Anahtar kelimeler: Elekttik Üretime Kablo Kablolar Kabloları İştigal İlçesinde İflasın İhracatı Amaçlı

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ███████DAVA
: İflas (İflasın Ertelenmesi)DAVA TARİHİ
: █████/2016KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İflas (İflasın Ertelenmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA ; dava dilekçesinde 1 nolu davacı olarak belirtilen şirketin 1995 yılında kurulan ve elektrik-elektronik ve sair amaçlı kablolar ile her türlü kablo ve benzeri elekttik malzemelerinin üretimini yaptığı, 2 nolu davacının ise bu malzemelerin üretimi ve ihracatı ile iştigal etmekte olan şirket olduğunu, 1 nolu davacının, ---- Ticaret Sicil Müdürlüğüne ---- sicil no ile kayıtlı olduğunu, ticari merkezinin ---- ilçesinde bulunduğunu, 2 nolu davacının, ---- Ticaret Sicil Müdürlüğüne ---- sicil no ile kayıtlı olduğunu, ticari merkezinin yine ----- ilçesinde bulunduğunu, 1995 yılında kurulduğunu ve 1996 yılında silikorm kabloları ile üretime başlayan müvekkili şirketin, hızlı bir gelişme kaydederek, 1998 yılında kauçuk esaslı orta gerilim kablolarının üretimine ve ihracatına geçtiklerini, kalite, fiyat eksenine oturttuğu pazarlama stratejisinde, koşulsuz müşteri memnuniyetini temel alan müvekkili şitketinin, yaklaşımına dünya genelinde olumlu yanıtlar aldıklarını, bu kapsamda büyüyen iç pazarın yanı sıra 2000'li yıllarda ----- ile başladığı ihracatını kısa sürede toplam üretiminin %40'ına çıkardığını, Avrupa'nın en modern tesislerinden birine sahip olan müvekkili şirketin, 15.000 m2 kapalı 21.000 m2'lik yeni tesisinde, 700 ton / ay kapasitesiyle silikon, kauçuk, PVC ve HFFR kabloları üretmekte olduğunu, müşteriye ulaşan her kablonun üretimi, ISO 9001 standartlarına göre ve konusunda bilgi ve deneyim sahibi yaklaşık 180 kişilik uzmanı bir ekip tarafından, en son teknoloji ile çağdaş ütetim yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilmekte olduğunu, bugün üretiminin 80'ini başta ---- ülkeleri olmak kaydıyla ihtaç etmekte olan müvekkili şirketlerin, dünya standardındaki kalitesini bu yolla tescil ettirmekte ve bu durumu, firması ile ürünlerine gösterilen güvenin bir ifadesi olarak algılamakta olduğunu, 1 nolu davacının son esas sermayesinin 9.300.000,00.-TL, 2 nolu davacının son esas sermayesinin ise 200.000,00.-TL olduğunu, müvekkili şirketlerin sermayelerinin tamamının ödendiğini, diğer bir ifadeyle ortakların sermaye borcunun mevcut olmadığını, müvekkili şirketlerin SGK'lı çalışan sayısının 259 olduğunu, müvekkili şirket çalışanlarının aileleriyle birlikte yaklaşık 1.000 kişiye ekonomik katkı sağladıklarını, müvekkili şirketlerin her yıl önemli miktarlarda vergi ödemekte olduğunu, müvekkili şirketin hiçbir şekilde olağan faaliyetlerinden zarar etmesi, kötü yönetilmesi, yanlış yatırımlar yapması gibi sebeplerle mali sıkıntıya düşmediğini, 2014 yılının son üç ayında ülke ekonomisi yüzde 2,6'lık büyüme yakalarken, sanayi sektörünün yüzde 2 daraldığını, sanayi sektöründe yaşanan bu daralmadan dolayı kablo sektörünün direkt olarak etkilendiğini, bu daralmanın başlıca sebebinin, dünya konjonktüründeki parasal genişleme sürecinin bitmesi, buna paralel olarak da yurt dışından gelen yatırımların azalması ve talep düşüklüğü, dolayısıyla işletmeletin döviz cinsinden kredi borçlanması nedeniyle oluşan ihtiyaca binaen TL'nin Amerikan Doları karşısında değer kaybı olarak anlaşılmakta olduğunu, dolar kurunun piyasalar için önemli bir ekonomik gösterge olduğunu, kurdaki yükselişinde riskin arttığı algısına yol açabildiğinden, talebin azalmasına neden olduğunu, ülkemizde özellikle 2015 yılında yaşanan iktisadi sıkıntı, tüm firmaları nakitte kalmaya zorladığını ve bu krizler sonucunda da bankacılık sektörünün kredileri kısması, teminat marjlarının artırmasına, piyasanın bundan olumsuz olarak etkilenmesine, tahsilatların vadelerinin iyice uzamasına ve hatta müşterilerin verdikleri çekleri ödeyemeyecek duruma gelmesine yol açtığını, bunun yanında son 1,5 yıldır siyasi temelli bir takım gelişmelerin ekonomik yansımaları sonucunda ülke ekonomisinin zayıfladığını ve Dolar kurunun Türk Lirası karşısında değerinin devalüe olduğunu, anlatılanların bumerang etkisi yaptığını, yani parasal daralmanın, ülkemizde hız ulaşımı zorlaştırdığını ve işletmelerin finansman maliyetinin artması sonucunu müvekkili şirketlerin dosyaya sunulan mali tabloları uyarınca düzenlenen iyileştirme projeleri uyarınca şirketlerin borca batık halde olduğunun tespit edildiğini, yaratılacak kaynaklar ile müvekkili şirketlerin borçlarını karşılama olanağı olduğunu, sermaye ve artışı ile yeni yatırımlar yapılarak mevcut borçların ödenme ve şirketin faaliyetine devam etmesinin mümkün olduğu kanaatine varıldığını, müvekkili şirketlerin aktiflerinin borçlarını karşılamaya yetmediğini, diğer bir ifadeyle müvekkili şirketlerin borca batık olduğu tespit edildiğini, şirketlerin aktiflerinin borçları karşılamadığı ortaya çıktığı için, müvekkili şitketlerin 14.07.2016 tarihli ve ---- sayılı ve 14.07.2016 tarihli ve ----- sayılı yönetim kurulu kararı ile şirketin durumunu düzeltecek iyileştirme projeleri sunularak iflas / iflas erteleme davası açılmasına karar verildiğini, iyileştirme projelerinde, müvekkili şirketleri hakkında iflas erteleme kararı verilmesi halinde mali durumunu düzeltmek için uygulanacak projelerle ilgili ayrıntılı izahat ve hesaplamalar yapıldığını, söz konusu iyileştirme projeleri dikkate alındığında müvekkili şirket hakkında öncelikle tedbiren iflas ertelemesi kararı verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketlerin TTK md. 195 uyarınca grup şirketler olduğunu, bankalardan kullandıkları kredilerde birbirleri lehine müşterek borçlu müteselsil kefil olduklarını, bu nedenle müvekkili şirketlerin bankalara karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, müvekkili şirketlerin mevcut Pazar payını muhafaza edip, bir taraftan da büyümeyi hedeflemekte olduğunu, dolayısıyla iyileştirme projelerinin uygulanabilmesinin, mevcut durumun sürdürebilirlik esasına göre çıkartılan bilanço ile tespiti ve sonrasında alınacak önlemlerin uygulanması ile mümkün olacağını, başka bir deyişle şirketlerin nakit akışının dengesi ütetim işinde sürdürebilirlik sağlanmasına yaşamsal önem arz ettiğini ve dilekçesinde belirttiği diğer nedenlerle temel ve tali tedbirlerin uygulanması ile şirketlerin borca batıklıktan çıkabileceğini, alınan ve alınacak önlemlerin iyileştirme projesinde açıkça yazıldığını bildirmiş, müvekkili şirketlerin iflasının ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.MÜDAHİL İSTEMLERİ
:Müdahil talebinde bulunan vekilleri ayrı ayrı dilekçelerinde; müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmişlerdir.İNCELEME VE GEREKÇE;Dava, İİK nun 179 ve devamı maddeleri ile 6102 sayılı TTK nun 376. ve 377. maddelerinde düzenlenen iflasın ertelenmesi istemidir.İflasın ertelenmesi, borca batık durumda bulunan şirket tarafından sunulan somut öngörüler içeren, ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi çerçevesinde bu durumdan kurtulması kuvvetle muhtemel bulunan kooperatiflerle sermaye şirketleri için öngörülmüş bir hukuki korunma yolu olup, alacaklıların durumunu zorlaştırma ve bir şirket tasfiyesi yolu değildir. İflasın ertelenmesi için; şirketin borca batık durumda olması, sunulacak ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi kapsımında şirketin mali durumunu düzeltebileceğine ilişkin somut veriler ileri sürmesi ve fevkalade mühletten yararlanmamış olması gerekir.Borca batıklık; şirketin aktifinin şirketin borçlarını karşılayamaması hali olup, TTK'nun 376. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerine ve İİK'nun 178(1) madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tespit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlenmelidir. Borca batıklığın tespitinde aktiflerin satış değeri dikkate alınmalıdır. İflasın ertelenmesi projesinin ciddi ve inandırıcı sayılabilmesi için proje unsurlarının şirketin borca batıklıktan kurtularak sürdürülebilir bir mali yapıya kavuşmasına imkan verecek nitelikte olması zorunludur. İyileştirme projesi sadece şirketin mevcut işleyişinin devamı ve tedbir kararlarıyla borca batıklıktan kurtulabileceğine ilişkin olmamalı, TTK'nun 376(2) maddesindeki nakit sermaye konulması, dış kaynaktan nakit girişi, sermaye artışı, yeni ortak alınması, şirketin mevcut işleyişi sonucu şayet mümkün ise kar ve nakit akışı gibi nesnel ve gerçek kaynakları ve önlemleri içermeli, İİK'nun 179. maddesinde aranan ciddi ve inandırıcı özellikleri haiz olmalıdır.İİK 179. maddesinde, “ Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin iflası “ düzenlenmiştir. Yasada, İdare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler ya da alacaklılardan birinin, şirket veya kooperatifinin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebileceğine yer verilmiştir.Erteleme tedbirleri 179/a maddesinde düzenlenmiş, ilk fıkranın son cümlesinde, ayrıca şirketin ve kooperatifin malvarlığının korunması için gerekli diğer önlemlerin alınacağı ifade edilmiştir. Uygulamada, İİK 179/b bendinde yer verilen, erteleme kararının etkilerine dair düzenlemede yer verilen konuların tamamı veya tamamına yakını, ihtiyati tedbir olarak kabul edilmiştir.Bir anlamda, İflas erteleme talebinde bulunan şirket, lehine oluşturulan İhtiyati tedbir kararı ile birlikte erteleme kararının bütün sonuçlarından yararlanmıştır. Bu şekilde oluşan uygulama ve Yargıtay emsal kararları sonucunda, erteleme süresinin başlangıcının, şirketin ertelemenin sonuçlarından, tedbir kararı ile birlikte yararlanmaya başlaması nedeniyle, tedbir tarihi olarak kabul edilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.İcra ve İflas Kanunun 179/4. fıkrasında, erteleme süresinin azami bir yıl olduğu, bu sürenin kayyımın verdiği raporlar dikkate alınarak mahkemece uygun görülecek sürelerle uzatılabileceği, ancak uzatma sürelerinin toplam 4 yılı geçemeyeceğine yer verilmiştir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir.Borca batıklığın ve iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının tespiti, özel ve teknik bilgiyi gerektirmekle bu konuda bilirkişi görüşüne başvurulması zorunlu olduğu gibi projenin ciddi ve inandırıcılığı öncelikle ve özellikle sermaye ve karlılığın ne şekilde arttırılacağı ve borca batıklıktan kurtulmanın ne şekilde sağlanacağı somut, belgelere dayalı ve gerçekçi bilgi ve öngörülerden yola çıkılarak tespit edilmelidir. İİK nun 179/a maddesinde iflasın ertelenmesi isteminde bulunulması üzerine, envanter düzenlenmesi ve yönetim kurulunun yerine geçmesi ya da yönetim kurulu kararlarını onaması için derhal bir kayyım atayacağı, ayrıca şirketin ve kooperatifin malvarlığının korunması için gerekli diğer önlemleri alacağı, son fıkrada ise, kayyımın her üç ayda bir şirketin projeye uygun olarak iyileştirme gösterip göstermediğini mahkemeye rapor edeceği düzenlenmiştir.Erteleme isteyen davacı şirketin mali durumu yargılama sonuna kadar her aşamada mahkemece incelenmesi ve iyileştirme projesinin uygulanabilir olup olmadığı denetlenmeli gerektiği yerleşik Yargıtay Kararlarında belirtilmektedir.Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin-----Karar █████/2018 ilamı uyarınca; "İİK'nun 179/b-4 maddesi uyarınca iflas erteleme süresi 4 yılı geçemez ilk iflas erteleme süresi nazara alınırsa bu süre toplam 5 yıldır. Şirketin tedbir kararından yararlandığı süre ve halen borca batıklık halinin varlığı göz önüne alınarak iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olmadığı gerekçesiyle iflasın ertelenmesi talebinin reddi ile iflasa karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle hükmün tesisi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir." denilmiştir.Mahkemenin ---- 10.11.2021 tarihli ilamı uyarınca; "-Davacı şirketlerin İFLAS ERTELEME TALEPLERİNİN REDDİ İLE,-Borca batık olduğu belirlenen -- Ticaret Sicil Müdürlüğünün ---- numarasında kayıtlı----- sicil numarasında kayıtlı------ayrı ayrı İFLASLARINA,-İİK.nun 165(1)maddesi uyarınca iflasın 10.11.2021 gün ve saat 11:45 itibariyle açılmasına,-İİK.nun 166(1)maddesi uyarınca iflasın açıldığının derhal --- Adliyesi ----- İflas Müdürlüğü ile ilgili yerlere bildirilmesine,-İİK.nun 166(2)maddesi uyarınca iflas müdürlüğünce gerekli bildirim ve ilanların derhal yapılmasına,-Mahkememizce bu dava nedeniyle alınan tüm ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına,-Atanan kayyımların görevine son verilmesine,-Kısa karardan sonra gerekçeli kararın bir örneğinin de iflas müdürlüğüne gönderilmesine," karar verilmiştir.---- BAM ----. HD------ 16.06.2022 tarihli ilamı uyarınca; "Açıklanan nedenlerle ve özellikle, iflas erteleme istemi ve konkordato talebine dair yasal düzenlemeler, her iki müessesinin ortak ve ayrık durumları, dava tarihi itibariyle uygulamaya dair düzenlemeler, iflas erteleme yargılamasında verilen ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılması ve kayyımların görevlerine son verilmesi, usul ekonomisi ilkesi ve tüm dosya kapsamı sonucunda, mahkemece konkordato yargılamasının akibeti araştırıldıktan sonra duruma göre sonucunun beklenmesi ve konkordato yargılaması neticesinde davacıların konkordato taleplerinin reddi ve davacı şirketler hakkında söz konusu dosyada iflasa karar verilmemesi durumunda davacı şirketlerin, tüm varlıklarının güncel rayiç değerlerinin tespiti ile uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, aksine hüküm tesisi isabetli olmamıştır. Ancak davacı şirketlerin konkordato başvurusu ile ilgili re’sen yapılan araştırmada, şirketlerin konkordato talebine dair yargılama neticesinde, ----Asliye Ticaret Mahkemesinin -----Karar ve 16.11.2021 tarihli kararla, şirketlere 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği ancak devam eden süreçte davacılar için derdest olan----- Asliye Ticaret Mahkemesinin -----Esas sayılı İflas erteleme dosyasında █████/2021 tarihinde iflas kararı verildiği, bu kararla şirketlerin müflis duruma düştükleri, iflasın hukuksal sonuçlarının doğduğu, şirketin tüm işlemlerinin İflas Müdürlüğüne geçmiş olduğu İİK‘da düzenlenen konkordatoya ait hükümlerin müflis şirketler hakkında yasal olarak mümkün olmadığı gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edildiği ve kararın 06.12.2021 tarihinde kesinleşmiş olduğu mahkemenin 10.06.2022 tarihli yazı ve eklerinden anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemece ancak davacı şirketlerin güncel olarak malvarlıklarının rayiç değerlerinin tereddüte mahal bırakmaksızın tespiti ve borca batık olup olmadıklarına dair rapor alındıktan sonra uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekeceğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun işin esası incelenmeksizin kabulüne dair takdiren aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. Kabule ise iflasla birlikte iflas avansının iflas dairesine aktarılmasına dair karar verilmemiş olması, iflasın hükümle birlikte açılacağı hükmü ve yapılacak masraflar yönünden isabetli görülmemiştir." gerekçesiyle dosya mahkemeye geri gönderilmiştir.Dosya içerisine hükme esas alınan 13.10.2025 tarihli mali rapor ile 23.10.2025 tarihli teknik rapor alınmıştır.Yapılan Yargılama Sonucu; davacı tarafın İİK 179. ve TTK 376. ve 377. maddeleri uyarınca iflasın ertelenmesi talep edilmiştir. Dosya içerisine alınan 13.10.2025 tarihli mali rapor ile 23.10.2025 tarihli teknik rapor uyarınca davacı -----şirketlerin 31.03.2025 tarihli kaydi özvarlığının (+) 156.379.786,14 TL olduğu ve aynı tarihli bilançoya göre de şirketin öz kaynaklarının (+) 553.355.081,38 olduğu ve borca batıklık durumunun kalmadığı diğer davacı ----- Firmasının ise yine 31.03.2025 tarihli kaydi özvarlığının (+) 13.251.755,36 TL olduğu, aynı tarihli bilançoya göre de şirketin öz kaynaklarının (+) 13.251.755,36 olduğu bu haliyle her iki şirketin de borca batıklık durumunun kalmadığı anlaşılmakla açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;Açılan Davanın REDDİNE,2- Harçlar yasası gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 29,20 TL harcın indirilmesi ile geriye kalan 586,20 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Davacılar ve müdahil taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,4-Davacı tarafça ve müdahil taraflarca peşin yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333.md uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,İlişkin olarak davacı ve asli müdahil ----- vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.