Anahtar kelimeler: Acd Siverek Mahsuba Süreç Yağma Görüşü Gaziantep İstemlerinin Edenlerin Kez
6. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
SUÇ
: Nitelikli yağma
HÜKÜMLER
: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2023 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 3'er kez, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c-d, 168/3-1, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 5 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir.
B. İstinaf
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 03.10.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstemleri
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suç işleme kastının bulunmadığına, sanıkların atılı suçu işlediğine dair mağdurların sonradan değişen çelişkili beyanları dışında somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, hangi sanığın hangi eylemi ne şekilde gerçekleştirdiğinin belirtilmediğine, cebir ve tehdit unsurunun nelerden ibaret olduğunun açıklanmadığına, delillerin hukuka aykırı şekilde elde edildiğine, teşhis işleminin usul ve yasaya aykırı olarak yapıldığına, eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, kabule göre de, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinde düzenlenen hukuki alacak-verecek meselesinin tartışılmadığına, alt sınırdan uzaklaşılmasında mahkemece gösterilen gerekçenin gerçeğe aykırı olduğuna, gerekçesiz şekilde alt sınırdan uzaklaşılmasının ve lehe hükümlerin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna, sanıkların beraatine, ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Sanıklar hakkında, nitelikli yağma suçundan yapılan yargılama sonucunda, Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.06.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanıkların anılan suçtan mahkûmiyetlerine karar verildiği, bu kararın o yer Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 07.04.2023 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında özetle "Dosyanın incelenmesinde; sanıkların atılı suçu silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte ve işyerinde işlediklerinden eylemlerine uyan TCK'nın 149/1-(a)-(c)-(d) maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verilmesi gerekirken sadece TCK'nın 149/1-(a)-(c) maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verilerek eksik ceza tayini;
Ayrıca;
Sanıklar, işyeri içerisinde, silahla ve birden fazla kişi tarafından birlikte cebir ve tehdit uygulamak suretiyle her üç müştekinin önce cep telefonları ile banka kartlarını ve kredi kartlarını aldıktan sonra devamında müşteki ...'dan 100.000 TL bedelli, müşteki ...'den 70.000 TL bedelli, müşteki ...'ten ise 50.000 TL bedelli senetleri zorla aldıkları, bilahare soruşturma aşamasında müştekilerden zorla aldıkları cep telefonları ile banka kartlarını ve kredi kartlarını iade ederek kısmi etkin pişmanlıkta bulundukları, TCK'nın 168/4 maddesi gereğince müştekilerden kısmi iadeye rızaları sorulup rıza göstermeleri halinde cezalarından TCK'nın 168/1 maddesi gereğince indirim yapılmayarak fazla ceza tayini yasaya aykırı, " şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1. maddesi gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesinin 21.06.2023 tarihli kararı ile; sanıkların nitelikli yağma suçundan yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verildiği, sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 03.10.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmesi üzerine, sanıklar müdafilerinin anılan karara yönelik temyiz isteminde bulundukları anlaşılmakla;
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.06.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 07.04.2023 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan ilk derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hüküm yönünden bölge adliye Mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı, sanıkların temyiz hakkını etkilememiş ise de, genel olarak sanıklar hakkında ilk derece Mahkemesince verilen ve 5 yılı aşmayan mahkûmiyet hükümlerinin esastan reddine dair kararların, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a. maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve sanıkların temyiz imkanının ortadan kaldırıldığı, oysa Bölge Adliye Mahkemesince yasaya aykırı bozma ilâmı yerine davanın yeniden görülmesine karar verilerek aynı mahkûmiyet hükmünün verilmesi durumunda 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d. maddesi uyarınca verilen kararın temyizi kabil bir karar olacağı, görüldüğü üzere Bölge Adliye Mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilâmı, sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye Mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(...[GK], B. No: ██████████, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ......
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele, tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:████████).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 07.04.2023 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2023 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi nedeniyle, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
17.11.2025 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!