Anahtar kelimeler: Cismani Mesuliyet Bati Esaskarar Anonim Sürücüsü Plakalı Ankara Mali Karara

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
: ████████ - █████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 29.11.2023
NUMARASI
: ████████ Esas █████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Cismani Zarar Nedeniyle Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ
: 26.12.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ
: 05.01.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.03.2020 tarihinde, davalıların sürücüsü ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacının idaresinde bulunan araca çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını ve bakıma muhtaç hale geldiğini, ihtiyari mali mesuliyet sigortası kapsamından kalan zararının dava dışı ... Sigorta AŞ tarafından 250.000 TL limit çerçevesinde karşılandığını, bakiye zarardan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve gerçek zarar belirlenebilir hale geldiğinde talep artırılmak üzere; 30.000,00 TL bakıcı gideri tazminatının haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketi poliçesindeki tedavi teminatı ile sorumlu olmak üzere) tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında 03.07.2023 tarihli dilekçesi ile dava değerini 2.849.550,06 TL olarak sigorta şirketinin poliçedeki tedavi teminatı ile sorumlu olmak üzere artırdıklarını belirtmiş, 14.11.2023 tarihli dilekçesi ile, davalı ... ile sulh olduklarını ve ibralaştıklarını, davacının kısıtlı olması nedeniyle, davadan feragat için protokol gereğince vesayet mahkemesinden izin aldıklarını, ancak davalı sigorta şirketi ile anlaşmadıklarını belirterek, davalı ... hakkındaki davadan feragat ettiklerini, davalı sigorta hakkındaki davaya devam ettiklerini belirtmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacının sürekli sakatlık tazminatı talebine ilişkin olarak Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yapılan 2021.E.61276 esas sayılı başvurunun halen derdest olup aleyhe teminat limiti olan 410.000 TL tazminat üzerinden hüküm kurulduğunu, bu kararın kesinleşmesi halinde teminat limiti tükeneceğinden bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının bakıcı giderine ilişkin talepleri tedavi gideri kapsamında olup tedavi gideri talepleri trafik sigortası yeni Genel Şartlar gereği teminat dışında olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, bakıcı gideri tedavi giderleri kapsamında olup; 6111 sayılı yasa uyarınca davalı şirketin tedavi giderleri nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafın tedavi gideri taleplerinin davalı şirket açısından reddi gerektiğini, dava konusu kazada davacı tam kusurlu olup, sigortalı araç sürücüsünün herhangi bir kusuru bulunmadığından söz konusu davanın bu nedenle de reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı hakkında düzenlenen kusur oranının gerçeği yansıtmadığını, yeniden rapor alınması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiş, 16.11.2023 tarihli beyan dilekçesinde, davalı ... ile davacılar arasında 13.10.2023 tarihinde ''Anlaşma Protokolü ve İbraname'' imzalanmış olup, ilgili protokol bağlamında davacılar yönünden vekalet ücreti ve masraf alacaklarına ilişkin herhangi bir talebi olmadığını beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan bakıcı giderinden oluşan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu; dava konusu olayda; ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla olay yerinde “U” dönüşü yapmak istediği sırada sürücü ...'in idaresindeki tescilsiz motosikletin bu araca çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğinin anlaşıldığı, kaza tespit tutanağında, kazanın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğu, davacının kusuru olmadığının tespit edildiği, Ankara Batı 11. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında alınan bilirkişi raporunda ve Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporlarında, davalı sürücü ...'ın tam kusurlu olduğu, davacı sürücünün ise kusurunun olmadığının rapor edildiği, makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda; davalı araç sürücüsü ...'ın dikkatsiz ve tedbirsizce davranmasından dolayı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasından oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücünün ise tamamen kusursuz olduğunun belirlendiği, mahkemece hüküm kurmaya ve denetime elverişli bu rapora itibar edildiği, A.Ü. Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 10.02.2023 tarihli raporda; davacının 02.03.2020 tarihli yaralanması neticesinde; Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin 12. maddesine göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olduğunun tespit edildiği, kazaya karışan araç davalı ... Sigorta AŞ nezdinde, zorunlu mali mesuliyet sigorta kapsamında sakatlık ve tedavi gideri olarak ayrı ayrı 410.000,00 TL teminat ile sigortalı olduğu, davacı tarafça davalı sigorta şirketi aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonunun 2021.E.61276 esasına kayden yapılan başvuru ile, davacının sürekli iş göremezlik zararının tazmini talep edilmiş olduğu ve 410.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatından davalının sorumluluğuna karar verildiği, kazaya karışan ... plaka sayılı araç ihbar olunan ... Sigorta AŞ nezdinde; 18.07.2019-18.07.2020 vadeli, 226335327 nolu Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olup, ihtiyari mali mesuliyet klozu kapsamında bedeni ve maddi ayrımı yapılmaksızın teminat limitinin 250.000,00 TL olduğu, davacı tarafça ihbar olunan sigorta şirketi aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonunun 2021.E.159096 esasına kayden yapılan başvuru ile, davacının sürekli bakıcı giderinden kaynaklanan maddi zararının tazmini talep edildiği, anılan ibranameye istinaden ihbar olunan sigorta şirketince davacı tarafa 10.12.2021 tarihinde 250.000,00 TL tazminat ödemesinde bulunulduğu, devamında, Sigorta Tahkim Komisyonunun K-███████████ sayılı kararı ile; başvurunun feragat nedeniyle reddine karar verildiği; huzurdaki dava ile de; davacının, 02.03.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu oluşan maluliyeti ve sürekli bakıma muhtaç durumda olması nedeniyle; ihbar olunan ... Sigorta AŞ tarafından bakıcı gideri zararına ilişkin olarak ödenen 250.000,00 TL'sinin tenzili ile bakiye bakıcı gideri zararının, davalı araç sürücüsünden ve davalı ... Sigorta AŞ nezdinde düzenlenen ZMMS poliçesinin tedavi teminatı kapsamında tazmini talep edildiği; yargılama devam ederken davacı vekili mahkemeye sunmuş olduğu dilekçede; davalı ... yönünden davadan feragat ettiklerini vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyan ettiği, davalı ... vekili de sunmuş olduğu dilekçede; vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyan ettiği, davacının feragat beyanı doğrultusunda davalı ... yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği, diğer davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun belirlenmesi yönünden; dosya kapsamında alınan kusur raporları, maluliyet raporları, iddia ve savunmalar birlikte değerlendirilerek, davaya dayanak trafik kazasında yaralandığı iddia olunan davacı ...'in maluliyet durumuna göre gerçekleşen zararının tespiti bakımında aktüerya bilirkişisinden rapor alındığı, denetime elverişli, gerekçeli ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; davalı ... Sigorta AŞ nezdinde düzenlenen ZMMS poliçesinin kaza tarihini kapsadığı ve tedavi giderleri açısından şahıs başına azami teminat limitinin 410.000,00 TL'si olduğu, İhbar olunan ... Sigorta AŞ nezdinde düzenlenen Kasko Sigorta Poliçesinin ihtiyari mali sorumluluk teminatı kapsamında, davacı tarafa, bakıcı gideri zararına ilişkin olarak 10.12.2021 tarihinde 250.000,00 TL tazminat ödemesinde bulunulduğu, davalı sigorta şirketinin 18.03.2021 tarihinde temerrüdünün oluştuğu, davacı ...'in, trafik kazası sonucu uğradığı bakıcı gideri zararı yönünden; ödeme tarihindeki verilere göre yapılan hesaplamada, davacının bakıcı gideri zararının ihbar olunan ... Sigorta AŞ tarafından yapılan ödeme ile karşılanmadığı, rapor tarihindeki verilere göre yapılan hesaplamada; bakıcı gideri nedeni ile oluşan bakiye maddi zararının; 2.849.550,06 TL olduğu, davacının yaralanması sonucunda davacının başka bir kişinin bakımına muhtaç olduğunun anlaşıldığı, bununla birlikte meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun olmadığı, hesaplanan tazminat miktarının oluşa uygun olduğu, günümüz ekonomik koşulları ve yaralananın yaşı değerlendirildiğinde tazminat miktarından indirim yapılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle; "Davalı ... yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, sigorta şirketi yönünden açılan davanın kabulü ile, 2.849.550,06 TL'nin sigorta şirketinden teminat miktarı ile sınırlı olmak üzere alınarak davacıya ödenmesine, yasal faizin başlangıç tarihinin 18.03.2021 olarak belirlenmesine," karar verilmiş hüküm davalı sigorta vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Bakıcı gideri zararının, sakatlık teminatı kapsamında olduğunu ve sürekli sakatlık kapsamında yapılan ödeme ile teminat limitinin sona erdiğini, davacı ile davalı arasında sulh anlaşması yapılmış olup, anlaşmanın mahkemeye bildirildiğini, buna rağmen diğer davalı tarafından yapılan ödemenin kararda nazara alınmadığını, son duruşma tutanağında, davacının, diğer davalıdan 2.100,000 TL aldığının anlaşıldığını, mahkemenin feragatin müteselsil borçlulara sirayetini değerlendirmediğini, hal böyle iken 2.849.550,00 TL üzerinden hüküm kurulmasının sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı gibi infazda tereddüte yol açacağını, bu durumun nazara alınması gerektiğini, ayrıca davalının limitini aşar şekilde hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu, fazlaya ilişkin istemin reddi, davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi ve davalının 410.000 TL ile sınırlı sorumluluğuna karar verilmesi gerektiğini, feragat edilen kısım yönünden vekalet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğu, sigortalı aracın satılması nedeniyle de, poliçenin geçersiz olduğunu, sigortalının ... olduğunu, araç malikinin ise ... olduğunu ve 02.03.2020 tarihli kaza tespit tutanağında da bu şekilde gösterildiğini, işletenin ... olmasına göre, davalının sorumluluğunun bulunmadığını, hesaplamanın da Genel Şartlara göre yapılması gerektiğini, davadan önce, davacının başvurusunun usulsüz olması nedeniyle dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini, davacının eksik evrak ile başvurduğunu, tazminat hesabı yapılırken, müterafik kusurun değerlendirilmesi gerektiğini, davacının kafatasında kırık oluşacak şekilde yaralanmasına göre kask takmadığının sabit olduğunu, bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle, bakıcı gideri istemidir. Davacı, araç sürücüsü ve işleteni olan (araç tescil kaydına göre, aracın 1/2'si ...'a, 1/2'si ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmakla ) aracın karıştığı kazada sürekli bakıma muhtaç kaldığından bahisle, uğradığı bakıcı giderini, ...'tan ve ZMMS kapsamında sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, mahkemece yargılama neticesinde, ... hakkındaki davanın sulhe dayalı feragat nedeniyle reddine, davalı sigorta hakkındaki davanın ise kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Öncelikle, davalı sigorta şireti vekili tarafından kaza tarihi itibariyle, kazaya karışan aracın, davalı ...'e satılmış olması, sigortalısının ise ... olması nedeniyle, davalı sigorta şirketine husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürmüş ise de; kaza yapan aracın, sigortalı gözüken ... ile ...'ın müştereken malik olması, kaza tarihi itibariyle işleten sıfatının değişmesinin ve sigortanın iptalinin söz konusu olmaması nedeniyle, davalının husumete yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek, sair istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir.
1-İlk derece mahkemesi tarafından verilen hükmün HMK'nın 294 ve 297. Maddesi çerçevesinde kapsam bakımından değerlendirilmesinde; Adil yargılanma hakkı Anayasa'mızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir.
6100 sayılı HMK 297/1-2. maddesinde; “(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar;…
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri…..
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi mevcuttur. Anayasa ve 6100 sayılı Yasa hükmü birlikte değerlendirildiğinde, mahkeme kararlarının içermesi gereken gerekçenin ilgili ve yeterli olması, çelişki, tereddüt ve şüphe içermemesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Karar gerekçesinin, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve denetim mahkemelerinin hukuka uygunluk incelemesi yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur
Somut olayda; davacı bakıcı giderinin davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının 2.849.550,00 TL bakıcı zararı olacağı hesaplanmasından sonra, dosya kapsamında yer almayan sulh protokolüne istinaden, davacının, davalı ... hakkındaki davasından feragat ettiği mahkemece kabul edilmesine rağmen, hüküm fıkrasında, davacının feragati de nazara alınmaksızın, davacının 2.849,550,00 TL zararı olduğundan bahisle, sigorta sigorta şirketinin bu miktardan (sorumlu olacağı miktar gösterilmeksizin) limitle sorumlu olduğuna karar verilmiştir.
Davacının talebi, sigorta şirketinden limit çerçevesinde tazminat talebi olup, davalı ... hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği ve davalı sigorta'nın sorumluğu olacağı varsayıldığı durumda, ancak sigortanın sorumlu olacağı miktar hüküm fıkrasında gösterilmesi gerekirken, davacının feragat ettiği kabul edilen miktarda dahil olarak müteselsil sorumlulukta borcun sona ermesine yönelik hükümlere de aykırı şekilde, bilirkişi tarafından hesaplanan toplam zarar üzerinden sorumluluğa karar verilmesi, ... hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği durumda, sulhun mahiyeti anlaşılmamakla birlikte bilirkişi tarafından hesaplanan tazminat çerçevesinde, gerekçede diğer davalı hakkındaki feragate rağmen, davalının sorumluluğunun sebep ve gerekçeleri açıklanmadan, ayrıca hüküm fıkrasında infazda tereddüt de oluşturacak şekilde davalının sorumluluğuna karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2-Esasa yönelik olarak; eldeki davada, sürücü/işleten ve sigorta şirketi olan davalılardan, aynı zarara ilişkin olarak ve aynı kusur çerçevesinde müteselsilen tazminat talep edilmiş olup, dava dilekçesinde, sigorta limiti içinde kalan zarardan sadece sigorta şirketinin sorumlu olacağına, diğer davalının ise sadece sigorta limiti aşan zarardan sorumlu olacağına yönelik talep bulunmamaktadır. Hal böyle iken, davacı vekili 29.11.2023 tarihli celse de, davacı vekili, davalı ... ile anlaştıklarını ve zarara karşılık ödeme aldıklarından bahisle, bu davalı yönünden davasından feragat ettiği anlaşılmaktadır.
Müteselsil borçlularda, "borcun sona ermesini" düzenleyen 166. Maddesinde " (1)Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. (2) Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. (3) Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır." denilmiş olup, Yasa'nın 168. Maddesinde de " (1)Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur. (2)Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır." düzenlemesine yer verilmiştir. Zarar gören, zarardan birden fazla kişinin, aynı sebeplerden yahut farklı sebeplerden birlikte sorumlu olması halinde, zarardan sorumlu olanalar hakkında birlikte dava açarak zararını her birinden talep edebileceği gibi, sadece bir kısmından talep edebilecek ise de ( TBK m. 163) her iki durumda da, borcun sona ermesine ilişkin hükümlerin ve halefiyeti düzenleyen (m.168) maddesinin, müteselsil borçlulara etkisinin değerlendirilmesi gerekir. Yine HMK'nın 307. maddesinde düzenlenen "feragat, davacının talep sonucundan kısmen ya da tamamen vazgeçmesi olup" , hukuki olarak hakkın özünden vazgeçilmesi sonucunu doğurmakla birlikte, davacı hakkın tamamına yönelik olarak vazgeçmek yerine, sulhe dayalı olarak da bir kısım ödeme çerçevesinde davasından feragat edebilemektedir. Bu durumun, davacının dava açmakta haksız olduğu sonucunu doğurmayacağı izahtan vareste olmakla birlikte, sulhe dayalı feragatın her durumda, diğer müteselsil borçlulara sirayetinin değerlendirilmesi gerekecektir.
Somut olayda, davacı vekili, davalı ... ile yaptıkları anlaşma çerçevesinde, davalı ... hakkındaki davasından feragat ettiğini belirttiğine göre, taraflar arasındaki anlaşma dosyaya kazandırılarak, aynı zarardan, aynı kusura dayalı olarak sorumluluğu çerçevesinde hakkında dava açılan davalı Sigorta Şirketine, ibraya yönelik anlaşmanın sirayeti değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacının, diğer davalıdan ödeme aldığına yönelik beyanları dahi nazara alınmaksızın ve limiti aşar şekilde bilirkişi tarafından hesaplanan miktar üzerinden davalının sorumluğuna karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
3-Hesaplanan tazminat miktarına yönelik olarak ise; davacı, davalılardan bakıcı giderine ilişkin zararlarını talep etmiş olup, davacı, dava dilekçesinde, ZMMS limitini aşan miktardan 250.000,00 TL'lik kısmın dava dışı ... Sigorta AŞ tarafından karşılandığını belirterek, zararının ZMMS limiti yanı sıra İMMS kapsamında yapılan ödemeyi de aşar miktarda olduğunu belirterek, davalılardan müteselsilen talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davalılar, davacının bakıcı giderinden kaynaklanan zararından, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından "Gerçek Zarar" hesabından benimsenen ilke ve yöntemler çerçevesinde sorumludur. Bu çerçevede, zarar hesaplanırken, daha önce yapılan bir ödeme var ise öncelikle ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yeterli olup olmadığı değerlendirilmeli, ödeme tarihi itibariyle de, TBK'nın 51 ve 52 maddeleri gereğince tazminattan indirimi gerektiren haller var ise, bu durumlarda nazara alınmalı, ödemenin yeterli olmadığının anlaşılması halinde, hesap tarihindeki veriler çerçevesinde yapılacak hesaplama sonrasında, öncelikle TBK'nın 51 ve 52 maddesi kapsamında, tazminattan indirim gereken haller değerlendirilmek suretiyle, tazminat miktarı belirlenmeli, sonrasında ise ifaya yönelik ödemeler de, (dava tarihinden önce yapılmış ise) güncelenerek tazminattan mahsup edilmeli, yine dava sırasında yapılan kısmi ödeme var ise bu miktar kadar davanın konusuz kalacağı gözetilerek, bu miktarda tazminattan mahsup edilerek, bakiye tazminat kalmış olması halinde, bu miktar açısından eda hükümü kurulmalıdır.
Somut olayda, kaza anında 268 promil alkollü olduğu anlaşılan davacı, sevk ve idaresindeki motosiklet ile kasksız seyri sırasında şeridine giren, davalıların sürücüsü ve sigortası olan araca yan kısmından çarpması neticesinde, başından aldığı darbe sonucunda yaralandığı anlaşılmaktadır. Kazanın meydana gelmesinde, davacının kusuru olmaması yanı sıra davacının sürücü olması nedeniyle, alkollü olması zararın artmasına etken bir durum değil ise de, davacının kafa bölgesinden yaralanması neticesinde ağır şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda kasksız araç kullanmasının, zararın meydana gelmesine yahut artmasına neden olup olmadığı hususu değerlendirilerek, müterafik kusurunun olduğunun kabulü halinde, dava dışı ... Sigorta AŞ tarafından ödeme yapıldığı tarihte, İMMS tanzim eden ... Sigortanın sorumluluğunu da aşan zarar (ZMMS+İMMS) olup olmadığı, müterafik kusurda değerlendirmek suretiyle tespit edilerek, ... Sigortanın sorumluluğunu aşan zarar olduğunun tespiti halinde, davacı hesap tarihindeki veriler çerçevesinde hesaplanan bakiye zararı talep edebileceğinden (aksi durumda ise sadece ZMMS limiti kadar zararını talep edebileceğinden) rapor tarihine göre davacının bakıcı giderine yönelik zararı hesaplanarak, bu zarardan müterafik kusur nedeniyle indirim yapıldıktan sonra, ödemelerin ifaya yönelik olması nedeniyle, davalı ... Sigorta AŞ tarafından yapılan ödeme güncellenerek bu miktardan mahsup edilerek, (ifaya dayalı olusun ya da olmasın davalı ... ile tanzim edilen sözleşmenin borcun tamamı açısından sirayet için yeterli olmadığının kabulü durumda) davalı ... tarafından bakıcı gideri kapsamında davacı tarafından yapılan ödeme de mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacının, davalı hakkındaki feragatinin, işletenin sorumlu olduğu zarardan sorumlu olan davalı sigortaya sirayet edip etmeyeceği, etmesi halinde ne oranda edeceği hususu değerlendirilmeden eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmiş olması doğru görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle, kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeninden görülerek, öncelikle davacı ile davalı ... arasında tanzim edilen anlaşma dosyaya kazandırılarak, davacının, bu davalı hakkındaki feragatinin açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilerek, ayrıca açıklanan sebepler dahilinde yeniden hesaplama yapılmasının gerekmesi durumunda, kararın davalı tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle, kaldırılan hükme esas alınan rapor tarihindeki veriler çerçevesinde, açıklanan şekilde rapor alınarak sonucuna göre HMK'nın 297. maddesine uygun, gerekçeli ve denetime elverişli karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre, davalının sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
3-İstinaf eden davalı tarafından yatırlan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,
4-İİK'nın 36. maddesi gereğince, Ankara 10. İcra Hukuk Mahkemesinin ███████ D.iş ███████ K. Sayılı icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 4. Genel İcra Dairesi'nin █████████ Esas sayılı dosyasına depo edilen 765.000,00 TL bedelli, teminat mektubunun yatıran iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 26.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!