Anahtar kelimeler: Çekiyle Klor Satımdan Nakit Menfi Müşteri Üretiminde İlişki Aldığını Ürünleri

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ███████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı taraf arasında süre gelen ticari ilişki olduğunu, müvekkilinin karşı taraftan klor üretiminde kullanılan ürünleri satın aldığını, ödemelerinin bir kısmını müşteri çekiyle bir kısmını ise banka aracılığıyla nakit olarak yapmakta olduğunu, ticari güven ilişkisi kapsamında cari olarak müvekkilinin davalıdan alacaklı olmasına rağmen davalı şirkete mal alımı için icra dosyasına konu █████/2019 tarihli 150.000,00 TL meblağlı müşteri çekinin verildiğini ancak kendisine davalı tarafından mallar gönderilmeyince çeki ödemediğini, ayrıca müşterisi tarafından ödenmesine de engel olduğunu, çekin ödenmesi hâlinde davalıdan tekrardan tahsil kabiliyeti olmadığı için çeki ödetmediğini, yoksa icra dosyasında borçlulara ait çıkan malvarlıklarından da anlaşılacağı üzere çek keşidecisinin de cirantaların da çek bedelini ödemeye maddi gücünün bulunduğunu, davalı tarafın müvekkiline caride borçlu olmasına ve vermesi gereken malları vermediği gibi haksız ve kötüniyetli olarak çekle alakalı İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile takip başlattığını, icra takibi yaptıktan sonra araya pandemi dönemi girdiğini ayrıca davalının icra dosyasından hacizleri koyup dosyayı beklemeye aldığını, müvekkili ve çekteki diğer şirket ve şahıs hakkında haciz işlemleri yaptığını, çekte adı geçen şahıs ve şirketleri mağdur ettiğini, icra dosyası ile alakalı İstanbul 2.İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas dosyasından itirazda bulunulduğunu ve davanın derdest olduğunu, ancak icra mahkemesinin yargılama yetkisi sınırlı olduğundan taraflar arasındaki temel ilişki icra mahkemesinde incelenememekte olduğunu, müvekkilinin ödemelere ilişkin tüm yükümlülüklerini eksiksiz fazlasıyla yerine getirdiğini ancak davalının vermesi gerekli mal ve malzemeyi müvekkiline vermediğini, taraflar arasındaki cari alacak/borç ilişkisine ilişkin ticari hususların yargılamayı gerektirir konular olduğunu, taraflar şirket olduğundan aralarındaki tüm alışverişi gösterir bilgi ve belgelerin her iki taraf şirket kayıtlarında bulunduğunu, bilirkişi incelemesinde icra dosyasına konu çekten dolayı borçlu olmadıkları aksine temel ilişkide davalıdan alacaklı oldukları hususlarının açıkça ortaya çıkacağını, ticari uyuşmazlığın çözümü için arabulucuya müracaat edildiğini ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını ve dosyaya bu tutanağı sunduklarını iddia ederek, fazlaya dair dava ve talep haklarım saklı kalmak kayıt ve şartıyla İstanbul 2. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyası ve icra dosyasına konu alacağa ilişkin asıl alacak ve faiz tüm ferileri yönünden borçlu olmadıklarının tespiti ile icra takibinin iptaline, %20 oranından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında özetle; davacı tarafın müvekkili şirketten makine alımı yaptığını ve makine alımına ilişkin taahhütte bulunduğunun dilekçe ekinde sunmuş oldukları 09.01.2019 tarihli sözleşme ile ispatlanmakta olduğunu, davacı tarafından müvekkili şirkete verilmiş bulunan 31.12.2019 tarihli çekin herhangi bir mal alımı için verilmemiş olduğunu, müvekkili şirkete o tarihte bulunan mevcut borçların mahsubu için verildiğini, hatta müvekkili şirket tarafından davacı tarafa 27.12.2019 tarihinde '' -719.878,52-TL tutarındaki borcun 7 gün içerisinde ödenmesi, aksi taktirde cari hesaptan kaynaklanan borç için yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, mevcut cari borçların ihtar edildiğini, davacı tarafın ve müvekkili şirketin muavin defterleri incelendiğinde görüleceği üzere, müvekkili şirketle aralarında bulunanan cari hesap ilişkisinde temerrüde düştüğünü ve dava konusu 150.000,00- TL'lik çeki de mevcut borca ilişkin verdiğinin davada açık olduğunu, davanın reddi gerektiğini, dava dayanağı icra takibinin, kambiyo senedi olan çeke ilişkin olduğunu, borçlu davacının borçlu olmadığına ilişkin iddiasının, HMK m. 201 uyarınca “senede karşı” ileri sürülmüş bir iddia mahiyetinde olduğunu ve davacı tarafından kesin delil ile ispatlanması gerekmekte olduğunu, davanın haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edildiğini savunarak, davanın reddi ile%20'den az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davacının davalı yana borçlu olmadığı anlaşılmakla icra dairesine ödenen bedelin tarafına istirdadına karar verilmiş, dava yargılama sırasında istirdat davasına dönüşmüş olmakla ve kanun maddesinde istirdat davaları için taraflar lehine veya aleyhine tazminata hükmedileceğine dair düzenleme bulunmadığı anlaşıldığından davacının tazminat talebi hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmemiş, ayrıca menfi tespit davalarının niteliği itibari ile zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olmadığı ancak davacı tarafından arabuluculuk yolunu başvurulmuş olması nedeni ile Bakanlık bütçesinden ödenen bedelin davacıdan alınmasına karar verilerek..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacı yanın İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına konu 150.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davalı yana borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyasına █████/2020 tarihinde ödenen 140.621,24 TL'nin █████/2020 tarihinden itibaren, █████/2020 tarihinde ödenen 72.560,77 TL'nin █████/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davacı tarafından keşide edilen 31.12.2019 tarihli çekin karşılıksız çıkması neticesi ile icra takibi başlattığını, davacının takip sonrasında menfi tespit davasını açtığını, mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında akdedilen makine alım satımına ilişkin sözleşmenin dikkate alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davacının müvekkili şirketten klor üretiminde kullanılan ürünleri satın aldıklarını, ödemenin bir kısmını ise banka aracılığıyla nakit olarak yapılmış olduğunu beyan ettiğini, oysa tek ilişkinin klor üretiminde kullanılan ürünlerin satın alınması olmadığını, aynı zamanda klor üretiminde kullanılan bir kısım makinelerin satın alımına ilişkin olduğunu, ham madde satımına ilişkinde ham madde üretiminde kullanılan makinelerinde satın alımına ilişkinde ticari bir ilişkinin mevcut olduğunu, 09.01.2019 tarihli İskenderun protokolünde taraflar arasında makine alım satımı yapılması ve bir makineye ortak olunmasına dair anlaşmaya varıldığını, sözleşmenin 2.maddesi gereğince davacı tarafın üretimde kullanılacak makine ve klorun ortak finansa edileceği, makinenin net fiyatının 214.000,00 EURO + KDV olduğu, kendi finansman payı olan 107.000,00 EURO için Nisan 2019 tarihinden itibaren başlayan her iri 150.000,00 TL'lik 750.000,00 TL tutarındaki beş adet çeki teslim edeceği şeklinde taahhütte bulunduğunu, müvekkili şirkete 5 adet çek verdiğini ancak davacının bu çekleri sipariş avansları bölümünde hatalı işlemek suretiyle kendilerini alacaklı duruma düşürmeye çalıştığını, mahkemeye bu hususun ısrarla ifade edilmesine rağmen eksik inceleme ile hatalı hüküm kurulduğunu, davacı tarafından 750.000,00 TL'lik avans ödemesi yapıldığının müvekkili şirkete cevabı olarak gönderilen 09.01.2020 tarihli ihtarname ile ikrar edildiğini, rapora yönelik itirazlarını ifade etmelerine rağmen ek rapor alınması yönünde karar verilmediğini, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, davacının borçlu olmadığına ilişkin iddiasını HMK'nın 201. maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen bir iddia mahiyetinde olduğundan kesin delil ile ispatlanması gerektiğini, davacının çeke ilişkin borcu bulunmadığına dair iddiasını müvekkilinin icra takibi başlatmasını bekleyerek yaptığını, ödeme yapmak zorunda kalacaklarını anlamaları üzerine dava açtıklarını ve bunun kötü niyetli olduklarını, hakkı kötüye kullandıklarını ortaya koyduğunu, davacı tarafın malların teslim edilmediğine ilişkin iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, dosyada sevk irsaliyeleri ve teslim makbuzlarının ibraz edildiğini, bilirkişi raporlarında çelişki olmasına rağmen çelişki giderilmediğini, bu nedenle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı, davalının takip konusu yapmış olduğu 150.000,00 TL bedelli çekin davacı tarafça davalıya ciro edilmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, davacının takip konusu çekten dolayı davalıya borçlu olup olmadığı, ispat külfetinin hangi tarafa ait olduğu, bilirkişi raporları arasında çelişki olup olmadığı ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirket tarafından davacıya gönderilen 10.12.2019 tarihli ihtarname ile yürütülmekte olan ticari iş gereği cari hesabın kat edildiği, cari hesap ekstresinde yazılı bakiye borç tutarı ödeninceye kadar ticari ilişkinin dondurulduğu belirtilerek 10.12.2019 tarihi itibariyle 719.878,52 TL tutarındaki borcun 7 gün içerisinde ödenmesi, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının belirtildiği, davacının davalıya ait ihtarnameye cevaben 09.01.2020 tarihli ihtarname ile taraflar arasında üç tür ticari faaliyetin söz konusu olduğu, dezenfekte almaları neticesinde davalının alacağının olmadığını, yapılan ödemeler ve cari işlem ekstresinde gözüken 285.518,22 TL alacaklarının olduğunu, KDV Kanunun 10.maddesi gereğince faturası peşin olarak kesilip gönderilen ancak malın fiziki tesliminin yapılmadığı 300 ton klor oksit teslimlerinden kaynaklı 226.560,00 TL tutarında alacağın tahakkuk ettirildiğini fakat henüz mal tesliminin gerçekleştirilmediğini, bu miktarın borç olarak değerlendirilmediğini, karşılıklı edimlerin gerçekleşmediğini, KDV Kanunun 10.maddesi uyarınca tanzim edilerek vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği anlayışı ile tahakkuku verilen fakat teslimi gerçekleşmeyen üç adet fatura konusu iki adet makine tedarikine ve bakımına yönelik avans mahiyetinde gönderilen 1.621.373,36 TL - (750.000,00 TL çek ile tahsil edilmiş, geri kalan nakden) tutarındaki ödemenin şirkete borç kaydının yapıldığının anlaşıldığı belirtilerek tüm bu veriler ışığında işletmenin cari hesabının bir bütün olarak defterlerde kayıtlı olduğu, herhangi bir alacağın bulunmadığı buna karşılık 30.11.2019 tarihli cari defterlere göre 285.518,22 TL alacağın olduğu ,tebliğe dair ihtarın hukuki değer ve bağlayıcılığın bulunmadığı ve TTK ve TBK Kanununda belirtilen sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi takdirinde yasal yollara başvurulacağının belirtildiği, dava dışı ...'ın ... Kırıkhan Hatay şubesindeki çek hesabından dava dışı .... Ltd Şirketi emrine 31.12.2019 tarihinde keşide ettiği, 150.000,00 TL bedelli çekin keşideci tarafından davacıya ciro edildiği, davacının ise bankaya ibrazında karşılıksız şerhi üzerine davalı şirket tarafından davalı ve dava dışı keşideci ile lehtar aleyhine ve ciranta davacı aleyhine İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 10.01.2020 tarihinde 150.000,00 TL çek bedeli ile ferileri toplamı 165.819,86 TL'nin tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığı, davacı tarafça icra takibine karşı çekten dolayı borçlu olunmadığına dair iş bu menfi tespit davasını açılmış olduğu, Muğla 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davacı şirket tarafından başlatılan icra takibine itiraz üzerine davacının davalı hakkında Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır. 05.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ticari defterlerinde, █████/2019 tarihli 1 numaralı açılış yeymiye maddesi kaydı ile davalının 927.788,90 TL 2018 yılından devir gelen sipariş avansları (159) ile başlayıp, yıl içerisinde çeşitli yine sipariş avansları kayıtları ile (159) toplamda 2.430.141,63TL'lik banka havalesi ve nakit ödeme, fatura karşılığı, ve çek ödemeleri şeklinde davalı ...Ltd. Şti adına sipariş avanslarının olduğu, verilen bu sipariş avansları karşılığında davalı ... Ltd. Şti tarafindan davacı adına tanzimli içeriği ..., .., 2019 yılı 4. aydan başlamak üzere Teknik Servis Ücretil Muski), Teknik Servis Ücreti (Maski), ...Kimyasal ... Makinesi karşılığı ve 4 kalemden oluşan mahsuplaşma mahiyetindeki karşılıklar ile birlikte 2.162.094,9211.'lik söz konusu davacı tarafından verilen sipariş avanslarına karşılık ticari mal ve havaleler yapıldığı, davacı ... ...'in █████/2019 tarih itibarı ile 2.430.141,63 - 2.162.094,92 - 268.046,71 TL'lik davalıdan sipariş avansı alacağının bulunduğu, ticari defter ve kayıtlarından anlaşıldığı, huzurdaki davanın dayanağı İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasına dayanak ... Ltd. Şti vekili tarafından █████/2020 tarihli takip talebi ile Keşidecisi ... olan, ...Şti lehine █████/2019 vada'tanzim tarihli ... Kırıkhan Şb. Müdürlüğünce ait keşide yeri Kırıkhan 150.000.00 TL meblağlı çekin davacının cirosu sonucu davacı ... ... aleyhine Kambiyo Senetlerine mahsus haciz yolu icra takibinde davacının söz konusu çek bedeli karşılığında malın kendisine tesliminin davalı tarafça temin edilmemesinden kaynaklı menfi tespit davası olduğu, yargılama aşamasında, davacının söz konusu çekin ortak üretimde kullanacakları Elektro Kimyasal ... Makinesinin davalı tarafça davacıya teslimi konusunda verilen sipariş avansları içerisinde bulunan çek olduğunu ancak teslim edilmeyen makine nedeniyle çek bedelini ödemediğini, davalı tarafın ise söz konusu çekin 09.01.2019 sözleşmenin 2.maddesi gereği şirketlerine verilen çek olduğunun belirtildiğini, davacı tarafından davalı tarafa makine temini hususunda dosya içerisinde yazılı ve tarafların imzasını taşıyan herhangi bir sözleşme bulunmamakta olduğunu, söz konusu çekin de bir sözleşme kapsamında davalı tarafa verildiği yönünde de bir yazılı belge bulunmadığı, davalı tarafın savunduğu Nisan 2019 tarihinden itibaren başlayan her biri 150.000.00 TL 5 adet çekin ... Makine'ye teslim edilen çeklerin incelenen çekler olduğu, söz konusu çek bedelleri vadesinde ödemeye ilişkin kayıtların ticari defter kayıtlarındaki tablosunun gösterildiği, takip konusu edilen keşidecisi ... olan, ... Ltd Şti lehine █████/2019 vade/tanzim tarihli ... Kırıkhan Şb. Müdürlüğüne ait keşide yeri Kırıkhan 150.000,00 TL meblağlı çekin davacının ticari defterdeki kaydı yine yukarıda tabloda belirtildiği üzere █████/2019 tarihli ... yevmiye maddesi ile davalıya ilişkin 159 ( Verilen Sipariş Avansları) hesabına kaydın yapıldığı (266 nolu satır) 150.000.00 TL daha borçlandırılarak, █████/2019 tarihli yevmiye kaydına göre verilen çek davacının davalıdan olan sipariş avansını 306.399,57 TL'ye yükseldiği, dolayısıyla söz konusu çekin davacıya bir borcun temini için verilmiş bir çek olmadığı davacıya ait ticari defter kayıtlarından anlaşıldığı, 31.12.2019 tarih itibarı ile davacı ... ...'in 268.046,71 TL'lik davalıdan sipariş avansı alacağının bulunduğu ticari defter ve kayıtlarından anlaşıldığı belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; dava dilekçesi ve rapor doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, bilirkişi raporunda 31.12.2019 tarihi itibariyle davalıdan 268.046,71 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini belirtmiştir. 07.01.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; davalı ile davacının yazılı anlaşmalar yerine karşılıklı sözlü anlaşma ile ticari faaliyetlerini yürüttüğü, bahsi geçen demirbaş, mal ve hizmetlerin faturalarını karşılıklı olarak kayıtlara intikal ettirilmiş olduğu, savunmalarda adı geçen mal, demirbaş ve hizmet bedellerinin teslim edilip edilmediği hususunda itiraz edilmediği, davalının kayıtlarında davalı alınan sipariş avanslarının 750,00 TL alacaklı, alıcılar hesabında 620.953,48 TL borçlu olduğu, davacının 750.000,00 TL - 620.953,48 TL = 129.146,52 TL alacaklı olduğu, 150.000,00 TL çekin davalı tarafından kayıtlara alacak olarak mevcut olduğu, davalı tarafından 29.03.2019 tarihinde havale edilen 11.000,00 TL'nin davalının alacağından düşülmesi gerektiği, genel olarak 129.046,52 TL + 150.000,00 TL - 11.000,00 TL = 268.046,52 TL davacının alacaklı olduğu, bu alacak bakiyesine göre 150.000,00 TL çekin ödenmediği, yok hükmünde sayılması halinde davacının 268.046,52 TL - 150.000,00 TL = 118.046,52 TL davalıdan alacaklı olduğu, dava dosyasında konusu geçen ticari mal ve hizmet bedeli ile demirbaş satışları veya teslimlerini ise fatura tanzim edildikten sonra herhangi bir itiraz olmadan her iki tarafın bu fatura ve bedellerini kayıtlarına intikal ettirdiği, gelir gider tablosu ve bilançolarını tanzim ettikleri, teslim edilip edilmeyeceğinden bahsedilemeyeceği, davalı defterlerinin kapanış ve açılış onaylarının yapılmış olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile borçlu olunmadığının tespiti ve ayrıca icra takip dosyasına ödenen bedellerin istirdadına dair hüküm tesis edilmiştir. Dava, İİK'nın 72. gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası iken yargılama aşamasında takip konusu çek bedeli ödenmiş olmasından dava, kendiliğinden istirdat davasına dönüşmüştür.Davacı icra takibine konu edilen çekin avans olarak verildiği iddiası ile iş bu davayı açmıştır. TTK'nın kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri, poliçe esas alınarak düzenlenmiştir. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).Yargıtay HGK'nun 15.09.2020 tarihli ve ███████-269 E., ████████ K. sayılı emsal nitelikteki kararında belirtildiği üzere; kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı TBK'nın 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan defiler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir. Temel borç ilişkisindeki bir edimin avansı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, avans olarak belirlenen edim yerine getirilmediği takdirde bedelsizlik söz konusudur. Bu itibarla kambiyo senedinin avans amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), avans talep etme şartlarının oluşmadığını ya da alacaklının senedin avans oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel defi olarak öne sürebilir. Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı TMK'nın 6. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin avans senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin avans senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu, bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi hâlinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. Öte yandan senedin teminat olarak verildiğinden bedelsizliğine dair kişisel definin sonraki hamillere karşı ileri sürülmesi, ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedin iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür (Bono bakımından TTK’nın 778. maddesi atfıyla m. 687) (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı).İspat külfeti üzerinde olan davacı taraf takibe konu edilen çekin avans olarak verildiğini, karşılığında mal verilmediğini ve çekin davalı elinde bedelsiz kaldığını ispat etmiştir. Mahkemece ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 7.684,88 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 15.01.2026
KANUN YOLU
: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!