Anahtar kelimeler: Manisa Pişmanlık Sıfatı Etkin Silahlı Edenin Görüşü Örgütüne Olma Terör

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Manisa 2. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM
: TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1, TCK'nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9-6 ve 63 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaBölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;Temyiz aşamasında 07.11.2025 tarihinde gönderilen etkin pişmanlık dilekçesi nedeniyle, sanığın duruşmada hazır edilerek yeniden savunmasının alınmak suretiyle verdiği bilgilerin örgütte geçirdiği süre, konum ve faaliyetleri itibariyle yeterli olup olmadığı değerlendirilip, eldeki mevcut bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği de ilgili birimlerden sorularak sonucuna göre hakkında 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı sair hususlar incelenmeksizin hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.KARŞI OYSayın çoğunluğun “Temyiz aşamasında 07.11.2025 tarihinde gönderilen etkin pişmanlık dilekçesi nedeniyle, sanığın duruşmada hazır edilerek yeniden savunmasının alınmak suretiyle verdiği bilgilerin örgütte geçirdiği süre, konum ve faaliyetleri itibariyle yeterli olup olmadığı değerlendirilip, eldeki mevcut bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği de ilgili birimlerden sorularak sonucuna göre hakkında 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,” şeklindeki bozma gerekçesine tarafımdan iştirak edilmemiştir.İncelenen dosya kapsamından;Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2018 tarih ve █████████ esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.04.2019 tarih ve ████████ esas, ████████ karar sayılı ilamıyla sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bu karara karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 07.02.2020 tarih ve █████████ esas, ████████ sayılı kararıyla “istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine” dair karar verildiği, sanık müdafiinin yasal süresi içerisinde anılan kararı temyiz ettiği anlaşılmaktadır.Somut uyuşmazlığı oluşturan tartışmanın konusu; “sanık müdafinin temyiz aşamasında dosyaya sunduğu 07.11.2025 tarihli dilekçenin etkin pişmanlık hükümleri kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine" ilişkindir.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. 5237 sayılı Kanun'un 221. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, █████████ esas, █████████ karar, 26.10.2015 tarih, █████████-3464 karar).5237 sayılı Kanun'un 221. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, faydalılığı gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.Bu bilgiler ışığında; kanun koyucu tarafından şüpheliye veya sanığa, beyanlarına başvurulmadan önce etkin pişmanlık hükümlerinin hatırlatılması gerektiğine ilişkin bir yasal düzenlemeye yer verilmediği, ayrıca sanığın hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında etkin savunma yapabilmesi için müdafi imkanlarından yararlandırıldığı, müvekkiline hem isnat edilen suçlamalar hem de buna ilişkin yasal düzenlemeler ile ilgili hukuki yardımda bulunmasının sanık müdafinin asli görevi olduğu, bu bağlamda sanık müdafinin müvekkiline etkin pişmanlık hükümlerinin hukuki anlam ve sonuçlarını anlatmasında bir engel bulunmadığı, bunu yargı makamlarından beklemenin hukuki bir zemine oturtulamayacağı, kaldı ki dosya kapsamında bulunan sanığın soruşturma aşamasında şüpheli sıfatıyla müdafi eşliğinde alınan 09.01.2017 tarihli kolluk, 10.01.2017 tarihli savcılık ifadesinde etkin pişmanlık hükümlerinin açıkça hatırlatıldığı, sanığın her iki beyanında da etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemediğini dile getirdiği anlaşılmakla, sanık müdafinin 07.11.2025 tarihli "müvekkile samimi beyan anlamında talebinin olup olmadığı sorulmamıştır. sorulmuş olsa buna dair samimi ve farklı anlatımlarda bulunacağı açıktır." ibarelerini içeren dilekçesinin etkin pişmanlık hükümleri kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatiyle sayın çoğunluğun bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.