Anahtar kelimeler: Tlmanevi Skhariç Url Httpswww Haberdeki İçerik Zedelendiğini Sitesinin Fiilden İftira

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
YAZIM TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalıya ait htths:/www.... isimli internet sitesinin █████/2023 tarihli https://www.... URL adresinde yapılan gerçek dışı ve iftira niteliği taşıyan açıklamalar nedeniyle müvekkili şirketin ticari itibarı zedelendiğini, kişilik haklarının ağır surette ihlal edildiğini belirterek, davacının haksız rekabet teşkil eden hukuka aykırı davacının ticari itibarına ve kişilik haklarına saldırı niteliğine haiz haberdeki içerik nedeniyle 150.000,00-TLmanevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkil şirket, basın ile ilgili bilgiler ve sektörel özel bilgileri yayınlayan bir sitedir. Takipçileri bu konuları öğrenmek isteyen sektör çalışanları ve ilgililerdir.Bahsi geçen haberlerde, hiçbir ifade hiçbir eylem hukuka aykırı olmadığı gibi eleştiri sınırları dışına çıkılmamıştır. Davacı tarafın, dava konusu haberlerin her ne kadar kişilik haklarını ihlal eden, aşağılayıcı, küçük düşürücü ifadeler içerdiği iddia edilse de haberlerde bahsi geçen konuyu yansıtan, konu ile uyumlu bulunan haber başlıklarının sırf dikkat çekici ve ilgi uyandırıcı şekilde hazırlanmış olması, yayının hukuka aykırı kılınmasını gerektirmemektedir. Tüm bu açıklamalar muvacehesinde; davacı yanın iddia ettiği gibi kişilik hakkı ihlaline sebebiyet veren bir haber varit değildir. Keza yayıncı kuruluş, görünürde gerçekliğe uygun haberleri, yayıncılık ilkeleri, AİHS, anayasa ve basın kanunu çerçevesinde ve yayın politikasına uygun olarak yayınlamış ve bu minvalde gerek Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına gerekse basın ve ifade hürriyetinin sınırlarına riayet ettiği Mahkemenizce her türlü izahtan varestedir. Belirtilen nedenlerle; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
█████/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle:
1-Dosya kapsamında yapılan incelemede, soruşturma konusunda Davacı'nın iddiasını ispatlamaya dönük belge ve bilgi sunmadığı, atılı suçun TTK md 55/1-a-1 hükmünde yer alan kötüleme kastının "gerçeğe aykırı" olarak yapılıp yapılmadığının anlaşılamayacağı,
2-Davacı'nın haksız rekabet hükümlerine dayanmasının mümkün görülmesi halinde davalının meydan verdiği fiillerden ötürü mali verilere göre zararlarının varlığı ve miktarı tespit edilmeden haksız rekabet eylemlerinin varlığına dair bir tespit yapılamayacağı,
3-TTK kanun gereğince "Kötülemede Bulunanın Açıklamaları Gerçekse Haksız Rekabet Oluşmaz" şerhinden hareketle, bu haliyle iddianın isabetli görülemediği, davacının KAP açıklaması dışında delil ibraz etmesi halinde yeniden değerlendirme yapılmasının mümkün olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
İşbu davaBakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas, ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize tevzi olmuştur.
Dava; davalıya ait internet haber sitesinde yayınlanan haber nedeniyle davacı şirketin ticari itibarının ve kişilik haklarının zarara uğradığı iddiasıyla açılan manevi tazminat istemine ilişkindir.Buna göre; söz konusu yazının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup olmadığı ve haksız rekabet teşkil edip etmediği, manevi zararın olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Manevi tazminat isteminin temelinde, davalının haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere haksız eylemin unsurları hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve fiil ile zarar arasında illiyet bağı bulunmasıdır. Öte yandan, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir ise de, hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı, adalete uygun olmalıdır.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında; www... isimli internet sitesinde yayınlanan haber içeriklerinde davacının kişilik haklarına saldırı oluşturabilecek bir yoruma yer verilmediği, davalının kişilik haklarına saldırı kastıyla hareket etmediği, dürüstlük kuralına aykırılık olmadığı değerlendirilmiştir. Bu durumda, çatışan yararlar dengesinin davacı yararına bozulmadığı, haber başlığı ile öz arasındaki denge gözetildiğinde; davalı tarafça yapılan yayının görünür gerçeğe uygunluk ölçütü ile yine ölçülülük (biçimle öz arasında denge) ölçütüne aykırı olmadığı, haber içeriğinin dürüstlük kuralını ihlale sebep olacak nitelikte ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı, ifade ve eleştiri özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı buna göre manevi zararın da oluşmadığı, TTK 55. Maddesi kapsamında haksız rekabet halleri içerisinde değerlendirilebilecek yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek suretiyle haksız rekabet hali kapsamına girmediği, unsurlarını taşımadığı değerlendirilmekle davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE;
2-Alınması gereken 615,40-TL karar harcından dava açılırken yatırılan 2.561,63-TL indirilmesi ile fazlaca alınan 1.946,23-TL harcın davacıya geri verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu husus karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca arabuluculuk ücretinin davacıdan alınması ile hazineye gelir kaydına,
7-Kullanılmayan yargılama gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakiben yatırana iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı █████/2025
Katip ...
☪ e-imzalıdır. ☪
Hakim ...
☪ e-imzalıdır. ☪

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!