Anahtar kelimeler: Çerkezköy Nosu Tekirdağ Satımdan Ferilerine Durduğunu Niyetli Borca Borçlunun Kötü

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ Esas - ███████ KararDAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2025Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu aleyhine müvekkili tarafından Çerkezköy İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya nosu ile icra takibi yapıldığını, borçlunun bu takip konusu borca ve ferilerine itiraz ettiğini, bu itiraz sonucu takibin durduğunu, borçlunun itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu, borçlunun, müvekkilinden mal ve hizmet alımı yaptığını, faturalar keşide edildiğini, faturaların karşılıklı ticari defterlere işlendiğini, davalı ile müvekkili arasında devam eden cari ilişki sebebi ile bir müddet ödemelerde bulunulduğunu, daha sonra ödemelerini yapmadığını, müvekkilinin yapmış olduğu icra takibine de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, yukarıda arz olunan nedenler ile davalının haksız olarak borca itirazının iptali ile alacağın reeskont faizi ile tahsiline , davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatın hükmedilmesine, masraf ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine ait ... numaralı fatura ile █████/2019 tarihli ... sıra numaralı ve █████/2019 tarih ... sıra numaralı sevk irsaliyeleri müvekkili şirkete fatura edildiğinin anlaşıldığını, oysa müvekkili şirketin böyle bir ürün almadığını, ürünlerin satış ve teslimine dair müvekkili şirketin onayı olmadığı gibi, taraflar arasında bu hususta yapılmış bir sözleşme de bulunmadığını, davacı tarafından düzenlenen faturalara bakıldığında fatura tarihinin █████/2019 tarihi olduğu görüleceğini, dava konusu sevk irsaliyelerin düzenlenme tarihlerinin ise █████/2019 ve █████/2019 olduğunu, somut olayda faturanın süresinde düzenlenmediğinin açık olduğunu, gönderilen ihtarname sonrası, .... Ltd. Şti'nin davalı firmaya gönderdikleri ihtarnameye cevap yazıları ile ... numaralı irsaliyede ismi olan ...'e teslimatı gerçekleştirdiklerini müvekkili firmanın da bunu bildiğini beyan ettiklerini, sicil kayıtlarının tetkikinden anlaşılacağı üzere müvekkili şirket yetkilisinin ... olduğunu ve şirket yetkilisinin teslim almadığı ürünlerin müvekkiline teslim edildiği iddiasının dinlenebilirliği dahi olmadığını, ... sıra numaralı irsaliyede teslim alan imzasının dahi bulunmadığını, müvekkili şirketin tartışma konusu yapılan 556 sıra numarası ile biten fatura ile ilgili bilgisi olmadığını, ilgisinin olmadığı faturaya karşı ödeme yapılmadığını, davacı tüzel kişiye karşı gönderilen ihtarname ile; müvekkili şirketin fatura ile ilgili olarak herhangi bir borcu olmadığına dair mutabakata varılması için geri dönüş yapmalarını aksi halde aleyhlerine menfi tespit davası açılacağının ihtar edildiğini, buna rağmen davacı tarafın kötüniyetli olarak takibine devam etmeye çalıştığını, müvekkili firmanın, davacı firma muhasebesine gönderdiği ve ekte yer alan █████/2020 tarihli mailde "Herhangi bir ürün için tekliflendirme ve faturalandırma hususlarında muhakkak müvekkil şirket yetkilisi ...'a ait imzanın bulunmasının zorunlu olduğu aksi takdirde dikkate alınmaması gerektiği" beyanını içeren bildirimin yapıldığı gün geriye dönük olarak müvekkili firmaya teslim edilmeyen 84 gün önceki irsaliyelere dayanılarak fatura kestiğini, Çerkezköy 4. Noterliğinin █████/2019 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile fatura edildiğinin bildirilmesi nedeni ile davalı yanın kötüniyeti nedeni ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, ayrıca davacı yanın iddiasının aksine, müvekkili şirketin ticari defterlerinde söz konusu faturaya ilişkin bir kayıt bulunmadığını ve bu faturanın taraflarınca kabul edilmediğini savunarak davanın reddi ile %20 kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,Davacı taraf, 06.08.2019 tarihli cari hesap bakiyesinin tahsili istemli takip başlatmış, cari hesap ilişkisinde bulunan 06.08.2019 tarihli 97.025,33 TL bedelli fatura içeriğindeki emtianın davalıya teslim edildiğini iddia etmiş, teslime dayanak olarak 21.05.2019 tarihli ve 14.05.2019 tarihli irsaliye suretlerini, ... tarafından imzalanmış, emtianın ...'e teslim edilmesi talebini içerir 13.03.2019 tarihli tutanak başlıklı belge suretini ve 10.07.2019 tarihli sözleşme aslını sunmuştur. Ticaret Sicil Gazetesi'nde yapılan ilandan da anlaşıldığı üzere, ... şube temsilcisi olarak 01.07.2019 ile 19.08.2019 arasında görev yapmış olup bu süre içerisinde tanzim edilen sözleşme suretinde dava konusu alacağın ispatına ilişkin bir ifade yer almamaktadır. Ayrıca teslime dair sunulan irsaliyelerin birinde teslim alan imzası bulunmamakta, diğerinde ... imzası bulunmaktadır. ...'in davalı şirket çalışanı olmadığı SGK kayıtlarından anlaşılmıştır. Her ne kadar ...'in imzaladığı iddiasıyla sunulan suret talimatta emtianın ...'e teslimi talep edilmiş ise de, bu belgenin tanzim edildiği tarihte ... şirket yetkilisi olmayıp bu tarihte şirket adına işlem yapma yetkisine sahip olmadığından, davalı tarafça da aksi yönde bir kabul olmadığından bu belgeye de itibar edilmemiştir. Dava konusu takibin cari hesap bakiyesinin tahsili isteminden kaynaklandığı, tarafların defterlerinin birbirini teyit etmediği, davalının defterlerine göre ise davalının 6.154,18 TL borçlu göründüğü anlaşılmakla, ticari defterlerin her zaman sahibi aleyhine delil teşkil edeceği, alacağın bu miktar yönünden likit olduğu nazara alınarak davalının itirazının bu miktar yönünden iptaline, icra inkar tazminatı isteminin kabulüne ..." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya mal hizmetler vermesi şeklinde taraflar arasında cari sözleşme ilişkisi başladığını, bu süreçte ... isimli firma temsilcisi davalı tarafı temsil ettiğini, bu şekilde mal ve hizmetler, fatura ve irsaliyeler ... ve ... tarafından teslim alındığını, davalı şirket kayıtlarına da bu şekilde işlenmiş ve ödemeleri yapıldığını, dolayısı ile davalı şirket bu kişilerin işlemlerini uzun süre kabul etmiş ve onayladığını, davalı yan müvekkilinden alacağı malları alıp, ihtiyacı kalmayınca kalan borcunu ödememek için, müvekkiline ticari faaliyeti yürüten kişilerin yetkili olmadığından bahisle kötü niyetli olarak borcu ödememe yoluna tevessül ettiğini, fatura ve irsaliyelerde imzası bulunan ... 'in davalı şirketin Çerkezköy şube müdürü olduğunu, tüm ticari ilişkinin bu kişi üzerinden devam ettiğini, bu kişinin talimatı ile bir kısım teslimatlar da kardeşi ... imzası ile yapıldığını, dolayısı ile davalının bu kişilerin yetkisiz olduğuna ilişkin beyan ve iddialarının kötü niyetli ve kabul edilebilir olmadığını, yapılan teslimatlara ilişkin itirazların kötü niyetli olduğunu, bilirkişinin müvekkili şirket alacağının davalı taraf ticari defterlerinde 6.154,18 TL olarak görünmekte olduğunu tespit ettiğini, mahkemenin de ticarin her zaman sahibi aleyhine delil olacağı gerekçesi ile bu miktara hükmedilmesi gerektiğine karar verdiğini, ancak hüküm bölümünde 6.154,18 TL karar vermesi gerekirken 1.154,18 TL'ye hükmedildiğini, dolayısı ile kararın bu yönü ile de bozulması gerektiğini, mahkeme alacağın likit olduğunu ve bu nedenle icra inkar tazminatı isteminin kabulü gerektiğine karar vermiş, yine aynı şekilde hüküm bölümünde icra inkar tazminatına hükmedilmediğini, mahkemenin bu yöndeki hatalı kararları nedeni ile hükümde yer verilen tüm hesap kalemlerinin yanlış olduğunu, bu nedenle de; vekalet ücreti, harçlar ve mahkeme masrafları yönünden de kararın bozulması gerektiğini, açıklanan nedenlerle usul ve esas yönden hukuka aykırı kararın bozulmasına, davanın kabulüne karar verilmesini, istinaf masraf ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE
: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; uyuşmazlık konusu faturaya konu malların davalıya teslim edilip edilmediği, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekip gerekmediği, davanın ispatlanmış olup olmadığı noktalarındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, Çerkezköy İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "cari hesap bakiyesi alacağı 103.179,51 TL" nedeniyle 103.179,51 TL asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatılmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun █████/2018 Tarih, ███████-915 Esas ve █████████ Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 25.02.2019 tarihinde başladığı, davacının ticari defter ve kayıtların göre, davacı tarafından toplam 244.127,51 TL tutarlı 4 adet fatura düzenlendiği, davalı tarafından 145.948,00 TL ödeme yapıldığı, davacının davalıdan 98.179,51 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre davacı tarafından düzenlenen toplam 147.102,18 TL tutarlı 3 adet faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından 140.948,00 TL ödeme yapıldığı, davalının davacıya 6.154,18 TL borçlu olduğu, davacı tarafından düzenlenen 06.08.2019 tarihli ... numaralı 97.025,33 TL tutarlı faturanın davalı tarafın defterlerinde kayıtlı olmadığı, söz konusu faturaya ilişkin sevk irsaliyelerinin 09.05.2019 ve 14.05.2019 tarihli olduğu, faturanın ise 06.08.2019 tarihinde düzenlenmiş olmasına göre VUK231/ 5 maddesine göre, malın teslim, veya hizmetin yapılmasından azami 7 gün içinde düzenlenmediğinden usulüne uygun olmayan fatura olduğu tespit edilmiştir.Somut olayda, taraf defterleri arasındaki uyumsuzluk davacı tarafından düzenlenen 06.08.2019 tarihli ... numaralı 97.025,33 TL tutarlı faturadan kaynaklanmakta olup, faturada 14.05.2019 tarihli ... ve 20.05.2019 tarihli ... numaralı sevk irsaliyeleri belirtilmiştir. Taraflar arasında ihtilaflı olan, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ... numaralı faturaya ilişkin düzenlenen 14.05.2019 tarihli ... numaralı sevk irsaliyesi ... tarafından imzalanarak teslim edilmiştir.Her ne kadar ... 01.07.2019-19.08.2019 tarihlerinde davalı şirketin SGK'lı çalışanı olarak bildirilmişse de, sevk irsaliyesi tarihinden sonra, fatura tarihinden önce SGK'lı çalışanı olduğu, öncesinde sevk irsaliyeleri, cari hesap sözleşmesi ve sipariş formlarında imzası olduğu, faturaya konu malların davalıya teslim edildiği görülerek Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.Eldeki davada, dava konusu fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, mahkemece hükme esas alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluştuğu halde, Mahkemece gerekçede alacağın likit olduğu belirtildikten sonra icra inkar tazminatına da hükmedilmemiş olması da isabetsiz görülmüştür.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince asıl alacağa takdirinin hatalı olması ve icra inkar tazminatına hükmedilmemiş olması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA,1-Davanın KABULÜNE,2-Davalı tarafın Çerkezköy İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibe yaptığı itirazının 103.179,51 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar alacak üzerinden devamına, fazlaya dair istemin reddine,3-Asıl alacağın %20 si oranında 20.635,90 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Alınması gerekli 7.048,19 TL harçtan peşin alınan 1.246,15 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 5.802,04 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 1.245,15 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, tebligat gideri, posta masrafı 209,25 TL, bilirkişi ücreti 750,00 TL olmak üzere 1.168,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,8-6325 sayılı HUAK'nın 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,9-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,10-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 80,70TL, posta ve tebligat gideri 70,00 TL olmak üzere toplam 150,70 TL yargılama masrafının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.█████/2025