Anahtar kelimeler: Mecburen Bayındır Satımdan Güçlüğü Netice Çektiği Cari Likit Başlatttığını Kabulüyle

T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; davalı şirket müvekkilinden cari hesaba ve faturalara konu mal ve hizmetleri satın aldığını, mal ve hizmetler teslim edildiği halde cari hesap ve fatura alacakları tüm taleplere rağmen müvekkiline ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilinin mecburen icra takibi başlatttığını, ancak ödeme güçlüğü çektiği anlaşılan davalı borçlu şirket, zaman kazanmak adına takibe haksız şekilde itiraz ettiğini, arabuluculuk görüşmesinden de bir netice alınamadığını, davanın kabulüyle, davalının Bayındır İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, itiraz haksız ve alacak da likit olmakla % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleriyle avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının gerçek dışı olup davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava yetkisiz mahkemede açılmış olup öncelikle yetki itirazında bulunduğunu, yetkili mahkeme HMK.m.6 uyarınca müvekkili şirketin mersis adresinin bulunduğu yer mahkemesi olan Bayındır Mahkemeleri olduğunu, yetkisiz mahkemede açılan iş bu davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğini, TTK. MADDE 89 ‘‘(1) İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir. ",(2) Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz.’’ olduğunu, müvekkili şirket ile davacı taraf arasında herhangi bir cari hesap ilişkisi bulunmamakta olup, davacı tarafça, taraflar arasında cari hesap olduğu iddiası gerçek dışı olduğunu, davacı taraf söz konusu cari hesap olduğu iddiasını yazılı sözleşme ile ispat etmesi gerektiğini, faturaya dayalı takibe itirazın iptali ya da faturaya dayalı alacak davalarında davalı, akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düştüğünü, alacaklı düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerektiğini, fatura tek başına taraflar arasında ki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağını, fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, müvekkili şirkete takipten önce gönderilen bir fatura mevcut olmadığından ve müvekkile itiraz hakkı tanınmadığından söz konusu faturalara dayanılarak müvekkili aleyhine icra takibi yapılması haksız ve kötü niyetli olduğunu, davaya konu alacağı kabul etmemekle birlikte davacı tarafından dava dilekçesine ekli olarak alacağa ilişkin yazılı bir sözleşme sunulmadığını, bu durumda; davaya konu alacağın belli bir vadede ödenip ödenmeyeceği konusunda bir anlaşma olup olmadığı belirli olmadığı gibi icra takibinden ve davadan önce müvekkili şirket, ihtarname veya yazılı bir belge ile temerrüte de düşürülmediğini, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte,her ne kadar davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde ticari defterlere dayanılmış ise de huzurdaki dava itirazın iptali davası olduğunu, davacı, itirazın iptali davasında icra dosyasında var olan belgeler dışında başka belgelere dayanamayacağını, davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine başlatılan davaya konu icra takibinde, takibe dayanak olarak yalnızca takibe konu faturalar gösterilmiş olup davacının işbu belgeler dışında bir delile dayanması mümkün olmadığını, davacı taraf iddia ettiği hususları ispat yükü altında olup, salt soyut ve gerçek dışı iddiaların reddi gerektiğini, yine borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket aleyhine açılmış davanın reddine,  müvekkili şirket aleyhine kötü niyetli hareket ederek icra takibi başlatan takip alacaklısı davacı aleyhine takibe konu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, davanın yetkisiz mahkemede açılmış olması sebebiyle yetkisizlik kararı verilmesine, mahkemeniz aksi kanaatte ise davanın reddi ile kötü niyetli olduğu açıkça görülen davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve karşı taraf vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:
Davacı vekilinin █████/2025 tarihli dilekçesinde özetle; Dava konusu icra borcunun, dava nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin ve maktu avukatlık ücretinin taksitle ödenmesi konusunda borçlu şirketle müvekkili şirket arasında daha evvel anlaşma sağlandığını, anlaşma gereğince dava konusu borç icra dosyasına sulhen ödenmiş olduğundan, davanın konusuz kalması nedeniyle dosyanın kapatılmasını, anlaşma gereğince 30.000 TL avukat ücretinin ve yargılama giderlerinin hükme bağlanmasını, davanın bu şekilde sonlandırılmasını talep etmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama tüm dosya kapsamına göre; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dosya kapsamı ve davacı vekilince sunulan █████/2025 tarihli beyan dilekçesi göz önüne alındığında, Bayındır İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyası incelendiğinde ve dava konusu borç ile ilgili olarak anlaşma sağladıkları anlaşılmakla davanın konusuz kaldığında bir tereddüt bulunmamaktadır.
Bilindiği gibi davanın konusuz kalması durumunda verilecek karar "karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde kurulmaktadır.
Görülmekte olan bir davada, davanın konusuz kalması iki şekilde kendini gösterir. Davanın konusuz kalması, davanın görülmesi esnasında “O davaya uygulanan mevzuat hükümlerinin değişmesi” halinde veya “Dava konusunun ortadan kalkması” durumunda dava konusuz kalmaktadır.
Bu durumlardan biri meydana geldiğinde ortada bir uyuşmazlığın kalmaması sebebiyle davanın konusuz kalması söz konusu olmakta, esas hakkında karar verilmesine gerek kalmamakta ve dava sona ermiş olmaktadır.
Davanın konusuz kalması, Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 331. maddesinde belirtilmiştir.
HMK md. 331/1
: "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder."
HMK md. 331/2
: "Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir."
Davanın konusuz kalması halinde, davalı ve davacı arasında uyuşmazlık konusu kalmamakta olup mahkemece “Karar Verilmesine Yer Olmadığına” dair karar verilmesi gerekmektedir. Bu durumda artık o konu hakkında yargılama yapılmasına ve o yargılama sonucunda bir hüküm kurulmasında tarafların herhangi bir “hukuki yararı” kalmamaktadır.
Eldeki davada; davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2025 tarihli dilekçesiyle talep konusu alacağın haricen ödenmiş olduğu bu nedenle talepleri hakkında karar verilmesine gerek kalmadığını beyan ettiği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı ve talep eden vekilinin beyanı dikkate alınarak dava konusuz kalmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş,
Yine HMK'nın 331. maddesinde esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri başlığı ile ilk fıkrada, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakimin davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği belirtilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesindeki, “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur.”şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu düzenlemeye göre, ön inceleme tutanağının █████/2025 tarihinde düzenlendiği, bu tarihten sonra █████/2025 tarihli "Borç İlişkisinden Doğan Ödeme Protokolü"nün taraf vekillerinin icra müdürlüğüne sunduğu protokol ile itirazdan vazgeçerek borcu kabul ettiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, Tarife'nin 6. maddesine göre, dava değerinin tamamı üzerinden hesaplanan 144.496,50 TL nispi vekalet ücreti takdiri ile davalıdan tahsili gerekirken, mahkememizce davacı vekilinin talebine ve taraflar arasında imzalanan "Borç İlişkisinden Doğan Ödeme Protokolü"ne bağlı kalınarak 30.000,00 TL vekalet ücreti hükmedilmesi doğru olmamıştır.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenerle;
1-Davanın konusuz kalması ciheti ile esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 11.175,44 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 10.560,04 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı lehine talep mucibince davacı kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre davacı vekilinin talebine bağlı kalınarak 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 125,00 TL e-tebligat gideri, 240,00 TL talimat gideri, 8.000,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 8.365,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davacı tarafından peşin yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 11.175,44 peşin harç toplamı 11.790,84 TL davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Bakiye avans hakkında HMK'nın 333. maddesine göre işlem yapılmasına,
8-3.800,00 TL arabulucuk ücretinin davalıdan 6183 sayılı kanun hükümleri kapsamında tahsiline,
Dair; davacı vekilinin yokluğunda, davalı vekilinin yokluğunda,
Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek; Açıkça okunup usulden anlatıldı. █████/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!