Anahtar kelimeler: Süreç Samsun Edenin Görüşü Hukukî Öldürme Neticesinde Edilebilir İlamı Mahkûmiyet
1. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
SUÇ
: Nitelikli kasten öldürme
HÜKÜM
: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. ve 307/3. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Samsun Bölge Adliye Ceza Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26. tarihli ve 26.12.2023 2023/2 91... /1-708 Karar sayılı bozma ilamı üzerine verdiği, 21.10.2024 tarihli ve ███████ 05... /3134 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 82/1-d, 29, 62, 53. maddeleri uyarınca 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, 5271 sayılı Kanun'un 283/1. maddesi uyarınca kazanılmış hak nedeniyle cezanın 9 yıl 9 ay olarak infaz edilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz sebepleri özetle; sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, eksik incelemeye, suç vasfına, meşru savunma ve sınırın aşılması koşullarının oluştuğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik inceleme bulunmadığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfı ile yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, maktulden sanığa yönelen haksız tahrik oluşturan eylemlerin ve haksız tahrik oranının doğru olarak belirlendiği, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından sanık müdafinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Ceza Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 21.10.2024 tarihli ve ███████ 05... /3134 Karar sayılı kararı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Sinop Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin uyumlu içtihatlarına göre, gerçekleştirilen eylemi kasten öldürme veya kasten yaralama olarak vasıflandırılırken taraflar arasında öldürmeyi gerektirir husumet bulunup bulunmadığı, faillerin olay gecesi ve sonrasındaki söz ve davranışları, suçta kullanılan aletler ve kullanılış şekilleri, mağdurun/maktulün vücudundaki isabet yerleri, sayısı ve harabiyetleri, eyleme son veriliş şekli birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılmalıdır.
Failler tarafından mağdurun öldürülmesi amaçlanmış ise eylem öldürme, yaralanması amaçlanmış ise eylem yaralama olarak vasıflandırılmalıdır. Yaralama olarak vasıflandırılan eylem sonucu mağdurun ölmesi halinde ise failler TCK'nın 87. maddesinin 4. fıkrasına göre cezalandırılmalıdır.
Dosya içeriğine göre
: Resmi nikahla evli olan sanık ... ile maktul ...'in aralarında geçimsizlik bulunduğu bu nedenle zaman zaman kavga ettikleri, maktul tarafından evin ihtiyaçlarının karşılanmadığı, olay günü de maktulün eve gelmemesi nedeniyle sanığın yanına bıçak almak suretiyle maktulü aramaya çıktığı, daha önceden gittiği içkili eğlence yerlerini dolaştığı ancak ayrıldığının söylendiği, dönüşte maktul ile tanık ...'ı araçta gördüğü, aracın camına vurduğu, akabinde tarafların tartışmaya başladığı, tartışmanın sokakta devam ettiği, tartışma esnasında maktulün sanığa tekme attığı, sanığın araya giren ...'ın yüzüne vurduğu, maktulün sanığın üzerine yürüdüğü, sanığın evin kapısını açmaya çalışırken kendisini bırakan maktule doğru yönelip ekmek bıçağı ile hamle yaptığı ve sakınma amacıyla sırtını dönen maktulü sırtından tek bıçak darbesiyle yaraladığı, maktulün hastanede tedavi görmekte iken öldüğü anlaşılmıştır.
İzlenen dosya içerisinde mevcut kamera kaydı görüntüsüne göre, olay günü gece saat: 02:57 sıralarında sanığın ... caddesine hızlı adımlarla çıktığı ve caddenin karşı tarafına yöneldiği, bu sırada, maktulle tanığın da aynı caddeye çıktıkları, maktulün sanığın arkasından koşmaya başladığı, tanık ...'ın maktule engel olmaya çalıştığı ancak maktulün, sanığı yakalayarak ayağı ile tekme attığı, sonrasında tanığın maktulü uzaklaştırmaya çalıştığı sanığın ikametinin dış kapısına yöneldiği, maktulün üzerine gelmesi ile sanığın elinde bulunan bıçak ile maktule hamle yaptığı, maktulün hafifçe sırtını dönerek yan tarafa kaçmaya çalıştığı ancak bıçağın sırtına isabet etmesi neticesi yaralandığı ve tanık tarafından hastaneye götürüldüğü tespit edilmiştir.
Anlatıldığı şekilde gerçekleşen olayda maktulün sırtına isabet eden bıçak darbesi neticesi tedavi gördüğü hastanede öldüğü, sanığın kocası olan maktulün hayati organlarının bulunduğu bölgeyi hedef alarak darbe gerçekleştirdiğine dair delil bulunmadığı, maktulün mobil halde olup kendisi korumak amacıyla sırtını dönmesi nedeniyle isabet ettiği, başka bir değişle sanığın kendisine tekme atan maktule bıçağa rastgele savurduğu, sanık ile kocası maktul arasında öldürmeyi gerektirir husumet bulunmadığı, kocası maktulü eve getirmek için aradığı ve engel bir durum olmamasına rağmen sanığın kendiliğinden eylemine son verdiği birlikte dikkate alındığından, öldürme kastını açığa çıkaran kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan hüküm kurulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan hükmün bozulması yerine onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!