Anahtar kelimeler: Karan İdava Özetledava Atıldığını Açılmamış Dairece İdarelerce Edilmeyen İli İlçesi

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ Esas, ███████ KararKARAR
: Davanın açılmamış sayılmasıTaraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; takip edilmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.Mahkeme karan davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar venlerek, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVADavacılar vekili dava dilekçelerinde özetle;dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, 674 parsel sayılı taşınmaza davalı idarelerce fiilen el atıldığını, müvekkilinin taşınmazda hisseli olarak mülkiyet hakkının olduğundan bahisle taşınmaz için başlangıçta 8.000,00 TL'sinin kamu alacaklarına uygulanan en yüksek gecikme faizi ile alınarak tapu kayıtlarının davalı idare adına tapuda terkinine karar verilmesini talep etmiştir.II.CEVAPDavalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.III.MAHKEME KARARIMahkemenin █████/2013 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmişIV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararma karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2.Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu Sultangazi ilçesi, ... Mahallesi 35.860 m² yüzölçümlü 674 parsel sayılı taşınmazın, 08.03.2007 tarihinde ... yevmiye numaralı işlem ile 8.574,30 m²lik kısmı hükmen ifraz edilerek 999 parsel sayılı taşınmaz olarak tescil edildiği, dava konusu 674 parsel sayılı taşınmazın 20.12.2011 tarihinde onaylanan ve 12.04.2013 tarihinde tadil edilen 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında kısmen Havza içi Proje Alanında kısmen Günü Birlik Tesis alanında, 999 parsel sayılı taşınmazın ise tamamının Günü Birlik Tesis alanında kaldığı anlaşıldığı, her ne kadar dava dilekçesi incelendiğinde; davacıların 674 parsel sayılı taşınmaz için dava açtıkları anlaşılmakta ise de davacıların ifrazı yargılama sırasında fen bilirkişi tarafından hazırlanan kroki ile öğrendikleri, davacılar vekili tarafından sunulan 12.07.20 12... .11.2012 tarihli beyan dilekçelerinde 674 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının 999 parsel sınırları içerisinde kaldığı görüldüğünden, 674 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen 999 parsel sayılı taşınmaz için de araştırma yapılmasını, bu kısım için de talepte bulunduklarını beyan ettiği anlaşıldığından, kök parselden ifraz edilen 999 parsel sayılı taşınmazın da dava konusu edildiğine şüphe bulunmadığı, davacı tapu maliki ...'ın dava konusu 999 parsel sayılı taşınmazdaki hisselerinin devri için davalı idareye uzlaşma talebi ile başvurduğu, davalı idare ile anlaştıkları ve davacı ...'ın taşınmazdaki hisselerini 22.06.2011 tarihli ve 8818 yevmiye numarası ile 2942 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca idareye devrettiği tespit edilmiş olup, davalı idarenin dava konusu 999 parsel sayılı taşınmazda kamulaştırma edinme sebebine dayalı olarak ████████████ hisse ile malik olduğu anlaşıldığı, bu itibarla dava konusu 999 parsel sayılı taşınmaz yönünden idarenin kamulaştırma nedeniyle dava konusu taşınmazda paydaş olduğu gözetildiğinde, davacıların kullanım haklarının kısıtlanacağı muhakkak olup, dava konusu taşınmaza el atıldığının kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmadığı, dava konusu ... Mahallesi 674 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise 26.10.2010 tarihinde açılan davada gerek 20.08. 2016 tarihli 6745 Sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile mülga olan 2942 Sayılı Kanununun geçici 6 ncı maddesinin 10 uncu fıkrasının 3 üncü cümlesi ile öngörülen; “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.” hükmü, gerekse iptal olan geçici 6 ncı maddenin 10 uncu fıkrasının 3 üncü cümlesi yerine 6745 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi ile eklenen 2942 Sayılı Kanun'un EK 1 inci maddesinin birinci fıkrasının " Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkanlan dahilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her halde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptınlır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşmmazlann malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idan yargıda dava açılabilir." hükmü uyarınca dava konusu taşınmazın fiilen el atılmayan ancak 1/1000 ölçekli uygulama imar planındaki kısıtlama nedeniyle davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden bahisle, usulden reddine karar verilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin 05.04.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan 20.12.2018 tarihli ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un EK 1 inci maddesinin " Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir. " kısmı iptal edildiği bu durumda; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 gün ve 1/6 sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2010 tarihli ve 2010/5-███████ sayılı kararı da gözetildiğinde, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerektiğinden kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceğinden dava konusu 674 parsel sayılı taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planındaki durumu, plana hangi tarihte alındığı sorulduktan sonra, kamuya özgülenen bir alan bulunup bulunmadığı tespit edilerek, kamuya özgülü alan var ise davaya bakmanın adli yargının görevi dahilinde olduğu kabul edilerek, işin esasına girilip, sorumlu idare tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son KararMahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip edilmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz sebepleriDavalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili idare lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 17.900,00 TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.C. Gerekçe1.Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde davalı idare lehine hükmedilecek vekâlet ücreti hususundadır.2. Değerlendirme1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.2. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Görevsizlik veya yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine, davarım nakline veya davanın açılmamış sayılmasına ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar karar verilmesi durumunda tarifede yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü Mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez." şeklinde; 13 üncü maddesinde; "(l) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 nci maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddilen miktarı geçemez." şeklinde düzenleme yapılmış olup söz konusu düzenlemeler uyarınca dava değeri dikkate alınarak davalı taraf lehine 8000 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi yerindedir.3. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı,bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.