Anahtar kelimeler: Ortağa Devralmış Çıkma Günümüze Payını Sarsılmıştır Gazetesinde Tamir Getirmiş Güven

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: 2024/8 Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
TALEP
: Davacı vekili dava dilekçesi ile “Müvekkil, davalı şirketin %50 payını 10.06.2022 tarihinde devralmış ve bu durum 15.06.2022 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edilmek suretiyle tescillenmiştir. Davalı şirketin diğer %50 payının sahibi ve ayni zamanda müdür olan ..... günümüze kadar olan tutum ve davranışlarıyla ortaklığı sürdürülemez hale getirmiş ve ortaklar arasındaki güven ilişkisi tamir edilemez bir şekilde sarsılmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun 638/2 maddesi gereğince her ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açma olanağı tanınmıştır. Haklı sebepler mezkur maddede sayılmamış olmasına karşın doktrin ve Yargıtay kararları ışığında ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklık amacının gerçekleşmesinin olanağının kalmaması gibi haller haklı sebep olarak görülebilir keza Türk Borçlar Kanunu'nun 629/3 maddesi gereğince yönetici ortağın görevini aşırı ölçüde ihmal etmesi de haklı sebep olarak gösterilebilir. Müvekkilim ile diğer ortağı arasındaki ortaklık ilişkisi yukarda saydığım hallerin varlığı ve aşağıdaki olayların neticesinde çekilmez bir hale gelmiştir. Müvekkilim şirketin yarı payını devraldıktan sonra diğer ortak gibi şirketin müdürü olmuştur. Fakat bu süre zarfında şirketin banka hesaplarında yapılan işlemler tamamıyla diğer ortak ..... tarafından gerçekleştirilmiştir zira banka nezdinde işlem yapmaya yetkili olan tek kişi diğer ortaktır. Müvekkilim 2022 eylül ayında banka ile görüşüp kendisine de bankacılık işlemi yapma yetkisi verilmesini talep etmiş bunun neticesinde diğer ortağın şirket hesaplarından yüklü miktarlarda para çekmiş olduğu, şirket müşterilerinden gelen ödemelerin hepsini neredeyse ayni gün içerisinde kendi hesabına aktardığını fark etmiştir. Keza müvekkilimin şirketin yarı payını devraldığı tarihten 2022 ekim ayının sonuna kadar olan dönem için tespit edebildiği ve diğer ortak ....'ın şirket hesabından şahsi hesabına aktardığı paranın tutarı 600.000 TL 'nin üzerindedir. Mevzu bahis donem içerisinde olan █████/2022 tarihinde diğer ortak .... tarafından şirket aracı 540,000 TL tutar karşılığı satılmış ve aynı tarihte şirket tarafından faturası düzenlenmiştir. Aynı tarihte alıcı tarafından ödeme şirket hesabına yapılmış bunun akabinde ... ödenen tutarın neredeyse hepsini kendi banka hesabına geçirmiştir. Müvekkilim bu durumu fark ettiğinde şirket hesabından aldığı tutarın geri ödenmesi için diğer ortak ile görüşmüş fakat diğer ortak ...k müvekkilimi bugüne kadar oyalayarak şirketten aldığı paraları şirket hesabına geri ödememiştir. Diğer ortağın bu davranışları neticesinde müvekkilim de kendi menfaatlerini korumak amacıyla şirket hesabından kendi hesabına para geçirmiş olmakla birlikte diğer ortağın aldığı meblağın yanında müvekkilimin aldığı meblağ çok daha azdır. Keza müvekkilimin bu hususta kusurlu olması diğer ortağın daha ağır kusurlu olduğunu değiştirmediği gibi bu davayı açmasının önünde bir engel de teşkil etmemektedir. Zira ortaklıktan çıkma davasının açılması için ortağın kusursuz olması aranmadığı gibi haklı sebebe kendi kusuruyla sebep olmamış olması yeterlidir. İşbu davada da böyle bir durum söz konusudur. Diğer ortak ...'ın şirketin paralarını kendi hesabına mütemadiyen aktarması neticesinde şirketin vergi borçları ödenmemiş ve biriken vergi borçları yüzünden şirketin sahip olduğu taşınmaza haciz konulmuştur. Bu süreçte diğer ortak ... yukarıda adı geçen şirket aracını kendi kullanmasına rağmen ... OTOMOBİLİCİLİK A.Ş. aracılığıyla şirket çalışan olmayan kendi tanıdıkları için 2 adet araç kiralamış ve bu araçların kira bedellerini de şirket hesabından ödemiştir. Tüm bu açıklamalar neticesinde açıkça görülmektedir ki diğer ortak şirketi kendi menfaatleri doğrultusunda kullanarak ortaklık anlayışına sığmayan eylemlerde bulunmuştur. Tüm bu olaylar neticesinde müvekkilim ortaklıktan çıkma isteğini diğer ortak ....'a iletmiş ve anlaşarak ortaklığı bitirmek istediğini dile getirmiştir. Fakat diğer ortak buna müsaade etmeyeceğini payını başkasına devretse bile genel kurulda pay devrini onaylamayacağını söylemiştir. En nihayetinde müvekkilimin ortaklıktan çıkma davası açma dışında bir seçeneği kalmamıştır. Son olarak diğer ortak ..... 14.12.2022 tarihinde vekili marifetiyle müvekkilimi hırsızlık, güveni kötüye kullanma ve haksız rekabet suçlarını işlediğini iddia ederek Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunmuştur. ..... ve ..... soruşturma numaralarıyla açılan dosyalar neticesinde her iki dosyada da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş, diğer ortağın itirazı da reddedilerek bu kararlar kesinleşmiştir. Yalnızca bu durum bile müvekkilim ve diğer ortak arasında güven ilişkisinin kalmadığını ve ortaklığın sürdürülemez olduğunu gösterir niteliktedir. Yine bu süre zarfında diğer ortak .... davalı şirketin sözleşmeleri sonlanan müşterileri adına fatura düzenlemeye devam etmiş ve şirketi hem vergi yükü altına girme hem de aleyhine dava açılma ihtimaline acık hale getirmiştir. Müvekkilimin şirketle fiili bağı kalmamıştır. Fakat diğer ortağın şirketin aktiflerini azaltma, vergi borçlarını ödememe ve vermediği hizmetlerin karşılığında fatura düzenleme gibi müvekkilimin de sorumlu tutulacağı filleri gerçekleştirme riski devam etmektedir. Aynı samanda müvekkilim kendi ihtisas alan olan danışmanlık işini de ortaklıktan kaynaklanan sorumluluklarından dolayı şirketten bağımsız bir şekilde yapamamaktadır. Bu durum da hayatin idame ettirmesi önünde büyük bir engeldir. Diğer yandan müvekkilimin şirketi temsil yetkisi ve diğer haklar da devam etmektedir. Bu sebeplerden dolayı TTK 638/2 maddesindeki düzenlemeye dayanarak müvekkilimin şirket ortaklığından doğan tüm hak ve borçlarının dava süresince dondurulmasına karar verilmesi hem şirket hem de müvekkilimin menfaatine olacaktır. Günün sonunda müvekkilimin ortaklıktan çıkmasına karar verildiği takdirde TTK 641. Maddesinde düzenlendiği üzere esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesi hesaplanarak ticari faiziyle birlikte müvekkilime ödenmelidir. Yukarıda İzah ettiğim sebeplerden ötürü; Tedbir talebimizin kabul edilerek müvekkilimin şirket ortaklığından doğan tüm hak ve borçlarının dava sürecinde dondurulmasını, Davanın kabulünü ve müvekkilimin ortaklıktan çıkmasını, Hesaplanacak ayrılma akçesinin faiziyle birlikte ödenmesini, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenilmesine karar verilmesini.” Arz ve talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesi ile “Davacı yan davalı müvekkil şirketin %50 diğer hissedarı şirket ortağı ve imzaya yetkili ... tutum ve davranışları sebebiyle şirket ortaklığının sürdürülemez olduğunu, aradaki güven ilişkisinin sarsıldığını iddia etmiştir. Ancak davacı yanın bu yöndeki iddiası yerinde olmayıp kendisinin kusurlu ve şirket ortaklığına yakışmayan davranışların olduğu şirketi zor durumda bırakmıştır. Diğer iddia ise davalı müvekkil şirketin diğer ortağı ... banka işlemlerinde tek yetkili kişi, olduğu 2022 yılında banka nezdinde işlem yapmaya yetki verilmesini talep etmiş akabinde diğer ortağın şirket hesabında yüklü miktarda para çekmiş olduğu ve şirket müşterilerinden gelen ödemelerin hepsini neredeyse aynı gün içerisinde aktardığını iddia etmiştir. İddia edilen konu tamamen haklı nedenle bulmaya yönelik gerçeklikle bağdaşmayan söylemden ibarettir. Zira şirket kuruluşundan günümüze kadar şirket içerisinde teamül haline gelen davacı yanın da bildiği üzere davacı tarafın banka hesabına ve elden ödemeler şeklinde gerçekleşmiştir. Davacı yanın banka hesap dökümü incelendiğinde gerçek ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla davalı müvekkil şirketin diğer hissedarı tarafından uhdesine para geçirmesi söz konusu olmamıştır. 3-Dava dilekçesinde iddia edilen bir diğer konu ise davalı müvekkil şirketin diğer hissedarı ...’ına 29.07.2022 tarihinde aracı olduğunu iddia ettiği aracı 540.000 TL tutar karşılığı sattığını ve ayni tarihte fatura düzenlendiğini ve araç satış bedelinin tamamını kendi hesabına aktardığını iddia etmiştir. Ancak davacı yan dilekçesinde olayı çarpıttırmıştır. Davalı müvekkil şirketin ortağı şirket aracı olarak belirtilen araç şahsi aracıdır. İlgili dönemde diğer ortak kendi hesabından şirketin hesabına para göndermiş ki şirketin banka hesabı incelendiğinde ortaya çıkacak olup şahsi kullanım amacı ile şirket adına araç satın almıştır. İşbu para transferi ve banka ödeme dekontları mahkemenize sunulacaktır. Zira bu durum tüm şirket ve fatura düzenlenmeye yetkili vergi mükellefi işletmeler tarafından yapılmakta olan bir durumdur. Bahsedilen miktar davalı müvekkil şirketin diğer hissedarı tarafından şahsi parası olup şirket üzerinden araç alınması için şirket hesabına göndermiş miktardır. Davacı yan haklısebep yaratmak amacıyla bu durumu kullanmıştır. Dava dilekçesinin devamında şirket aracını kendi kullanması ibaresine dikkat edilmesi gerekmekte olup yukarıda bahsetmiş olduğumuz hususla örtüşmektedir. ... Otomobilcilik A.Ş. aracılığıyla şirket çalışanı olmayan kendi tanıdıkları için 2 adet araç kiralamış ve bu araçların kira bedellerini de şirket hesabından ödemiş şeklindeki iddiası abesle iştigaldir. Bahsedilen kiralık araçlar davalı müvekkil şirketin çalışanlarına tahsis edilmiş, kiralık araçlar olup diğer şirket ortağının tanıdıklarının kullanımına verilmemiştir. Davalı müvekkil şirkete ilişkin SGK 'ya yazı yazıldığında bünyesinde çalışanların sigorta kayıtları olduğu ve çalışanlara tahsis edilmiş olduğu ortaya çıkacaktır. Dava dilekçesinde belirtilen şirketin haklı çıkmaya gerekçe gösterildiği bir diğer husus davalı müvekkil şirketin diğer hissedarı tarafından hakkında hırsızlık, güveni kötüye kullanma suç isnadı ile suç duyurusunda bulunduğunu iddia etmiştir. Davacı hakkında ilgili suçlamalar ile suç duyurusunda bulunulmuştur. Suç duyurusuna temel teşkil eden olayın ofis içindeki eşyaların çalınmış olmasıdır. Ancak hakkında KYOK kararı verilmiştir. Suç duyurusu gerekçe gösterilerek ortaklığın çekilmez hal oluşturulması için yeterli bir sebep teşkil etmemektedir. Zira şirketin fesih söz konusu olup sayın mahkemenizce bu durumun değerlendirilmesi veyahut ayrı bir dava açılacağı hususunu belirtmek isteriz. Dilekçede davacı yanın kendi uzmanlık alanı olan danışmanlık işini yürütemediği, hayatını idame ettirmekte zorlandığını, şirketten doğan tüm hak ve borçlarının dava süresince durdurulması talep edilmiştir. Sayın mahkemenizce bu hususa dikkat edilmesini kaldı ki şirketin borçlarının bulunduğu ortaklıktan çıkma davasının açılmasında davacının şirketin borçlarından sorumlu olmaması için açılmış bir davadır. Davalı müvekkil şirketin hali hazırda ticari faaliyet göstermemekle birlikte resmi olarak devam eden şirketin devamı ve amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı dolayısıyla haklı nedenle şirketin feshinin de sayın mahkemenizce değerlendirilmesini talep ediyoruz. Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle davacı yanın açmış olduğu şirket ortaklığında haklı nedenle ortaklıktan çıkma davasının hakkın kötüye kullanıldığı açık bir şekilde ortada olup tamamen davalı müvekkil şirketin diğer hissedarın yapmış olduğu şirketin kuruluşundan günümüze kadar şirket içinde teamül haline gelen is ve işlemleri bahane ederek sırf şirket borçlarından sorumluluğunun ortadan kaldırmak niyetiyle işbu davayı ikame etmiş olup davanın haklı nedenin varlığı söz konusu olmadığından reddine karar verilmesini sayın mahkemenizden arz ve talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
: Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamı yapılan incelemede; dosyanın basit yargılama usulüne tabi olduğu anlaşılmakla HMK 320/4 maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tâbi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır. Böylece, en fazla bir kez, dosyanın işlemden kaldırılmasına imkân tanınmış olmakla tekrarı hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
Davacı vekilinin █████/2024 tarihli duruşmaya mazeretsiz katılmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığı ve yasal süre içinde ibraz olunan dilekçe ile davanın yenilendiği, taraflar adına duruşma gün ve saatini bildirir davetiye çıkarıldığı ve taraflara tebliğ edildiği, davacının █████/2025 tarihli duruşmaya geçerli bir mazeret dilekçesi sunmadığı, davanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı anlaşılmakla HMK 150 ve 320/4 md gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Huzurda görülen davanın HMK'nın 150. maddesi gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. █████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
"iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!