Anahtar kelimeler: Boğazköy Asfaltından İlerlerken Arnavutköy Şeritte Şerit Tefrikine Vurduğunu Edirne İlerlemekte

T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizin...Esas sayılı dosyanın yapılan incelemesi sonunda davalı ...Şirketi yönünden dosyanın tefrikine karar verilmiş olmakla, dosya ele alındı.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'a ait... plakalı aracın 27.12.2024 tarihinde, İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, Boğazköy mevkiinde Edirne asfaltından Arnavutköy istikametine en sağ şeritte ilerlerken bu esnada aynı istikamette ilerlemekte olan ve orta şeritte seyir halinde olan ... yabancı plakalı müvekkiline ait olan araca şerit ihlali yaparak sağ taraftan vurduğunu, müvekkilinin aracının sağ ön ve sağ arka kapılarındada maddi hasar meydana gelmesine sebep olduğunu, davalı ...A.Ş.'nin, kaza tarihinde geçerli olan ... poliçe no’lu ZMMS poliçesi nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün tam ve asli kusuru ile neden olduğu maddi hasardan poliçe limitleri ve kapsamı dahilinde sorumlu olduğunu, davalı araç sürücüsü ...'un ise meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğunu, işbu davanın ticari sayılan davalardan olması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, davalı sigorta şirketinin İzmir Bölge Müdürlüğünün bulunması nedeniyle İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkiline ait ve Alman trafiğine kayıtlı aracın kaza sonrası tamir masrafı, Almanya’da bulunan ... Bürosu tarafından düzenlenen 11.01.2025 tarihli ekspertiz raporu ile KDV dahil 7.187,93 EURO olarak tespit edildiğini, müvekkil aracında meydana gelen zararın tespiti için alınması zorunlu ekspertiz raporunun tanzimi için müvekkili tarafından 1.325,54 EURO ödemede bulunulduğunu, bahsi geçen ekspertiz raporunun Türkçe’ye tercümesi için 571,20 EURO ödeme gerekli olduğunu, müvekkilinin meydana gelen trafik kazası nedeniyle 5 iş günü süresince aracını kullanamadığını, bu nedenle 5x119=595,00 EURO istifade zararı bulunduğunu, aracın almış olduğu hasar nedeniyle 650,00 EURO değer kaybına uğradığını, toplam zararın 10.329,67 EURO’ya tekabül ettiğini, sigorta şirketinin ikame araç bedelinden sorumlu olmadığını, davalıların zarar görene gerçek zararını ödemek zorunda olduğundan hasar bedeline yansıyacak KDV miktarını da ödemek zorunda olduğunu, müvekkilinin daimi ikametgahı Almanya olduğundun araçtaki zararın da Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesi gerektiğini, kaza tarihi itibari ile sigorta teminat limiti 200.000,00-TL olup ZMMS sigortasının sorumluluğu iş bu bedelin temerrüd tarihindeki kur karşılığı tutarında zarardan sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulmuş ise de cevap verilmediğini, ödeme yapılmadığını, davalı sigorta şirketinin başvuru tarihi olan █████/2025 tarihinden sonraki 8 iş günü sonrasına tekabül eden █████/2025 tarihinde temerrüde düştüğünü, davalı sigorta şirketinin tazminatın fiili ödeme günündeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanarak TL karşılığının ZMMS poliçesi limitleri ve kapsamı dahilinde tazmininden sorumlu olduğunu, müvekkilinin aracındaki hasarın bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını beyan etmekle, bilirkişi incelemesiyle tespit ettirilmesi neticesinde belirsiz alacak davası olarak açılan davada fazlaya dair her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla; 80,00 EURO KDV dahil hasar bedeli, 10,00 EURO değer kaybı ve 10,00 EURO istifade zararı olmak üzere toplam 100,00 EURO tazminatın davalı sigorta şörketi bakımından temerrüt tarihinden, davalı ... bakımından ise kaza tarihinden itibaren faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı TL karşılığı müştereken ve müteselsilen tahsiline, ekspertiz ücretinin ve tercüme ücretinin yargılama giderlerine dahil edilerek edilerek tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
:1-Davacı tarafın iddia ve beyanları,2-█████/2024 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı,3-Dava dilekçesi ekinde sunulan █████/2025 tarihli ekspertiz raporu,4-Sair deliller.DAVA KONUSU
:Açılan dava, █████/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı...'a ait ... plakalı araçta meydana gelen hasarın hasar bedeli ve değer kaybı miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar onarım bedeli ve değer kaybı bedellerinin teminat limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının davalı ...Şirketinden, ayrıca davacı tarafından ödenen 1.325,54-EUR ekspertiz ücreti ve 571,20-EUR tercüme ücretinin ise yargılama giderleri arasında değerlendirilmek suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi talebine ilişkindir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları ; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanununun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir.Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanunun 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3/1.maddesinde ise; ''Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler. (Ek cümle:6/███████-███████ md.) Şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi hükmü saklıdır.'' hükmüne yer verilmiş, bu madde kapsamında dava şartı olan arabuluculuğa ilişkin hükümleri düzenleyen aynı Kanun'un 18/A. maddesine atıf yapılmıştır.6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A. maddesinde de; ''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' şeklindeki hükümler ile arabulucuğa başvurma dava şartının içeriği düzenlenmiştir.Mahkememizin...Esas sayılı dosyası üzerinde resen yapılan inceleme neticesinde; davanın █████/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı...'a ait ... plakalı araçta meydana gelen hasarın hasar bedeli, değer kaybı ve ikame araç bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar onarım bedeli, değer kaybı bedellerinin davalı ... yönünden kaza tarihinden, davalı sigorta şirketinden ise teminat limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen, ikame araç bedelinin ise kaza tarihinden itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesi, davacı tarafından ödenen 1.325,54-EUR ekspertiz ücreti ve 571,20-EUR tercüme ücretinin ise yargılama giderleri arasında değerlendirilmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi talebine ilişkin olarak ikame edildiği, dosyada yer alan talepler dikkate alındığında, davalı ...Şirketi yönünden sigorta hukukundan kaynaklanması sebebiyle davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibariyle arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, davanın ...Şirketi yönünden ticari mahiyette bulunması sebebiyle zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, ancak dava dilekçesi ekinde zorunlu arabuluculuk son anlaşamama tutanağının aslı veya onaylı bir sureti ibraz edilmediği gibi, dava dilekçesinde ...Şirketi yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı açısından başvuru yapıldığına dair herhangi bir iddianın da bulunmadığı, bu sebeple davalı ...Şirketi yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeyen davalı ...Şirketi yöneltilen taleplerin mahkememizin... Esas sayılı dosyasından tefriki ile mahkememizin son sıra esas numarasına kaydının yapılmasına karar verilerek... Esas sırasına kayıt edilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesinde; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü düzenlenmiş, arabulucuya başvuru dava şartı olarak nitelendirilmiştir.Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. maddesinde; ''Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.'' hükmüne yer verilmiş olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesinde düzenlenen arabulucuya başvuru dava şartı bu madde kapsamına girmektedir.Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.Tüm dosya kapsamı, davacı tarafın iddia ve beyanları, █████/2024 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı, dava dilekçesi ekinde sunulan █████/2025 tarihli ekspertiz raporu, mahkememizin...Esas sayılı dosyası birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, █████/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı...'a ait ... plakalı araçta meydana gelen hasarın hasar bedeli ve değer kaybı miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar onarım bedeli ve değer kaybı bedellerinin teminat limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihinden itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının davalı ...Şirketinden, ayrıca davacı tarafından ödenen 1.325,54-EUR ekspertiz ücreti ve 571,20-EUR tercüme ücretinin ise yargılama giderleri arasında değerlendirilmek suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi talebine ilişkin olduğu, davalı ...Şirketi yönünden sigorta hukukundan kaynaklanması sebebiyle davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibarıyla arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, ancak dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son anlaşamama tutanağının aslı veya onaylı bir suretinin mahkememize ibraz edilmediği gibi, dava dilekçesinde ...Şirketi yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı açısından başvuru yapıldığına dair herhangi bir iddianın da bulunmadığı, bu sebeple davalı ...Şirketi yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinden bahsedilemeyeceği, dava şartlarının bulunup bulunmadığının mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibariyle zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartı olmasına rağmen davacı tarafça arabuluculuk başvurusu yapılmaksızın doğrudan dava açılmış olduğu, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilecek dava şartlarından olmadığı göz önünde bulundurulduğunda, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak ve takdiren dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davalı ...Şirketine karşı açılan davanın zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A. maddesi ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu'na eklenen 18/A-2. maddesi uyarınca arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddeleri atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken ancak dosyanın tefrik sonucu oluşması nedeniyle alınamayan 615,40-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,4-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,Dair, tarafların yokluklarında, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır