Anahtar kelimeler: Polipropilen Satıma Satımdan Ambalaj Alanda Yazildiği Uluslararası Satışı Bedelli Kurulduğunu

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin uluslararası alanda, ambalaj üretimi ve satışı yapan bir şirket olduğunu, müvekkili ile davalı arasında iş ilişkisi kurulduğunu ve davalı tarafından müvekkiline PP SİBUR H030 (Polipropilen), PS(Polistiren) ürünlerinin satışının yapıldığını, iş bu alım satıma istinaden 07.02.2024 tarihli ...... nolu 1.180.875,49 TL bedelli, 07.02.2024 tarihli ...... nolu, 1.204.975,00 TL bedelli ve 07.02.2024tarihli ...... nolu 820.611,00 TL bedelli faturalar tanzim edildiğini, müvekkili şirketin fatura bedellerini davalıya ödediğini, bu faturaları tarafların ticari defterlerine işlediğini, akabinde ise alım yapılan dönemle ilgili olarak vergi dairesinden KDV iadesi talep edildiğinde, Vergi Dairesi Müdür Yardımcısı tarafından bilgi vermek ve tedbirli olmaları gerektiğinden bahisle müvekkili şirketin aranılarak " firmalarının vergi idaresi nezdinde olumlu olduğu, o zamana kadar sorun yaşanılmadığını, ancak davalı ..... Akaryakıt San. Tic. Ltd. Şti.’nin alt tedarikçisinin gerçek olmayan fatura düzenlediğini, yapılan yoklamalarda sorunlar olduğunu ve işyerinin kapalı olduğunu, çok yüksek tutarlarda KDV beyanları olmasına rağmen ödenecek KDV'sinin çıkmadığı vb sebeplerle ileride sorun yaşamalarının kaçınılmaz olduğu; keza Kılıççıoğlu ile de KDV beyanları açısından sıkıntılar olduğunu, bu firmadan yapılan alımların indirilecek KDV hesaplarından çıkarılmadığı takdirde sorun yaşayacaklarını, ileride cezalı olarak gecikme faizi ile ödemek zorunda kalacaklarını, o anki iadelerinin de yapılmayarak incelemeye sevk edileceğini, bu nedenle bu firma alım faturalarının indirim hesaplarından çıkarılmasının" istenildiğini, müvekkili şirketin vergi incelemesine girmesi halinde çalışmış olduğu müşterilerine yazı gönderilmesi ve müvekkilinin ticari hayatının sekteye uğratmasına sebep olacağından, ayrıca incelemeye alınan firmaların diğer dönem KDV iadeleri de yapılamayacağından, müvekkili şirketin davalı Kılıççıoğlu tarafından kesilen ..... nolu, ..... nolu ve ..... nolu faturaları Vergi Dairesinin talebi üzerine beyannameden çıkarmak zorunda kaldığını ve düzeltme beyannamesi verdiğini, iş bu beyannamede, düzeltme nedeni olarak açıkça "...... Firmasına ait 3 adet faturanın indirimden çıkartılması" şeklinde yazıldığını, müvekkilinin söz konusu faturaların KDV'sini karşı tarafa ödemiş olup, toplamda 534.410,25 TL KDV tutarını kendi vergisinde gider olarak kullanamadığını, tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiği taktirde bu hususun tespit edileceğini, müvekkilinin bu sebeple 534.410,25 TL zararı bulunduğunu, müvekkili şirketin söz konusu faturaların KDV'sini de karşı tarafa ödemiş olduğundan, ödediği toplamda 534.410,25 TL KDV'yi karşı tarafın ve alt tedarikçisinin vergi kanunlarına göre sorun teşkil edecek şekilde işlemler yapması sebebiyle indirim olarak kullanamadığından, müvekkilinin 534.410,25 TL zararı bulunduğunu, müvekkili şirketin ayrıca, finansman yükü nedeniyle kalan iadesini bir an önce alabilmek ve incelemeye girmemek adına bu yolu seçmek zorunda kaldığını, müvekkilinin uğramış olduğu zararı kendisinden talep etmiş olmasına karşın davalının ödeme yapmadığını iddia ederek; müvekkilinin gider olarak beyan edemediği faturaların KDV alacağından doğan zararın tahsili amacıyla, şimdilik 10.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren uygulanan en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; HMK m. 114/h uyarınca, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmasının dava şartı olduğunu, huzurdaki davanın iade alınamayan KDV tutarının tahsili talebiyle ikame edildiğini, KDV iadesinin taraflar arasındaki ticari ilişki içerisinde yer alan kar, zarar veya alacak kalemlerine dahil olmayıp Vergi Mevzuatı uyarınca mükelleflere gerekli koşulları sağlamaları halinde tanınan bir imkan olduğunu, bu imkanın ne kazanılmış bir hak, ne de müvekkilinin yerine getirmesi gereken sözleşmesel veya ticari bir yükümlülük olmadığını, dolayısıyla vergi iadesi alma hakkının oluşup oluşmadığı hususunun Vergi Dairesi ile davacı şirket arasındaki hukuki ilişkinin bir parçası olup, müvekkili ile bir ilgisi bulunmadığını, alım satım ilişkisinin başında da tarafların sadece ürün teslimi ve bedel ödenmesi yönündeki bir satış sözleşmesinin kurulması hususunda anlaşmış olup, müvekkilinin ürünleri sağlam ve eksiksiz bir biçimde teslim ettiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığını, müvekkilinin hiç bir aşamada davacının, davalı şirketin faturalarından vergi iadesi alacağına dair bir garanti vermediğini, davacının da işbu alım satım ilişkisi kurulurken bu hususta bir talepte bulunmadığını, tüm bu açıklamalar ışığında, müvekkili şirketin satım sözleşmesi uyarınca teslim etmesi gereken malları eksiksiz ve sağlam bir şekilde davacıya teslim etmesi nedeniyle sözleşme uyarınca tüm yükümlülüklerini ifa ettiğini, Vergi iadesi hususunun taraflar arasındaki ticari ilişkinin bir unsuru olmadığını, vergi dairesince değerlendirilen ve vergi mevzuatı ile mükelleflere tanınan bir imkan niteliğinde olduğu göz önüne alındığında davacının KDV iadesini "taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan bir alacak" olarak dava konusu haline getirmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde iade alınamayan 534.410,25 TL KDV tutarı bulunduğu beyan edilmesine rağmen huzurdaki davanın 10.000,-TL dava değeri belirtilerek açılmış ise de dava değerinin ve dava türünün usulünce belirtilmesi ve eksik harcın tamamlanması gerektiğini, müvekkilinin kestiği fatura tutarlarının ve bu faturaların iade tutarlarının taraflarca sunulan fatura kayıtlarından, ticari defterlerden ve Gelir İdaresi Başkanlığı kayıtlarından açıkça belli olup, bu tutarların uyuşmazlık dışı olduğunu, hal böyle iken davacının KDV iadesi talebine ilişkin KDV tutarının davanın başında tam ve kesin olarak belirli nitelikte olduğunu, talep miktarının tam ve kesin şekilde belirli olması ve dava dilekçesinde de belirtilmiş olması karşısında huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinin mümkün olmadığını, davacının herhangi bir yasal zorunluluk bulunmamasına rağmen vergi dairesinin sözlü beyanı üzerine dava konusu faturaları KDV hesaplarından çıkarmasının kendi tercihi olup,bu tutarın müvekkilinden talep edilebilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirket bir tacir olup, basiretli bir tacir gibi öncelikle vergi dairesinin sözlü beyanının gerçeği yansıtıp yansıtmadığını usulünce ilgili vergi dairesinden öğrenmesi, yansıtıyor ise ticari hayattaki tecrübelerinden hareketle beyanda bulunan vergi dairesi dahi olsa sözlü değil ancak yazılı kayıtlar ile işlem yapması gerekirken ortalama bir tecrübeye sahip basiretli bir tacirin izlemesi gereken bu adımları uygulamadığını, dava açıldığı tarihte müvekkili şirket adına sonuçlanmış resmi bir vergi incelemesi, müvekkilinin alt tedarikçisi olarak bahsedilen şirket adına sonuçlanmış resmi bir vergi incelemesi, davacı şirkete müvekkili veya alt tedarikçilerinden kaynaklı olarak uygulanan herhangi bir tedbir veya ceza kararı gibi müvekkili şirketin faturalarını KDV hesaplarından çıkarmak yönünden davacı şirkete yasal zorunluluk getiren herhangi bir adli veya idari yaptırım kararı bulunmadığını, dolayısıyla dava açıldığı tarihte davacının KDV indirimden faydalanmasına engel olarak yasal bir zorunluluk bulunmadığına göre kendi tercihi ile dava konusu faturaları KDV hesaplarından çıkarıp düzeltme beyannamesi veren davacının, kendi tercihi ile yaptığı bu işlemin sonuçlarından müvekkilini sorumlu tutmak istemesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak; dava ikame edildiği tarihte meşru, güncel ve korunmaya değer bir hukuki yarar bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, davacının KDV alacağından kaynaklı uğradığı zararın tahsili istemine ilişkindir.Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır.Uyuşmazlığın; taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki kapsamında davacının gider olarak beyan edemediğini iddia ettiği faturaların KDV alacağından kaynaklı zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise zararın miktarı, davacının şimdilik 10.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren uygulanan en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği; davalı savunması kapsamında taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında faturalara konu ürünlerin teslim edilip edilmediği, davacı tarafça davalı şirket tarafından düzenlenen faturaların beyannameden çıkartılarak düzeltme beyannamesi verilmesi nedeniyle davalıdan talepte bulunup bulunamayacağı, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünden; davalı şirkete ait sicil kayıtları celp dilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.Pendik ve Tuna Vergi Dairelerinden; tarafların 2024 yılına ait BA/BS formları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.Tuna Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak; davalı şirketin vergi incelemesine alınıp alınmadığı hususunda bilgi verilmesi ayrıca şirket hakkında düzenlenmiş inceleme raporu var ise rapordan bir suretin Mahkememize gönderilmesi istenilmiş; █████/2025 tarihli cevabi yazı ile; davalı şirketin vergi incelemesine alınmadığı ve herhangi bir inceleme raporuna rastlanılmadığı hususlarının bildirilmiş olduğu görülmüştür.Mahkememiz dosyası; davacının iddiaları, davalı taraf savunması, sunulan ve toplanan deliller, dosya kapsamındaki belgeler, BA/BS formları ve tüm dosya kapsamına göre TARAFLARIN TİCARİ DEFTERLERİ İNCELENEREK; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, lehlerine delil niteliğinde olup olmadığı, defter kayıtlarının birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, bulunması halinde tarafların ticari ilişkiyi hangi hesaplarla izlediği, defterler arasında fark bulunması halinde farkın sebebi hususları ile taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki kapsamında davacının gider olarak beyan edemediğini iddia ettiği faturaların KDV alacağından kaynaklı zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise zararın miktarı, davacının şimdilik 10.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren uygulanan en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği; davalı savunması kapsamında taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında faturalara konu ürünlerin teslim edilip edilmediği, davacı tarafça davalı şirket tarafından düzenlenen faturaların beyannameden çıkartılarak düzeltme beyannamesi verilmesi nedeniyle davalıdan talepte bulunup bulunamayacağı, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı hususlarında rapor düzenlenmek üzere S.M.M. ....., Muhasebe ve Finansman konusunda uzman bilirkişi Prof. Dr. ..... ile akademisyen Prof. Dr. ..... 'den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından █████/2025 tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş;█████/2025 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"... Taraf şirketlerin 2023, 2024 ve 2025 yıllarına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davaya konu KDV zararına ilişkin davalı tarafın davacı tarafa düzenlediği █████/2024 tarihli KDV dahil 3.206.461,49-TL/KDV hariç 2.672.051,24-TL tutarlı 3 adet faturanın olduğu, davaya konu KDV zararına ilişkin davacı tarafın talep ettiği KDV tutarının 534.410,25-TL olduğu, faturaların açıklama kısmına mal hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, iş bu faturaların taraflarca karşılıklı olarak BS-BA formu ile beyan edildiği, davaya konu KDV zararına ilişkin davalı tarafın davacı tarafa düzenlediği █████/2024 tarihli KDV dahil 3.206.461,49-TL/KDV hariç 2.672.051,24-TL tutarlı 3 adet faturaya karşılık davacı tarafın davalı tarafa toplam 2 adet ve 3.206.461,50-TL tutarlı ödeme yaptığı, iş bu ödemelerin tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davacı tarafın 2024 yılı Şubat ayı KDV beyannamesi için düzeltme beyannamesi verdiği, düzeltme nedeni olarak "..... Akaryakıt Firmasına ait 3 adet faturanın indirimden çıkartılması" şeklinde yazdığı, █████/2025 tarihli Tuna Vergi Dairesi cevabi yazısı ile davalının vergi incelemesine alınmadığının ve herhangi bir vergi inceleme raporuna rastlanılmadığının beyan edildiği, dolayısıyla davacının Vergi Dairesi nezdinde düzeltme beyannamesi vermek sureti ile davaya konu faturalar için KDV indirim taleplerinden vazgeçmiş olmasının davacıyı bağladığı, bu kapsamda davalının iş bu KDV indiriminden kaynaklanan zarardan sorumlu olamayacağı, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında dava tarihi itibariyle davalı taraftan alacağının veya borcunun olmadığı, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında dava tarihi itibariyle davacı taraftan alacağının veya borcunun olmadığı" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur.Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, Tuna Vergi Dairesinin █████/2025 tarihli cevabi yazısı, █████/2025 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında Polipropilen ve Polistiren ürünlerinin alım satımından kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında davalı tarafça █████/2024 tarihli KDV dahil 3.206.461,49-TL tutarlı 3 adet faturanın düzenlenmiş olduğu, iş bu faturaların tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, iş bu faturaların taraflarca karşılıklı olarak BS-BA formu ile beyan edildiği, iş bu faturalara karşılık davacı tarafın davalı tarafa toplam 2 adet ve 3.206.461,50-TL tutarlı ödeme yaptığı, iş bu ödemelerin tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, ancak davacı tarafın 2024 yılı Şubat ayı KDV beyannamesi için düzeltme beyannamesi verdiği ve düzeltme nedeni olarak "..... Akaryakıt Firmasına ait 3 adet faturanın indirimden çıkartılması" şeklinde yazdığı, davacı tarafça söz konusu faturaların toplamda 534.410,25 TL KDV tutarını kendi vergisinde gider olarak kullanamaması nedeniyle 534.410,25 TL zararı bulunduğunu iddia edilerek iş bu zararın tahsili talepli davanın açıldığı, dosyada bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli, Mahkememizce hükme esas alınan █████/2025 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler Mahkememizce de benimsenerek; davacının kendi tercihine göre KDV kayıtlarını beyannamelerinden çıkarıp iade sistemine dahil etmediği, █████/2025 tarihli Tuna Vergi Dairesi cevabi yazısı ile davalının vergi incelemesine alınmadığının ve herhangi bir vergi inceleme raporuna rastlanılmadığının beyan edildiği, dolayısıyla davacının Vergi Dairesi nezdinde düzeltme beyannamesi vermek sureti ile davaya konu faturalar için KDV indirim taleplerinden vazgeçmiş olmasının davacıyı bağladığı, bu kapsamda davalının iş bu KDV indiriminden kaynaklanan zarardan sorumlu olamayacağı sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;Davanın REDDİNE,Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından ayrıca harç tayinine yer olmadığına,Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden ve Devlet Hazinesinden karşılanan 4.600,00-TL arabulucu ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafa iadesine,HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin (E-DURUŞMA) davalı vekilinin huzurda yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip .......Hakim .....