Anahtar kelimeler: Satımdan Sitesi Kendine Satmak Tedariki Emrine Niyetli Borca Ürün Kötü

T.C.

İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A /
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı 12/1/2022 tarihinde borca ve yetkiye ilişkin olarak itirazı üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiği, söz konusu karar ve borçlu tarafın itiraz dilekçesinin tarafına tebliğ edildiğini, davalı tarafın İcra Müdürlüğü'ne yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı borçlu ile müvekkili arasında 07.12.2015 tarihinde, davalının, kendine ait sitesi üzerinden ve işletmelerinde satmak üzere ürün tedariki için müvekkili le sözleşme yaptığını ve müvekkilinden muhtelif zamanlarda çiçek ve fidan alarak satışını yaptığını, dilekçe ekinde bulunan tedarik ve sevkiyata ilişkin belgeler ve mutabakat maillerden anlaşılacağı üzere ilgili firmaya müvekkilinin ürünleri gönderdiğini ve bu ürünlere ilişkin olarak da muhtelif tarihli toplamda 42 adet fatura kestiğini, bu faturalar ilişkin ilgili firma ürünleri teslim aldığı halde faturaların karşılığı olan ücretler için ödeme yapmadığını, davalı firmaya ekte belgelerini sundukları ürünler teslim edildiğini, faturası da davalı şirketin kendisine gönderildiğini, sevk işlemlerine ve faturanın iletildiğine ilişkin tebliğ ve belgeler ekte olduğunu, fatura içeriğine davalı tarafından itiraz edilmemiş fakat ödeme işlemi de süresi içerisinde davalı tarafından yapılmadığını, müvekkilinin tarafından defalarca faturalara ilişkin ilgili firmadan borcun ödenmesi talep edildiğini, telefon ve mail yoluyla bu paralar istendiğini, yine müvekkili tarafından 42 adet faturanın ödenmesi için borçlu şirkete karşı ... tarihinde ... 1 Noterliği ... yevmiye nolu ihtarname ile ilgili şirkete borcun ödenmesi talepli ihtar gönderildiğini, ilgili şirket tarafından hiç birine itiraz edilmediğini, ilaveten, takip konusu meblağ davalı tarafça gayet iyi bir şekilde bilinmekte olduğunu, aynı zamanda likid bir alacak olduğunu, ilgili şirket faturalara süresi içinde itiraz etmemiş olduğunu, muhtemelen ticari defterlerine de işlemiş bulunmakta olduğunu, davanın kabulüne, borçluların itirazlarının reddi ile itirazın iptaline, alacak, faiz ve takibe ilişkin belirttikleri rakam üzerinden takibin devamına, ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası üzerinden takibin devamına, haksız borca itiraz eden borçluların alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
S A V U N M A /
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tarafların, üzerinde anlaşma sağladığı vadeli sözleşmeye göre, ödeme, vadeli şekilde gerçekleştirilmekte olduğunu, buna göre, ay içinde satılan ürünlerin ödemesi, satıldığı ayın son günü vade kabul edilmekte ve bu tarihten 30 gün sonra, fakat sadece satılan ürünlerin ödemesi yapılmakta olduğunu, bir diğer deyişle, davalı müvekkili tarafından yapılan ödeme, ürünün satılmasına bağlı olduğunu, davalı müvekkili tarafından, yalnızca satılan ürünlerin ödemesi yapılmakta, satılmayan ürünlerin bedelinin ödemesi ise yapılmamakta olduğunu, davacı tarafça düzenlenen faturaların vadelendirmeye esas teşkil etmeyeceği, vade ve ödenecek tutarın ise sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde uygulanacağı taraflar arasındaki sözleşme ile tartışma dışı olduğunu, ticari ilişki sözleşmeye uygun devam etmekte iken, davacı tarafından ... 9. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile yapılan takibe itiraz edildiğini, davacı, takibe kötüniyetli olarak itiraz edildiğini iddia etmekteyse de, itirazın kötüniyetli olarak yapıldığına dair herhangi bir delil ibraz etmediğini, davacının davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E /
Dava dosyası, ... 22. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas ve ...karar sayılı görevsizlik kararı üzerine mahkememize tevzi edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen 42 adet faturadan doğan alacağın tahsili amacıyla davacı şirket tarafından davalıya karşı ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılmış, akabinde davacı vekilince 06.05.2024 tarihinde sunulan ıslah dilekçesi ile alacak davasına dönüştürülmüş ve toplam 131.109,59 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep edilmiştir.
Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış, tarafların 2021-2022 yılı BA ve BS formları celp edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
... 36. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen 42 adet faturadan doğan alacağın tahsili amacıyla davacı şirket tarafından davalıya karşı 87.998,71 TL 18.09.2022 tarihi ile 29.04.2022 tarihleri arasında düzenlenmiş ve itiraz edilmemiş 42 adet fatura toplam alacak tutarı, 12.194,21 TL toplam alacağa takip tarihine kadar işlemiş faiz, 309,54 TL 23.08.2022 tarih ... yevmiye nolu noter ödeme ihtarı tutarı olmak üzere 100.502,46 TL toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun █████/2023 tarihinde takibe itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına yönelik Mahkememizce SMMM bilirkişi ...'dan alınan 12.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının defterlerinde yapılan inceleme sonucunda; 31.12.2021 tarih ... yevmiye numarası ile hesap kapanışı (190.0000,00 TL) yapılarak 5.310,88 TL bakiye bırakıldığını, aynı şekilde ...tarih ... yevmiye numarası ile düzeltme fişi (49.467,69 TL) yapılarak hesap kapatılarak sıfır ( 0 ) landığını, SONUÇ: Davacının defterleri incelendiğinde davacı tarafından düzenlenen 42 adet faturanın kayıtlara intikal ettiği ve faturaların toplam tutarının 87.564,73 TL olduğunu, dönem dönem İade Faturalarının kayda alındığını, davalı tarafından yapılan herhangi bir ödemenin kaydına rastlanmadığını, yıl sonlarında düzeltme kaydı ile muhasebece kapatıldığını ve bu sebeple bakiyenin sıfır “0” olduğunu; ancak gerçek alacak bakiyesinin tespit edilmesinin mümkün olmadığı bildirilmiştir.
Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarınında incelenmesi suretiyle dosya kapsamında rapor alınmasına ilişkin inceleme ara kararı kapsamında Mahkememizce SMMM bilirkişi ...'dan alınan 26.10.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dosyada bulunan davacı tarafın B formlarına göre; Davacı yan 2021 yılında KDV hariç 10.271,06 TL tutarında (davalıdan) mal alımı yaptığını, bu alımın iade faturası olduğu değerlendirilmekte olduğunu, davacı yan 2021 yılında KDV hariç 21.621,71 TL tutarında (davalıya) mal satışı yaptığını, aynı yıl içinde ... Tic. Tarım unvanlı mükellefe 218.582,00 TL tutarında da mal satışı yapılmış görünmekte olduğunu, ancak unvan davalı unvanı ile birebir aynı olmadığını, buna rağmen davacının BS 2021 formunda her iki satışın da ... Vergi Kimlik Numaralı mükellefe yapıldığı görüldüğünü, dolayısı ile davacının 2021 yılında KDV hariç 240.203,71 TL -davalıya- toplam satışı hesaplandığını, davacı yan 2022 yılında KDV hariç 46.559,75 TL tutarında (davalıya) mal satışı yaptığını, netice itibari ile davacı yan 2 yıl içinde davalı yana 363.894,50 TL (KDV dahil) tutarında satış yaptığını, 12.119,85 TL tutarında davalı yandan alış yaptığını, bu durumda davacı yan B formlarına göre net 331.774,65 TL alacaklı görünmekte olduğunu, B formları sadece emtia ve fatura hareketlerini göstermekte olduğunu, borç-ödeme-bakiye bilgisi içermemekte olduğunu, dosyada bulunan davalı tarafın B formlarına göre; davalı yan 2021 yılında KDV hariç 312.280,59 TL tutarında (davacıdan) mal alımı yaptığını, davalı yan 2021 yılında KDV hariç 10.271,06 TL tutarında (davacıya) mal satışı yaptığını, bu satışın iade faturası olduğu değerlendirilmekte olduğunu, davalı yan 2022 yılında KDV hariç 46.559,75 TL tutarında (davacıdan) mal alımı yaptığını, netice itibari ile davalı yan 2 yıl içinde davacı yana 12.1 19,85 TL (KDV dahil) tutarında satış yaptığını, 423.431,60 TL (2418 KDV dahil) tutarında davacı yandan alış yaptığını, bu durumda davalı yan B formlarına göre net 41 1.311,75 TL borçlu görünmekte olduğunu, B formları sadece emtia ve fatura hareketlerini göstermekte olduğunu, borç-ödeme-bakiye bilgisi içermemekte olduğunu, Sonuç ve Kanaat: Davalı yan bilirkişi incelemesine belge sunmadığını, davacı yana ait defterlere ilişkin yapılan bilirkişi incelemesinde 87.564,73 TL tutarındaki 42 adet faturanın kayıtlara alındığı tespit edildiğini, tarafların B formlarının incelenmesinden sürekli bir ticari ilişki olduğu anlaşıldığını, davacı lehine (davalı B formuna göre 411.311,75 TL, davacı B formuna göre 351.774,65 TL) alacak doğduğunu, tarafların birbirine düzenledikleri faturalara yasal yoldan ve yasal süresinde itiraz etmedikleri anlaşıldığını, tarafların dosyaya ya da bilirkişi incelemesine sunduğu herhangi bir ödeme belgesi görülmediğini, davalının B formlarında yer alan toplam tutarların davacının B formlarında yer alan toplam tutarları kapsadığı anlaşılmış; taleple bağlı olarak davacının faturaya dayalı 87.998,71 TL alacağı olduğunu, bu rakamın dosyaya sunulan daha önceki bilirkişi raporunun sonuç bölümü ile de tutarlı olduğunu, davacının ilk ihtar tarihi olan 08.11.2022 itibari ile (... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas dosyası) temerrüt başlangıcı sayılmasının Mahkemenin takdirinde olduğunu, bu tarih ile ilk dava tarihi olan 17.05.2023 (... 22.Asliye Hukuk Mahkemesi...Esas) arasında 6.098,43 TL ticari temerrüt faizi hesaplandığını, bu hali ile davacının toplam 94.097,14 TL alacaklı olduğunun değerlendirildiğini, davalının “satış yapıldıkça ödeme yapılır. satılmayan mal için ödeme yapılmaz ” iddiasının sözleşme hukukunu ilgilendirdiğini, dosyada bir sözleşme görülemediğini, sözleşme görülse dahi değerlendirmesinin mali müşavirin uzmanlık alanında olmadığını, davalının iddia ve talepleri kısmında da belirtildiği üzere “imzalı” bir sözleşme bulunmadığı ancak “imzalanması hususunda tarafların anlaştıklarını ve üzerinde anlaşma sağlanan vadeli bir sözleşme olduğunu, bu sözleşmeye göre de davacıya vadeli ödeme yapılacağı” yönündeki davalı yan iddiasının dosyadan teyit edilemediğini, kaldı ki tarafların sözleşme hukuku ve sektörel iddialarının 3568 sayılı yasa kapsamında yetki almış mali müşavirin uzmanlık alanında olmadığını, incelemeye evrak sunmayan davalı yanın 87.998,71 TL ana para ve 6.098,43 TL faiz tutarının davacıya ödendiğini ispata yarar vesaiki -varsa- Mahkemeye sunabileceğini, davacı yanın 131.109,589 TL olarak talep ettiği alacağını ancak 94.097,14 TL olarak talep edebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre;
... 36. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra takip dosyası ile, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen 42 adet faturadan doğan alacağın tahsili amacıyla davacı şirket tarafından davalıya karşı 87.998,71 TL 18.09.2022 tarihi ile 29.04.2022 tarihleri arasında düzenlenmiş ve itiraz edilmemiş 42 adet fatura toplam alacak tutarı, 12.194,21 TL toplam alacağa takip tarihine kadar işlemiş faiz, 309,54 TL ... tarih ... yevmiye nolu noter ödeme ihtarı tutarı olmak üzere 100.502,46 TL toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun █████/2023 tarihinde takibe itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilince dava dilekçesi ile, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacıya tedarik edilen ürünlere ilişkin düzenlenen faturaların ödenmediği, bu kapsamda başlatılan icra takibine davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olduğu ileri sürülerek, ... 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı tarafın vaki itirazlarının iptaline, takibin devamına ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekilince, davaya cevap dilekçesi ile, tarafların ürün bedellerinin vadeli ödenmesini öngören sözleşme tipinde anlaştıklarını, sözleşmeye göre vadeli ödeme gerçekleştirilmekte olduğu, sadece satılan ürünlerin ödemesinin yapıldığı, ürünlerin satıldığı ayın son gününün vade kabul edildiği ve bu tarihten 30 gün sonra ödeme yapılmakta olduğu, davacı tarafça düzenlenen faturaların vadelendirmeye esas teşkil etmeyeceği, davacının alacak talebinin yerinde olmadığı, sözleşmeye göre davalı taraf kayıtlarının delil niteliğinde kabul edildiği savunularak davanın reddi talep edilmiş, icra takibine itirazlarında da, davacıya herhangi bir borcu olmadığı ileri sürülerek icra takibine itiraz edilmiştir.
Mahkememizce ön inceleme duruşması icra edildikten sonra, davacı vekilince 06.05.2024 tarihinde sunulan ıslah dilekçesi ile dava alacak davasına dönüştürülmüş ve toplam 131.109,59 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep edilmiştir.
Islah dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edilmesine rağmen, davalı tarafça ıslaha karşı beyanda bulunulmamıştır.
Öncelikli olarak, dava şartları, ilk itirazlar veya süreler yönünden değerlendirme yapılmıştır;
Dava şartlarının tam olduğu, incelenecek başkaca bir ilk itiraz veya süreler yönünden itiraz olmadığından davanın esasına geçilmiş, taraflarca bildirilen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Alınan bilirkişi raporlarının bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla, hukuki değerlendirmeler mahkememize ait olmak üzere raporların dosya kapsamında karar vermeye uygun bulunmuştur.
Dava, faturalardan kaynaklı alacak davası olup, alacak davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır.
Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Somut olayda, dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre;
Dosyamıza taraflarca imzalanmış bir sözleşmenin sunulmadığı, taraflar arasında faturalardan kaynaklı ticari ilişkini bulunduğu; Davacı tarafça, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacıya tedarik edilen ürünlere ilişkin düzenlenen faturaların davalı tarafça ödenmediği ileri sürülerek toplam 131.109,59 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep edilmiş olduğu; Davalı tarafça, tarafların ürün bedellerinin vadeli ödenmesini öngören sözleşme tipinde anlaştıkları, sözleşmeye göre vadeli ödeme gerçekleştirilmekte olduğu, sadece satılan ürünlerin ödemesinin yapıldığı, ürünlerin satıldığı ayın son gününün vade kabul edildiği ve bu tarihten 30 gün sonra ödeme yapılmakta olduğu, davacı tarafça düzenlenen faturaların vadelendirmeye esas teşkil etmeyeceği, davacının alacak talebinin yerinde olmadığı, sözleşmeye göre davalı taraf kayıtlarının delil niteliğinde kabul edildiği savunularak davanın reddinin talep edilmiş olduğu, ancak herhangi bir sözleşmenin sunulmadığı; Davalı tarafça, bilirkişi incelemesine ticari defter ve kayıtlarının sunulmayarak ticari defter ve kayıtların ibrazından kaçınıldığı; Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil niteliğine haiz olduğu; Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre dava ve takip konusu 42 adet faturanın davacı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların BS formları ile ilgili vergi dairesine beyan edildiği; Davalı tarafça ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi incelemesine ibraz edilmeyerek ibrazdan kaçınıldığı, dava konusu faturaların davalı tarafça ilgili vergi dairesine BA formları ile beyan edildiği, beyan edilen miktarın davacın BS formları ile beyan ettiği miktardan dahi fazla olduğu; Davalı tarafça yazılı bir sözleşmenin sunulmaması, ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınılması, faturaların BA formları ile ilgili vergi dairesine beyan edilmiş olması karşısında davalı tarafın savunmasının dinlenmeyeceği; Delil niteliğine haiz davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına ve davalının BA davacının BS formlarına göre, dava konusu faturalardan dolayı, taleple bağlılık ilkesi de dikkate alındığında, davacının davalıdan dava tarihi itibarıyla 87.988, 71 TL asıl alacak ve 6.098,43 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 94.097,14 TL alacaklı olduğu, bu alacağın 87.988,71 TL asıl alacak kısmına dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceği, bu miktar yönüyle davacı tarafın üzerine düşen ispat külfetini yerine getirdiği, davalı tarafın yukarıda tespit edilen bedelinin ödendiğine, istenebilir olmadığına dair bir ispatının da olmadığı, anlaşılmakla ve değerlendirilmekle; Davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu nedenler ile aşağıdaki şekilde hüküm kurularak yargılama sonuçlandırılmıştır.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVACI TARAFÇA AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; 94.097,14 TL alacağın, 87.988,71 TL'sine dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle, davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Fazlaya dair istemin REDDİNE,
2-Alınması gereken 6.427,78-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin ve ıslah yoluyla yatırılan 2.241,34-TL'nin mahsubu ile bakiye 4.186,44-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafından peşin ve ıslah yoluyla yatırılan 2.241,34-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı parası, 219,50 TL müzekkere ve davetiye posta masrafı, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.399,40 TL yargılama masrafının davanın kabul ret oranı göz önünde bulundurularak hesaplanan 8.899,03-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, fazlasının kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından masraf yapılmadığından bu hususta hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı yan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddolunan dava değeri üzerinden karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 37.012,45-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk giderinin, 2.239,22 TL'sinin davalıdan, 880,78 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
9-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip
¸
Hakim
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!