Anahtar kelimeler: Hazırbeton Aşnce Prefabrik Sanayii Devralma Çimento Devralınması Kolunda Onüçüncü Ksayılı
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No
:█████████
Karar No
:█████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Kurumu
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: ... Çimento Sanayii A.Ş.'nin tek kontrolünün ... İnşaat Taahhüt ve Ticaret A.Ş.'nce devralınması işlemine izin verilmesine ilişkin... tarih ve ...-.../...-... sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K...sayılı kararda; davacının, dava konusu Kurul kararına konu devralma işlemine ilişkin şirketlerle aynı iş kolunda faaliyet gösteren ... Hazırbeton ve Prefabrik Yapı Elemanları Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin halka açık hisselerinin hissedarlarından biri olduğu, devralma işlemine ilişkin şirketlerle aynı iş kolunda faaliyet gösteren ... Hazırbeton ve Prefabrik Yapı Elemanları Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin dava konusu işlem ile menfaat ilişkisinin bulunduğu açık ise de, anılan şirketin halka açık hissesine sahip olmanın salt anılan şirketin menfaatini etkileyen işlem yönünden dava açma ehliyetini sağlamayacağı anlaşıldığından, davacı tarafından dava konusu Kurul kararını iptalinin istenilmesinde kişisel, güncel ve meşru bir menfaatin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1/b bendi uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu devralma işleminin hazır beton, agrega ve çimento sektörünü derinden etkileyecek nitelikte olduğu, hazır beton sektöründe faaliyet gösteren ve hissedarı olduğu şirketi etkileyen bir işleme karşı dava açma menfaatinin bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, davacının hissedarı olduğu şirket adına dava açma yetkisi bulunmadığı, dava konusu Kurul kararının iptalini istemede kişisel, güncel ve meşru bir menfaatinin bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, dava ehliyeti, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. İptal davaları ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak nitelendirilmiştir.
Aktarılan temel kurallara göre iptal davaları, fiil ehliyetine sahip her gerçek ve tüzel kişinin sahip olduğu dava açma ehliyetinin yanı sıra iptal davasının amacıyla ve idari yargının özelliğiyle belirlenmiş iptal davalarına özgü bir ehliyet gerektirmektedir.
2577 sayılı Kanun'da iptal davasının amacı yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden denetlenen hukuka aykırı idari işlemlerin idari yargı organları tarafından tesis edildikleri tarihten itibaren hükümsüz hale getirilmesi ve böylece bireysel ve sübjektif çıkarların ötesinde kamu yararının korunmasına yönelik olarak idarenin hukuka uygun hareket etmesinin sağlanması şeklinde belirlenmiştir. Kamu yararının korunması amacı menfaat ilgisiyle çerçevelenerek iptal davası, herkes tarafından açılabilen bir dava olan actio popularis türünde bir davadan daha dar ve fakat sadece hakkı ihlal edilenler tarafından açılabilen bir sübjektif davadan ise daha geniş bir objektif dava çerçevesine yerleştirilmiştir.
Yargı kararlarında "menfaat" kavramının davacı ile iptalini istediği idari işlem arasındaki bağı, ilgiyi ifade ettiği belirtilmekte ve idari işlem ile dava açan kişi arasında meşru, güncel ve ciddi bir alâka söz konusu ise, davada menfaat bağının bulunduğu kabul edilmekte, bunun dışında ayrıca subjektif bir hakkın ihlal edilmesi şartı aranmamaktadır.
Kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alâkasının varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi, makul, maddi ve manevi bir alâkasının bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır. Ayrıca, iptal davaları idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesine, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının ve sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine imkân sağladığından, bu davalarda menfaat alâkasının bu amaç doğrultusunda yorumlanması gerekmektedir.
Menfaat ilgisinin varlığına yönelik kısıtlayıcı bir yaklaşım, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin, "Herkes, davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." kuralı ile "Etkili başvuru hakkı" başlıklı 13. maddesinin, "Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir." kuralını ihlal edecek ve Anayasa'nın idari işlemlere karşı yargı yolunu açan 125. maddesi ile "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesine de aykırılık teşkil edecektir.
İdare Mahkemesince, devralma işlemine ilişkin şirketlerle aynı iş kolunda faaliyet gösteren ... Hazırbeton ve Prefabrik Yapı Elemanları Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin dava konusu işlem ile menfaat ilişkisinin bulunduğu ancak anılan şirketin halka açık hissesine sahip olmanın salt anlamda anılan şirketin menfaatini etkileyen işlem yönünden dava açma ehliyetini sağlamayacağı şeklindeki kategorik bir yaklaşımla davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmişse de, davacının dava konusu Kurul kararının konusu olan devralma işlemi karşısında öznel durumuna yönelik bir değerlendirme içermeyen bu yaklaşım, dava konusu Kurul kararının, hazır beton, agrega ve çimento sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin yanında, Kurul kararında coğrafi pazar olarak nitelendirilen bölgelerde ikamet eden davacı gibi bu ürünlere ve bu ürünlerle üretilen emtialara ihtiyaç duyan kişiler üzerinde de ciddi, makul, maddi ve manevi bir etki doğurma potansiyelinin değerlendirilmemesiyle davacının mahkemeye erişim hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahalede bulunulması sonucunu doğuracaktır.
Bu durumda, davacının dava konusu edilen işlemin iptal edilmesinde menfaati bulunup bulunmadığını değerlendirmesiyle ve buna dair usul kurallarının uygulanmasıyla ilgili kategorik ve şekilci yaklaşımın, davacının hukuksal durumunu etkileyen idari işlemden doğan uyuşmazlığı mahkeme önünde karara bağlanmasını engellediği ve davacının menfaat ilgisine yönelik kısıtlayıcı bir nitelikte olduğu anlaşıldığından, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!