Anahtar kelimeler: Kain İhr İth Paz Turizm İhtilaf İli İlçesi Antalya Mahallesi
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA ve BİRLEŞTİRİLEN DAVA
:
1. Davacı - birleştirilen davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; Antalya ili, .... ilçesi, .... Mahallesi, 8 29... parsel sayılı taşınmazda kain 30 numaralı bağımsız bölümün gerçek sahibinin davacı Şirket olmasına rağmen dava dışı ... İnşaat Turizm Tic. İth. İhr. Paz. Ltd. Şti. adına kayıtlı olduğunu, bu konuda dava dışı Şirket ile aralarında ihtilaf bulunmadığını, müvekkili ile davalı ... arasında düzenlenen 01.08.2016 tarihli sözleşmede, davalı ...'ın müvekkiline göndereceği un karşılığında dava konusu taşınmazı davalıya devrinin, davalının bu taşınmaz üzerinden kredi çekmesinin ve kredi borcunun müvekkili tarafından ödenmesinin ardından taşınmazın müvekkiline devredileceğinin kararlaştırıldığını, taşınmazın anılan sözleşme uyarınca davalıya devredildiğini ancak davalının edimini yerine getirmediğini ve taşınmazı muvazaalı olarak diğer davalı ...'e devrettiğini, davalı ...'in yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunu iddia ederek; dava konusu taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı - birleştirilen davacı vekili birleştirilen dava dilekçesinde özetle; asıl davanın da konusu olan 30 numaralı bağımsız bölümün gerçek malikinin müvekkili olduğunu iddia ederek dava konusu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 06.02.2024 tarihli karar ile işbu davanın asıl dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
II.ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVAYA CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, davacının hiçbir zaman dava konusu taşınmazda kayıt maliki olmadığını, davacı ile diğer davalının müvekkiline karşı birlikte hareket ettiklerini, müvekkilinin iyiniyetli olarak taşınmazı edindiğini, tapuya itimat ederek hareket ettiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı dava dışı...'in borcundan düşülmesi için davalı ...'e devrettiğini, davalı ...'in taşınmazı nasıl aldığı konusunda bilgi sahibi olmadığını, davacının ileri sürdüğü inanç sözleşmesi hakkında bilgi sahibi olmadığını, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
3. Birleştirilen davalı yetkilisi 12.06.2017 tarihli dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın gerçek malikinin davacı Şirket olduğunu, davacı ile davalı ... arasındaki 01.08.2016 tarihli sözleşmeden haberdar olduğunu, anılan sözleşme gereğince dava konusu taşınmazı davalı ...'ye bedelsiz olarak devrettiğini, davalı ...'ın 30 numaralı bağımsız bölümün davacıya devrini kabul ettiğini beyan etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.03.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı Kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin 15.03.2019 tarihli kararının davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli kararına karşı davalı ... vekili temyiz başvurusunda bulunması üzerine Dairemizin 21.12.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilâmıyla; "...dosyada bulunan "sözleşme" başlıklı 01.08.2016 tarihli inanç sözleşmesi, davacı ... Oto Tur. İnş. Emlak Tekstil ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı ...’a vekaleten dava dışı.... arasında imzalanmış ise de, o tarihte tapu kayıt malikinin inanç sözleşmesine taraf olmayan dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti'nin olduğu, inanç sözleşmesinin imzalandığı tarihte tapu kayıt maliki olan dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti. ile davacı ... Oto Tur. İnş. Emlak Tekstil ve Tic. Ltd. Şti. arasında geçerli bir inanç ilişkisi bulunmadığından Mahkemece, 01.08.2016 tarihli sözleşmeye dayalı olarak tapu iptali ve tescil hükmü kurulması doğru görülmediği" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesince 21.12.2021 tarihli bozma ilâmına uyularak davanın reddine dair verilen 16.11.2022 tarihli karara karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 24.10.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilâmıyla; "... Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyası ile davacı ... Ltd. Şti tarafından dava dışı ... Ltd. Şti. aleyhine inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasının açıldığı, eldeki davanın yargılaması sırasında iki davanın birleştirilmesinin talep edildiği ve anılan dava dosyasının eldeki davayla 21.03.2022 tarihinde birleştirildiği ancak 16.11.2022 tarihli celsede davalıların farklı olduğu gerekçesiyle davaların ayrılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166. maddesi gereğince, davalar arasında bağlantı bulunması durumunda, davaların birleştirilmesine karar verilebilir. Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması, ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantı var sayılır.
Anılan yasal düzenleme göz önüne alındığında; eldeki dava ile tefirik edilen davada verilecek kararın birbirini etkileyeceği, sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için hem eldeki hem de tefirik edilen dosyadaki iddia ve savunmalar ile toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca; öncelikle tefrik edilerek mahkemenin ayrı bir esasına kaydedilen ve davacı tarafından dava dışı ... Ltd. Şti. aleyhine açılan inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istekli dava ile eldeki davanın 6100 sayılı Kanun'un 166. maddesi gereğince birleştirilmesi, davalı ... tarafından diğer davalı ...'e yapılan devrin muvazaalı olup olmadığının değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacı ile davalı ... arasında inanç sözleşmesinin bulunduğu, davalı ...'nin sözleşmeye aykırı olarak dava konusu bağımsız bölümü diğer davalıya devrettiği, devri gerçekleştiren birleştirilen davalı Şirketin yetkilisinin inanç sözleşmesini ve taşınmazın gerçek malikinin davacı olduğunu kabul ettiği, davalı ...'in vekilinin; "davalı ...'nin kardeşi dava dışı...'in, müvekkilinin ortağı olduğu ... Gıda San. A.Ş.'ye borcunun bulunduğunu, ...'in verdiği çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle aleyhine icra takibi başlattığını, ....'in teklifi üzerine dava konusu taşınmazın borca karşılık alındığını, ayrıca 75.000,00 TL'nin...'e verildiğini" beyan ettiği, davalı ... vekili tarafından dava konusu bağımsız bölümün borca mahsuben satın alındığı savunulmuş ise de icra takibinin 08.02.2017 tarihinde başlatıldığını, 30 numaralı bağımsız bölümün ise davalı ...'e 29.09.2016 tarihinde devredildiği, davalı ...'in devir sırasında Alanya'ya gelmediği, taşınmazı görmediği, bu şekilde taşınmaz alımı yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dolayısıyla bu savunmaya itibar edilemeyeceği, davalı ...'nin dava konusu taşınmazı devir aldıktan kısa bir süre sonra diğer davalı ...'e devrettiği, dava konusu taşınmazda davacı Şirketin temsilcisinin akrabasının zilyetliğinin devirden sonra da devam ettiği, İcra Ceza Mahkemesi dosyasında davalı ...'nin babası dava dışı ...'nin ve ....'un davalılar arasında ticari ilişki bulunduğu, ticari ilişkinin bir süre sonra yakın dostluğa döndüğü, dava konusu bağımsız bölümün borca mahsuben değil teminaten verildiği, bu anlamda davalılar arasındaki devrin gerçek satış olmadığı, davalı ...'in dava konusu taşınmazın gerçekte diğer davalı ...'ye ait olmadığını bilmesi gereken kişi olduğu, davalı ...'in iyiniyetli 3. kişi olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleştirilen davalı Şirketin dava konusu taşınmazın tapu kayıt maliki olmadığı gerekçesiyle birleştirilen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
A.Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Birleştirilen davalı ... İnşaat Turizm Tic. İth. İhr. Paz. Ltd. Şti.ini ibraz ettiği 06.04.2016 tarihli inanç sözleşmesini kabul etmediğini, davacı tarafça dosyaya yeni delil ikamesine muvafakat etmediğini, 06.04.2016 tarihinde davacı ile birleştirilen davalı arasında yazılı inanç sözleşmesi bulunmadığını,
2. Davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davacının hiçbir zaman tapu kayıt maliki olmadığını,
3. Müvekkili ile davacı arasında akdi ilişki bulunmadığını,
4. Müvekkilinin dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunu bilmesinin imkânsız olduğunu,
5. Müvekkilinin dava konusu taşınmazı tapu siciline güvenerek aldığını,
6. Dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından , diğer davalı ...'nin kardeşi dava dışı...'in müvekkilinin ortağı olduğu ... A.Ş.'ye olan borcuna mahsuben satın alındığını,
7. Davacı Şirket ortağının yakınının dava konusu taşınmazdan tahliyesi istemli ihtarnameye cevabında kiracı olduğunu beyan ettiğini,
8. Davacı ile diğer davalının dava konusu taşınmazı müvekkilinin elinden almak için ortak hareket ettiklerini,
9. Davalılar arasında muvazaanın ve müvekkilinin iyiniyetli olmadığının ispat edilemediğini,
10. Müvekkilinin birlikte hareket ettiği iddia edilen kişiler aleyhine icra takibi başlatılmış, karşılıksız çek keşide etmekten İcra Ceza Mahkemesinde dava açmış ve dolandırıcılıktan suç duyurusunda bulunmuş olmasına rağmen, hâlâ nasıl muvazaanın varlığından söz edilebileceğini,
11. Muvazaanın davacı ile diğer davalı arasında olduğunu, müvekkilinin oyuna getirildiğini,
12. Davacının, diğer davalıdan alacağı un için davalının bankadan kredi çekmesi için dava konusu taşınmazı devrettiğini iddia ettiğini, hangi basiretli tacirin malı almadan taşınmazı devredeceğini, sadece bu hususun bile aralarındaki muvazaayı gösterdiğini,
13. İnanç sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davalarında vekâlet ücretinin maktu hükmedilmesi gerektiğini,
14. Kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Asıl dava, inançlı işleme ve muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
3. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye, başka bir anlatımla inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
4. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek, karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun'un 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. Ancak yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun'un 188. maddesi) yemin (6100 sayılı Kanun'un m. 225 vd.) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
5. İnanılan tarafından taşınmazın üçüncü bir kişiye devredilmesi hâlinde inanan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 10 23... . maddelerine dayanarak tapu iptali ve tescil talebini ileri sürebileceği gibi inanılanın akdi sorumluluğu gereği tazminat isteminde de bulunabilir.
6. Bir sözleşmenin taraflarının, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, gerçek durumu gizleyerek, gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmalarına muvazaa; bu şekilde yapılan işlemlere de, muvazaalı işlemler adı verilir.
7. Muvazaada, daima görünüşte var olan, ancak taraflarca gerçekte asla istenmeyen, salt üçüncü kişilere yanlış kanaat verip onları aldatmak amacıyla yapılmış bir hukuki işlem ile, bu işlemin aralarında geçerli olmadığına ilişkin bir muvazaa anlaşması mevcuttur. Bazı durumlarda, bu ikisine ek olarak, tarafların gerçek iradelerine uygun olan (tarafların gerçekte istedikleri), ancak, çeşitli nedenlerle görünen işlemin arkasına sakladıkları bir gizli işlem daha bulunur. Taraflar arasında bir gizli işlemin bulunup bulunmadığına göre bakılarak, muvazaanın iki türünden söz edilir.
8. Tarafların, kendi aralarında geçerli herhangi bir hukuki işlem yapmak istemedikleri hâlde, salt üçüncü kişilere, aralarında bir hukuki işlem varmış gibi görünmek için işlem yapmaları hâlinde mutlak (basit) muvazaa söz konusu olur.
9. Buna karşılık; nispi (mevsuf) muvazaada, taraflar arasında gerçek iradelerine uygun bir hukuki işlem bulunmakla birlikte, bu işlem, kendi iradelerine uymayan, dışa karşı yapılmış bir başka hukuki işlemle gizlenir.
10. Bu muvazaa türü; bir sözleşmenin; niteliğinde, taraflarının şahsında, konusunda ve koşullarında söz konusu olabilir.
11. Bir sözleşmenin konusunda ve koşullarında muvazaa hâlinde, görünüşteki hukuki işlem tarafların gerçek iradelerine uygundur. Ancak, görünüşteki işlemin bazı şartları ve konusunun belli bir bölümü, aralarındaki gizli işlemden farklı düzenlenmiştir. Bu muvazaada taraflar, görünüşteki sözleşmenin bazı koşullarını değiştirirken, sözleşmenin tamamı, yani, niteliği değil, bazı koşulları gizli sözleşmeye uymaz. Örneğin daha az miktarda vergi ödemek için, taşınmazın tapudaki satış değerinin düşük gösterilmesi, şufa hakkının kullanılmasını önlemek kullandığı takdirde fazla kazanç elde etmek maksadıyla görünüşteki (resmî) sözleşmede satış bedelinin fazla gösterilmesinde bu tür bir muvazaa vardır.
12. Açıklandığı üzere taraflar görünüşteki sözleşmeyi yapmayı ciddi olarak istemekte ve niteliğinde (vasfında) da anlaşmaktadırlar. Ancak burada bedel, gerçek bedelden az veya fazla gösterilmektedir. Yani görünüşteki sözleşmenin sadece bedeli değiştirilmektedir. Muvazaa,sözleşmesinin tamamında değil bir bölümünde (bir unsurunda)dır(Özkaya E., İnançlı İşlem ve Muvazaa Davaları, Ankara, 2011, s.173 ).
13. Muvazaa sözleşmesinde şekil koşulu aranmaz. Yazılı veya sözlü yapılabilir. Görünüşteki sözleşme şekle bağlı olsa dahi muvazaa sözleşmesinin yazılı veya resmî şekilde yapılması gerekmez. Görünüşteki sözleşmenin şekle bağlı olması halinde muvazaanın yazılı delil ile ispat edilmesi kuralı muvazaa sözleşmesinin yazılı olmasının geçerliliği için değil ispat edilebilmesi için aranan bir kuraldır(YİBK 5.2.1947 gün, ███████ E.,1947/6 K.).
14. Görünüşteki yazılı bir sözleşmenin aksini iddia eden tarafın mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 2 89... sayılı Borçlar Kanunu'nun 13. maddeleri uyarınca iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi zorunludur. Muvazaa sözleşmesi görünüşteki sözleşmeyi değiştirdiğine veya hükümsüz kıldığına göre, ispat gücü kazanabilmesi için yazılı olması değinilen kanunların açık hükümleri gereğidir. Örneğin, tapulu taşınmazların devri şekle bağlıdır. Görünüşteki şekle bağlı devir sözleşmesi için düzenlenecek muvazaa sözleşmesinin geçerliliği şekle bağlı değilse de ispatı ancak yazılı delil ile mümkündür(YİBK 5.2.1947 gün, ███████ E.-1947/6 K.).
15. Somut uyuşmazlıkta; davacı ile davalı ...'nin vekili arasında düzenlenen 01.08.2016 tarihli ve davacı ile birleştirilen davalı arasında yapılan 06.04.2016 tarihli inanç sözleşmelerinin dosyaya ibraz edildiğini ve Mahkemece inanç ilişkilerinin varlığının kabul edilmesinden sonra, dava konusu bağımsız bölümün tapu kayıt maliki olan davalı ...'in de 4721 sayılı Kanun'un 1023. maddesinin korumasından yararlanamayacağı gerekçesi ile dava kabul edilmiş ise de; dosya kapsamından davalı ...'in ortağı olduğu ... A.Ş. ile diğer davalı ...'nin dava dışı kardeşi... arasında ticari ilişkinin bulunduğu, bu ticari ilişki nedeniyle 25.08.2016 - 30.08.2016 - 25.09.2016 keşide tarihli toplam 366.000,00 TL tutarlı 3 adet çekin... tarafından ... A.Ş'ye verildiği, dava konusu taşınmazın 06.04.2016 tarihinde dava dışı ..... tarafından birleştirilen davalı ... İnşaat Ltd. Şti'ye satış suretiyle devredildiği, adı geçen Şirketin 03.08.2016 tarihinde dava konusu bağımsız bölümü davalı ...'ye satış suretiyle temlik ettiği, davalı ... tarafından da 29.09.2016 tarihinde diğer davalı ...'e satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.
16. Davalı ... ve davalı ...'in dosyada yer alan savunma ve beyanlarında dava dışı... tarafından dava dışı ... A.Ş.'ye verilen çeklerin karşılıksız çıkması üzerine çekişme konusu taşınmazın bu borca karşılık ve üstüne de 75.000,00 TL alınarak devredildiği belirtilmiştir. Çekleri keşide eden dava dışı...'in şüpheli sıfatıyla karşılıksız çek keşide etme suçundan yargılandığı Kilis İcra Ceza Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasındaki beyanının da benzer yönde olduğu görülmüştür.
17. Öte yandan; dosya kapsamında dinlenen tanıkların beyanlarında davalı ...'in, davacı ile, birleştirilen davalı ... İnşaat Ltd. Şti arasındaki ve yine davacı ile davalı ... arasındaki inanç ilişkisini bildiği veya bilmesi gerektiği yönünde her hangi bir ifade bulunmamaktadır.
18. Hâl böyle olunca; Davalı ...'in dava konusu bağımsız bölümü alacağına mahsuben ve üzerine bedel ödemek suretiyle satın aldığı, adı geçen davalının davacı ile diğer davalı ... ve birleştirilen davalı ... İnşaat Ltd. Şti arasındaki inanç ilişkilerini bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda olmadığı, tapu kayıt maliki davalı ...'in kötüniyetinin ispat edilemediği, bu bağlamda 4721 sayılı Kanun'un 1023. maddesinin korumasından yararlanması gerektiği gözetilerek asıl davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!