Anahtar kelimeler: Mdc Zmm Tescilsiz Şeritte Şerit Geçişini Gireceği Çarpışması Ktk Cismani

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2023 tarihinde davalı şirket tarafından ZMM sigortası ile sigortalı ... sevk ve idaresindeki... plakalı araç ile müvekkili ... sevk ve idaresindeki tescilsiz motosikletle çarpışması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin ciddi şekilde yaralandığını ve malul kaldığını, kaza sonrasında tanzim edilen kaza tespit tutanağından, davalı şirkette sigortalı... plakalı aracın, 2918 sayılı KTK md.46/2-c) : ''Şerit değiştirmeden önce gireceği şeritte sürülen araçların emniyetle geçişini beklemek,
" gibi çok temel bir trafik kuralını ihlal ettiğinin anlaşıldığını, Menderes Cumhuriyet Başsavcılığının ...sayılı soruşturma dosyası açıldığını, müvekkilinin ilk müdahalesinin Gaziemir Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi'nde yapıldığını, ardından kafatasında, kalçasında ve sol bacağındaki kırıklardan kaynaklı olarak İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildiğini ve ameliyatla platin takıldığını,... plakalı aracın davalı şirket ile Zorunlu Mali Sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi ile bağlı olduğunu, sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak zararın karşılanmadığnıı, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkiline ait tazminat miktarının açıkça belirlenebilir nitelikte olmadığından fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla, 10,00-TL kalıca işgöremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile arabuluculuk vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka uygun olmadığını, dava değerinin belirlenebilir nitelikte olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılamayacağından davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafından eksik evrak ile başvuru yapıldığını, davacının usulüne uygun olarak hazırlanmayan evrakları şirkete ulaştırmayarak davanın açılmasına müvekkil şirket sebebiyet vermediğinden müvekkili şirket aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hüküm tesis edilmemesi gerektiğini, kaza tarihi dikkate alındığında hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süresinin dolduğunu, kaza nedeniyle ödeme yapılması halinde sigortalı araç maliki ...e davanın ihbarının gerektiğini, dava konusu trafik kazası ile ilgili kusur oranlarının tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, kaza ile davacının maluliyeti var ise arasındaki illiyet bağının ve davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesine sevk edilerek Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Hükümleri uyarınca rapor tanzim edilmesi gerektiğini, dosya kapsamı incelendiğinde davacının kask, dizlik vd. koruyucu ekipmanları takmamış olduğu anlaşılmakla, ayrıca epikriz raporu incelendiğinde dizde ve kafatasında kırık olduğu da nazara alınarak, davacının kask kullanmadığı anlaşılmakla,davacının müterafik kusuru nedeniyle müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun doğması halinde tazminatın miktarından indirim yapılması gerektiğini, gerçek zararın tespiti bakımından davacıya kaza nedeniyle ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının celp edilmesini, tazminat hesabı yapılırken; bilinen ücret, belirlenebilir bir ücret yoksa asgari ücretin baz alınması ve 1,65 iskonto oranı esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, davacının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi talebinin hukuka uygun olmadığını beyan etmekle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, davanın esastan reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir
DELİLLER
:
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-Davacı...ya ait nüfus kayıt örneği,
3-Davalı... Anonim Şirketi nezdinde... plakalı araç için düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, █████/2023 tarihli kaza kapsamında davacı tarafından yapılan başvuruya ilişkin olarak başvuru evrakları ile başvurunun davacıya tebliğini gösterir tebligat evrakları, hasar dosyası, başvuru neticesinde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin kayıtlar,
4-Dava konusu kazanın gerçekleştiği █████/2023 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... plaka sayılı araca ait olarak bulunan trafik tescil ve ruhsat belgeleri,
5-Menderes Cumhuriyet Başsavcılığının ...Soruşturma sayılı dosyası,
6-İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi nezdinde █████/2023 tarihli kazada yaralanan davacıya ait olarak düzenlenen tedavi evrakları ve raporları,
7-Gaziemir Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi nezdinde █████/2023 tarihli kazada yaralanan davacıya ait olarak düzenlenen tedavi evrakları ve raporları,
8-İzmir SGK İl Müdürlüğü nezdinde davaya konu █████/2023 tarihli yaralamalı trafik kazası nedeniyle davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değeri, davacıya ait olarak bulunan iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli,
9-█████/2023 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı,
10-Trafik alanında uzman bilirkişinin █████/2024 havale tarihli raporu,
11-Sair deliller.
DAVA KONUSU
:
Açılan dava, █████/2023 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası neticesinde tescilsiz motosiklette sürücü konumunda iken yaralanan...nun vücut bütünlüğünde sürekli iş göremezlik oranı oluşup oluşmadığı ile oluşmuş ise vücut bütünlüğünde oluşan sürekli iş göremezlik oranı çerçevesinde mahrum kaldığı ve kalacağı gelirlerinin hesaplanması neticesinde, belirlenecek sürekli iş göremezlik tazminatı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte... plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını tanzim eden davalı... Anonim Şirketinden tazmini ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde; ''Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.'' şeklinde ifade edilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır.
Trafik kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmini için dava açmak için yasada öngörülen süre mağdurun uğradığı zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren 2 yıldır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde de bu süre 2 yıl olarak öngörülmüştür. Kaza sonucu dava açarak zararlarının giderilmesini isteyecek kişiler bu iki yıllık süre içinde dava açmak zorundadır. Her halükarda ise kazanın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra dava açma hakkı zaman aşımına uğrar. Burada bir istisna vardır. O da eğer failin trafik kazası ile sonuçlanan eylemi aynı zamanda ceza kanunlarına göre suç teşkil ediyorsa ve bu suç için ceza kanunlarında daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörülmüş ise tazminat davası açma süresi de ceza kanunlarında düzenlenmiş olan daha uzun zaman aşımı süresine uzar. Bu husus 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinin birinci fıkrasının 2. cümlesinde ''Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.'' şeklinde ifade edilmiştir.
Sürekli kısmi işgöremezlik, organ eksilmesi veya organ zayıflaması nedeniyle beden gücünün belli bir oranda azalması durumudur. Bu durumdaki kişi çalışmasını sürdürebilir ise de, yaşıtlarına ve aynı işi yapanlara göre (sakatlığı oranında daha fazla güç ve çaba harcayacağından), kazançlarında bir azalma olmasa bile (sakatlığı oranında) tazminat isteme hakkı bulunduğu kabul edilmekte; buna Yargıtay kararlarında "güç kaybı-efor kaybı" tazminatı denilmektedir.
Sürekli kısmi işgöremezlik durumundaki kişi, çalışan ve kazanç elde eden biri olmayıp da işsiz, yaşlı, emekli, ev kadını, çocuk olsa bile, bunlar günlük yaşamlarını sürdürürlerken "sakatlıkları oranında zorlanacak olmaları " nedeniyle tümünün "güç kaybı tazminatı" isteme hakları bulunduğu kabul edilmektedir.
Sürekli tam işgöremezlik, beden gücünün bütünüyle yitirilmesi durumudur. Bu durumdaki kişi artık çalışamayacak ve kazanç elde edemeyecektir. Bu nedenle tazminatı yüzde yüz oranı üzerinden hesaplanacak, giderek başkasının yardımıyla yaşamını sürdürmesi zorunluluğu varsa, ayrıca tazminat bakıcı giderleri de eklenecektir ( Ç. Ahmet Çelik: Trafik Kazalarında Tazminat ve Sigorta Hukuk ve Ceza Sorumluluğu, Seçkin Yayınevi, Nisan 2017, s: 385vd.).
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, ''işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur'', aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, ''bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı'', aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, ''işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun'un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp çözümlenmesi gerekmektedir.
Karayolları Trafik Kanunu’nda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 'Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar' başlıklı 92. maddesinde:
''Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.
a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,
b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,
c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,
d) Bu Kanun’un 105. maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,
e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
f) Manevi tazminata ilişkin talepler'' hükmü ile zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış, burada örnekseme yoluna gidilmeyip tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.
Bu noktada üzerinde durulması gereken hususlardan birisi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92/b. maddesinde yer alan "İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna'' ilişkin hükümdür.
Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından, sadece tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır.
Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir.
Durum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölümü veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir.
Araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92. madde kapsamında yer almamakla sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir. █████/2016 günü yapılan ve █████/2016 tarihinde 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik ile;
6704 Sayılı Kanunun üçüncü maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesi değiştirilmiş, değişik; ''Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.'' hükmü yer almaktadır.
Yine aynı Kanun'un 4. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.
''g)Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri,
h)İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri,
ı)Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler''in de teminat dışı olduğu düzenlenmiştir.
İş Hukukunda ve Sosyal Güvenlik Hukukunda "sürekli iş göremezlik" olarak adlandırılan bedensel zararlara "kalıcı sakatlık" denildiği gibi, Yargıtay kararlarında ve Adli Tıp Kurumu raporlarında "beden gücü kaybı" veya "çalışma gücü kaybı" ya da "meslekte kazanma gücü kaybı" da denilmektedir. Sürekli iş göremezlik durumu kendi içinde sürekli kısmi iş göremezlik ve sürekli tam iş göremezlik olarak ikiye ayrılmaktadır.
Sürekli kısmi iş göremezlik hâline giren kişi çalışmasını sürdürebilir ise de, yaşıtlarına ve aynı durumda olanlara göre (sakatlığı oranında daha fazla güç ve çaba harcayacağından), kazançlarında bir azalma olmasa bile (sakatlığı oranında) tazminat isteme hakkı bulunduğu kabul edilmektedir.
Sürekli tam iş göremezlik, beden gücünün bütünüyle yitirilmesi durumudur. Bu durumdaki kişi artık çalışamayacak ve kazanç elde edemeyecektir. Bu nedenle tazminat yüzde yüz oranı üzerinden hesaplanacak, giderek başkasının yardımıyla yaşamını sürdürmesi zorunluluğu varsa, ayrıca tazminata bakıcı giderleri de eklenecektir.
Geçici iş göremezlik tazminatı ise, haksız fiil neticesinde yaralanan kişinin, yaralanması neticesinde gördüğü veya göreceği tedavi süresince, sağlıklı iken elde ettiği ancak yaralanması sebebiyle tedavisi tamamlanana kadar mahrum kaldığı gelirlerinden ibarettir. Geçici iş göremezlik tazminatı açısından hak talep edilebilmesi için, bahsedildiği üzere kişinin gelir getirici bir işte çalışması ve yaralanması neticesinde tedavi süresinde gelirlerinden mahrum kalması şarttır.
Her ne kadar davalı vekilince iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacı tarafın hukuki yararının bulunmadığı iddiası ile davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, yerleşik Yargıtay İçtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları göz önünde bulundurulduğunda davaya konu trafik kazasının gerçekleşmesinde kazaya karışan araçların kusur oranlarının ve varsa davacının vücut bütünlüğünde oluşan sürekli iş göremezlik oranının, belirlenecek kusur oranı ev sürekli iş göremezlik oranı kapsamında davacı tarafından talep edilebilecek maddi tazminat miktarının aktüerya alanında uzman hesap bilirkişisi tarafından yapılacak hesaplama neticesinde belirlenebileceği, tarafın teknik bilirkişiler vasıtasıyla belirlenebilecek hususları kendi başına belirleyerek dava açmasının kendisinden beklenemeyeceği, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, ayrıca Anayasa Mahkemesinin █████/2022 tarihli ve 31815 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ██████████ Başvuru numaralı █████/2022 Karar tarihli kararında, belirlenebilir bir alacağın belirsiz alacak davası açılmak suretiyle talep edilmesi akabinde davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinin davacının mahkemeye erişim hakkını kısıtlar mahiyette olduğuna ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine, hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin başvurulacak son çare olduğuna karar verildiği göz önünde bulundurularak, davalı vekilinin hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı tarafça dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı, başvuru neticesinde hasar dosyası açıldığı anlaşılmakla, davalı vekilince dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun şekilde başvuru yapılmadığından bahisle sigorta şirketine başvuru dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi talebinin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davanın basit yargılamaya tabi olduğu, dilekçeler teatisinin dava ve cevap dilekçelerinin sunulması ile birlikte sona erdiği, bu kapsamda davacı vekili tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 317/3. maddesine aykırılık teşkil eder mahiyette mahkememize sunulan █████/2024 havale tarihli cevaba cevap dilekçesinin dikkate alınmamasına, cevaba cevap dilekçesi başlıklı dilekçenin beyan dilekçesi olarak değerlendirilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dava konusu trafik kazasının oluşumundaki kusur durumunun tespiti amacıyla dosyanın trafik alanında uzman bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, █████/2023 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, davalı... Şirketi nezdinde... plakalı araca ait olarak düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, hasar dosyası, dava konusu trafik kazasına karışan araçlara ait tescil belgeleri ile sair deliller göz önünde bulundurularak; dava konusu trafik kazasına karışan... plakalı araç sürücüsü ve tescilsiz motosiklet sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun hangi maddelerini ihlal etmek suretiyle dava konusu olan ve █████/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasının oluşumuna sebebiyet verdikleri hususu belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, trafik alanında uzman bilirkişi █████/2024 havale tarihli raporunda sonuç olarak; tescilsiz motosiklet sürücüsü...nun kendi şeridinde ilerlemeden, hiçbir ışık donanımı ve reflektif yelek olmadan seyrettiğinden dolayı kazanın oluşumunda etken olduğu... plakalı otomobil sürücüsü ...in atfı kabil kural ihlalinde
bulunmadığından kazanın oluşumunda etken olmadığını mütalaa etmiştir.
Davacı vekilinin trafik alanında uzman bilirkişinin █████/2024 havale tarihli raporuna karşı itirazlarının, kazanın sürücü ...'in sevk ve idaresindeki... plakalı aracıyla pomza istikametinden Dereköy istikametine seyrederken su yolu bardak fabrikası önüne geldiğinde kendi beyanıma göre önündeki aracı sollamak istediği esnada aracının ön sağ kısımlarıyla; karşı yön ve istikametlen gelen sürücü...nun sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklete çarpması neticesinde vuku bulduğu, tescilsiz motosiklet sürücüsü...nun kendi şeridinde ilerlemeden, hiçbir ışık donanımı ve reflektif yelek olmadan seyrettiği sırada meydana gelen kazada... plakalı otomobil sürücüsü ...in tescilsiz motosiklet sürücüsünü görmesinin mümkün olmadığı, tescilsiz motosiklet sürücüsü...nun kendi şeridinde ilerlemeden, hiçbir ışık donanımı ve reflektif yelek olmadan seyrettiğinden dolayı kazanın oluşumunda etken olduğu,... plakalı otomobil sürücüsü ...in ise atfı kabil kural ihlalinde bulunmadığından kazanın oluşumunda etken olmadığı anlaşılmakla reddine karar verilmiştir.
█████/2023 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı, kaza anını gösterir video kayıtları, Menderes Asliye Ceza Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası ve içeriğinde yer alan trafik alanında uzman bilirkişinin raporu ile mahkememizce alınan trafik alanında uzman bilirkişinin █████/2024 havale tarihli raporu ve kazanın meydana geliş şekli, araçların hasar aldığı bölgeler ile hasar miktarı ve kaza akabinde duruş noktaları birlikte değerlendirildiğinde; kazanın sürücü ...'in sevk ve idaresindeki... plakalı aracıyla pomza istikametinden Dereköy istikametine seyrederken su yolu bardak fabrikası önüne geldiğinde kendi beyanıma göre önündeki aracı sollamak istediği esnada aracının ön sağ kısımlarıyla; karşı yön ve istikametlen gelen sürücü...nun sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklete çarpması neticesinde vuku bulduğu, tescilsiz motosiklet sürücüsü...nun kendi şeridinde ilerlemeden, hiçbir ışık donanımı ve reflektif yelek olmadan seyrettiği sırada meydana gelen kazada... plakalı otomobil sürücüsü ...in tescilsiz motosiklet sürücüsünü görmesinin mümkün olmadığı, bu kapsamda kazanın oluşumuna aslen tescilsiz motosiklet sürücüsünün şerit ihlali yapmak suretiyle, gerekli ışık donanımı ve reflektif yelek bulundurmaksızın seyir halinde olmasının sebep olduğu anlaşılmakla; kazanın tescilsiz motosiklet sürücüsü...nun %100 oranında asli ve tam kusuru neticesinde meydana geldiği kabul olunarak yargılamaya devam olunmuştur.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmeli, buna göre; █████/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, █████/2008-█████/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, █████/2013 sonrası ile █████/2015 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu (ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması), █████/2015 ile █████/2019 tarihleri arasındaki kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve █████/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir.
Dosyanın Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına tevdi ile davacı ve davacı vekili adına çıkartılacak tebligatların tebliğ edilmeleri için gerekli olan süre de gözetilerek muayene günü belirlenerek, belirlenecek muayene gününün İVEDİLİKLE mahkememize bildirilmesi, akabinde belirlenecek muayene gününde hazır olacak veya davacı vekilince hazır edilecek ... T.C. Kimlik numaralı...nun gerekli muayenelerinin yapılarak dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı...nun ait İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Gaziemir Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen tedavi evrakları ile sair deliller birlikte değerlendirilerek; █████/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı davacı...nun vücut bütünlüğünde sürekli iş göremezlik oranı oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise sürekli iş göremezlik oranının ne kadar olduğu hususlarının, dava konusu trafik kazasının gerçekleştiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan ''Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik''' hükümleri çerçevesinde tespit edilerek düzenlenecek raporun mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından muayene gününün █████/2025 günü saat 14.30 olarak belirlediği, davacının belirlenen muayene gününde müracaat etmemesi sebebiyle raporun düzenlenemediği anlaşılmıştır.
Maluliyet raporunun düzenlenmesi amacıyla Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine yazılan müzekkere kapsamında, maluliyet raporunun tanzimi açısından davacının muayenesinin gerekli olduğunun, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından █████/2025 günü saat 14.30 olarak belirlenen muayene gününün mahkememize bildirildiği, davacı ... ve vekili adına ayrı ayrı çıkartılan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından █████/2025 günü saat 14.30 olarak belirlenen muayene gününü bildirir ''Belirlenecek muayene gününde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Rapor Birimi nezdinde hazır bulunmanız ve bu sebeple maluliyet raporunun tanzim edilememesi durumunda ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağınız ve dosyanın mevcut durumuyla değerlendirileceği ihtar olunur.'' şerhini içerir tebligatların usulüne uygun şekilde tebliğ edildikleri, davacının belirlenen muayene gününde başvuru yapmaması sebebiyle muayenesinin gerçekleştirilemediği ve raporun düzenlenemediğinin mahkememize bildirildiği, raporun düzenlenmesi açısından davacının fiziki olarak muayene edilmesinin gerekli olduğunun bildirilmesi, bildirilen muayene gününün davacı ve vekiline ayrı ayrı tebliğ edildiği, çıkartılan tebligatlarda davacının Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı nezdinde hazır bulunması ve hazır bulunmaması sebebiyle maluliyet raporunun tanzim edilememesi durumunda ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacakları ve dosyanın mevcut durumuyla değerlendirileceğinin ihtar edildiği, mevcut tedavi evrakları çerçevesinde maluliyet raporunun düzenlenmesinin mümkün olmadığı ve davacı ile vekilinin usulüne uygun ihtarlara rağmen muayene işlemlerinin gerçekleşmesi için gereken iş ve işlemleri yerine getirmedikleri anlaşılmakla, ihtar edildiği üzere davacı tarafın maluliyet raporu deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ispat yükü konusuna değinilmesinde yarar vardır.
Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187/1. maddesi; ''İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.
Diğer taraftan hâkim kural olarak, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.'' şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir
Bu hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde yer alan: ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir.
İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nunda senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir.
Dava konusu trafik kazasında yaralandığı iddia olunan davacının vücut bütünlüğünde sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu ve bu süreçte mahrum kaldığı ve kalacağı gelirlerinin bulunduğu hususlarının ispatı açısından ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu, maluliyet raporunun tanzimi açısından Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine yazılan müzekkere kapsamında Adli Rapor Birimi tarafından davacının muayene edilmesinin gerekli görülmesi üzerine muayene günü belirlendiği ve belirlenen muayene gününün mahkememize bildirildiği, bildirilen muayene gününün davacı ve vekiline ayrı ayrı tebliğ edildiği, çıkartılan tebligatlarda davacının Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı nezdinde hazır bulunması ve hazır bulunmaması sebebiyle maluliyet raporunun tanzim edilememesi durumunda ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacakları ve dosyanın mevcut durumuyla değerlendirileceğinin ihtar edildiği, mevcut tedavi evrakları çerçevesinde maluliyet raporunun düzenlenmesinin mümkün olmadığı ve davacı ile vekilinin usulüne uygun ihtarlara rağmen muayene işlemlerinin gerçekleşmesi için gereken iş ve işlemleri yerine getirmedikleri, bu kapsamda davacı tarafın üzerilerine düşen ispat yükünü yerine getiremediği, kaldı ki davacının kazanın oluşumuna %100 oranında asli ve tam kusuru neticesinde kendi sebep olduğu, kendi kusuruna dayanarak hak talebinde bulunmasının mümkün olmadığı kanaatine varılmış, bu doğrultuda hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davacı...ya ait nüfus kayıt örneği, davalı... Anonim Şirketi nezdinde... plakalı araç için düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi, █████/2023 tarihli kaza kapsamında davacı tarafından yapılan başvuruya ilişkin olarak başvuru evrakları ile başvurunun davacıya tebliğini gösterir tebligat evrakları, hasar dosyası, başvuru neticesinde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin kayıtlar, dava konusu kazanın gerçekleştiği █████/2023 tarihi ve mevcut durum itibarıyla... plaka sayılı araca ait olarak bulunan trafik tescil ve ruhsat belgeleri, Menderes Cumhuriyet Başsavcılığının...Soruşturma sayılı dosyası, İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi nezdinde █████/2023 tarihli kazada yaralanan davacıya ait olarak düzenlenen tedavi evrakları ve raporları, Gaziemir Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi nezdinde █████/2023 tarihli kazada yaralanan davacıya ait olarak düzenlenen tedavi evrakları ve raporları, İzmir SGK İl Müdürlüğü nezdinde davaya konu █████/2023 tarihli yaralamalı trafik kazası nedeniyle davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin rücuya tabi olup olmadığı, rücuya tabi ise peşin sermaye değeri, davacıya ait olarak bulunan iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli, █████/2023 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı, trafik alanında uzman bilirkişinin █████/2024 havale tarihli raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın █████/2023 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası neticesinde tescilsiz motosiklette sürücü konumunda iken yaralanan...nun vücut bütünlüğünde sürekli iş göremezlik oranı oluşup oluşmadığı ile oluşmuş ise vücut bütünlüğünde oluşan sürekli iş göremezlik oranı çerçevesinde mahrum kaldığı ve kalacağı gelirlerinin hesaplanması neticesinde, belirlenecek sürekli iş göremezlik tazminatı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte... plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasını tanzim eden davalı... Anonim Şirketinden tazmini ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, dava konusu trafik kazasının sürücü ...'in sevk ve idaresindeki... plakalı aracıyla pomza istikametinden Dereköy istikametine seyrederken su yolu bardak fabrikası önüne geldiğinde kendi beyanıma göre önündeki aracı sollamak istediği esnada aracının ön sağ kısımlarıyla; karşı yön ve istikametlen gelen sürücü...nun sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklete çarpması neticesinde vuku bulduğu, tescilsiz motosiklet sürücüsü...nun kendi şeridinde ilerlemeden, hiçbir ışık donanımı ve reflektif yelek olmadan seyrettiği sırada meydana gelen kazada... plakalı otomobil sürücüsü ...in tescilsiz motosiklet sürücüsünü görmesinin mümkün olmadığı, bu kapsamda kazanın oluşumuna aslen tescilsiz motosiklet sürücüsünün şerit ihlali yapmak suretiyle, gerekli ışık donanımı ve reflektif yelek bulundurmaksızın seyir halinde olmasının sebep olduğu, bu çerçevede kazanın tescilsiz motosiklet sürücüsü ...nun %100 oranında asli ve tam kusuru neticesinde meydana geldiği, davacının kazaya %100 oranında asli ve tam kusuru neticesinde sebep olması çerçevesinde kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak talebinde bulunamayacağının aşikar olduğu, ayrıca dava konusu trafik kazasında yaralandığı iddia olunan davacının vücut bütünlüğünde sürekli iş göremezlik oranı oluştuğu ve bu süreçte gelirinden mahrum kaldığı hususlarının ispatı açısından ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu, maluliyet raporunun tanzimi açısından Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine yazılan müzekkere kapsamında Adli Rapor Birimi tarafından davacının muayene edilmesinin gerekli görülmesi üzerine muayene günü belirlendiği ve belirlenen muayene gününün mahkememize bildirildiği, bildirilen muayene gününün davacı ve vekiline ayrı ayrı tebliğ edildiği, çıkartılan tebligatlarda davacının Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı nezdinde hazır bulunması ve hazır bulunmaması sebebiyle maluliyet raporunun tanzim edilememesi durumunda ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacakları ve dosyanın mevcut durumuyla değerlendirileceğinin ihtar edildiği, mevcut tedavi evrakları çerçevesinde maluliyet raporunun düzenlenmesinin mümkün olmadığı ve davacı ile vekilinin usulüne uygun ihtarlara rağmen muayene işlemlerinin gerçekleşmesi için gereken iş ve işlemleri yerine getirmedikleri, bu kapsamda davacı tarafın üzerilerine düşen ispat yükünü yerine getiremediği anlaşılmakla, açılan ve davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında yatırılan 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 10,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
█████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!