Anahtar kelimeler: İstismarı Kılma Süreç Kişiyi Hürriyetinden Görüşü Hukukî Anadolu Cinsel Çocuğun
9. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
SUÇLAR
: Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
KARAR
: Direnme (Mahkumiyet)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Bozma
İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.03.2025 tarihli kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde, sanığın çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetine dair hükümlere ilişkin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine yönelik kararının temyiz incelemesi sonucunda bozulmasına dair Dairemizin 08.02.2024 tarihli ilamına karşı İlk Derece Mahkemesince direnilerek mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle; sanığın cezalandırılması için somut delil bulunmadığına, mağdure ve katılanların beyanlarının çelişkili olduğuna, sanığın ceza alması için beyanların kurgulandığına, tanık İrem’in beyanında bu durumu dile getirdiğine, sanık ... katılanların uzun yıllar komşu oldukları ancak son zamanlarda apartmandaki ilişkiler nedeni ile aralarında husumet bulunduğuna, bu hususta tanık dinlenmediğine, mağdurenin yaşadığını iddia ettiği istismar olaylarını net olarak tarihlendirmeden 5 yaş, 8 yaş, 10 yaş olarak anlattığına, katılanın ise ilk beyanında kızının 5 yaşında iken sanığın kendisini istismar ettiğini söyleyince sanığın evine göndermediğini söyleyip duruşmada ise olayı 10 gün önce öğrendiğini söylediğine, mağdurenin uzun bir zaman dilimindeki istismardan bahsetmesine rağmen sanıktan şikayetçi olmayıp evine girip çıktığına, sanık hakkında delil olmadan mahkumiyet kararı verilemeyeceğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle, sanığa en üst hadden ceza verilmesi gerektiğine, verilen cezanın az olduğuna ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle, sanığa en üst hadden ceza verilmesi gerektiğine, verilen cezanın az olduğuna ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Dairemizin 08.02.2024 tarihli ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı bozma ilamı usul ve kanuna uygun olup, İlk Derece Mahkemesince anılan ilama yönelik kurulan 20.03.2025 tarihli direnme kararında belirtilen gerekçeler yerinde görülmemiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Dairemizin 08.02.2024 tarihli ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı bozma ilamı usul ve kanuna uygun olup, İlk Derece Mahkemesince anılan ilama yönelik kurulan 20.03.2025 tarihli direnme kararında belirtilen gerekçeler yerinde görülmediğinden Dairemizin 08.02.2024 tarihli ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307/4. maddesi gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,
19.11.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Daire çoğunluğunca sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf kararının bozulmasına karar verilmiş ise de;
İlk derece mahkemesince olayın adli mercilere intikal şekli, mağdurun olayın oluşuna ilişkin aşamalarda istikrarlı anlatımları, mağdurun yaşı itibariyle sanığa iftira atmasını gerektirecek olay öncesi ve olay sırasında gelişebilecek husumetinin bulunamayacağının ve katılanlar ile sanık arasında husumet bulunduğunun tespit edilmemiş olması, mağdurun olayın adli mercilere intikal etmesi öncesinde olayı anlattığı tanık ... ve annesi katılanın mağduru doğrulayan anlatımları, mağdurun olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğuna dair Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu'nun █████/2023-0178 sayılı rapor içeriği nedeniyle sanığın suçlamayı kabul etmediğine dair inkara dönük savunmasına itibar edilmeyerek sanığın aynı suçu işleme kararının icrası kapsamında ve zaman zaman da mağduru olayı ailesinin öğrenmesi halinde öldürülecekleri yönünde tehdit ederek evine gelmeye zorlayıp mağdurun ön özel bölgesine ve vücudunun çeşitli yerlerine dokunup öperek ani ve kesintili olmayan bedensel temas içeren ve cinsel dokunulmazlığına saldırı teşkil eden eylemlerde bulunduğu kanaatiyle mahkumiyet hükmü tesis edilmiştir.
Cinsel suçların genellikle fail ile mağdurun yalnız başlarına kaldıkları ortamlarda gerçekleştiği ve çoğunlukla mağdur beyanından başka delil bulunamadığı dikkate alındığında bu suçların sübutu bakımından mağdur beyanı özellikle irdelenmelidir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin █████/20 20... /71 28... /1285 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; " ..Ceza yargılamasının esas amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu bakımdan hakim davayı muhakeme kuralları gereğince huzurunda görecek, olayı ilk günkü haline götürecek bu konuda yüz yüzelik ilkeleri gereğince sanık ile mağduru dinleyecek ve gözlemleyecek, elde ettiği delillerle vicdani kanaati ile hüküm kuracaktır. Delil tüm davalarda hükme ulaştıracak kurucu unsurdur. Bu bakımdan en hassas suçlar cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarıdır. Bu suçlarda mağdur ile sanık arasında geçen eylem genellikle yapısı gereği tanık olmadan ve bariz delil bırakılmadan işlenen suçlardır. Bu açıdan davanın temelini oluşturan delillerden en önemlileri, Yargıtayca mağdur beyanı, doktor raporları, psikolojik inceleme evrakları, sanık ... mağdurun bulundukları çevre, aralarındaki yakınlık ve husumet incelemeleri olarak kabul edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi gereğince kararlarına uyulması gereken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin inceleme kriterlerinde ise; mağdurenin beyanları çok önemli görülmüş, beyanlarını ana delil olarak kabul etmiş davayı gören mahkemeye ise bunu test etme yükümlülüğü yüklemiştir. (P.S/Almanya kararı 04.09.2011)
Yine, AİHM’sinin “M.C/Bulgaristan” davasında belirttiği gibi taraf devletlerin tecavüzü cezalandırma ve bu vakaları soruşturmak yönünde AİHS. 13. maddesi gereğince pozitif yükümlülüğü vardır. Cinsel şiddetin doğrudan kanıtlarının mevcut olmadığı hallerde yetkili makamlar tüm olguları incelemeli ve olayları çevreleyen koşulları değerlendirerek karara ulaşmalıdırlar. Bu bağlamda tecavüz, saldırı ve istismarın sadece fiziksel bulguları değil, psikolojik bulguları da dikkate alınmalı, mağdurun olay anlatımı ağırlıklı olarak değerlendirilmeli, bu değerlendirme esnasında; mağdur eylemlerine değil, fail eylemlerine odaklanmalı, mağdurun yaşadığı travmaya bağlı psikolojik durumunu gözönünde bulundurulmalı, mağdurun travmaya bağlı tutarsız, karmaşık yahut eksik anlatımı olabileceğini gözeterek ayrıntılarda değil genel olay örgüsünde tutarlılık aramalı ve mağdurun olayın tek tanığı olduğunu unutmamak önemlidir, açıklaması yapılmıştır.
Avrupa Topluluğu Adalet Divanı (ATAD) “.../Türkiye kararında ise; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13. maddesi uyarınca tecavüz (saldırı/istismarı) iddialarıyla ilgili eksiksiz bir soruşturmanın, bağımsız tıp uzmanlarınca yapılacak pisikolojik muayeneyi de içermesi gerektiğini öncelikle belirtilmiştir.
Öte yandan tanıdık kişiler (akraba, komşu, öğretmen, iş arkadaşı, amir v.b) tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar ve saldırı vakalarında, mağdurların bu kişilerle olan geçmiş ilişkileri, yakınlık düzeyleri olay öncesi ilişkilenme biçimleri ve daha sonra mağdur ile aynı çevrede kalmaya devam etmeleri, sebebiyle ivedi biçimde şikayette bulunmamaları mağdurun aleyhine yorumlanmamalıdır. Çünkü bu kişiler hakkında yasal müracaatta bulunma konusunda tereddüt yaşadıkları ve yabancı failler konusunda gösterdikleri kararlılıkları kimi zaman gösteremedikleri bilinen bir gerçeklik olarak kabul edilmiştir..."
Yukarıda ifade edilen Yargıtay ve AİHM’since uygulanan kriterlerin ve açıklamaların ışığında dava konusu olay irdelendiğinde, mağdurun olayın oluşuna ilişkin aşamalarda genel hatlarıyla istikrarlı anlatımları, mağdurun yaşı itibariyle sanığa iftira atmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığı gibi katılanlar ile sanık arasında husumet bulunduğunun tespit edilememiş olması, mağdurun olayın adli mercilere intikal etmesi öncesinde olayı anlattığı arkadaşı ... ve annesi katılanın mağduru doğrulayan anlatımları, tanık ...'ın komşuları olan sanığın apartmanda veya mahallede yaşayan 10-15 yaş aralığındaki kız çocuklarını parklara ve evine götürdüğü yönündeki beyanı, sanığın güvenlik görevlisi olarak çalıştığı okulda öğretmen olan tanık ...'in sanığın bayanlara karşı imalı bakışları olduğu ve güvenlik kulübesinde kız öğrencilerle sürekli oturduğu, kendisinin bu durumdan rahatsız olup okul müdürüne bildirdiği yönündeki beyanı, tanık ...'un sanığı mahalleden küçük bir kızla sürekli gezip tozarken ve dondurma yerken gördüğü yönündeki beyanı, Tanık ...'ın sanığın genel itibariyle kız çocukları ile samimiyet kurduğu yönündeki beyanı, mağdurun maruz kaldığı cinsel istismar olayı nedeniyle ruh sağlığının bozulduğuna dair Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu'nun raporu ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olup hükmün onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!