Anahtar kelimeler: İhk Katında Saatte Gününün Geldiler İstemli Binanın Davetiye Heyeti Sözlü

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ Değişik İş - ████████ KararSAYISI
: İHK-██████████SAYISI
: K-███████████İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Tarafların vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 23.10.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkili adına 1 26... parsel sayılı taşınmazda bulunan 3A nolu binanın birinci katında bulunan 1 99... yüzölçümlü yapının 06.04.█████████ tarihli Zorunlu Deprem Sigortası poliçesi ile teminat altına alındığını, davacıya ait taşınmazın 06.02.2023 depreminde ağır hasara uğradığını ve kullanılamayacak hale geldiğini, davalı kuruma yapılan başvuruya olumlu veya olumsuz herhangi bir cevap verilmediğini, davacı kurum tarafından ... nolu Zorunlu Deprem Sigortası poliçesi kapsamında müvekkiline ödeme yapılmadığını ancak Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik ve Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarında Yer Alan Tebliğ ve İhbarlar Başlıklı C.5 maddesine göre DASK'ın bildirim yükümlüğünü yerine getirmemesi nedeniyle, davacıya ait taşınmaz için 25.11.2022 tarihinde Resmi Gazetede ilan edilen yeni tarife üzerinden metrekare başına 3.016,00 TL olan birim maliyetinin dikkate alınmasıyla 15.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında sunulan ıslah dilekçesi ile talebini 588.180,32 TL'ye yükseltmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; kısmi dava biçiminde ikame edilen başvurunun hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, Zorunlu Deprem Sigortası Poliçesi Genel Şartları A.2 maddesi gereği tamamı ticari veya sınai amaçla kullanılan binaların Zorunlu Deprem Sigortası kapsamı dışında olduğunu, ayrıca talebe konu taşınmazın tapu kaydında da bağımsız bölüm niteliğinin “dükkan” olduğunu, poliçeye konu meskenin bulunduğu binanın tamamının ticari amaçla kullanıldığından dolayı oluşan hasarda müvekkili kurumun sorumluluğunun bulunmadığını, güncel tarife üzerinden hesaplama yapılabilmesi için zeyilname düzenlenmesi ve ek prim ödenmesi gerektiğini, ancak başvuru konusu taşınmaz için zeyilname düzenlenmediğini ve ek prim ödenmediğini, sigorta şirketine usulüne uygun başvuruda bulunulmadığını ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen vekalet ücretinin 1/5'i kadar olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARIUyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 25.11.2022 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğ'e göre sigorta bedelinin belirlenmesi gerektiği ve poliçede her bir hasarda %2 oranında tenzili muafiyet uygulanacağının kararlaştırıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 588.180,32 TL'nin temerrüt tarihi olan 22.09.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.IV. İTİRAZUyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 25.11.2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğ'e göre sigorta bedelinin belirlenmesinin yerinde olduğu ve dava konusu zararın poliçe teminat kapsamında olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA.Temyiz sebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları A.2 maddesi gereği, tamamı ticari veya sınai amaçla kullanılan binaların Zorunlu Deprem Sigortası kapsamı dışında olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı kurumun zeyilname düzenlenmeksizin ve ek prim alınmaksızın değişen tarifeye göre otomatik olarak ödeme yapacağına ilişkin hukuki bir dayanak olmamasına rağmen hakem heyetince idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak şekilde karar verilmesinin Anayasa'nın 125. maddesinin 4. fıkrası'na aykırı olduğunu, sigorta hukukunda temel kuralın, sigorta sözleşmesi uyarınca düzenlenen poliçenin üzerinde belirtilen teminat miktarı uyarınca teminat sağlaması olduğunu ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; davalı tarafından Zorunlu Deprem Sigortası poliçesi ile teminat altına alınan taşınmazın depremde hasara uğraması nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi istemine ilişkindir.1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve özellikle, davacıya ait kullanım şekli ‘’Ticarethane’’ olarak belirtilen dava konusu 1 99... yüzölçümlü bağımsız bölümün bulunduğu 1 26... parsel sayılı taşınmaza ilişkin Tapu Müdürlüğü tarafından yapılan bilgilendirmede 1 26... parsel sayılı taşınmazda 15 adet bağımsız bölüm olup bağımsız bölümün niteliklerinin dükkan, depo ve mesken olarak belirtildiği, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları ''Sigortanın Kapsamı'' başlıklı A.1 maddesinde ''6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu gereğince, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler, tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tabi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilmiş binalar, bu binalar içinde yer alan ve ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan bağımsız bölümler ile doğal afetler nedeniyle devlet tarafından yaptırılan veya verilen kredi ile yapılan meskenler Zorunlu Deprem Sigortasına tabidir.'' düzenlemesi uyarınca dava konusu talebin poliçe teminat kapsamı içinde olduğunun anlaşılmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;Binalarda deprem sonucu meydana gelebilecek maddi zararların karşılanmasını teminen yaptırılacak zorunlu deprem sigortası ile sigorta şirketlerince teminat verilemeyen veya teminat verilmesinde güçlükler bulunan çeşitli afetler ve riskler sonucu meydana gelebilecek maddi ve bedeni zararların karşılanabilmesini teminen sunulacak sigorta ve reasürans teminatlarına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu kabul edilmiş ve 18.08.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.Zorunlu deprem sigortası Afet Sigortaları Kanunu'nun “Kapsam ve sigorta yapma zorunluluğu" başlıklı 10. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; 23.6.1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler, tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tâbi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilmiş binalar, bu binaların içinde yer alan ve ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan bağımsız bölümler ile doğal afetler nedeniyle Devlet tarafından yaptırılan veya sağlanan kredi ile yapılan meskenler zorunlu deprem sigortasına tâbidir.Afet Sigortaları Kanunu’nun 3/1. maddesi uyarınca bu Kanun'a göre sunulacak sigorta ve reasürans teminatları, Bakanlık nezdinde kurulan kamu tüzel kişiliğini haiz Doğal Afet Sigortaları Kurumu tarafından verilir. Aynı Kanun'un 7/1. maddesine göre zorunlu deprem sigortası teminatı münhasıran Kurum tarafından verilir. Bu teminat, risk yönetimi açısından şartların gerekli kılması durumunda ve Bakan tarafından uygun görülmesi hâlinde sigorta şirketleri ile müştereken de verilebilir.Sigorta, ‘güvence’ anlamına gelen Latince kökenli bir sözcüktür. Sigorta, aynı türden rizikoyla (tehlikeyle) karşı karşıya olan kişilerin, belirli bir miktar para (prim) ödemesi yoluyla toplanan tutarın, sadece o rizikonun gerçekleşmesi sonucu fiilen zarara uğrayanların zararını karşılamada kullanıldığı bir risk transfer sistemidir. Bu sistem sayesinde kişiler, karşı karşıya bulundukları tehlikelerin neden olabileceği parayla ölçülebilen zararlarını, nispeten küçük miktarlarda ödemiş oldukları primler yoluyla paylaşmaktadır.Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1401. maddesi uyarınca, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir. Buna göre sigorta sözleşmesinin iki temel unsuru bulunmaktadır. Birincisi sigorta ettirenin sigortacıya bir prim ödemesi, ikincisi ise ödenen prim karşılığı sigortacının kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan risk gerçekleştiğinde bunu tazmin etmesidir.Afet Sigortaları Kanunu, bu Kanuna dayalı çıkarılan Yönetmelik ve Genel Şart hükümleri incelendiğinde Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler, tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tâbi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilmiş binalar, bu binaların içinde yer alan ve ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan bağımsız bölümler ile doğal afetler nedeniyle Devlet tarafından yaptırılan veya sağlanan kredi ile yapılan meskenlerin zorunlu deprem sigortasına tâbi olduğu, bu sigorta ile Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK) deprem riskine karşı teminat verdiği ve bu teminat karşılığı sigorta ettirenin bir prim ödediği görülmektedir. Bu durumda zorunlu deprem sigortasında sigorta ettiren ve sigortalayandan oluşan iki tarafın olduğu, sigorta ettirenin sigortacıya bir prim ödediği ve bunun karşılığında sigortacının, sigortalının para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan rizikonun meydana gelmesi durumunda ortaya çıkan zararını sigorta bedeli kadar yükümlenmeyi üstlendiği dikkate alındığında zorunlu deprem sigortasının bir sigorta sözleşmesi olduğunu söyleyebiliriz.Poliçe, sigorta ettiren ile sigortacı arasında yapılan sigorta sözleşmesinin şartlarını taşıyan yazılı belgedir. Sigorta poliçesi, sigortacı ile sigortalı arasındaki sigorta sözleşmesinin yazılı yasal delilidir. Bir sigorta poliçesi genel olarak, sigortacıyı ve sigortalıyı tanımlayıcı bilgileri, sigorta konusuna ilişkin açıklamaları, teminatın kapsamını, sigorta bedelini, sözleşmenin süresini, prim miktarını, poliçenin düzenlenme tarihini, tarafların borç ve yükümlülüklerini, temerrüde ilişkin hükümler ile Genel ve varsa Özel Şartları içerir.Sigorta bedeli ise, sigorta poliçesinde gösterilen ve tehlikenin gerçekleşmesi halinde sigorta değerini geçmemek kaydıyla sigortalıya ödenecek olan azami meblağı ifade eder. Sigorta bedeli ile sigorta tazminatı farklı kavramlardır. Zira sigorta tazminatı hasarın meydana gelmesi halinde ödenecek olan ve gerçek zarara tekabül eden miktar iken, sigorta bedeli poliçede sigorta ile teminat altına alınan menfaat değerinin karşılığıdır.Türk Ticaret Kanunu’nun 1461. maddesine göre, sigortacının sorumluluğu sigorta bedeli ile sınırlıdır. TTK'nın 1486. maddesi uyarınca 1461. maddesine aykırı yapılan sözleşmeler geçersiz olup kanun bu hükmü emredici olarak düzenlemiştir. Bu nedenle bu hükmü hakim kendiliğinden dikkate almak zorundadır.Benzer bir düzenleme Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları B.3.1 maddesinde yer almaktadır. Bu maddeye göre, sigorta tazminatı, hiçbir durumda sigorta bedelinden fazla olamaz.Davaya konu dosya incelendiğinde davacı tarafça ıslah dilekçesiyle 588.180,32 TL DASK tazminatı talep edildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince TTK 1423. maddesinde düzenlenen “Aydınlatma Yükümlülüğü” ile TTK 1452. maddesinde düzenlenen “Koruyucu Hükümler” ve sözleşme kurulduktan sonra yayımlanan Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliği’ne göre sigorta bedelinin 588.180,32 TL olduğu gerekçesine dayalı olarak davanın kabulüne karar verildiği, karara itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Uyuşmazlık Hakem Heyetince kabul kararı verilirken ve İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilirken sigortacının “Aydınlatma yükümlülüğü” ve “Koruyucu hükümler” hususlarının gerekçe gösterilmesi nedeniyle bu kavramlara değinmek gerekir.Sigortacının sigorta ettiren/sigortalıyı aydınlatma yükümlülüğüne ilişkin olan TTK 1423. maddesi “Sigortacının aydınlatma yükümlülüğü” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, “Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar.”Bilgilendirme yükümlülüğü ayrıca 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11. maddesinin üçüncü fıkrasında; “Sigorta şirketleri ve sigorta acenteleri tarafından, gerek sözleşmenin kurulması gerekse sözleşmenin devamı sırasında sigorta ettiren, lehdar ve sigortalıya yapılacak bilgilendirmeye ilişkin hususlar yönetmelikle düzenlenir.” ifadesi ile düzenlenmiştirSigortacılık Kanunu'na dayanılarak “Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik” 14.02.2020 tarihli ve 31039 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.Aydınlatma yükümlülüğü, belirli bir sigorta ilişkisine girmek isteyen kişilerin, gerek sözleşmenin kurulmasından önce gerekse kurulması sırasında sözleşmenin konusu, teminatları ve diğer özellikleri hakkında oluşabilecek bilgi eksikliklerinin giderilmesi ile sözleşmenin devamı sırasında ortaya çıkabilecek ve sözleşmenin işleyişi ile ilgili olarak sigorta ettireni, sigortalı veya lehtarı etkileyebilecek nitelikteki değişiklik ve gelişmelerden ilgililerin haberdar edilebilmesini teminen, sigortacı tarafından yazılı olarak yerine getirilmesi gereken görev ve yükümlülüklerdir.Sigortacının aydınlatma yükümlülüğünden bahsedilebilmesi için Kanunda, Genel Şartlarda veya poliçe özel şartlarında sigortacıya bir yükümlülük, bir görev verilmiş olması gerekir. Zira Kanunda, Genel Şartlarda ve poliçe özel şartlarında olmayan bir yükümlülük ve görev için sigortacıya o konuda bildirim yükümlülüğü yüklenemez.Gerek TTK, gerek Deprem Sigortası için daha özel bir kanun olan Afet Sigortaları Kanunu, gerekse Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları ve dosya içerisinde bulunan poliçe özel şartlarında poliçe düzenlendikten sonra yürürlüğe giren Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliği’ne göre belirlenecek bedelin sigorta bedeli olarak kabul edileceği veya sonradan belirlenen bu bedelin tazminat olarak ödenebilmesi için zeyilname düzenlenerek gönderilmesi veya zeyilname düzenlenmesini talep edip etmeyeceğine yönelik sigorta ettirenin bilgilendirileceği hususunda davalı DASK’a bir yükümlülük ve sorumluluk getirilmemiştir. Kanunda, Genel Şartlar ve poliçe özel şartlarında olmayan bir sorumlulukla ilgili olarak davalıya bilgilendirme yükümlülüğü yüklenerek bu yükümlülüğün yerine getirilmediği gerekçesi ile yine Kanunda, Genel Şartlarda ve poliçe özel şartlarında olmayan bir tazminatı sigortacının ödenmesine karar verilmesi doğru değildir.TTK 1423/2. maddesinin “Aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur.” hükmü uyarınca sigorta ettirenin kendisine poliçenin verildiği tarihten itibaren ondört gün içinde poliçe şartlarına itiraz etmemesi halinde sözleşme ilişkisi poliçe şartlarında kurulmuş olacaktır. Davacının kendisine verilen poliçe şartlarına itiraz ettiğine yönelik dosya içerisinde bir delil olmadığına göre, davacı ile DASK arasında poliçe şartlarında sigorta sözleşme ilişkisi kurulmuştur. Poliçe şartları incelendiğinde 06.04.2022 başlangıç ve 06.04.2023 bitiş tarihli sözleşmede sigorta bedeli 300.092,00 TL olarak belirlenmiş olup depremin meydana geldiği tarihteki Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliği’ne göre belirlenecek bedelin sigorta bedeli olarak kabul edileceğine ilişkin bir şart da bulunmamaktadır.Hakem Heyetince, kabul kararı verilirken gösterilen bir diğer gerekçe TTK'nın 1452. maddesidir. Bu maddeye göre, TTK 14 04... . madde hükümleriyle 1429. maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesine, 14 18... . maddeler ile 1430. maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı sözleşme şartları geçersizdir. Ayrıca TTK 1405, 1409, 1413 ilâ 1417, 1419, 1421, 1422 ilâ 1426. maddeler, 1427. maddenin ikinci ilâ beşinci fıkraları, 1428. madde, 1430. maddenin birinci ve üçüncü fıkraları, 1431. maddenin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ve 1433 ilâ 1449. madde hükümleri, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez; değiştirilirse bu Kanun hükümleri uygulanır. Görüldüğü gibi bu madde koruyucu hükümleri düzenlemekte olup TTK 1423. maddesi ile ilgili bir koruyucu hüküm olmadığı gibi, TTK hükümlerinde tebliğ ile sonradan belirlenen sigorta bedelinin geçerli olacağına ilişkin bir hüküm de bulunmadığı ve bu nedenle poliçede sigorta ettiren aleyhine bir hükümden bahsedilemeyeceği gözetilmeden, bu madde gerekçe gösterilerek DASK’ın sorumlu olmadığı bir tazminattan sorumlu tutulması da doğru değildir.Yukarıda izah edildiği üzere taraflar arasında zorunlu deprem sigortası sözleşmesinin yazılı delili olan, dosya içerisinde bulunan 06.04.2022 tarihli poliçede sigorta bedelinin 300.092,00 TL olarak belirlendiği ve her bir hasarda %2 oranında tenzili muafiyet uygulanacağının kararlaştırıldığı, davacı tarafından davalı kuruma başvuru yapıldığı, fakat davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, TTK 1461. maddesi ve Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları B.3.1 maddesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun poliçede yazılı sigorta bedeli ile sınırlı olduğu anlaşılmakla, bu yön gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.VI. KARAR1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,2.Yukarıda (2) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,28.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.