Anahtar kelimeler: Onarıp Türbininde Modüler Kanat Onarıldığı Rüzgar Monte Hasarda Ettikten Kurumsal

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket nezdinde ... numaralı Modüler Kurumsal Sigorta Poliçesi ile sigortalı .... A.Ş.'ye ait rüzgar türbininde, 13.09.2022 tarihinde davalı/borçlu ... A.Ş. Tarafından kanat üretimi esnasında hasarlı malzemeyi onarıp tekrar monte ettikten belirli bir süre sonra hasarlı malzemenin onarıldığı yerden kırılması sebebiyle rüzgar türbininde hasar meydana geldiğini, davacı şirkete vaki hasar ihbarına müteakip hazırlatılan ekspertiz raporuna istinaden meydana gelen hasarda sigortalı şirket ile ... A.Ş. Arasında düzenlenen rüzgar enerji santralleri ile ilgili bakım anlaşması bulunduğu bu kapsamda hasarlanan kanadın davalı şirket tarafından onarımının yapıldığı, sigortalının bununla ilgili bir talebi olmamasına karşın 26 gün boyunca onarım için kiralanan vinç bedelinin davacı şirketin payına düşen kısım 11.392,99-EUR olarak tespit edildiğini ve muhatabına ödendiğini, işbu ödenen 11.392,99-EUR tutarındaki tazminatın ödeme tarihi olan 17.04.2023 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı sigorta şirketi, TTK m.1472 hükmü gereği sigortalısının haklarına halef olduğunu, davanın kabulü ile itirazın iptali ile takibin devamını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, ilgili uyuşmazlığın uluslararası ticaret odası tahkim merkezinde görülmesi gerektiğini savunarak öncelikle davanın usulden reddini savunuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; davacı sigortacının dava dışı sigortalısına sigorta kapsamında ödediği hasar bedelinin davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Davalıya cevap dilekçesinin ekinde delil olarak sunulan ... ve davalı şirket arasındaki sözleşmenin Türkçe diline tercüme edilmiş halini Mahkememize delil olarak sunmak üzere 2 haftalık süre verilmiş, incelenmesinde: şeklinde olduğu, taraflarca tahkim şartının öngörüldüğü ve söz konusu tahkim şartının geçerlilik koşullarını taşıdığı, tahkim iradesi açıkça belirtilmiş olup sözleşmenin herhangi bir çekince konulmaksızın taraflarca imzalandığı görülmektedir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalı tarafından sigortalısı ... A.Ş.'ye ait rüzgar türbininde, 13.09.2022 tarihinde davalı ... A.Ş. Tarafından kanat üretimi esnasında hasarlı malzemeyi onarıp tekrar monte etikten belirli bir süre sonra hasarlı malzemenin onarıldığı yerden kırılması sebebiyle rüzgar türbininde hasar meydana geldiğini, söz konusu hasara ilişkin olarak sigorta tazminat ödemesinin yapıldığını, söz konusu zararın davalının yaptığı işlemlerden kaynaklandığını, davalının başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini bu sebeple davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesinde; davacının sigortalısı ... A.Ş. İle aralarında ilgili rüzgar türbinlerinin bakım ve onarımına ilişkin sözleşme bulunduğunu, söz konusu sözleşmede tahkim şartının bulunduğunu ve öncelikle tahkim itirazında bulunduğunu öne sürmüştür.
Davacı sigortacı tarafından davalıya karşı açılan işbu davanın sigortalıya tazminat ödenmesi nedeniyle sorumlu olduğu iddia edilene yönelik halefiyet ilkelerine dayalı rücuen tazminat davası olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, taraflar arasındaki ilişkinin nitelendirilmesi ve temel ilişki yönünden dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır.. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus: "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.
Öte yandan, TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir.
Bu bağlamda davacı sigortacı tarafından açılan işbu davanın sigortalının halefi olarak açıldığı, dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki ilişki ve sözleşmelerin halef niteliğindeki sigortacı tarafından rücuen tazminat istemine konu edilmesi halinde sigortacı yönünden de bağlayıcı olacağı ve uyuşmazlığın sigortalı ile davalı arasındaki sözleşme kapsamında çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından yasal süresi içerisinde sunulan dilekçe ile tahkim ilk itirazında bulunulmuş olup, davalı ve dava dışı sigortalı arasındaki sözleşmenin yeminli tercümen tarafından tercüme edilmiş Türkçesi Mahkememize sunulmuştur. Dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki sözleşme incelendiğinde; sözleşme kapsamında davalının dava dışı sigortalının rüzgar türbinlerinin bakım ve onarımına yönelik sözleşme imzalandığı, işbu davada davacı sigortacı tarafından zararın meydana gelme sebebinin rüzgar türbinlerinde davalı tarafından yapılan bakım ve onarım işlemlerinden kaynaklandığı bu sebeple davalıya rücu talebinin öne sürüldüğü anlaşılmakta olup, uyuşmazlığın bu suretle davalı ve dava dışı sigortalı arasındaki sözleşme kapsamında bulunduğu, davacı sigortacı tarafından açılan işbu davanın halefiyet ilkelerine göre açıldığı gözetildiğinde davalı ve dava dışı sigortalı arasındaki sözleşmenin halefiyet ilkeleri gereğince işbu davada da uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Mahkememizce ara karar kurularak davacıya ilgili sözleşmeye ilişkin beyanda bulunmak için süre verilmiş olup, davacı tarafından ilgili sözleşmeye yönelik olarak sigortalısı bakımından imza itirazında ve inkarda bulunulmamıştır. Davacı sunduğu beyan dilekçesinde sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince ilgili sözleşmenin uygulanamayacağını iddia etmiş ise de davacının kanuni halef olarak işbu davayı açtığı görülmekle sigortalısı tarafından imzalanan sözleşmenin halefiyet ilkeleri bakımından davacı sigortacı yönünden de bağlayıcı olacağı anlaşılmakla davacının aksi yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir.
Davalı ve dava dışı sigortalı arasındaki sözleşme incelendiğinde; sözleşmenin uygulanmasından kaynaklı uyuşmazlıkların sözleşmenin 19. Maddesinde düzenlenen usulde tahkim yolu ile çözülmesinin taraflarca kararlaştırıldığı, davacı tarafından öne sürülen tazminat talebinin davalı ve dava dışı sigortalı arasındaki sözleşme kapsamındaki davalı tarafından sigortalıya verilen bakım ve onarım hizmetlerinden kaynaklandığının davacı tarafından iddia edilmesine göre işbu davaya konu uyuşmazlığın da sözleşme kapsamında olduğu sabittir.
Davacının sigortalısı ve davalının tacir oldukları, taraflar arasındaki sözleşme hükmü incelendiğinde tahkim şartının belirli ve geçerli olduğu, davaya konu uyuşmazlığın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisi kapsamında olmadığı ve davaya konu uyuşmazlığın kamu düzeni ile ilgili olmadığı bu suretle tahkim şartının geçerli olduğu ve halefiyet ilkelerine göre açılan davada davacı sigortacının da sigortalısının imzaladığı sözleşme kapsamında tahkim şartı ile bağlı olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından tahkim ilk itirazının yasal süresi içerisinde öne sürüldüğü ve tahkim şartının geçerli olduğu anlaşılmakla davalının tahkim ilk itirazının kabulü ile davacının davasının dava şartı yönünden usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalının tahkim ilk itirazının kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 116. Maddesinin 1. Fıkrasının (b) bendi ve aynı Kanun'un 413. Maddesinin 1. Fıkrası uyarınca davanın dava şartı yokluğundan USUL YÖNÜNDEN REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harç peşin alındığından ayrıca bakiye harç tayinine yer olmadığına,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabulucuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7. Maddesinin 1. fıkrası uyarınca tayin ve takdir olunan 22.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!