” çerçevesinde, davalılardan ...’in de “haksız fiil hükümleri” çerçevesinde korkutma sebebiyle uğranılan zarardan sorumlu olabileceği kanaat ve sonucu belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ olunmuş, rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri dosyaya ibraz edilmekle dosya asıl dosyada itirazlar değerlendirilerek birleşen dosya yönünden rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdii olunmuş, düzenlenen █████/2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu ile; kök raporda varılan sonuçları değiştirecek herhangi bir husus bulunmadığı, dava dosyasında yer alan vergi incelemesi sonucunda cezalı vergi tarhiyatlarının iptallerine
ilişkin vergi mahkemesi kararlarının, keza aynı şekilde kaçakçılık raporuna dayalı olarak açılan ceza davasında ilgililerin beraatine karar veren ceza mahkemesi kararı, vergi incelemesi sonucunda rapor hazırlayanlar ..., ...ve...’nın 672 ve 677 sayılı KHK’lar ile ... ile iltisaklı, irtibalı olmaları sebepleriyle kamu görevinden çıkarıldıkları, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... Sor. sayılı dosyasının ... soruşturmasında görevlerini ihlal eden, kötüye kullanan kamu personeli hakkında yürütülen ... Sor. numaralı dosya ile birleştirilmesi, ...’ın zamanında yapılan ve beraatle sonuçlanan ... soruşturması çerçevesinde yargılanması, o zamanlar soruşturmayı yürüten savcılar ... ve ... tarafından ..., ... ve ... Sor. numaralı dosyalarından iletişimin dinlenmesi talepleri ve bunları kabul eden ceza mahkemesi kararları, söz konusu savcıların da KHK ile ihraç edildikleri, ... Cumhuriyet Başsavcılığının... sayılı İddianamesi, ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E., ████████ K., ... 24. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E., ... K. sayılı kararları ve gerekçeli kararlarda yer alan bilgiler ve tanık ifadeleri, anılan mahkeme kararlarında Zaman ve Bugün gazetelerinin ... yayın organları olduğunun
tespiti, bu gazetelerde 2006 ve 2007 yıllarında ... ve ... hakkında çok sayıda olumsuz yorumların yapıldığı, Mahkemenizde dinlenen davacı tanıklarının ifadeleri, ceza mahkemelerine sunulan 04.08.2014 tarihli ... raporu, davalılar ... ve ...A.Ş.’nin ve devrolunma sonrası için ...’ün ... yapılanması şirketlerinden olduğunun ağır ceza mahkeme kararlarında belirtilmesi, devralma sonrasında ... A.Ş.’nin yönetiminde yer alan kişilerin ... terör örgütüne üyelikten ceza almaları, ...’in her iki ağır ceza mahkemesi yargılamasında yurt dışında bulunması ve yakalanamaması nedeniyle tefrik kararlarının verilmesi, ... Yayın Hizmetleri A.Ş., ... Ltd. Şti., ... Tic. A.Ş., ... Ltd. Şti. ve davalı ... A.Ş.’ye atılı suç iddiaları nedeniyle kayyım atandığı, sonrasında 674 sayılı KHK ile yönetim yetkilerinin...’ye devredildiği, davalı haricindeki diğer şirketlerin KHK ile ticaret sicili kayıtlarının silinmesine karar verilmesi, ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas, ...Karar sayılı gerekçeli kararında, ... 24. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas-... Karar sayılı gerekçeli kararında ve ... Cumhuriyet Başsavcılığının... sayılı İddianemesinde ...’nün devletin her kademesinde yapılandığı, sorgusuz kesin itaat kültürünün varlığı, bu amaç çerçevesinde örgüt üyelerinin hep birlikte harekete geçtikleri, basın-yayın organlarının kararlam, küçük düşürme, itibarsız bırakma yolunda bütün gayreti gösterdikleri tespitlerinin vardıkları kanaati güçlendirdiği, dosyaya sunulu belgelerden ...’ün ... lisanslarına sahip olduğu, devrin kapsamına bu lisansların yanında şirketlerin bütün maddi ve gayrimaddi varlıklarının, markalarının, logolarının, isim haklarının dahil edildiği, ... TV’nin satışında (...TV A.Ş.’deki
hisselerin satışında) sadece lisansların devredildiği, ... TV’nin sahip olduğu lisanslar ve varlıklar ele alındığında ... ile kıyaslanamayacağı, 26.09.2016 tarihli MASAK raporunda yapılan değerlendirmenin şirket değerlemesi yöntemlerini içermediği, salt kurumlar vergisi beyannamelerinden yola çıkılarak ve o tarihteki USD’nin TCMB alış kurulu değerinden yola çıkılarak yapıldığı, bu sebeple yer verilen değerlendirmelere katılmanın mümkün olmadığı, bu çerçevede ele alındığında ... satışının ... satışı bakımından emsal ve aynı klasmanda değerlendirilebileceği, davaya konu hisse devir sözleşmelerinde yer alan şirketlerin sahip oldukları tüm TV ve radyo yayın lisanslarının yanında, sahip oldukları diğer
tüm malvarlıkların, cihazların, aletlerin, araçların, sözleşmelerin, logoların, vs. tüm diğer unsurları devrin kapsamına dahil edilmesinin vardığımız sonucu ayrıca doğruladığı, bu bağlamda davacıların talep ettiği bedelin piyasa şartlarına göre uygun olabileceği, ...’nin satış değerinin 2006 yılında 98.000.000-USD olduğu dikkate alındığında, bundan bir yıl sonra satışa konu olan ...’ün en az 100.000.000 USD satış bedelinin olabileceği, ancak korkunun etkisinde kalınarak irade sakatlığı sonucu satışın 30.000.000USD bedel ile yapıldığı buna göre zararın en az 70.000.000 USD olarak belirlenebileceği, bununla birlikte ... devrinin 2006 yılında olduğu, davaya konu devrin ise 2008’de yapıldığı dikkate alındığında, 98.000.000 USD’nin 2008 yılına taşınması/ güncellenmesi gerektiği, bu durumda; %13, 14, 15 oranlarında yıllık artışın ilave edilmesi halinde; (98.000.000x 13 /100 x 2 (yıl): 25.480.000 (artış miktarı)+98.000.000 = 123.480.000 USD
(98.000.000x 14 /100 x 2 (yıl)
: 27.440.000 (artış miktarı)+98.000.000 = 125.440.000 USD (98.000.000x 15 /100 x 2 (yıl): 29.400.000 (artış miktarı)+98.000.000 = 127.400.000 USD rakamlarının elde edileceği, bu rakamların ortalaması ise
(123.480.000+125.440.000+127.400.000) 125.440.000 USD elde edileceği, davacının, 30.000.000 USD bedelin alındığı göz önünde tutulduğunda, 95.440.000 USD tazminat talep edebileceği; indirgenmiş nakit akım yöntemine göre hesaplamalarda, ...’ün değerinin %13 iskonto oranına göre 109.420.016 ABD doları, %14 iskonto oranına göre; 105.822.945 ABD doları, %15 iskonto oranına göre; 102.395.618 ABD doları olarak hesaplananabileceği, buna
göre ...’ün değeri; 102.395.618 ABD doları ile 109.420.016 ABD doları aralığında bir değer olup, (109.420.016+105.822.945+102.395.618) / 3 = 105.879.526 ABD doları en uygun değer olarak mütalaa edilebileceği, bu hesaplama dikkate alındığında 75.879.526 USD tutarında tazminatın talep edilebileceği, kök raporda ... satışı esas alındığından, tazminatın 95.440.000 USD olarak belirlenmesinin daha uygun ve hakkaniyete uygun olacağı, ... hesaplamasının varsayımsal nitelik taşıdığı, her somut olayda uygulanma kabiliyetinin tartışılabileceği, bu nedenle kök rapordaki gibi piyasa hesabından yola çıkarak 95.440.000 USD tazminatın talep edilebileceği kanaatini taşıdığı; davalılardan ... A.Ş.’nin “... sorumluluğu” çerçevesinde, davalılardan ...’in de “haksız fiil hükümleri” çerçevesinde korkutma sebebiyle uğranılan zarardan sorumlu olabileceği, birleşen ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas
sayılı dosyasında da aynı iddiaların ileri sürüldüğü, davanın müddeabihin artılmasına ilişkin ek dava niteliğini taşıdığı, dolayısıyla kök rapor ve işbu ek rapordaki kanaat ve sonuçların birleşen dava bakımından da geçerli olduğu
belirtilmiştir.
Bilirkişi ek raporu taraf vekillerine tebliğ olunmuş, rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri dosyaya ibraz edilmiş ayrıca davalı ... vekili tarafından dosyaya uzman mütalaası sunulmuş olmakla tarafların itirazları ve davalı ... vekili tarafından sunulan mütalaa da dikkate alınarak dosya TV Sektör bilirkişisi, Finans uzman, 2 mali müşavir bilirkişi ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişilerden oluşan yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek tarafların beyan, iddia ve savunmaları, daha önce düzenlenen bilirkişi raporları ve raporlara taraflarca yapılan beyan ve itirazlar irdelenerek davacı tarafın varsa talep edebileceği tazminat miktarının hesaplanması istenmiş, düzenlenen █████/2023 tarihli raporda; dosyaya sunulu ceza dosyaları, vergi incelemeleri, savcılık soruşturmaları, kayyım atama ve müsadere kararları göz önünde bulundurulduğunda, taraflar arasındaki 12.05.2008 tarihli Pay Satım ve Devir Sözleşmesinin davacıların BK m. 37 ve 38 hükümleri çerçevesinde korkutma etkisi altında irade bozukluğuna dayalı olarak imzalandığının kabul edilebileceği, davacının BK m. 39/2 uyarınca korkutma nedeniyle zararının tazminini istediği, bu durumda korkutma olmasaydı ..., ..., ...şirketlerini (...’ü) irade bozukluğu (korkutma) olmasaydı ne kadar bir bedelle devredebileceğinin hesaplanması gerektiği, taraflar arasındaki devir sözleşmesinde bahsedilen şirketlerin bütün malvarlıklarıyla, sahip olunan lisanslar, makine, teçhizat, marka, logo ve diğer tüm haklarıyla birlikte devrinin konu edildiği, bu sebeple söz konusu şirketlerin (...’ün) devir tarihi itibarıyla değerinin, geçerli değerleme yöntemleriyle hesaplanmasının lazım geldiği, değerleme yöntemlerinden piyasa (emsal) ve indirgenmiş nakit akım (...) yöntemlerinin uygulanmasının doğru olduğu, nitekim önceki bilirkişi heyeti raporunda da bu yönde hareket edildiği, davanın taraflarının bu yöntemlerin uygulanmasını kabul
ettikleri, alternatif bir değerleme yöntemini ileri sürmedikleri, değerlemede ...’ün izlenme oranları veya reklam gelirlerinin aslında dikkate alınmaması gerektiği, kanalı devralan davalıların davacılardan yayın anlayışı açısından
birbirine zıt çizgilerde yer almaları dolayısıyla var olan izleyici kitlesinin yahut reklam verenlerinin devralana geçeceklerinin kabul edilemeyeceği, basiretli bir işadamı olmanın ve piyasa gerekliliklerinin bunu gerektirdiği, olmanın ve piyasa gerekliliklerinin bunu gerektirdiği, piyasa (emsal) yöntemi açısından bakıldığında 2006 yılında yapılan ...’nin ...’a 98.000.0000 USD’ye devrinin emsal olarak kabul edilebileceği, gerçekte ...’ün ...’nin devrinden daha fazla bir malvarlığı değerini davalılara devrettiği, ...’ün sadece uydu lisansına sahip olması, Habertürk’ün devir tarihinde ulusal karasal yayın lisansına sahip olmaması dolayısıyla ...’ün devri bakımından emsal teşkil etmeyeceği, davalıların itirazlarında dayandırdıkları 26.09.2016 tarihli ... raporunun ise bu konuda yol gösterici nitelikte olmadığı, herhangi bir değerleme kriterini içermediği, İndirgenmiş nakit akım yöntemi (...) ile yapılan ve %13-14-15 iskonto oranları uygulanarak yapılan hesaplamada ise sırasıyla 109.420.016 USD, 105.822.945 USD ve 102.395.618 USD rakamlarına ulaşıldığı, bu üç rakamın ortalamasının (3 ile bölünmesinin) ise 105.879.526 USD ettiği, gerek piyasa değeri gerek ... yöntemine göre davalı ... tarafından dosyaya sunulan Mazars görüşünde, birçok hesaplama ve yaklaşım hataları yapıldığı, bunlara raporda yer verildiği, bu durum karşısında ...’ün değerinin, davacı tarafın dilekçelerinde ileri sürdüğü
ve önceki bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere, 100.000.000 USD olarak kabul edilebileceği, bunun makul bir rakam olduğu, dolayısıyla 100.000.000 USD’den sözleşme gereği alınan 30.000.000 USD çıkarıldığında davacının zararının 70.000.000 USD olarak takdir edilebileceği belirtilmiştir.
Davacı tanığının " vergi denetimlerinin yada SGK denetimlerinin doğrudan doğruya davalı ile bağlı olduğunu söylemem mümkün değildir, sözleşmelerden vazgeçen şirketleri kimin vazgeçirdiği ile ilgili doğrudan doğruya bir bilgim yoktur ancak ... ile bağlantılı şahısların vazgeçirdiğini sonradan duydum," ifadeleri olduğu nazara alındığında, bu tanığın doğrudan doğruya baskı ve tehdide dair bilgi ve görgüsü olmadığı, anlatımlarının birer çıkarından ibaret olduğu anlaşıldığından, tek başına bu ifadelere itibar edilememiş, diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekmiştir.
Yine özetleri yukarıda geçen bilirkişi raporlarında da doğrudan doğruya davacı tarafın baskılayan, cebir ve tehdit altına alan eylemlere dair somut tespitler yapılamamış, daima ihtimal olarak bunlardan bahsedilmiştir.
Terör örgütünün davacıya organize ve sistematik olarak bir kumpas kurulduğunu, baskı ve yasa dışı dinleme yapıldığını, adli merciler eliyle iğfal, tehdit yapıldığı iddialarında bulunmuş ise de bu soyut eylemlerin tarih, dönem, işlem veya yapan kişiler bazlı hiçbir zaman ortaya koyamamış ve ispat da edememiştir.
Yine vergi cezaları kesilerek ve RTÜK eliyle cezalar uygulanarak baskılandığı iddia edilmiş ise de, bunun dava konusu satışla illiyet bağını ortaya koyan somut delil ortaya koyamamıştır. Bilirkişilerin de bu yönde bir tespiti olmamıştır. Öte yandan, vergiden kaynaklı mükellefiyetlerini veya yayın ilkelerden kaynaklı sorumluluklarını ihlal eden herkese mevzuat çerçevesinde ceza kesilmesi olağandır. Hatta bugün dahi farklı özel hukuk tüzel kişilerine yüklü cezalar kesildiği ve yayın ilkelerini ihlal eden TV kanalları hakkında işlem yapılmakta olduğu malumdur.
Yine reklam verenlerin korkutulduğu, şirketi satın almak isteyen diğer taliplerin korkutulduğu soyut olarak ifade edilmiş ise de yukarıda izah edilen mevzuat çerçevesinde bunlara dair somut ispat getirememiştir.
Aksine ava konusu devre İlişkin ... raporu incelendiğinde;
...'ün 30.07.2007 tarihinde alıcı bulmak için İngilizce olarak yabancı yatırımcılara sunulmak üzere bir tanıtım dosyası hazırladığı tespitine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, ... satış için 30.07.2007 tarihinden önce hazırlıklara girişmiş ve satış değeri olarak 17.000.000,00 TL'den satışa çıkarılmıştır.
Yine raporda, şirketin tüm borçlarının satın alma bedeline dahil olduğu, ...'ün devir tarihi itibariyle yaklaşık 17 milyon TL olduğu bu tutarın 5,2 milyon TL'si mal ve hizmet alımlarımdan kaynaklı borçlar, 1.7 milyon TL'si personel borçlar 2.7 milyon TL'si SSK borcu, 5.6 milyon TL'si KDV ve Muhtasar borcu, 600.000 TL'si diğer vergilere ilişkin borçlar ve 1.3 milyon TL'si ise ortaklara olan borçlar olduğu, ...'nin, ... (eski unvanı ...) ile birlikte ... devrinden önce ...'nin 2007 yılında 28.298.990,34 TL aktifi ve 1.308.013,11 TL zararı olduğu ve ...'nin ... şirketlerinin sermayelerinin tamamına yakınına sahip olması dikkate alındığında 08.06.2008 tarihinde 37 Milyon TL (06.08.2008 TCMB USD döviz aiış kuru 1,2335) karşılığı yapılan satışta şirket değerleri ile satış bedeli arasında uyumsuzluk görülmediği tespit edilmiştir.
Yine işbu davanın ilk açılışında davacı olan ve sonradan husumet sebebiyle hakkında tefrik kararı verilen, devir tarihinde de ...'ün en üst seviye yöneticisi olan ...'ın ... linkinden ulaşılabilen ve dava konusu satışı konu edinen beyanatında bu satıştan memnuniyetini dile getirmiş, bu satışı bir kurtuluş gibi ifade etmiştir.
Her şey bir yana;
Dava konusu devrin sözleşmesinin konu edildiği ve davamızdan önce açılan yargılamalarında, davacının hür iradesi ile bu sözleşmeyi imzaladığı sonucu çıkmaktadır. Zira;
Davacının dava dışı kimselerle birlikte ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 27.03.2009 tarihinde açtığı asıl dava ile birleşen ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E sayılı davasında davacılar ısrarla dava konusu sözleşmeden kaynaklı haklarını talep etmişlerdir. Davacı tarafın, kendi iddiasına göre, milyonlarca lira değerindeki televizyonu satacak kadar korktuğu, baskılandığı kişilere karşı, korkutmanın etkisi altında yaptığı sözleşmeden dolayı adli mercilerde husumet yöneltebiliyor olması, esasen bir korkutmanın olmadığını da göstermektedir. 2008 yılında korkutma altında sözleşme yapmış, hemen bir yıl bile geçmeden korktuğu mercilere karşı hak savaşına girebilmiştir. Bu tam bir çelişki olduğu gibi, bir korkutmanın olmadığı, sözleşmenin hür irade ile yapıldığı ve hatta geçerli ve kıymet verilen bu sözleşmenin eksik ifa edilmesinden kaynaklı davalar bile açılabildiği anlaşılmaktadır.
Diyelim ki, davacı taraf bu davaların açıldığı tarih itibari ile (2009) hala tehdit altındaydı, ne var ki 05.02.2015 tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcılığına bir dilekçe vererek davamıza konu iddiaları şikayet olarak dermeyan etmiş olduğundan, artık en geç bu tarihte (2015) korkutmanın etkisinin devam ettiğinden bahsedilemez. Buna rağmen, davacı taraf ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 27.03.2009 tarihinde açtığı asıl dava ile birleşen ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E sayılı sözleşmeye dayalı davalardan vazgeçmemiş, bu davaları sürdürmüştür. Hala da bu davada, sözleşmenin geçerli olduğundan bahisle, sözleşmeye dayalı eksik kalan haklarını talep etmektedir. Öyle ya, davacı 2009 yılında baskı altında, sözleşmenin geçersizliğini iddia ederek dava açamayıp, sözleşmenin ifası için dava açmak zorunda kalıyorsa ve artık sözleşmenin geçersiz olduğundan kaynaklı zarar isteyecekse, önceden açılan davalardan vazgeçmesi gerekir.
Fakat, sözleşmenin geçerli olduğundan bahisle ve sözleşmeden kaynaklı haklarını isteyen ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 27.03.2009 tarihinde açtığı asıl dava ile birleşen ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E sayılı davalar devam ederken, daha bu davalar bitmemişken, aybı davacı bir de ikrah sebebiyle sözleşmelerin geçersiz olduğu hukuki nedenine bağlı, mahkememizdeki asıl ve birleşen davaları açmıştır. Örneğin, bir taraf kiracısına karşı Mayıs ayınının kirasını ödemedi diye bir dava açıyor, sonra Haziran ayının kirasını ödemedi diye dava açıyor, sonra bu davalar devam ederken bir de aramızdaki kira sözleşmesi geçersiz diye geçmişe dönük tüm ayları kapsayan bir ecrimisil davası açıyor. Bu kötüye kullanımı hukuk düzeninin koruması mümkün olabilir mi?
Anılan gerekçe ile davacının baskı, tehdit, ikrah sebeplerine bağlı olarak irade fesadıyla devir sözleşmesini imzalamadığı, hür iradesi ile imzaladığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere taraflar arasındaki sözleşme irade fesadı halinde geçersiz olursa TBK 39. maddesine göre tazminat isteme hakkı tartışılabilir. Davada sözleşme geçeriz olmadığına göre, taraflar arasında sözleşme hukukunun cari olduğunu kabul etmek gerekmiştir. Davacı eldeki davalarda sözleşmenin geçerli olması hukuki sebebine bağlı bir talepte bulunmamıştır; bunları yukarıda anılan diğer yargılamalarda talep etmiştir.
Davacı davada HMK 119/1-(g) maddesine göre hukuki sebebini münhasıran 6098 sayılı TBK'nın 37. maddesinde düzenlenen korkutma sebebine dayandırdığından, korkutmanın gerçekleşmediği anlaşıldığından asıl ve birleşen davaların reddine karar vermek gerekmiştir.
Eldeki dava maddi tazminat davası olup, AAÜT'nin 13/3.m göre maddi tazminat davası tümden reddedilmesi halinde davalı lehine ancak asgari vekalet ücretine hükmedilmesi mümkün olduğundan 45.000,00 TL vekalet ücretine hükmetmek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl ve Birleşen Davanın REDDİNE,
2-Asıl dava yönünden;
-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 5.718,43-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
3-Birleşen dava yönünden;
-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 58.706,72-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Asıl ve Birleşen dava davacıları tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Asıl ve birleşen davada davalı davalı ...A.Ş. tarafından yapılan 12.513,40 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak işbu davalıya ödenmesine,
6-Asıl ve birleşen davada davalı ... tarafından yapılan 12.500,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak işbu davalıya ödenmesine,
7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazine adına gelir kaydına,
8-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!