Anahtar kelimeler: Başlattığını İlamsız Emrinin Borçlulara Borçlular Bankanın Takibi Haciz Neticesinde İstanbul

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas - ███████ Karar
DAVA
: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın davalılar aleyhine İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile Genel Haciz Yoluyla ilamsız icra takibi başlattığını, ödeme emrinin borçlulara tebliği üzerine borçlular tarafından itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, müvekkili banka ile davalı asıl borçlu ... . . A.Ş'nin müvekkili bankadan farklı tarihlerde kredi kullanımı talep ettiğini, talep doğrultusunda müvekkili banka şirketin hesabına talep tutarında krediyi tanımladığını, işbu kredilerden doğan sorumluluğun yerine getirilmemesi sebebiyle müvekkili banka akdedilen sözleşmelerin ilgili maddeleri ve İcra ve İflas kanunu'nun 68/B maddesi gereği Beşiktaş 3. Noterliği'nin 12.06.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı hesap özetini içerir ihtarnamesi ile hesabın 31.05.2019 tarihi itibariyle kat edildiğini ve davalılara ihtar ederek hesap özetine ilişkin borcun ödenmesini talep ettiklerini, gönderilen ihtarname neticesinde davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını ve herhangi bir itiraz da da bulunulmadığını, ihtara cevaben herhangi bir itirazda bulunulmaması neticesinde söz konusu ihtarın icra ve iflas kanununun 68/b maddesi gereğince aynı kanunun 68 maddesinin 1 fıkrasına göre hesap özetinde belirtilen borç miktarının kesinleştiğini, müvekkilinin davaya konu kat ihtarnamesi ile bu meblağın depo edilmesini talep ettiğini ancak borçluların hiçbir ödemede bulunmadığını, müvekkili tarafından talep edilen tutarın takibe konu edilmesi gerekliliği doğduğunu, asıl borçlu şirkete ait olan bu çek yapraklarının çek yaprak bedellerinden kendisinin sorumlu olacağının aşikar olduğunu, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan davalıların ise bu meblağdan davaya konu genel kredi sözleşmesinin kefalete ilişkin maddesi gereği kredi asıl borçlusuna kullandırılan nakdi veya gayri nakdi kredilerden kaynaklanan tüm borçlar için kefil olduğundan talep edilen gayrinakdi krediden kaynaklanan tüm borçlar için kefil olduğundan talep edilen gayrinakdi kredi niteliğinde olan çek yaprak bedellerine ilişkin olarak sorumlulukları doğduğunu, davalıların yapmış oldukları itirazın haksızlığının tespiti ile iptalini ve durdurulan takibin devamını, dava değerinin %20'sinden az olmamak kaydıyla davalıların icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile alacaklı ... A.Ş. tarafından müvekkilleri aleyhine genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin davacı bankadan 09.06.2016 tarihinde 1.000.000,00 TL, 06.09.2017 tarihinde 1.000.000,00 TL olmak üzere toplam 2.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzaladığını, genel kredi sözleşmesi kapsamında doğacak sorumluluğa ilişkin müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak müvekkili ... (...)'un kefil olduğunu, 2.000.000,00 TL kredisi olan bir işletmenin 5.183,61 TL için itibarını zedelemesinin hayatın normal akışına aykırı olduğunu, müvekkillerinin piyasada itibarlı şahıslar olduğunu, son iki, üç yıl içerisinde ülkemizde ekonomik konjonktür itibari ile darboğazdan geçtiğini, bu ekonominin kötüye gidişinini herkes tarafından bilindiğini, beklenmeyen hal şartı nedeniyle alacaklı bankanın hesap kat etmesinin adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyeti kaidelerine aykırı bir durum yarattığını, haksız ve dayanaksız davanın reddini, alacaklının icra takibinin iptali ve kötü niyetli alacaklının kötü niyetle takip başlatmasından mütevellit %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı ... ... Anonim Şirketi arasında █████/2016 ve █████/2017 tarihli ve toplam 2.000.000,00 TL tutarlı 2 adet genel kredi sözleşmesi bağıtlandığı, diğer davalı ...' un( ...) ise sözleşmeyi aynı miktar üzerinden müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık anılan sözleşme uyarınca davalıların davacıya borçlu olup olmadığı ile bunun miktarı noktasındadır. Bunun tespiti için bilirkişi incelemesi yoluna gidilmiştir. Bilirkişi raporunun incelenmesinden, davacının davalı şirketten toplam 3.117,22 ₺ nakdi alacağı bulunduğu; diğer davalı kefilden ise GKS'deki kefaleti nedeniyle 2.061,97 ₺ asıl alacak, 40,39 ₺ işlemiş faiz, 2,02 ₺ gider vergisi, 997,05 ₺ Noter masrafı olmak üzere toplam 3.101,43 ₺'den sorumlu olduğu belirlenmiştir. Davacı talebi gibi nakdi alacağının 5.183,61 TL olduğu ve bunun için yerinde inceleme yapılması gerektiği iddiasında bulunmuş ise de dosyaya fazla talebe ilişkin bir belge ibraz edilmediği gibi yerinde inceleme ile neyin araştırılması gerektiği hususları yanıtsız bırakıldığından mahkememizce de dosyaya davacı yanca sunulan kayıtlar incelenmek sureti ile alınan bilirkişi raporu usul ve yasaya uygun olarak benimsenmiş ve davacının davalı şirketten 3.117,22 ₺; diğer davalı kefil ...'dan ise takipten önce ihtarın usulüne uygun şekilde tebliğ edilemediği ve temerrüdün takip tarihi ile başladığı dikkate alınarak 3.101,43 ₺ nakdi alacağı olduğu mahkememizce de kabul edilmiştir. Davacı nakdi alacağı yanında 26.390,00 ₺ gayri nakdi alacağının davalılarca vadesiz bir hesaba depo edilmesi talebinde bulunmuştur. Bilirkişi bu tutarın davalılarca depo edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Ne var ki kefillerin gayri nakdi alacaktan sorumlu olabilmesi için kredi sözleşmesinde bu yönde açık olarak düzenleme bulunması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2018 tarih ███████-689 Esas, █████████ Karar sayılı kararında;..." Kefaletin verildiği anda borcun belirli ya da belirlenebilir olması gerektiği, kefalet sözleşmelerindeki belirlilik ilkesi uyarınca kefil olunan açısından belirli yani ferdileştirilmiş bir borcun varlığının arandığı, kefilin yalnızca kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile bağlı olduğu, Çek Kanununun ödeme yükümlülüğü maddesi uyarınca, hesap sahibi ile banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayrinakdî kredi sözleşmesi hükmünde bulunduğu, henüz risk gerçekleşmeden alacağın mevcudiyetinden de söz edilemeyeceği, belirsiz alacak için kefalet sözleşmesi kurulamayacağı, bu nedenle çek depo bedelinden hesap sahibinin sorumluluğunun bulunduğu ancak kredi sözleşmesini imzalayan müteselsil kefilin risk altındaki çek yaprakları nedeniyle bankanın Çek Kanunu uyarınca ödemesi gereken asgari miktarlarla ilgili olarak depo talebinden sorumlu olabilmesi için kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunması gerektiği..." vurgulanmıştır. İzah edilen nedenle davalı borçlu şirketin gayri nakdi alacaktan sorumlu olduğu açık ise de kefil ... yönünden davacı talebi, bilirkişi raporunun hilafına mahkememizce yerine görülmemiştir. Davacı yanca istenen faiz oranı da tarafların tacir olması ve bu hususun genel kredi sözleşmesinde açıkça düzenlenmesi nedeni ile usul ve yasaya uygundur. Kefilin kefaletinin incelenmesinden TBK' nun 589. Maddesinde yazılı şartların tamamına haiz olduğu belirlenmiştir. Tespit edilen nakdi tutarın davalılar tarafından ödendiği; gayri nakdi tutarın ise davalı şirketçe depo edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı gibi bu yönde bir savunmada da bulunulmamıştır. Açıklanan nedenlerle davacının davasının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla KISMEN KABULÜNE karar vermek gerekmiştir. Ayrıca İİK 67 maddesi uyarınca itirazın iptali davasında alacaklı-davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız ve alacağın da likit olması, borçlu-davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibe geçmede haksız ve kötü niyetli olması zorunludur. Alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalı/borçlunun itirazlarında haksız olduğunun anlaşılması karşısında hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında İİK 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına; davacının ise kötü niyeti ispatlanamadığından davalıların bu yöndeki isteminin reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı borçlu ... ... Anonim Şirketi tarafından kredi borçları ödendiğini, davalı borçluların borcun ferilerinden sorumlu olduğunu, bu nedenle yerel mahkeme kararında belirtilen asıl alacak tutarının yerinde olmadığını, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre davalı borçlu ...'un da davaya konu gayrinakdi kredilerden asıl borçluyla birlikte sorumlu olduğunu, yerel mahkeme tarafından bu talepe ilişkin ... yönünden red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine yer alan faiz ve faiz oranı uygulanması gerektiğini, davanın kısmen kabulü kararının kaldırılarak davanın asıl alacak yönünden sözleşmedeki faiz ve faiz oranı da nazara alınarak talepleri gibi kabul edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre davalı borçlu ...'un da davaya konu gayrinakdi kredilerden asıl borçluyla birlikte sorumlu olduğu gözetilerek bu yönden de davanın kabulüne karar verilmesinin zaruri olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
:Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıdaki gerekçeler ile istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı, davalı kefil ...'un gayri nakdi alacaktan sorumlu olup olmadığı, kısmen red kararının hatalı olup olmadığı noktalarındadır.Davacı alacaklı tarafından davalılar hakkında, İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile " Beşiktaş 3. Noterliğinin 12.06.2019 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ve noterlik makbuzu, 06.09.2017 tarihli genel kredi sözleşmesi, 09.06.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi " nedeniyle davalılar hakkında, toplam 5.183,61 TL nakdi alacağın, 26.390,00 TL gayri nakdi alacağın depo edilmesi istemiyle 11.07.2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı banka ile davalı ... ... Anonim Şirketi arasında █████/2016 tarihli 1.000.000,00 TL limitli ve █████/2017 tarihli 1.000.000,00 TL limitli 2 adet genel kredi sözleşmesi imzalanmış olup, diğer davalı ...'un (...) işbu sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla aynı limitle imzaladığı, bu genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı banka tarafından 13.05.2019 tarihinde ... seri numaralı çekin sorumluluk bedeli olan 2.030,00 TL'nin ödendiği, davacı banka tarafından davalılara gönderilen Beşiktaş 3. Noterliği 12.06.2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, 2.067,31 TL tazmin kredisi borcunun ödenmesi ve 10 adet çek yaprağından dolayı çek sorumluluk bedeli 28.400,00TL'nin depo etmesi için 1 iş günü süre verildiği ihtar edilmiştir.Dava konusu genel kredi sözleşmesinin 33.2 maddesinde, müşteri temerrüdün olduğu tarihten itibaren borç ödeninceye kadar geçecek günler için temerrüt tarihinde bankanın kısa, orta, uzun vadeli cari kredi faizlerinden en yüksek olanının bu oranın % 100 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi ve gider vergisi ödeyeceğini kabul ve taahhüt edeceği düzenlenmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun12.03.2020 Tarih, ███████-36 Esas ve ████████ Karar sayılı ilamında; kefil olunan gayrinakdi kredi nedeniyle asıl borçlunun yükümlülüklerinin kefilin kendi hakkında da uygulanacağını genel bir ifade ile kabul etmesinin, kefili, teminat mektubu bedelini depo etme yükümlülüğü altına soktuğunu iddia etmenin, kanun koyucunun kefili koruma amacı ile çeliştiğine, zira kefaletin kendisi tıpkı depo gibi bir teminat olduğundan ve kefil açıkça teminat mektubunun bedelini ayrı bir garanti sözleşmesi ile garanti etmedikçe kefilin iradesinin dar olarak yorumlanmasının uygun olacağına, bu durumda davacının müteselsil kefil olarak imzaladığı sözleşmede açıkça teminat mektubunun bedelini depo etme yükümlülüğü bulunmadığından depo talebinden kefilin sorumlu olmadığının kabulü gerektiğine karar vermiştir.Davaya konu genel kredi sözleşmelerinde, bankanın çek sorumluluk riskinden oluşan gayri nakdi kredinin depo edilmesinden asıl kredi borçlusunun yanı sıra davalı müteselsil kefilin de sorumlu olacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle çek sorumluluk riski tutarlarının depo edilmesinin davalı kefilden talep edilmesi mümkün olmadığından davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Somut olayda, davacı banka tarafından gönderilen, Beşiktaş 3. Noterliğinin 12.06.2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek borcun 1 gün ödenmesinin ihtar edildiği, davalı kefil ...'a gönderilen ihtarnamenin tanınmadığı ve yeni adresinin de tespit edilemediğinden iade edilmiş olması nedeniyle, kefil ...'un takip tarihinde temerrüde düştüğü, bankanın bildirdiği listede kısa vadeli kredilerden azami yıllık faiz oranı iskonto kredilerinde % 30 diğer kısa vadeli kredilerde % 30 olduğundan, davacının sözleşmeye göre bunun %100 fazlası olan % 60 temerrüt faizi talep edebileceği ancak davacı banka tarafından nakdi krediler için % 50 temerrüt faizi talep edildiğinden bu oran üzerinden yapılan hesaplamada, takip tarihi itibariyle davacı bankanın, sorumluluk garanti kapsamında ödemiş olduğu çek hesabından davalı asıl borçlu şirket yönünden 2.095,72 TL asıl alacak, 23,29 TL işlemiş faiz ve 1,16 TL gider vergisi, 997,05 TL noter masrafı olmak üzere toplam 3.117,22 TL alacağı bulunduğu, kefil ...'un 2.061,97 TL asıl alacak, 40,39 TL işlemiş faiz, 2,02 TL gider vergisi, 997,05 TL noter masrafı olmak üzere toplam 3.101,43 TL den sorumlu olduğu, iade edilmeyen 13 çek için toplam 26.390,00 TL'nin depo edilmesi gerektiği tespit edilmiş olup, bilirkişi raporu ve ek raporlarının denetime elverişli olması nedeniyle Mahkemece hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR
: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!