Anahtar kelimeler: Davatalepdavacı Uğramalarının Rüçhanlı Geçecek Lehlerine Riski Muhtemel Kaybına Tarafsız Kaçırma

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:█████████DAVA
: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mahkemece görülecek olan işbu dava davacı lehine sonuçlandığı takdirde, yargılamada geçecek süre sonunda davalıların üzerindeki malları kaçırma yahut diğer alacaklılar tarafından bu malların alınması nedeniyle rüçhanlı alacak olan işçilik alacaklarının tahsil edilememe riski bulunduğunu, bu durumda dava lehlerine sonuçlansa bile alacaklarını tahsil edemeyerek hak kaybına uğramalarının kuvvetle muhtemel olduğunu, alacaklarını tahsil edememe riski ile karşı karşıya kalmamak adına, rehinle de teminat altına alınmamış olan davaya konu işbu alacakları nedeniyle davalı -----adına kayıtlı olduğu tespit edilen ------ pafta nolu taşınmaza ve davalı şirketler adına kayıtlı bulunan menkul ve gayri menkul mal varlıkları ve de üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına İİK m.259 ve 281. gereği teminatsız olarak -----Sayılı dosyasından infaz edilmek üzere şimdilik dava değeri olan 119.137,49 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesini arz ve izah olunan sebepler ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik; öncelikli olarak zor durumda olan davalının adli yardım taleplerinin kabulüne, haklı davanın kabulüne, davalı -----kayıtlı olduğu tespit edilen -------- taşınmaza ve davalı şirketler adına kayıtlı bulunan menkul ve gayri menkul mal varlıkları ve de üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına İİK m.259 ve 281. gereği teminatsız olarak ------- Sayılı dosyasından infaz edilmek üzere şimdilik dava değeri olan 119.137,49 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesini, davacı alacaklı için ------ dosyasına davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu ve borçlu olduklarının tespiti ve de yukarıda zikredilen dosyaya borçlu olarak kaydedilmesinin kabulüne, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP /TALEP-1
:Davalı Sınırlı Sorumlu-------- vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının dava dilekçesinde iş akdinin haksız feshi nedeniyle açtığı iş mahkemesi davası ve ilamlı icra takibi sonucunda 119.137,49 TL işçilik alacağı bulunduğunu, borçlu dava dışı ---------tahsilat yapılamadığını, borçlu şirketin malvarlığını planlı biçimde haczettirip ticareti terk ettiğini, ortakların iki ayrı şirket üzerinden faaliyete devam ettiği, davalı ---------- ile diğer davalı şirketlerin dava dışı işverenle grup şirket olduklarını, aynı adres ve ortaklık yapısı ile yönetim kadroları nedeniyle organik bağ bulunduğunu, danışıklı işlemlerle borçlu şirketin içinin boşaltıldığını ileri sürdüğü, bu iddialarla davalıların icra dosyasına borçlu olarak kaydedilmesi, davalıların menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine İİK 259 ve 281 maddeleri uyarınca teminatsız ihtiyati haciz konulması talebinde bulunduğunu, müvekkili kooperatif yönünden ise davacının işçilik alacaklarından sorumluluğun davacının sigortalı işvereni olan dava dışı ------- şirketine ait olduğu, müvekkili kooperatifin davacının işvereni olmadığı gibi dava dışı şirketle arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi dahil herhangi bir işverenlik bağlantısının bulunmadığı, bu sebeple pasif husumet yokluğu bulunduğu ve davanın esası incelenmeksizin husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davacının borçlu işverenden tahsil edemeyince bir kurguya dayalı beyanlarla davalı kooperatif ile dava dışı işveren arasında organik bağ varmış izlenimi yaratmaya çalıştığını, aynı adreste kuruluş, ortaklık ve yönetim kesişmesi ile faaliyet alanı benzerliği iddialarının tek başına organik bağ doğurmayacağı, müvekkili kooperatif ile dava dışı şirket arasında geçmişe dayalı uzun süreli ticari ilişki bulunduğu, kooperatifin kum üretimi yaptığı ve dava dışı şirketin kooperatiften kum satın alan firmalardan biri olduğunu, dava dışı şirketin bir dönem konkordato talebinde bulunduğu ve --------- sayılı dosyasında konkordato davasının reddedildiği, sonrasında malvarlığının alacaklılarca haczedildiği, bu olguların faaliyet alanı yakınlığının ticari hayatın olağan akışından kaynaklandığını gösterdiğini, davacının organik bağ iddialarının dürüstlük kuralına aykırı şekilde hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, ispatlanamayan iddiaların kanıt değil kanı düzeyinde kalacağını, davalı kooperatifin dava dışı ------ şirketinden ticari ilişkiden kaynaklı 3.940.763,93 TL alacaklı olduğunu, konkordato davasının reddinden sonra -------- sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, bir taşınmaz ve------ araca haciz konulduğunu, yakalama talep edildiği, araçlardan bir kısmının muhafaza altına alındığı ve 03.06.2022 tarihli açık artırmada 6 aracın satıldığı, sıra cetveli tamamlanmadığından satış bedelinin hangi alacaklıya ödeneceğinin henüz belli olmadığı, diğer araçlar ve taşınmaz yönünden satış süreçlerinin devam ettiği, bu işlemlerin gerçek olduğu ve kooperatifin alacaklı konumunu cari hesap ekstresi, ödeme emri ve satış tutanaklarıyla ispatladığı, ayrıca ticari defter kayıtları ile vergi dairesinden ----- bildirimleri celbedilerek bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, dava dışı işveren şirket ile müvekkili kooperatifin ortaklık yapısı, yetkilileri ve yönetim kurulu üyeleri farklı, farklı iş kollarında faaliyet gösteren iki ayrı tüzel kişilik olduğu, bunun ---------- kayıtlarının celbi ile ortaya çıkacağını, kooperatifin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu kapsamında değişir ortaklı ve değişir sermayeli bir ortaklık olduğu, üyeliğin ana sözleşmede öngörülen koşullara göre kazanıldığı, kooperatifte varis temsilcileri dahil ------- üye bulunduğunu, dava dışı şirketin yönetimindeki bazı kişilerin kooperatife üye olmasının veya geçmişte kooperatif yönetiminde yer almasının tek başına organik bağ anlamına gelmeyeceği, kooperatif üyelerinin çok sayıda farklı şirketle bağlantılı olabildiğini, müvekkili kooperatifin ----yılında dava dışı şirketin kuruluş aşamasında bir dönem yüzde 20 ortağı olduğunu, ancak ------ tarihli yönetim kurulu kararıyla hisselerini devretme kararı aldığı, ------ yıllarında paylarını devredip şirketle ortaklık ilişkisinin sona erdiğini, güncel yönetim kurullarının tamamen farklı olduğu, kuruluş tarihleri ve adreslerinin de farklı bulunduğu, kooperatifin --- yılında ------adresinde, dava dışı şirketin ise----- adresinde kurulduğunu, faaliyet alanları bakımından kooperatifin kum çakıl üretimi satışı ve liman hizmeti verdiği, dava dışı şirketin ise hazır beton ve benzeri üretim ve ticaret alanında faaliyet gösterdiği, dolayısıyla faaliyet konularının da farklı olduğunu, taraflar arasında borç ilişkisi nedeniyle husumet geliştiği, kooperatifin alacağını dahi henüz tahsil edemediği, buna rağmen dava dışı işverenin borçları için kooperatifin hedef gösterildiği, ayrıca dava dışı şirket yöneticisi hakkında icradan mal kaçırmaya ilişkin savcılık soruşturmasının bulunduğu ve çok sayıda hukuki ve cezai uyuşmazlık yaşandığı belirtilerek organik bağ iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı vekilinin daha önce --------- talimat dosyasıyla kooperatif adresinde hacze geldiği, kooperatifin istihkak iddiasında bulunduğu, vergi levhası, faturalar ve hizmet listelerini sunduğu, borçlu işverenle bağlantı kurabilecek evrak bulunamadığı, istihkak davası açması için verilen sürede dava açılmadığı, sonrasında davacının bu kez organik bağ iddiasıyla huzurdaki davayı açtığını, bu durumun iyi niyetli olmadığını, davacının ihtiyati haciz talebinin reddinin gerektiğini belirtmiş olup, davalı kooperatife yönelik husumet itirazının kabulü ile husumet yokluğundan davanın reddine, haksız ve mesnetsiz davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan talep etmiştir.CEVAP /TALEP -2
:Davalı şirkete dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmesine rağmen davalı ------ tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126 -131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirketin temsilcisi duruşmalara katılmamış; şirket kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.DELİLLER
:Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, ----- Esas ayılı dosyası ---- Kayıtları, ----- Müdürlüğü Müzekkere Cevabı, ----Müdürlüğü müzekkere cevabı, Bilirkişi Raporu, Tanık Beyanları, Dosyadaki Diğer Bilgi ve Belgeler.TANIK (DAVALI TANIĞI) -------Ben dava dışı ------ hissedarı ve bir dönem yöneticiliğini yaptım, bu şirket beton üretip satıyordu, davacı da bu şirkette işçi olarak çalışmıştı daha sonra işçi alacakları davası açtığını bu dava nedeniyle öğrendim, benim hissedarı olduğum şirket ile ------ arasında herhangi bir bağlantı yoktur, sadece bazı ortakları aynı olabilir, bizim şirket beton üretim satıyordu, ---- herhangi bir faaliyeti yoktu, ayrıca diğer davalı ------- deniz kumu üretip satan bir şirketti, ayrıca denizde iskelesi vardı, burada boşaltma işlemleri yapıyordu, bizim şirket ile davalı şirketlerin unvanlarında kumcular kelimesinin geçmesinin sebebi her üç şirketin de faaliyetinin kum işi ile iştigali nedeniyledir, benim kooperatifte üyeliğim yoktur, sadece dediğim gibi bazı ortakların diğer şirketlere de hissedarlığı olabilir, bu üç şirket arasında (kooperatif de şirket olarak anlaşılmıştır) fiili bir bağlantı yoktur, sadece ticari bağlantılar bulunmaktadır, biz kooperatiften kum alıp buna göre üretim yapıyorduk, halen kooperatif faaliyetine devam etmektedir, diğer şirketin herhangi bir faaliyeti yoktur, benim ortağı olduğum işçinin çalıştığı şirket ise ekonomik darboğaz nedeniyle faaliyetlerine son vermek zorunda kalmıştır, zaten bu nedenle davacı işçinin tazminat alacağını da ödeyememiştir, benim olayla ilgili görgüm ve bilgim bundan ibarettir dedi. Davalı vekili tarafından soruldu: bizim şirket ile kooperatif arasında cari hesaba bağlı olarak ticari ilişkimiz bulunuyordu, biz onlardan kum alıyorduk, işlerimiz bozulunca ödemelerimizi yapamamaya başladık, bunun üzerine hakkımızda kooperatif tarafından icra takibi yapılmıştır, halen bu borç bildiğim kadarıyla ödenmemiştir. Biz ödemelerde sıkıntıya girince zaten şirketimiz de ekonomik olarak zor durumda olduğu için kooperatif tarafından tarafımıza kum verilmemeye başlandı, bu şekilde ticari ilişkimizde sonlanmıştır, icra takibi nedeniyle aramızda açılmıştı, dedi. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. ' şeklinde beyanda bulunmuştur.İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLAR: Dava, davacı tarafından davalı ---- aleyhinde işçi alacakları ilamına dayalı olarak yürütülen ------- Esas sayılı dosyasına konu borçtan tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesi gereği organik bağ ve muvazaalı işlemler nedeniyle diğer davalı Sınırlı Sorumlu ------ de sorumlu tutulması suretiyle tahsili istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle zorunlu arabuluculuk dava şartı dahil HMK'nin 114.maddesinde düzenlenen dava şartları, hak düşürücü sürenin incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada hazır bulunan bir kısım taraf vekillerinin beyanlarına göre tarafların sulh yolunu tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine zamanaşımı defi de aşılarak tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri, delillerin incelenmesi ve değerlendirilmesi suretiyle tamamlanarak bitirilmiş ve karar duruşmasına katılan bazı taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri de dinlenip zapta yazılarak aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davanın temelini oluşturan ----- Esas sayılı dosyası ------- sistemin üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği çıkartılarak dosyaya konulmuş ve incelenip değerlendirilmiştir. Yapılan incelemede icra dosyanın alacaklısının davacı ----borçlusunun davalı ------ olduğu takibin dayanağının ------ karar sayılı işçi alacaklarından oluşan ilama dayalı ilamlı takip olduğu, borcun ödenmediği , dosyanın açık olduğu görülmüştür. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere ve içtihatlara kısaca değinmekte yarar vardır. Kural olarak tüzel kişiler kendilerini oluşturan kişilerden bağımsız ayrı kişiler olup “sınırlı sorumluluk” ilkesi çerçevesinde hukuki işlemlerde taraf olurlar. Kimi zaman sözleşme ve kanundan doğan borç ve yükümlülüklerden kurtulabilmek için tüzel kişiliğin araç olarak kötüye kullanıldığı bilinen bir gerçektir. Bunun engellenebilmesi amacıyla doktrinde “perdenin aralanması “teorisi geliştirilmiş, zaman içerisinde Yargıtay uygulamalarında da bu teori benimsenmiştir ------Perdenin aralanması ile şirket kurucusu gerçek kişilerin sorumluluğuna gidilebildiği gibi, aynı şirketler içerisinde yer alan kardeş şirketler arasında da sorumluluğun gerçekleştiğinin kabulü sağlanabilir.------- Karar sayılı ilâmında organik bağ kavramı ise şu şekilde açıklanmıştır:" Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır -------Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir veya şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması organik bağ için yeterli değildir ---------------- Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir."Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler, yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yargılama ışığında somut olaya baktığımızda ; davalılar arasında isim benzerliği ve bir kısım ortakların benzerliği ve kesişimi dışında yukarıda açıklanan ilke ve kurallar çevresinde organik bağ bulunduğunu gösterir delil olmadığı, davalı şirketler arasındaki görünürdeki bağı matematiksel olarak kümeleştirdiğimizde iki küme arasındaki kesişimin örneğin unvan adres ve bazı kişilerin ortaklığı gibi benzerliklerle sınırlı hususlardan oluştuğu, samimi ve inandırıcı bulunan tanık beyanın ve özellikle birebir aynı olaya ilişkin --------- Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunun da davalılar arasında organik bağ bulunmadığını teyit ve tespit ettiğinden davalılara yöneltilen organik bağ iddiasının yerinde ve yeterli olmadığı, kaldı ki biran için davalılar arasında organik bağın varlığı kesin olarak kabul edilse bile, davacının işçi alacaklarının perdenin arkasındakinden yani olayda kooperatiften de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da ispat edilmesi gerektiği, dosyaya yansıyan bilgi ve belgeler ile başkaca davalardan anlaşıldığı üzere şirketin başka işçilere ve kişilere de borçlu olduğu, sırf davacıya yönelik kasıtlı işlemlerin söz konusu olmadığı, işçi alacakları yönünden ticari ve sosyal hayatın akışına göre bu tür işlemlere girişilmesinin de beklenmediği, esasen olayda maddi gerçeğin davalı şirketin ekonomik olarak çöküntü içinde bulunduğunun olduğu, yukarıda anılan bilirkişi raporuna da yansıdığı ve tanık tarafından da beyan edildiği üzere davalı kooperatifin de davacı ve başkaları gibi davalı şirketten alacaklı olduğuna göre davalıların davacı işçiden mal kaçırmak ya da ona haklarını ödememek için kötü niyetli ve muvaazalı işlemler yaptıklarına yönelik soyut iddia dışında kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı tespit ve tayin edilmiştir. Filhakika, davacı vekilinin deyimiyle 'gariban' işçinin haklarına kavuşması ve alacağını tahsil etmesi en doğal hakkı olmakla birlikte, mahkememizin yeterli hukuki temeli olmadan icra takibine konu borçtan başkasını/kooperatifi sorumlu tutması gibi bir görev ve sorumluluğu bulunmadığı gibi buna Anayasal ve yasal olarak da imkan olmadığı belirtilmelidir. Binaenaleyh, davacının davasını, TMK'nin 6, HMK'nin 190. maddeleri gereğince ispat edemediği sonuç ve kanaatiyle davanın esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davacı sorumlu tutulmakla birlikte davacının yargılamada adli yardımdan yararlandırıldıktan sonra yapılan giderlerin ise HMK'nin 339/2 maddesi gereğince giderlerin davacıya yüklenmesi halinde davacının mağduriyetine sebep olacağı anlaşılmakla davacının karşı vekalet ücreti dışında yapılan yargılama giderlerinden muaf tutulması suretiyle yargılama giderleri Hazine üzerinde bırakılmıştır. Bu kapsamda ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi --------bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de HMK'nin 339/2 maddesi gereğince -------üzerinde bırakılmıştır. Bununla birlikte karar tarihi itibariyle dava değeri miktar itibariyle kesinlik sınırının altında olmasına rağmen, davanın HMK'nin 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açılması karşısında davanın ilk açıldığı bedel üzerinden tümden reddedilmiş olmasına göre muhtemel talep artırım halinde dava değerinin her zaman kesinlik sınırını aşma ihtimali bulunduğu anlaşılmakla, kesinlik sınırının kamu düzenini ilgilendirmesi, hak arama hürriyeti ve hukuki dinlenilme hakkı gibi hususlar gözetilerek istinaf kanun yolu açık bırakılmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-)Davanın REDDİNE,2-)Davacı tarafından adli yardım kararı öncesi ve dışında yapılan tüm yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının HMK'nin 339/2 maddesi gereğince davacıdan alınmasına yer olmadığına,4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ---------bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin HMK'nin 339/2 maddesi gereğince Hazine üzerinde bırakılmasına,5-)Davacı adli yardımdan yararlandığından devlet bütçesinden yapılan; 280,00 TL posta ücretinden oluşan yargılama giderinin HMK'nin 339/2 maddesi gereğince Hazine üzerinde bırakılmasına,6-)Davalı Sınırlı Sorumlu --------davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.13/1,2 maddeleri uyarınca dava değeri üzerinden hesaplanan 1.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,7-)Davalı Sınırlı Sorumlu -------- tarafından yapılan 2,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, davalılar tarafından yapılmış başka yargılama gideri bulunmadığından bunu ilişkin başkaca karar verilmesine yer olmadığına,8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ------------ Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025