Anahtar kelimeler: Mithatpaşa İlerlerken Nizami Konak Şeridinden Zmms Caddesinde Açması Hasarlı Kapısını

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2024 tarihinde, İzmir İli, Konak İlçesi Mithatpaşa Caddesinde, müvekkili ...'nın maliki ve sürücüsü olduğu ...plaka numaralı araç ile kendi şeridinden ve nizami bir şekilde ilerlerken davalılardan ... ... San Tic Ltd Şti'nin maliki olduğu... plaka numaralı aracın sürücüsü davalı ...'ın araç kapısını kontrolsüz bir şekilde açması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı ...'ın asli ve tam kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketine... plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi sıfatıyla husumet yöneltildiğini, maddi zarardan sigorta teminatları dahilinde sorumlu olduğunu, davalılar ... ... San Tic Ltd Şti ve ...'ın değer kaybının tamamından sorumlu olduğunu, sigorta şirketine █████/2025 tarihinde mail yoluyla başvuruda bulunulduğunu ve sigorta şirketi tarafından 14.500,00-TL tutarında ödeme yapıldığını, başvurudan sonraki 8 iş günü içerisinde gerektiği gibi ödeme yapılmadığı için sigorta şirketinin █████/2025 tarihinden itibaren temmrüde düştüğünü, müvekkiline ait aracın marka modeli ve kaza tarihi itibariyle kilometre düşüklüğü ayrıca kaza tarihine kadar herhangi bir kusur ve hasarı bulunmadığı da dikkate alındığında davalı sigorta şirketi tarafından yapılan değer kaybı ödemesinin zararı tamamen karşılamadığını, aracın 25 gün serviste kaldığı onarım süresince kullanılamaması sebebiyle müvekkilinin aracından mahrum kaldığını, ayrıca sigorta şirketi tarafından yapılan hasar onarımında orijinal parça kullanılmadığını, müvekkiline ait olan ...plakalı aracın layığıyla ve orijinal olarak onarımında meydana gelecek olan zarar ZMMS sigortacısı tarafından yatırılan ücretin üstünde olacağını, bu nedenle sigorta şirketinin poliçe limitlerini aşmamak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen, aşan kısmı için yalnızca davalılar ... ... San Tic Ltd Şti ve ...'tan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, mahkemece yapılacak tahkikat aşamasında ortaya çıkacağından davalı tarafın sorumlu tutulacağı tazminat miktarı kesin olarak tespit edilemediğinden, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere belirsiz alacak davası olarak açılan işbu davada şimdilik 100,00 TL ikame bedel tazminatının davalılar ... ... San Tic Ltd Şti ve...tan, şimdilik 100,00-TL bakiye değer kaybı tazminatının ise davalı sigorta şirketinin poliçe teminatlarını aşmamak üzere davalılardan müteselsilen ve müştereken, poliçe limitini aşan kısmı için sadece davalılar ... Tic Ltd Şti ve...tan, araçta meydana gelen onarımın layığıyla yapılmadığı için bakiye hasar onarım bedeli şimdilik 100,00-TL olmak üzere poliçe limitleri sınırını aşmamak kaydıyla tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen poliçe limitlerini aşan kısmı için yalnızca davalılar ... Tic Ltd Şti ve...tan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
1-Davacı tarafın iddia ve beyanları,
2-█████/2024 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı,
3-Dava dilekçesi ekinde sunulan ruhsat bilgileri,
4-Sair deliller.
DAVA KONUSU
:
Açılan dava, █████/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ...'ya ait ...plakalı araçta meydana gelen hasarın onarım bedeli ve hasar nedeniyle oluşan değer kaybı bedelinin ne kadar olduğu, hasar sebebiyle oluşan onarım bedeli ve değer kaybı bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar onarım bedeli ve değer kaybı bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte... plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini tanzim eden davalı...Anonim Şirketinden tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları ; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanununun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir.
Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanunun 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3/1.maddesinde ise; ''Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler. (Ek cümle:6/███████-███████ md.) Şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi hükmü saklıdır.'' hükmüne yer verilmiş, bu madde kapsamında dava şartı olan arabuluculuğa ilişkin hükümleri düzenleyen aynı Kanun'un 18/A. maddesine atıf yapılmıştır.
6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A. maddesinde de; ''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' şeklindeki hükümler ile arabulucuğa başvurma dava şartının içeriği düzenlenmiştir.
Mahkememizin... Esas sayılı dosyası üzerinde resen yapılan inceleme neticesinde; davanın █████/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ...'ya ait ...plakalı araçta meydana gelen hasarın onarım bedeli ve hasar nedeniyle oluşan değer kaybı bedeli ile ikame araç bedelinin ne kadar olduğu, hasar sebebiyle oluşan onarım bedeli ve değer kaybı bedeli ile ikame araç bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar onarım bedeli ve değer kaybı bedelinin davalılar... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi yönünden kaza tarihinden, davalı...Anonim Şirketi yönünden ise temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte... plakalı aracın sürücüsü..., maliki ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini tanzim eden davalı...Anonim Şirketinden müştereken ve müteselsilen, ikame araç bedelinin ise kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte... plakalı aracın sürücüsü... ve maliki ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olarak ikame edildiği, dosyada yer alan talepler dikkate alındığında, davalı...Şirketi yönünden sigorta hukukundan kaynaklanması sebebiyle davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibariyle arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, davanın...Şirketi yönünden ticari mahiyette bulunması sebebiyle zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, ancak dava dilekçesi ekinde zorunlu arabuluculuk son anlaşamama tutanağının aslı veya onaylı bir sureti ibraz edilmediği gibi, dava dilekçesinde...Şirketi yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı açısından başvuru yapıldığına dair herhangi bir iddianın da bulunmadığı, bu sebeple davalı...Şirketi yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeyen davalı...Şirketi yöneltilen taleplerin mahkememizin ... Esas sayılı dosyasından tefrik edilmesine karar verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesinde; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü düzenlenmiş, arabulucuya başvuru dava şartı olarak nitelendirilmiştir.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. maddesinde; ''Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.'' hükmüne yer verilmiş olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesinde düzenlenen arabulucuya başvuru dava şartı bu madde kapsamına girmektedir.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97. maddesinde; ''Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanunda █████/2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A. maddesi açısından getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, diğer taraftan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak arabuluculuk müessesesi benimsenmiştir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A. maddesinde, özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı düzenlenmiştir.
Tüm dosya kapsamı, davacı tarafın iddia ve beyanları, davacı tarafın iddia ve beyanları, █████/2024 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı, dava dilekçesi ekinde sunulan ruhsat bilgileri ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, █████/2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ...'ya ait ...plakalı araçta meydana gelen hasarın onarım bedeli ve hasar nedeniyle oluşan değer kaybı bedelinin ne kadar olduğu, hasar sebebiyle oluşan onarım bedeli ve değer kaybı bedeli miktarlarının belirlenmesi ile belirlenecek hasar onarım bedeli ve değer kaybı bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte... plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini tanzim eden davalı...Anonim Şirketinden tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanunda █████/2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartının getirildiği, bu bağlamda aynı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A. maddesi açısından getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının bir dava şartı olarak kabul edildiği, 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, diğer taraftan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak arabuluculuk müessesesinin benimsendiği, dava dilekçesinde bahsi geçen ve dilekçe ekinde sunulan Yargıtay ilamında dava açılmadan önce ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurulması kapsamında sigorta şirketinin rizikodan haberdar olduğu, anlaşma sağlanamaması neticesinde davanın ikame edildiği, ihtiyari arabuluculuk başvurusu üzerine anlaşma sağlanamadığı gözetildiğinde dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvurulması açısından hukuki yararın bulunmadığı, anlaşma ve ödeme niyeti olmayan sigorta şirketine başvuru yapılmasının sigorta şirketinin iradesi ile ödememe niyetini değiştirmeyeceğine dikkat çekilmiş olup, davanın maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat taleplerinin ödenmesi gayesi ile ikame edildiği, değinildiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A. maddesi açısından getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının bir dava şartı olarak kabul edildiği, sigorta hukukundan kaynaklanan tazminat taleplerinin mevcut olduğu ve sigorta şirketine yöneltilen davalar açısından dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97. maddesi uyarınca dava şartı olarak kabul edildiği, ancak bahsi geçen ve yasadan kaynaklı olarak zorunlu bulunan başvuru şartının alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olduğunun kabul edilemeyeceği, Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Sempozyumu Sonuç Bildirgesi
nde açıkça belirtildiği üzere “uzlaşma”, “ hakem heyeti”, “arabuluculuk”, “tahkim” ve“sulh” kurumlarının alternatif çözüm yolları olarak sayılabileceği, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının, tarafsız bir üçüncü kişinin taraflara, uyuşmazlığı çözme konusunda yardımcı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortadan kaldırılması için çözümler ürettiği, devletin yargı organları yanında varlığını sürdüren ve seçimlik nitelik taşıyan uyuşmazlık çözme yöntemleri oldukları, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarında temel amacın hukuki anlaşmazlıkların tarafların karşılıklı görüşmelerinde bulunarak dostane yöntemlerle uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması ile uyuşmazlıkların daha basit ve hızlı bir şekilde çözümlenmesinin sağlanması olduğu, yasal zorunluluk kapsamında sigorta şirketine başvuru yapılması çerçevesinde tarafların tarafsız bir üçüncü kişinin varlığı ile bir araya gelmedikleri, uyuşmazlığın çözümü noktasında müzakere gerçekleştirilmediği, tarafların ikili diyalog kurmak suretiyle devamlılık arz eder şekilde görüşmeler sağlamadıkları, bu kapsamda dava açılmadan önce yasal düzenleme gereğince tek taraflı olarak sigorta şirketine yapılan bir başvuru ile bu başvurunun güçlü taraf konumundaki sigorta şirketi tarafından olumlu veya olumsuz olarak şekilde cevap verilmesi veya hiç cevap verilmemesi üzerine sonlandığı başvuru durumunun alternatif çözüm yolu olarak kabulünün mümkün olmadığı, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A. maddesinde ise, özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı düzenlendiği, açıklanan gerekçeler dahilinde davalı ...Anonim Şirketi yönünden sigorta hukukundan kaynaklanması sebebiyle davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibarıyla arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, ancak dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son anlaşamama tutanağının aslı veya onaylı bir suretinin mahkememize ibraz edilmediği gibi, dava dilekçesinde...Anonim Şirketi yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı açısından başvuru yapıldığına dair herhangi bir iddianın da bulunmadığı, bu sebeple davalı...Anonim Şirketi yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğinden bahsedilemeyeceği, dava şartlarının bulunup bulunmadığının mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi ile 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3/1. ve 18/A. maddeleri gereğince dava tarihi itibariyle zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartı olmasına rağmen davacı tarafça arabuluculuk başvurusu yapılmaksızın doğrudan dava açılmış olduğu, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilecek dava şartlarından olmadığı göz önünde bulundurulduğunda, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak ve takdiren dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davalı...Anonim Şirketine karşı açılan davanın zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A. maddesi ve 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu'na eklenen 18/A-2. maddesi uyarınca arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddeleri atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken ancak dosyanın tefrik sonucu oluşması nedeniyle alınamayan 615,40-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluklarında, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Katip...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!