Anahtar kelimeler: Devraldığını İşyerlerini İşyerlerindeki Şirkete İlamda Özetle İstanbul Yoluna Özeti İşçilerini

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2021
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2025
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 30.09.2010 tarihinde davalı şirkete ait işyerlerini devraldığını ve bu işyerlerindeki alt işveren işçilerini çalıştırmaya devam ettiğini, işin sona ermesi ile işten ayrılan işçilerden dava dışı ..., ... ve ... adlı işçilerin müvekkili şirket ve davalı ... A.Ş. aleyhine dava açtıklarını, yargılama süreci sonunda ... için İstanbul 9. İş Mahkemesi'nin 18.02.2016 tarih ve ████████ E., ███████ K. sayılı dosyasından 5.218,43 TL, ... için İstanbul 9. İş Mahkemesi'nin 18.03.2014 tarih ve █████████ E., ███████ K. sayılı dosyasından 17.593,08 TL ve ... için İstanbul 8. İş Mahkemesi'nin 28.11.2014 tarih ve ████████ E., ████████ K. sayılı dosyasından 16.245,25 TL kıdem tazminatlarının ödenmesine karar verildiğini, mahkeme kararlarında davalı şirketin ödemekle sorumlu olduğu tutarların açıkça belirtildiğini ve müvekkili şirketle müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulduklarını, davaların Yargıtay tarafından onanması sonrasında, müvekkili şirketin davacıların tüm çalışma süreleri üzerinden kıdem tazminatlarını ödediğini ve işyeri devri hükümleri gereği kıdem tazminatı için devir tarihindeki ücret üzerinden davalı şirkete rücu edildiğini, davalı şirket aleyhine İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak davalı şirketin haksız yere itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı şirket ve müvekkili şirket arasında İş Hukuku açısından işyeri devri olduğunun bir çok mahkeme ve Yargıtay kararları ile sabit olduğunu, davalı şirketin asıl işveren konumunda iken, işyerlerini müvekkil şirkete devreden konumuna geçtiğini, bu nedenle davalı şirketin sorumluluğunun kaçınılamaz olduğunu, ayrıca devreden şirketin 2 yıllık sorumluluğunun kıdem tazminatı açısından geçerli bulunmadığını, kıdem tazminatı devir tarihinde muaccel hale gelmediğinden dolayı 2 yıllık sınırlamanın kıdem tazminatına uygulanamayacağını, bu durumda davalı şirketin dava konusu işçilerin kıdem tazminatlarının ödenmesinden çalışlırdığı sürelerle sorumlu olduğunu, keza 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73. maddesi gereği 10 yıllık zamanaşımı süresinin de dolmadığını, sonuç olarak işyeri devri hükümleri çerçevesinde devir tarihindeki ücret üzerinden hesaplanarak talep edilen kidem tazminatı alacaklarının davalı şirketten tahsil edilmesi gerektiğini iddia ederek, davalı tarafın İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davacı lehine % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ...'nun sorumluluğunun 30.09.2010 tarihinden itibaren 2 yıllık sürenin sonunda sona erdiğini, 2 yıllık sorumluluk süresi içinde dava açılmadığından dolayı huzurdaki davanın reddi gerektiğini, ...'nun özelleştirme öncesi Kamu İhale Kanunu kapsamında bazı işlerde hizmet alımına gittiğini, dava dilekçesinde isimleri belirtilen ve kendilerine kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı beyan edilen işçilerin alt işveren şirketlerinde istihdam edildiklerini ve hiç bir dönem ... işçisi olmadıklarını, bir an için işyeri devri olgusu söz konusu olsa dahi devrin bu işçilerin işverenleri ile davacı şirket arasında meydana geldiğini, ayrıca ... 30.09.2010 tarihi itibarıyla kamu işvereni konumunda olduğundan dolayı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. 8. ve 9. fıkraları gereği alt işveren işçilerinin herhangi bir hak talebinde bulunamayacaklarını, kendilerine kıdem tazminatı ödenen dava dışı işçiler için çalıştıkları şirketlerin tespit edilerek, davanın bu şirketlere ihbarını talep ettiklerini, müvekkil şirketin itirazın iptaline konu miktar tutarında bir borcunun ve davacının iddialarına ilişkin bir yükümlülüğünün bulunmadığını, keza dava dışı işçilerden ..., için İstanbul 8. İş Mahkemesi'nin 28.11.2014 tarih ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararında, 9.928,13 TL kıdem tazminatına ve bu miktarın 8.664,39 TL'nın ...'nun sorumluluğuna, ... için İstanbul 9. İş Mahkemesi'nin 17.02.2016 tarih ve ████████ E., ███████ K. sayılı kararında, 9.884,16 TL kıdem tazminatına ve bu miktarın 9.451,77 TL'nın ...'nun sorumluluğuna ve ... için İstanbul 9. İş Mahkemesi'nin 18.02.2016 tarih ve ████████ E., ███████ K. sayılı kararında, 4.870,80 TL kıdem tazminatına ve bu miktarın 4.438,40 TL'nın ...'nun sorumluluğuna karar verildiğini, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı şirket tarafından mahkeme tarafından kurulan hükmün dışında ve üzerinde bedelin müvekkili şirketten talepte edildiğini, açıklanan bu nedenlerle davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden ve her şekilde esastan reddedilmesine, ayrıca davacı aleyhine alacak miktarının %20'inden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , davadışı işçiler ..., ... ve ...'in işçi alacağı sebebiyle İstanbul 9. İş Mahkemesinin █████████ Esas - ███████ Karar sayılı kararı, İstanbul 8. İş Mahkemesinin ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve İstanbul 9. İş Mahkemesinin ████████ Esas - ███████ Karar sayılı kararı ile işçi alacağına hükmedilmiş olup davacı ...A.Ş.'nin alacağın tamamından davalı ... A.Ş.'nin kendi dönemi ile sorumlu olmak üzere tarafların müşterek ve müteselsil sorumluluğuna karar verilmiştir. Davacı tarafça işçi alacaklarının ferileri ile birlikte tamamı ödenmiş olup █████/2019 tarihli bilirkişi raporunda kesinleşmiş yerel mahkeme kararı gereği davalı ... A.Ş.'nin sorumlu olduğu tutarlara davacı tarafça işletilen faiz de eklenerek anaparaya dönüştüğünün kabulü ihtimalinde davalı şirketin sorumlu olduğu kıdem tazminatı tutarlarının dava dışı ...'e ödenen tazminat nedeniyle 15.977,95 TL, dava dışı ...'e ödenen tazminat nedeniyle 14.863,13 TL ve dava dışı ...'e ödenen tazminat nedeniyle 4.613,18 TL olarak hesaplanmıştır. Davadışı işçilere yapılan her bir ödeme için ödeme tarihinden takip tarihine kadar işleyecek faizin tespiti hususunda ek rapor alınmış ise de dosyaya sunulan ek raporlar hüküm kurmaya elverişli bulunmadığından mahkememizce resen hesaplama yapılarak davacının yaptığı ödemelere ödeme tarihlerinden (...'e yapılan ödeme için █████/2016, ...'e yapılan ödeme için █████/2016 ve ...'e yapılan ödeme için █████/2016 tarihinden) takip tarihi olan █████/2017 tarihine kadar TCMB'nin yayınlamış olduğu Avans Faiz Oranları dikkate alınarak faiz hesabı yapılmış olup;
...'e yapılan ödemelerden, davalının sorumlu bulunduğu 15.977,95 TL alacağa █████/2016 - █████/2016 tarihleri arasında %10,50 faiz oranı (192 gün X 10,50 X 15.977,95 / 36.000 = 894,76 TL), █████/2016 - █████/2017 tarihleri arasında %9,75 faiz oranı (320 gün X9,75 X 15.977,95 TL / 36.000 = 1.384,75 TL) uygulanmak suretiyle davacının bu işçiye ödenen tazminat nedeniyle davalıdan 15.977,95 TL asıl alacak, (894,76+1.384,75) 2.279,51 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. ...'e yapılan ödemelerden, davalının sorumlu bulunduğu 14.863,13 TL alacağa █████/2016 - █████/2016 tarihleri arasında %10,50 faiz oranı (8 gün X 10,50 X 14.863,13 / 36.000 = 34,68 TL), █████/2016 - █████/2017 tarihleri arasında %9,75 faiz oranı (320 gün X9,75 X 14.863,13 TL / 36.000 = 1.288,13 TL) uygulanmak suretiyle davacının bu işçiye ödenen tazminat nedeniyle davalıdan 14.863,13 TL asıl alacak, (34,68+1.288,13) 1.322,87 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. ...'e yapılan ödemelerden, davalının sorumlu bulunduğu 4.613,18 TL alacağa █████/2016 - █████/2016 tarihleri arasında %10,50 faiz oranı (200 gün X 10,50 X 4.613,18 / 36.000 = 269,10 TL), █████/2016 - █████/2017 tarihleri arasında %9,75 faiz oranı (320 gün X9,75 X 4.613,18 TL / 36.000 = 399,80 TL) uygulanmak suretiyle davacının bu işçiye ödenen tazminat nedeniyle davalıdan 4.613,183 TL asıl alacak, (269,10 + 399,80) 688,90 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar yapılan hesaplama ile davacının davalılara ödemiş olduğu tazminattan davalının sorumlu bulunduğu, 15.977,95 TL + 14.863,13 TL + 4.613,18 = 35.454,26 TL asıl alacak ve 2.279,51 TL + 1.322,87 TL + 688,90 TL = ‭4.291,28‬ TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ‭39.745,54‬ TL alacağın bulunduğu tespit edilmiş ise de davacı vekilince █████/2020 tarihli 5 nolu celsedeki beyanında bilirkişi ek raporunun 2. Şıkkında belirtilen değerleme dikkate alınarak karar verilmesini talep etmiş olması ve bilirkişi ek raporunun 2. Şıkkında yapılan hesaplama ile davacının 35.454,26 TL asıl alacağı ve 741,38 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu tespit edilmiş olduğundan davacı vekilinin beyanı doğrultusunda taleple bağlı kalınarak takibin 35.454,26 TL asıl alacak ve 741,38 TL işlemiş faiz alacağı üzerinden devamına, 35.454,26-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın %20 si olan 7.239,128-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece itirazın iptali davasının esas değerinin anaparası yönünden; rücu istemine konu mahkeme ilamları gereği davalının sorumlu olduğu tutarlara en yüksek banka mevduat faizi işletilerek "anapa paraya dönüştüğünün kabulü" doğrultusunda 17/6/2019 tarihli bilirkişi ek raporunun 2. şıkkının esas alınarak hüküm tesis edilmesinin isabetli olduğunu, öte yandan taraflarınca icra takibinde ödeme tarihlerinden takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edilmiş olmasına ve bilirkişinin hatalı faiz hesabına karşı taraflarınca itiraz edilmesi sonucu iki kere faize ilişkin ek rapor alınmış olmasına rağmen, █████/2019 tarihli bilirkişi ek raporunun 2. şıkkındaki hatalı işlemiş faiz hesabının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, atıfta bulunulan Yargıtay içtihadı ile paralel olarak taraflarınca rücu istemli başlatılan icra takibinde ödeme tarihlerinden takip tarihine kadar (yıllık %11,5 ila %10,75 değişen oranlarda) ticari temerrüt faizi talep edilmiş olmasına rağmen, Mahkemece asıl "taleple bağlılık" kuralına aykırı olarak, taleple bağlılık kuralının gerekçe gösterilmesi suretiyle █████/2019 tarihli bilirkişi 2. Ek raporunun 2. Şıkkındaki 748,00 TL işlemiş faiz (ödeme emrinin tebliğ tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz) üzerinden takibin devamına karar verilmesinin hukuka açıkça aykırılık teşkil ettiğini, Mahkemece gerekçeli kararda bahsedilen ve resen yapılmış olduğu belirtilen faiz hesabında yer alan uygulanan faiz türü, faiz oranı ve faiz tarih aralıklarının da hiçbir surette itirazın iptali davalarının konusu ile uyuşmadığını, mahkemece haricen yapılan faiz hesabının hatalı olduğunu, Mahkeme’nin █████/2021 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı hukuka aykırı kısmen kabul kararının "işlemiş faiz " yönünden ortadan kaldırılarak, hukuka uygun bir karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise, dosyanın yeni bir karar verilmek üzere Mahkemesine iadesini, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece sözlü ve yazılı beyanları, delilleri dikkate alınmaksızın yalnızca 17.06.2019 tarihli bilirkişi raporunun hatalı seçeneği doğrultusunda, davacı taraf beyanları dikkate alınarak, gerekli araştırma yapılmaksızın hükmün ittihaz edildiğini, salt bu hususun dahi kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, davacı tarafından, mahkeme kararında hükmedilen rakamlara (müvekkil şikreti’in faizden sorumluluğu olmamasına rağmen) faiz işletilerek faizli bedellerin müvekkilinden talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkeme tarafından Müvekkili Şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, zamanaşımı defi dikkate alınmadan hüküm ittihaz edildiğini, açıklanan nedenlerle katılma yolu ile istinaf başvurularının kabul edilerek, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 19.11.2021 tarih, ████████ E. ve ████████ K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde müvekkili Şirket aleyhine kabul edilen kısımlar bakımından kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
: Dava, davacı tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin rücuen tahsili istemi ile başlattığı icra takibine itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı, davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, hesaplamaların hatalı yapılıp yapılmadığı noktalarındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "İstanbul 9. İş Mahkemesi 18.03.2014 tarihli █████████ E., ███████ K. Nolu ilamgereği 24.06.2016 tarihli 17.593,08 TL tutarlı asıl alacak,İstanbul 9. İş Mahkemesi 18.02.2016 ████████ E.,███████ K.nolu ilam gereği, 14.07.2016 tarihli 5.218,43 TL tutarlı asıl alacak, İstanbul 8. İş Mahkemesi 28.11.2014 tarihli ████████ E.,████████ K. Nolu ilam gereği 23.12.2016 tarihli 16.245,25 TL tutarlı asıl alacak" nedeniyle toplam 44.112,16 TL alacağın tahsili istemiyle 16.11.2017 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davacı, 30.09.2010 tarihinde davalıya ait işyerini devralarak, davalı şirketin alt işverenlerinin işçilerini çalıştırmaya devam ettiğini, işin sona ermesi ile işten ayrılan işçilerden dava dışı ..., ... ve ... adlı işçilerin müvekkili şirket ve davalı ... A.Ş. aleyhine dava açtıklarını, yargılama süreci sonunda ... için İstanbul 9. İş Mahkemesi'nin 18.02.2016 tarih ve ████████ E., ███████ K. sayılı dosyasından 5.218,43 TL, ... için İstanbul 9. İş Mahkemesi'nin 18.03.2014 tarih ve █████████ E., ███████ K. sayılı dosyasından 17.593,08 TL ve ... için İstanbul 8. İş Mahkemesi'nin 28.11.2014 tarih ve ████████ E., ████████ K. sayılı dosyasından 16.245,25 TL kıdem tazminatlarının ödenmesine karar verildiğini, mahkeme kararlarında davalı şirketin ödemekle sorumlu olduğu tutarların açıkça belirtildiğini ve müvekkili şirketle müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulduklarını, davaların Yargıtay tarafından onanması sonrasında, müvekkili şirketin davacıların tüm çalışma süreleri üzerinden kıdem tazminatlarını ödediğini ve işyeri devri hükümleri gereği kıdem tazminatı için devir tarihindeki ücret üzerinden davalı şirkete rücu edilerek, davalı şirket aleyhine İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün ... E, sayılı dosyası ile takip başlatıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyan etmiştir.Mahkemece davalının zamanaşımı itirazı ile ilgili olumlu olumsuz herhangi bir hüküm kurmadığı görülmüştür.4857 sayılı Kanun’un 120 nci maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanunu’nun “Kıdem Tazminatı” başlıklı 14/2. fıkrasında ":....12/7/1975 tarihinden, itibaren (1) işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır....." hükmü yer almaktadır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin █████/2014 tarih █████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamı "İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesinde devir tarihinden itibaren öngörülen 2 yıllık sürenin devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlara yönelik olması, iş akdinin devralan şirketle devam ediyor olması karşısında kıdem tazminatının devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken bir borç olarak kabul edilmesi olanağının bulunmaması sebebiyle kıdem tazminatının rücuen tazmini isteminin devir tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi değildir, TBK'nın zamanaşımı konusundaki genel hükmü olan 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmalıdır. Söz konusu süre dava dışı işçilere yapılan ödeme tarihinden hesaplanmalıdır(Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin █████/2017 Tarih ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı). Davacı tarafından dava dışı işçiler ...'e 24.06.2016, ...'e 14.07.2016, ...'e 23.12.2016 tarihi olduğu anlaşılmakla, dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmamış olmasına göre, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebi yerinde değildir.Somut olayda, söz konusu işçilerin çalıştırdığı işyeri önce ... A.Ş. tarafından işletilmiş, sonra ise işyerinin işletilmesi ...A.Ş.’ye verilmiş olup, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin işyeri devri olduğu sabittir.Davacı tarafça, davacı şirketin kendi bünyesinde çalıştırdığı ..., ... ve ...'e yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden, 1474 sayılı İş Kanunu m. 14 uyarınca işçilerin davalı şirkette çalıştıkları döneme ilişkin davalının da sorumlu olduğu ileri sürülerek, sorumlu olunan tutarın rücuen ödenmesi talep edilmektedir. Dava dışı işçilerden ... için İstanbul 8. İş Mahkemesi'nin ████████ E., ████████ K. sayılı kararında, 9.928,13 TL kıdem tazminatına hükmedildiği ve bu miktarın 8.664,39 TL'sinin davalıdan tahsiline, ... için İstanbul 9. İş Mahkemesi'nin ████████ E. - ███████ K. sayılı kararında, 9.884,16 TL kıdem tazminatına hükmedildiği ve bu miktarın 9.451,77 TL''sinin davalıdan tahsiline ve ... için İstanbul 9. İş Mahkemesi'nin 18.02.2016 tarih ve ████████ E., ███████ K. sayılı kararında; 4.870,80 TL kıdem tazminatına hükmedildiği ve bu miktarın 4.438,40 TL'sinin davalıdan tahsiline karar verildiği, söz konusu kararların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş oldukları görülmüştür.Uyuşmazlığın çözümü, “usuli kazanılmış hak” kavramının açıklanmasını ve açıklanan olgular karşısında somut olay ve taraflar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesini gerekli kılmaktadır. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun/HMK) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir. Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. HMK’nın “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin birinci fıkrasında “Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.” hükmü mevcuttur. Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile, diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı (veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi) üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır (veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır) ve ikinci bilirkişi raporu (veya ek rapor) birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer (itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)Somut olayda, davalı ile davacı arasında işyeri devrinin söz konusu olduğu, dolayısıyla 1475 sayılı yasanın 14. maddesi uyarınca iş yerini devreden davalı işverenin kıdem tazminatından sorumluluğunun işçiyi çalıştırdığı sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlı olduğu, davalının sorumlu olduğu olduğu kıdem tazminatı miktarlarının belirtildiği Mahkeme ilamlarının kesinleştiği, davacı tarafından icra dosyalarına asıl alacakların ödendiği, her ne kadar davacı takip talebinde TTK 1530. Maddesine işlemiş faiz talep etmişse de, taraflar arasında tedarik sözleşmesi bulunmadığından bunun uygulanmayacağı, davacı tarafından söz konusu kıdem tazminatları mahkeme ilamına göre icra dosyalarına ödenmiş olup, ödeme tarihinden itibaren avans faiz talep edebilecekse de, Mahkemece ek bilirkişi raporu alındığı, davacı vekilinin 11.03.2020 tarihli duruşmada, ''bilirkişi ek raporunun ikinci şıkkında belirtilen değerlendirme dikkate alınarak davalının itirazının iptaline, ayrıca icra inkar taziminatına hükmedilmesini talep ederiz'' şeklinde beyanda bulunarak, açıkça ek bilirkişi rapordaki 2. Şıkkındaki hesaplamaya göre karar verilmesini talep ettiği görülerek, artık bu beyanının usulî kazanılmış hak oluşturması karşısında Mahkemece, ek bilirkişi raporundaki 2. Seçeneğe göre yapılan hesaplamayı hükme esas alınarak, taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne, takip konusu alacak tarafların davalı oldukları kesinleşmiş Mahkeme kararlarına istinaden yapılan ödemeler olup likit alacak niteliğinde olduğu, bu durumda, davalı itirazında haksız olup, mahkemece dava konusu alacağın bu niteliği gözetilerek, yargılama sonunda itirazın haksızlığı belirlenen alacak tutarı üzerinden, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacının, İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyasında ticari temerrüt faizi talep etmiş olması ve dava konusu alacağın ticari nitelikte olduğu gözönüne alınarak hükmedilen alacak tutarına temerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 02.04.2018 tarihli █████████ E., █████████ K. sayılı emsal kararı).HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR
: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 618,13 TL harcın, alınması gerekli olan 2.472,52 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.854,39 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!