Anahtar kelimeler: Edime Davaalacak Adada Edimi Tlsi İmara Pafta Elden Ödemeyi Üstlendiğini

T.C.

İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2016
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İstanbul İli ... İlçesi 11 Pafta 13 Ada'da bulunan taşınmazın imara ilişkin sorunlarının giderilmesi ile yapının yasal mevzuata uygun hale getirilmesini üstlendiğini, bu sözleşmede davalı tarafça yüklenilen bu edime karşılı müvekkilinin davalı tarafa 100.000- TL ödemeyi taahhüt ettiğini ve kendisine düşen edimi yerine getirmiş olduğunu, söz konusu bedelin 50.000 TL'si çek ile 50.000 TL'si ise şirket müdürü ...'a elden ödediğini, ancak sözleşmede bahsi geçen konuların yerine getirilmediğini belirterek bu sözleşmeye istinaden ödenen 100.00,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin yüklenici olarak davacı şirkete ait (iş veren yapı sahibi) İstanbul İli ... İlçesi 11 Pafta 13 Ada'da bulunan taşınmazın yapı olarak anılan binaların '' Yapı Kullanım İzin Belgesi İskan '' alınması için müvekkili tarafından yapılacağını, taraflar arasında tahkim yargılaması olduğunu, devam ettiğini, dolayısıyla ilk itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin bu işin yürütülmesinde plan tadilatı veya mevzi imar planı yapma veya yaptırma yerine ikili ilişkilerini kullanarak İBB ve ... Belediyesini harekete geçirerek bu planı yaptırma yolunu seçtiğini, davaya konu alanda 1/100.000 Ölçekli çevre düzeni planı olduğundan mevzi imar planı yapılamayacağını, yani müvekkilinin kendi plan yapma yetkisi olmadığını, mevcut planlar iptal edildiği için de plan tadilatı yapılamayacağını, ancak bu durumda belediyelerin kendilerinin plan yapması kanuna uygun davranış olduğunu, müvekkilinin de bu durumu göz önüne alarak zaman ve para kaybı yaşamamak için belediyeleri harekete geçirmiş ve kendisi de işi dışarıdan takip etmiş ve halen de takip etmeye devam ettiğini, KHK çıkmadan önce doğal sit alanlarında kalan yerlerde plana karar verme yetkisi Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunda iken bu yetki çevre ve şehircilik bakanlığına devredilmiş olduğunu, bu arada İBB ile görüşmeler yapıldığını belirterek, müvekkiline açılan davaya ilişkin ilk itirazlarımızdan olan tahkim itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine, 1/5000 ölçekli K.A.N.İ.P ( Koruma Amaçlı Nazım imar Planı) ve 1/1000 Ölçekli K.A.U.İ.Planı ( Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı) bu aşamaya müvekkilimin gayretleri sonucu gelmiştir. Plan tam kurum görüşleri tamamlanarak onay aşamasında iken sözleşmenin iptalinin istenmesi hakkın kötüye kullanılmasıdır. Bu durum kabul edilemez ... inşaat sahibi ..., Pepita Konfeksiyon ve ...’a karşı yükümlülüklerini bi hakkın yerine getirdiğinden davanın esastan reddini, cevap dilekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davasıdır.
Mahkememiz ... sayılı dosyasında yapılan yargılama sonrasında; "taraflar arasında vekalet sözleşmesi imzalandığı, davalının bu sözleşme çerçevesinde yapının mevzuata uygun hale getirilmesi işini üstlendiği, geçen zaman içinde ( sözleşme tarihinin 2011 yılı olduğu ihtilafsız olduğu gibi, bu döneme tekabül eden ödemeler oluşu ) yapının mevzuata uygun hale gelmesinde bir aşama kaydedilemediği, yerinde inceleme yetkisi verilen bilirkişiler tarafından da bu hususunun tespit edildiği, sözleşme bedelinin 100.000,00 TL gibi yüksek bir bedel olduğu nazara alındığında bazı basit bilgi alma-verme işlemlerinin bir emek olarak değerlendirilemeyeceği, tarafların imzaladığı sözleşmenin 7.maddesinde mücbir neden halinde yazılı bildirim yapılmasının kararlaştırıldığı halde davalı tarafından böyle bir bildirimde bulunulduğunun ispatlanamadığı, yapılan işlerle ilgili yazılı bir girişimin bulunmadığının bilirkişi tarafından tespit edilmesi karşısında bunun aksinin takdiri delil ile ispatlanamayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde davanın kabulüne..." şeklinde verilen kararın davalı vekilince istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi ████████ E. ████████ Karar sayılı kararı ile:"yeni bir bilirkişi heyeti ile birlikte keşif yapılarak yapı tadil tutanağında belirtilen aykırılıkların giderilip giderilemeyeceği, giderilebilecekse makul sürenin belirlenmesi ,şayet objektif imkansızlığın bulunması halinde TBK'nun 27. Maddesinin uygulanması ,objektif imkansızlığın bulunmaması halinde taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir..." açıklanan nedenlerle mahkememiz kararı kaldırılmış ve dosyanın mahkememizin esasına kaydı yapıldığı görüldü.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Davacı iş sahibi davalı ise yüklenicidir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin konusu davacıya ait İstanbul İli ... İlçesi ... Merkez Mahallesinde kain 13 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının yasal mevzuata uygun hale getirilmesi ile iskan belgesinin alınması için gerekli plan ve proje değişikliği işlerinin takibi ile bu işlerin kurumlar nezdinde her türlü iş ve işlemlerin yapılmasına yönelik olup sözleşmenin 4.maddesinde yüklenicinin görev ve sorumlulukları düzenlenmiştir. Sözleşme kapsamında davacının davalıya 100.000,00 TL ödediği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 27. Maddesi ''Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. ” hükmünü içermekte olup buna göre bir sözleşmenin konusunun imkânsız olması, o sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğurur. Sözleşme özgürlüğünü sınırlayan sebeplerden biri olan imkânsızlık hâli, sözleşmenin konusunun başlangıçtan itibaren objektif anlamda imkânsız olmasıdır. Diğer bir ifadeyle imkânsızlık, borçlanılan edimin ya baştan itibaren geçerli olarak doğmasını ya da sonradan borçlu veya diğer herhangi bir kimse tarafından objektif, sürekli ve kesin olarak yerine getirilmesini önleyen, fiili veya hukukî engellere verilen isim olarak tarif edilebilir. Bu bağlamda imkânsızlık, sürekli, kalıcı ve temelli bir ifa engeli olup bu niteliği ile temerrüdün karşıtıdır. İmkânsızlığın pratik önemi borçluya karşı aynen ifanın zorla sağlanamamasında ortaya çıkar. İmkânsızlık, bir veya birden çok edimi kapsayabileceği gibi edimin ifasının imkânsızlığı, aslî edimler yanında yan edimler için de söz konusu olabilir. Bu hâlde, konusu hukukî veya maddi sebeplerden dolayı sürekli bir şekilde ve objektif nitelikte imkânsız olan sözleşme mutlak butlanla batıl olup anılan sözleşme başlangıçtan itibaren geçersizdir. TBK m. 27 anlamında başlangıçtaki imkânsızlık objektif niteliktedir. Objektif imkânsızlık; sözleşmenin borçlusunun yanında diğer herkes bakımından geçerli olacak şekilde ifasının mümkün olmamasını ifade etmektedir. Objektif imkânsızlıktan farklı olarak subjektif imkânsızlık ise; sözleşmenin sadece borçlusu tarafından ifasının mümkün olmaması şeklinde tanımlanabilir .Bu bağlamda hiç kimse tarafından ifası mümkün olmayan bir sözleşme kanunen geçersiz olup sadece borçlu bakımından ifası mümkün olmayan bir sözleşme aynı hükümler kapsamında geçersiz olarak nitelendirilemez.TBK m. 27 anlamında imkânsızlıktan bahsedebilmek için, imkânsızlığın sözleşmenin konusu ile ilgili olması ve bu imkânsızlığın yalnız borçlu bakımından değil, objektif mahiyette ve herkes için geçerli olması gerekmektedir.
Başlangıçtaki imkânsızlığın aynı zamanda devamlılık arz etmesi gerekir. Bu anlamda sözleşme, zaman bakımından sürekli bir suretle ifa edilemez bir nitelikte ise sürekli imkânsızlığın varlığından söz edilebilir. Ancak sözleşmenin ifasının geçici olarak yerine getirilmesinin mümkün olmadığı durumlarda ise ancak ifa engelinden bahsedilebilecek olup geçici imkânsızlık hâli, TBK m. 27 kapsamına girmez. Anılan hüküm anlamında hukukî sonucun doğması için varlığı aranan imkânsızlığın sürekli bir niteliği haiz olması gerekir .İmkânsızlık hukukî veya fiili sebeplerden de kaynaklanabilir. Başka bir anlatımla başlangıçtaki objektif imkânsızlık, maddi olaylar sebebiyle ortaya çıkabileceği gibi hukukî sebeplerden de doğabilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca konusu maddi veya hukukî sebeplerden dolayı objektif ve sürekli bir şekilde imkânsız olan sözleşme, butlan (kesin hükümsüzlük) yaptırımına tabi olup anılan nitelikte bir sözleşme başlangıcından itibaren geçersizdir. Bu kapsamda taraflar, verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında birbirlerinden talep edebilirler.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; öncelikle imzalanan sözleşme yönünden TBK md. 27 kapsamında başlangıçta objektif imkansızlık bulunup bulunmadığı yönünden değerlendirme yapmak gerekecektir. Bu kapsamda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi ████████ E. ████████ Karar sayılı karar ilamı doğrultusunda alınan mahkememizce uygun bulunup benimsenen bilirkişi heyet raporu ile toplanıp değerlendirilen tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davaya konu yapıya ... Belediye Başkanlığı tarafından ruhsat eki onaylı projeye aykırı yapılan ilaveler nedeniyle █████/2008 tarih ve 2008/2 sayılı yapı tadil tutanağı düzenlendiği, ilavelerin yıkımı hakkında █████/2009 tarih 779 sayılı Encümen Kararı ile yıkım kararı alındığı, yapıya iskan yani yapı kullanma izin belgesi alınabilmesi için ruhsat eki projeye aykırı olduğu belirtilen çatı arası ile zemindeki ilavelerin kaldırılması gerektiği ve keşif tarihinde zemin kattaki ilavelerin kaldırılmış olduğu, çatı katındaki ilavenin de 60-90 gün süre içerisinde kaldırılmasının teknik yönden mümkün olduğu, yapının iskan alabilmesi için yalnızca aykırılıkların giderilmesinin yeterli olmayacağı, yapının ruhsatının yenilenmesi gerekeceği, yapıya ilişkin ruhsatın ... Islah İmar Planına göre düzenlendiği, ruhsat alınmasından yaklaşık 1 ay sonra parseli de içeren bölgenin doğal sit alanı olarak ilan edildiği, 2863 sayılı yasa doğrultusunda meri imar planlarının yürürlükten kalktığı anlaşılmıştır.
III no'lu K.T.V.K. Bölge Kurulu'nun █████/2007 tarih ve 2652 sayılı kararı ile 2863 sayılı Kanunun 5226 sayılı Kanunla değişik 17. Maddesi gereğince ... Belediyesi ile Beşiktaş ve ... ilçelerindeki sit alanlarına ait Koruma Amaçlı İmar Planlarının yapımı ile ilgili sürenin bir yıl daha uzatılmasına karar verildiği, █████/2008 tarihinde söz konusu sürenin dolduğu ve ... Belediyesi sınırları içerisinde geçiş dönemi yapılanma şartlarının sona erdiği anlaşılmıştır.
Davaya konu yapıya yönelik Yapı Tatil Tutanağı düzenlendiği süreçte Geçiş Dönemi Yapılanma Koşullarına yönelik öngörülen sürenin aşılması ile koruma alanı olarak belirlenen alanın tamamında, koruma amaçlı imar planı yapımına kadar, yeni yapı ruhsatı düzenlenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Oluşan koşullara göre, söz konusu taşınmaza yönelik ruhsat düzenlenebilmesi için Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile Uygulama İmar Planı hazırlanması ön koşuldur. Sözleşmeye konu yapıya ilişkin olarak 1995 yılında, yürürlükte olan ıslah imar planına göre yapı ruhsatı verildiği, 2008 yılına kadar yapının yapı kullanma izninin alınmadığı, ruhsatına aykırı olarak çatı katının büyük yapılması ve ek yapılar bulunması gerekçesi yapı tadil tutanağı düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu süreçte alan, doğal sit alanı olarak belirlenmiştir. Doğal sit alanlarında, yapılaşma Doğal sit alanına yönelik yapılaşma koşullarında fonksiyon, yapı yüksekliği gibi yapılaşma koşullarında sözleşmeye konu yapının “iskan belgesi” olarak ifade edilen yapı kullanma izin belgesi alabilmesi için; Doğal sit alanı olarak ilan edilen alanda onaylı bir koruma amaçlı nazım imar planı ile koruma amaçlı uygulama imar planı bulunması; imar planında belirlenecek olan fonksiyon ve yapılaşma koşullarının mevcut yapıya uygun olarak belirlenmesi gerekmektedir. Sözleşmenin yapıldığı tarih olarak 2011 tarihi baz alındığında, doğal sit alanı bütününe yönelik nazım imar planı sürecinin devam ettiği anlaşılmıştır. Nazım imar planı ardından uygulama imar planının hazırlanması, onaylanacak koruma amaçlı imar planında taşınmazın fonksiyon ve yapılaşma koşulunun mevcut yapıya uygun olarak belirlenmesi durumunda yapı ruhsatı alınmasına ilişkin işlemlere başlanabileceği anlaşılmıştır. 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca, imar planlarının ilgilisi yani mülk sahipleri tarafından yetkili serbest şehircilik bürolarına hazırlatılmasının mümkün olduğu, █████/2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara dair Yönetmelik ile her ne kadar doğal sit alanlarında, koruma amaçlı imar planlarının bütüncül olarak hazırlanması esas olarak belirtilse de parsel bazında imar planı yapılmasına olanak bulunduğu, bu durumda yapılan açıklamalar uyarınca yapı tadil tutanağındaki aykırılıkların giderilmesinin ve yapı kullanma belgesinin alınmasının mümkün olduğu diğer bir ifade ile sözleşmeye konu edim yönünden objektif imkansızlığın söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Dolayısı ile eldeki uyuşmazlıkta sözleşme hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Davaya konu sözleşme eser sözleşmesi olup tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir.
Borcun ifa edilmemesi başlıklı TBK'nın 112.maddesindeki ''Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür'' hükmünü; Borçlunun temerrüdü başlığı altındaki 4.Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde a. Süre verilmesi başlıklı 123.maddesinde ''Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir.'' hükmünü b. Süre verilmesini gerektirmeyen durumlar başlıklı 124.maddesinde '' Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur:
1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa.
2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa.
3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi
üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa.'' hükmünü; c. Seçimlik haklar başlıklı 125.maddesinde ''Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. '' hükmünü içermektedir.
Yine TBK'nın 473. Maddesi; "Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir." hükmünü içermektedir.
Somut olayda keşif tarihte yapının zemin katındaki aykırılık giderilmiş ise de; aykırılığı gideren davalı değildir. Davalının dosya kapsamında bu aykırılıkları giderdiği yönünde bir savunması da olmadığı gibi davalı vekili █████/2025 tarihli celsede aykırılıkları gidermek üzere herhangi bir süre talebinin de bulunmadığını beyan etmiştir. Davalı tarafından imar planı teklifi hazırlanmasına yönelik sürecin de yürütülmediği, Belediyeler tarafından re’sen yürütülen sürecin takip edildiğinin belirtildiği, ancak yönetmelik uyarınca belirlenen 18 ay içinde imar planı hazırlık ve onay sürecinin tamamlanmadığı, bu kapsamda koruma amaçlı imar planlarının hazırlanması yönünde hızlandırıcı bir faaliyetin bulunmadığı, sözleşme kapsamında “iskan ruhsatı”nın alınması için gerekli olan koruma amaçlı uygulama imar planı onayı,ardından yapı ruhsatı alınması ve ardından yapı kullanım izni alınması süreçlerinin tamamlanmadığı diğer bir ifade ile davalının dava konusu sözleşme ile yükümlendiği edimlerini yerine getirmediği, davalının tacir olduğu ve basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlü olduğu, dolayısı ile yüklendiği işin mahiyeti gereği sözleşmenin imzalandığı tarihte, süreci bilmesi ve öngörmesi gerektiği, sözleşmede açıkça düzenlenen mücbir sebeplerin de somut olayda gerçekleşmediği ve davalının temerrüte düştüğü bu durumun davacı iş sahibine yüklenebilecek bir sebepten de kaynaklamadığı anlaşılmıştır. Sözleşme imzalandıktan sonra aradan geçen uzunca zamana rağmen borç hiç ve gereği gibi yerine getirilmediğinden davalının bu tutumundan dolayı davacının temerrüt nedeniyle davalının sorumluluğuna gidebilmesi için TBK md. 123 ve 124 hükmü gereği davalıya süre verilmesine de gerek olmadığı, kaldı ki davalı vekilinin █████/2025 tarihli celsede süre talebinin de bulunmadığını beyan ettiği, hukuki nitelendirme hakime ait olduğundan dava dilekçesindeki iddialara göre davacının sözleşme gereği ödediği bedeli geri istediğinden talebin sözleşmeden dönme mahiyetinde olduğu kabul edilerek TBK md. 125. hükmü gereği sözleşme uyarınca davacının davalıya ödediği 100.000,00 TL'yi geri isteme hakkı olduğu anlaşıldığından 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE; 100.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli 6.831,00-TL ilam harcından 1.707,75‬-TL peşin harcın mahsubu ile geriye kalan 5.123,25 ‬-TL eksik harcın davalıdan alınıp hazineye gelir kaydına,
(mahkememizin █████/2020 tarihli kaldırmadan önce verilen kararda hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan ve davalıdan tahsiline karar verilen 5.123,25-TL ilam harcı davalıdan tahsil edilmiş harç alınmasına yer olmadığına,)
3-Davacı tarafından yatırılan 29,20-TL başvurma harcı, 1.707,75- TL peşin harç, 4.361,50-TL keşif harcı, 71,50-TL vekalet harcı ve 30.450,00-TL tebligat/posta/bilirkişi gideri olmak üzere toplam 36.619,95‬-TL yargılama giderinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan bir yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-Yatırılan ve harcanmayan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
E-İMZA
Hakim ...
E-İMZA

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!